30 Ocak 2011 Pazar

J.Crew 2011

J.Crew 2011 Bahar katalogunu yayinlamis. Fotograflar birbirinden guzel.Kiyafetler sahane. Eski Hollywood esintisi. Sigara kesim pantalonlar, kedi gozlukler,hirkalar...Fiyatlari oldukca pahali. Olsun varsin, bakalim guzelleselim:) Katalog icin iki tik tik. fotokaynak









New Look'dan Alisveris Yapan Var mi?

Newlook 'un internet sitesinde cok guzel seyler begeniyorum. Ayakkabi, canta vs uygun fiyata seyler olabiliyor. Internet sitelerinde bir sorun cikarsa vs diye ulasabilecegimiz bir e-mail adresi olmadigi icin, hafif hafif tereddute duserek, doldurdugum sepeti her seferinde siliyorum. Bu sebeple sizlere sormak istedim. Newlook'tan alisveris yapaniniz var mi? Var ise, urunleriniz Turkiye'ye kac gunde geliyor? Newlooktan alisveris yapanlarin tecrubelerine ihtiyacim var, hadi pamuk parmaklar klavyeye:)
fotokaynak

29 Ocak 2011 Cumartesi

Hayat Icki ve Seksten Ibaret midir?

Sagolsun Bulent Arinc seneye damgasini vuracak bir aciklama yapti ve memleket meselelerimizde sanki konusulmasi ve cozulmesi gereken milyonlarca mevzu yokmus gibi bu konuyu gundeme tasidi. Tartismayi gazetede gorur gormez isigi yemis tavsana dondum, oylece kalakaldim. Insanin sorasi geliyor, sizler icin hayat neden ibaret diye. Kimse kusura bakmasin yazdiklarim, yazacaklarim ve dusunduklerim icin. Isteyen insan icer, isteyen insan sevisir.
Bulent Arinc demis ki "Hayat içkiden ibaret değil. Hayat seksten ibaret değil. Bir kısım çağdaş düşünceye sahip olduğunu söyleyenler sadece içki ve seksle olaylara bakıyorlar. Evet onlar da bir insan için çok büyük ihtiyaçlar. Onlara da ihtiyacımız var. Onlar da bir şekilde tatmin edilecek ama Türkiye bir hukuk devleti. Bu hukuk devleti içinde de her şeyin bir ölçüsünün olmaması, özgürlüklerin sınırsız olmadığı gibi çağdaşlığı içki kadehlerinde aramak ve orada bulmak isteyenlere ithaf olunur." Evet evet hukuk devleti...Yakinda yatak odamiza da girerler, sinirlari cizmek icin. Yani insani konusturuyorlar. Bu beyanatlardan once, sanki birileri cikti eylem yapti, butun hayatimiz seks ve ickiden ibarettir dedi. Ne diye boyle bir aciklama yapma geregi duyuyorlar anlamiyorum. Neyse gerilmeyelim, Omer Hayyam'dan bir dortlukle yaziyi bitirelim.

Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!
fotokaynak

28 Ocak 2011 Cuma

Ihtiyacim Olan Tam Olarak Buymus

Bu aksam Eyvah Eyvah adli filme gittik. Bugune kadar herhalde gittigim filmler arasinda en cok guldugum ve en cok da samimi buldugum nadir filmlerden bir tanesi. Birincisine acikcasi cok umutsuz gitmistim. Guzel diye duymustum ama beklentim de yoktu. Butun gun egitimdeydim, daha sonra kosturmaca gelinlik provasina gitmistim. Sonra da kosar adim Eyvah Eyvah da solugu almistim. O kosturmaca donemimde o kadar iyi gelmisti ki bu film. Oh be demistim, mutlu oldugumu hissetmistim. Ciktigimda gayet keyifliydim.Eyvah Eyvah'in ikincisi ciktigini duyunca cok sevindim. Bu aralar bunalimlardayim, icim sikildi. Ve bu film bana ilac gibi geldi. Cok ama cok guldum. Oyle rahat, akisina birakan, eglenceli ve sicak bir film. Herhalde ihtiyacim olan sey buymus. Senden oturu,benden oturu:)
fotokaynak

