29 Kasım 2010 Pazartesi

Istanbul'da Sonbahar

Bu haftasonu esimle birazcik Istanbul sokaklarini arsinladik.Simdi de biraz Teoman dinledim, o yuzden yazinin basligini Teoman'dan esinlendim ve `Istanbul'da Sonbahar' koydum.
Ilk rotamiz Eminonu idi, bizim icin klasik Eminonu otobus rotasini bir kenara biraktik, Unkapani'nda indik, muzikciler carsisinin orada. Basladik yurumeye, kaptirinca asagi dogru gitmeye, herhalde variriz dedik Eminonune:) Kafiyeli oldu cumlem:P
Yolda yasli bir teyze gorduk, neredeyse gorunmuyordu tasidigi yukten, uzuldum. Muhtemelen cok yasliydi, omzundaki yuk mu agirdi yoksa hayatindaki mi... Bilemedim...Yolda adim attikca savrulup gidecek hali vardi...Hayatin adaletsiz oldugunu dusunuyorum boyle durumlarda ve kendi halimize sukrediyorum.
Bu yazi karamsar bir yazi olsun istemiyorum. Cunku hava guzeldi, sevgilim(esim) yanimdaydi, Istanbul bizimdi...
En basta ara sokaklardan, eski evlerin arasindan Eminonu'ne vardik. Eminonu toptancilarinin arasina pek karismadik, esasinda ben cok severim, ama bu dukkanlara girince cikamam. Ayrica, cok guzel yilbasi susleri gelmis buradaki dukkanlara, rengarenk, isil isil. Ayni bir lunapark esintisi gibi.
Eminonu'nde Is Bankasi Muzesi'ni gezdik, vaktiniz varsa ve yolunuz duserse kesinlikle gidin derim. Is Bankasi'nin gecmisten gunumuze gelisi var. Ilk subelerin acilmasi icin toplatilan imzalardan, devletin tasarrufu tesvik etmesiyle birlikte dagitilan kumbaralara kadar, bir suru sey... Is Bankasi kumbarasina herhalde hepimiz kucukken sahip olmusuzdur. Muzenin cikisinda satiliyor mu diye sordum.
Malesef:( Simdi muhtemen gittigidiyordan alacagim.
Muzede benim ilgimi en cok ceken sey ise, kasa odasi idi. Hep filmlerde gorurdum, o kalin kasa kapisini, ne bileyim hirsizlar cevirdikce tikir tikir eder, kol doner ve kapi acilirdi. Muzede iste oyle karsimdaydi, daha sonra kisisel kasalari inceledik. 'Siz olsaydiniz kasaniza ne koyardiniz?' diye sormuslar ve benim en cok ilgimi cekenler: Seyahat, ilkokul defteri, tatli ve plaklar. Iste favorilerim...
Muzeden ciktik, Karakoy'e yuruduk. Daha sonra Taksim'e gittik. Bol bol fotograf cektik. Iste objektifimize takilanlar...

28 Kasım 2010 Pazar

Odum kopuyor


Gecen is arkadasimda bir ayakkabi gordum. Resmen taptim:) Cok guzeldi, fiyonklu, koca topuklu, cok guzel bir ayakkabi. Bu ne oldu simdi. Sifat tamlamasi mi:P
Zaten bir kac haftadir "Hic ayakkabim yok, hic ayakkabim yok" diye ortalarda dolaniyordum. Arkadasima da sordum nereden aldigini. Ingiltere'den almis bayram tatilinde. Ben de devir internet devri dedim, markasini sordum. Normalde internetten cok alisveris yapan biri olmama ragmen, fiyatlari gorunce o da olsun, bu da olsun,aaa bunu bu fiyata hayatta bulamam dedim ve sepeti doldurdum. En basta uye oldum sonra banka bilgilerimi girdim. O an sayfada bir sey oldu, sayfada goruntu gitti. Ben de tekrar siteye girdim, bir yandan da ayakkabilarima kavusmam icin ilk adimlarimi atmanin mutlulugunu yasiyorum. Neredeyse gunleri geri geri saymaya baslayacagim. Neyse efendim sayfaya girdim, bir baktim alisveris sepetim bos, siparis kismim bos. Sanki hic bir islem yapmamisim gibi. Bir de bankanin sitesinden hesabima girdim. Provizyondaki islemlerimde gozukuyor. Sanki param gitti gidecek gibi. Bankayi aradim. Alisveris yaptiginiz sirket ile gorusun dediler. Ben de internette ulasim bilgilerine ulasmaya calisiyorum. Bir baktim sitede mail adresi vs hicbirsey yok, sadece UK disindan olanlar icin bir telefon numarasi. 800lu bir numara. Ariyorum ariyorum telefon dusmuyor ya da ben ne oldugunu anlamiyorum. Sonucta baglanamiyorum. Bankada eger esleme olmazsa, para cekilmez dediler. Ben de her sabah bilgisayarimi acip param gitmis mi diye bakmaktan kendimi alamiyorum. Ve hala provizyonda gozukuyor. Offf offf internetten alisveris mi tovbe diye genelleme yaparim diye odum kopuyor.

Iste tapilasi ayakkabilarim-kavusamayacaklarim:(

Bir kac model daha sepetime eklemistim ama simdi o modelleri bulamadim. Model bakmak isterseniz, buraya tiklayin. Canta, ayakkabi, aksesuar, kiyafet ne ararsan var. Basima gelenlerden sonra, internet sitesinden almayin derim, Ingiltere'ye giderseniz veya giden var ise onlardan rica edin. Giden varsa bana da soyleyin:)

26 Kasım 2010 Cuma

Bangkok

Phuket Bangkok yolculugu ve ucak saatimizin gec olmasi vs gibi sebeplerle Bangkok'da gezmek icin cok az zamanimiz vardi. Once `Yatan Buda` tapinagini ziyaret ettik.Dev gibi bir sey. Tam tamina 46 metre.
Budizm'de kisilerin dogduklari gun ile karakterleri arasinda iliski olduguna inanirlarmis. Persembe gununde doganlar icin genellikle tembel olur, yatmayi sever derlermis. Yatan Buda da oyle Persembeci:)

Tapinaktan disari ciktiginizda da etrafta krallarin mezarlari var.

Tayland'da Budizm yaygin bir din. Budist olmayi secen kisi askerlik gibi yanlis hatirlamiyorsam en az 2 gun en fazla ise sinirsiz yani tamamen kisiye bagli olarak tapinaga kapanarak dinin gereklerini yapmak zorunda. Benim gordugum Budist rahiplerin kiyafetleri turuncu idi. Bu da rahiplerinin baslangiclarinda olduklarini gosteriyormus. Tabi bununla yasla falan alakasi yok. Kisi 70'inde de baslangicta olabiliyor.

Tapinak ziyaretinden sonra sirada kanal turu vardi ve biz de bir yandan acliktan oluyorduk. Tayland'da adim basi sokaklarda yemek satan kisiler var. Biz de bu firsati kacirmadik, tabi yine emniyeti elden birakmadan, midemizi de cok karistirmadan:) Cin boregi ve lokmamsi birseyler aldik.


Sokakta bir de dragon meyve suyu satiyorlardi, biz almadik ama sonradan ogrendik ki tadi cok guzelmis. Giderseniz siz deneyin.
Kanal turunda evlerin arasindan gectik. Cok ilginc bir yer Tayland. Luks bir villanin yaninda, bizim gecekondu yapilarimizdan cok daha kotu diye dusuneceginiz evler yan yana..Taylandlilar da kiskanma, hasetlik falan yokmus.