27 Ocak 2011 Perşembe

Kadinlarin Evreleri- Kaz,Naz, Kurnaz ve Enkaz

Belki bir sehir efsanesi belki de gercek...Neyse ne! Bence eglenceli:) Amerikali bir arastirmaci kadinlarin hayatini donemlere bolmus. Arastirmaya gore, 17-25 yas arasi kadinlar kaz evresinde. Yani adamla yolda yuruyorsun, yolda papatya goruyor, koparip sana veriyor, sen de agzin 5 metre papyon olmus saf saf siritirken, canim beni seviyor dedigin donem. Aradan biraz zaman geciyor, kadin 25-35 'e tekabul ediyor. Eh biraz giyinme olayini cozmus, birazcik cebi para gormus, makyaji da tutturmus, dunya hafiften kendi etrafinda donuyor saniyor, ideal erkegin listesini her gun bastan yaziyor, ve hayatindaki erkege de hafiften kapris yapmaya basliyor. Bu donem de Naz evresi oluyor.Artik kadin 35-45 arasinda bir yerlerde oldugu donemde, biraz gormus gecirmis oluyor, bir etrafina bakiyor, bir kendine bakiyor, bu alim bu bakim boyle gitmez diyor, kirisiklik kremlerinin dozunu arttirirken, bari elimdekinin kiymetini bileyim diyor ve bu donemde Kurnaz evresi oluyor. Yas 55'e geliyor, kadin bambaska bir doneme giriyor. Biraz acimasiz olsa da adamin deyisiyle bu donem de enkaz oluyor. Adam kadinin kadin olmasindan itibaren hayati biraz ozetlemis.Kaz, naz, kurnaz ve enkaz.Pek de yanilmis sayilmaz, yaniliyor muyum?
fotokaynak

Bugun Benim Dogum Gunum!

Bugun benim dogum gunum. Son iki senedir dogum gunumle ilgili hissiyatsiz bir haldeyim. Neden bilmiyorum. Onceden hediyeler, partiler gibi bir beklentim olmasa da, daha haftalar oncesinden dogum gunum geliyor diye icten ice heyecan duyardim. Esas gunde ise, icimde bir kipirti olurdu. Suan icime bakiyorum, hissettiklerime, tik yok bende, gayet siradan bir gun. Bu arada 28 oldum. Her yasimi severim ben. Hayata dair uzun planlarim yoktur, hic bir zaman olmadi da... Icinde bulundugum `an` i iyi yasamaya bakarim ki, ileride pismanliklarim olmasin. Hayat bir sekilde geciyor iste, her gun ayri bir hikaye...Ufff depresif miyim, neyim bilemedim?
fotokaynak

26 Ocak 2011 Çarşamba

Hudaverdi vardi bir zamanlar

Eskiden bir Hudaverdi vardi. Koca koca gozluklu bir cocuk. Bu sene ne olduysa oldu herkes bir Hudaverdi oldu basimiza. Benim hala gozum alismadi oyle koca koca gozluklere..Cami falan da yok bu gozluklerin, boyle deyince de kendimi babaanne gibi hissediyorum. Sanki herseyin bir kullanima hizmet etmesi gerekir...Kendi yorumuma kendim de sasiriyorum ama alisamadim ozetle bu. Neyse, ben haric galiba bu gozlukler cok sevildi. Yuzun yarisini kaplayan, kocaman, camsiz sadece cerceve olan bu gozluklerin amaci dikkat cekmek ise...Evet evet kesinlikle basarili. Yanimdan bu gozlugu takan biri gecince gozumu ister istemez karsimdakine dikiyorum ve bu gozlugu insan neden takar diye dusunuyorum. Amannn bir sure sonra, benim de gozum alisir, belki benim de bir tane Hudaverdi gozlugum olur. Buyuk konusmamak lazim. Neyse uzatmayalim ozetle herkes baksin dalgasina!