Benim icin mutlulugun resmi... Kanal turu yaparken balkonlarinda parti olan bir yer gorduk. Oyle mutlulardi ki, sanki hepsinin uzerinde bir tilsim vardi, mutluluga dair. Kisilerin yasadiklari evleri goruyorsun, kosullarini goruyorsun ister istemez aynayi kendine tutuyorsun. Koca koca evlerde, guvenlikli sitelerde vs oturuyoruz. Hep daha iyisini istiyoruz. Acaba biz onlar kadar mutlu muyuz?

Galiba cevabimi bildigim icin bir haftadir bu buhran hallerim....

Patong Geceleri

Patong bir nevi Phuket'in gobegi:) Yani sehir merkezi gibi bir sey. Adim basi turist, geceleri eglence vs. Buranin da en unlu caddesi Bangla Caddesi. Bir nevi arsiz sokak:P Aksam saat altidan sonra cadde trafige kapaniyor, sonra da neredeyse igne atsaniz yere dusmuyor.
Degisik bir eglence anlayisi, esasinda ben bakarken hic de eglenmedim, hatta uzuldum. Burasi seks turizminin tavan yaptigi yer. Her yer de kizlar, barda, sokakta her yerde. Yani kadinin seks kolesi olarak pazarlanmasi veya isinin bu olmasi beni uzuyor. Onlar icin bir sorun yok gibi esasinda. Cunku orada bu is gecim kaynagi olarak dusunuluyor. Kulturel bir sey de olabilir belki.Ne olursa olsun gordugum manzara beni uzuyor.
Bunlara takilmadigim zamanlarda ise Bangla Caddesi tamamen bir gozlem caddesi. Bir suru insan var, degisik ulkelerden. Barda kizlar var, yabanci erkeklerle oturmus, hafif cilve ile muhabbet ediyorlar. Yasi kucuk bir kizin yaninda yasli basli adamlar gorebiliyorsunuz. Biz Turk erkeklerini de fazlasiyla gorduk. Eee bayram tatili demisler, Tayland'a cikarma yapmislar.

Biz de oturduk sakin bir yere, soyle geleni geceni iyice gorebilecegimiz bir yere. Basladik izlemeye:)
Buraya dair baska bir sey daha, ilk defa dunyada kadin olarak rahat edecegimiz bir yer varmis dedim. Istediginiz kadar kisa giyinin, istediginiz kadar suslenin kimse gozlerini dikip size bakmiyor veya rahatsiz etmiyor. Burada erkek olmak zor is. Hele de tek basina bir erkekse:)
Esimle gezerken ara ara kadinlarin bana gicik oldugunu hissettigim anlar olmadi degil. Zaten gitmeden de baska sitelerde boyle yorumlar okumustum. Erkeklerin yanindaki kadinlara uyuz oluyorlar diye.Dogruymus oluyorlarmis:)

25 Kasım 2010 Perşembe

Phuket-4. Gun Devami

Butun gun sahilde yuzduk, keyif yaptik ama keyfi daha da surdurmek istedik. Aksam otelde yemegimizi yedik. Atladik tuk tuklara, dogru masaja. Bir gun onceden de aldik tuyolari. Bizimkiler bir masaj salonu kesfetmisler. Hem temiz hem masajlar super diye duyduk. `Real Massage` adresimiz.
En basta atmosferden bahsetmeliyim. Butun calisanlar siyah giyinmis, etraf sessiz, oyle yoga salonlarinda olan dinlendirici muzikler, ayak masaji icin neredeyse yatak olan koltuklar, duvarlar yerine perdeler vs. Klasik hasta sedyesine benzer yerler yerine yerlerde sungerden minderler var. Her sey en ince ayrintisina kadar dusunulmus. Allahtan hemen gitmisiz, ilerleyen saatlerde randevu bulmak neredeyse imkansizdi. Tabi bu masaj salonunu lutfen oradakilerle kiyaslayin. Turkiye'de yer alan luks masaj salonlari ile degil. Cunku burasi adiminizi atar atmaz siz ozelsiniz, bu masajdan sonra kesin rahatlayacaksiniz vs imaji veren bir yer degil. Tabi Turkiye'de Phuket'e gore bir cuval para dokuyorsunuz.Phuket'de ise neredeyse bedava.
Neyse gelelim masaja. En basta ayak masaji ile basladik. Tam tamina 1 saat, ayagimin her noktasina rahatlama geldi resmen. Koltuk da yatakvari bisi oldu. Daha guzeli var mi? Biz o bir saat icinde bir guzel uyumusuz. Sonra tai masajina sira geldi. O da bir saat. Tabi bu biraz daha baskili oldugu icin uyumak mumkun degil. Bize masaj yapan kadinlar da cok eglenceliydi. Hem gulduk, hem rahatladik. Ve bu 2 saat icin verdigimiz para icin daha da mutlu olduk. Soyle ki ayak masaji 250 baht yani 12.5 TL, tai masaji ise 200 baht yani 10 TL ve bahsis 100 baht yani 5 TL. 2 saatlik masaj icin 27.5 TL odemis olduk ve kendimizi biraz simartmis olduk. Gitmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Hem ucuz, hem kaliteli. Real Massage, gitmek isteyenlere Patong'da Savoy Restoran'a 200-300 metre uzaklikta.


Biz masaji yaptirmisiz, huzura ermenin nirvana noktasindayiz, tam masaj salonundan cikacagiz, esim orada motosikletle ilgili tisort giymis birini gordu.Hemen muhabbete basladik, sorular sorduk. Tayland'da motosiklet surmek nasil, nerelisin vs. Biz motosiklet sehirlerarasi yollarda surulmuyor diye duymustuk, bize de baya sacma gelmisti, tabi onu da sorduk. O da bir problem yok, sehirlerarasi yolda da kullanabiliyor dedi. Biz de ilk bilgiyi rehberimizden ogrenmistik. Ertesi gun ona soyledik. O da yasal olak yasak oldugunu soyledi. Sizin Tayland'da sehirlerarasi yolda kullanmaya niyetiniz var ise, kendiniz de bir arastirin derim. Neyse efendim, muhabbet muhabbeti acti. Konustugumuz kisinin esasinda masaj salonunun sahibi oldugun oğrendik. Adi Guy, Belçikalıymış. Bazen Singapur da bazen Phuket de yaşıyormuş. Burada Harley Davidson barı ve oteli oldugunu soyledi. En basta tarif etti gidelim diye, sonradan da ben sizi gotururum dedi. Baya bir yol yurduk. Hatta normalde girmeyecegimiz ara sokaklara girdik, ben bir noktada endiselenmeye basladim, bobrek falan verecegiz herhalde diye. Sonunda bara vardik. Bar muazzam. Her yerde motosiklet konseptli seyler var. Bardan arka tarafa gecince otele  geciyorsunuz. Odalarin onunde havuz var ve havuzun icinde bile motosiklerde olan alev motifleri var. Tamamen Harley Davidson konseptli bir otel.


Otelin adi Nicky's Handlebar. Guy bizi otelin sahibi ile tanistirdi, Nicky ile. Ayakustu biraz sohbet ettik, Guy, Nicky'ye koleksiyonunu gostermesini soyledi ve sonra kapilar acildi. Ta daaaaaaaaa!!! Inanamazsiniz, bir nevi agzim dustu, garajinda bir suru motosiklet var. Hepsi Harley Davidson, yani beni cildirtacak modellerden. Bizde de BMW 1200 GS var, esim Enduro seviyor, ben ise Harley:) Harley dendigi an da motosikleti sevmeye basliyorum cunku benim icin Harley karizma demek, ruh demek, yillanmislik demek. Tabi bu kadar motosikleti bir arada gorunce siz dusunun benim agzimin nasil dustugunu:) Bu motosikletlerin cogu Nicky'ye aitmis. Bir kismi ise tatile cikan kisilerin, kiralansin diye buraya birakiyorlarmis.

Motosikletlerin oldugu yerde cok guzel arabalar da vardi. Bir Ferrari, 1950 donemlerine ait bir Fiat, modelini hatirlayamadigim bir kac araba daha..


Tabi ne tarafa baksam, saskinligimi gizleyemiyorum bir yandan da sizlerle paylasabileyim diye fotograf cekiyorum. Araba bolumunden ciktik ve oteli gezmeye basladik.

Odalarin ici de en az disi kadar tasarim harikasi. Burada asagi yukari her yerde motosiklete ait bir parca bulmaniz mumkun. Benim en cok ilgimi ceken sezlongun yumusak minderini kaldirdiklari zaman gordugum manzaraydi. Birbirinin icine gecmis carklardan yapilmisti.


Buraya kadar gelmisken barda bir bira icmeden gitmek olmazdi. Saatin nasil gectigini anlamadan orada olmanin keyfini cikardik. Bunlar da bardan goruntuler...
Esasinda fazla yaziya gerek yok, fotograflar her seyi anlatiyor ve ben de sizi fotograflarla birakiyorum:)

Icimdeki Deli Nermin

Ferhunde Hanimlar diye bir dizi vardi. Izleyenler bilir.Orada da bir Deli Nermin karakteri.(Melek Baykal bu karakteri canlandiriyordu). Wala bazen icimde bir deli Nermin yasiyor diye dusunuyorum.
O kadar yoldan geldik insan bir jet lag olur, uykumda bir sikinti yok ama beyin hucrelerimde, ruhumda var. Insan tatilden gelince dinc olur, moral bulur, toparlanir. Yok bende kesin bisi var. Ne bileyim butun buhranlarimi kusandim, pacalarimdan bunalim akiyor. Evime kapanmak istiyorum bu karamsar havalar bitene kadar, battaniyemi uzerime cekip koltuga uzanmak ve hic kalkmamak.
Ne bileyim manik depresif mi oldum nedir? Bir yandan soyle dunyanin bir ucuna fakir ulkelere gidip oradaki insanlara gonullu yardim etmek isterken buluyorum kendimi, icimdeki supergirl tisortunu cikarip. Bir yandan da hic bisi yapmak istemiyorum.Akil hastanesine yatan Deli Nermin misali. Hastanedeyken kendini bir star zannediyordu. Emel Sayin im ben diyordu. Ziyarete gelenler ise onun hayranlari:)
Komik kadindi Nermin. Kocasi Kel Fehmi'yi hamsi gozlu kocacim diye severdi. Oyle neseli, bunalim deli deli halleri vardi. Nerden aklima geldi simdi aksam aksam. Merak ettim biraz internetten bakayim dedim. Youtube'a baktim dizinin eski bolumlerine. Kadini izledikce nesem biraz da olsa yerine geldi. Keske bu Deli Nermin bizim komsumuz olsaydi. Cat kapi gelseydi, iki cift muhabbet ederdik.

Phuket-4. gun

Tatil tam gaz devam ederken,biraz mola verelim dedik dorduncu gunumuzde.Tur programinda James Bond Adasi turu vardi, biz de gitmeden biraz arastirmistik, bloglara falan bakmistik. Genel olarak yorumlar pek de gitmeye degmez seklinde oldugu icin, biz de gitmeyelim dedik. Ama gidenler turdan cok memnun kalmis, cok guzel dediler.
Her gun yorucu bir gun oldugu icin, bu sabah biraz uyuyalim dedik. Sonra kalktik, keyifli bir sohbet esliginde kahvaltimizi yaptik. Tabi gunu de oldurmeyelim, keyfimize plajda devam edelim dedik. Tuktuklara atladik. 'Kata' plajina gittik. Burada deniz ve plaj cok daha guzel. Butun gun gunesin, denizin keyfini cikardik. Denizin sicakligi superdi sanki caydanlikta ilinmis su gibiydi.
Gun boyunca bir suru fotograf cektik. Hatta birazcik kendi capimizda sanatsal takildik :P