24 Ocak 2011 Pazartesi

Cicek Yapmak

Internette gezinirken bu cicekleri buldum. Yapilma surecini de cok guzel anlatmislar. Su aralar deli gibi bir seyler yapasim var, ama kendimi tutuyorum, sinava calisiyorum diye. Sinavi bir geceyim, carsi, pazar neresi olursa kendimi yollara vuracagim. Sonra da dizimi kirip evimde, bir seyler yapacagim. Tabi bir seyler ne olur bilemiyorum. Internette gezindikce insanin aklina turlu turlu fikirler geliyor, esinleniyor. Mesela, yandaki cicek. Cok basit, cok pozitif ve cok guzel. Tani insan hemen gaza geliyor ve ben de yapmak istiyorum diyor. Ben yapinca her asamasini burada tek tek anlatirim. Ama o kadar bekleyemem, ben kendim de yaparim derseniz, sitesinin kendisine sizi isinlarim. Isin isinnnnnn!
fotokaynak

23 Ocak 2011 Pazar

DIY Urunum

Dikise heveslenmemin tavan yaptigi bir donemde, bu donem gecen sene oluyor, solugu Eminonu'nde almistim. Tabi dikisle alakam, sadece heves duzeyinde, yani dikis bilgisi sifir, elimde makas dahil, hic bir malzemem yok, kumasim, igne, ipligim...Sifir duzeyindeyim.Eminonu'nde dikis nakislik dukkanlara girdim, adamlar da malzeme alacagim deyince, birsey biliyorum sandilar, igne diyorum, dikis makinesi ignesi veriyorlar, yok diyorum elimde dikecegim...Oyle vahim haller yani. Dukkanlardaki malzemeler de o kadar guzel ki, biraz sundan biraz bundan alayim diyorum ama bu malzemeler ile ne yapacagim bilmiyorum. Gezdim dolandim, biraz da kumas aldim. Bu bir sene icersinde kendi kendime etek dikme girisimlerinde bulundum. Tabi dikis nasil dikilir, patron nasil cikarilir bilmiyorum, sonuc, yarim kalan, hep yarim kalmaya mahkum bir dolu denemeler ve cop! Bu haftasonu da ders calistim. Pazar aksami da kendime mola verdim. Dizi izlerken, aklimda bir simsek cakti. Madem dikemiyorum,bari dikilmise bir sey yapayim dedim. Ve dolabimin arka koselerinden asagidaki tshirtu cikardim. Perde susu gibi duran susle suslemeye basladim. Tabi basladiktan sonra aklima geldi, fotograf cekmek. o yuzden bir parca dikilmis halde tshirtun ilk halini gorebilirsiniz. Hazir bir seyi, hazir baska bir seye dikmek, haliyle zor degildi. 15 dakikada bitti. Sonuc mu? Ben begendim. Bu sefer cope degil, direk ustume:)
Fotokaynak :Aimee Herring 

Sokak Modasi

Moda ve trend diye bir site var. Sokak modasi diye bolumlerini cok seviyorum. Asagida bu sitede yer alan bazi fotograflari paylasiyorum.
fotokaynak

21 Ocak 2011 Cuma

Her hali guzel her sozu seker...

Nereden aklima geldi bilmiyorum ama gece gece aklima Yonca Evcimik'in bu sarkisi takildi. Her hali guzel, her sozu seker, hem havali hos bir esmer...Bir donemler cok modaydi. Taksit taksit, abone, 8.15 vapuru...Sarkilarin bir de danslari vardi, o donemde bizim yaslarda olan bir cok cocuk sarkilari danslari ile birlikte bilirdi.
Kardesim tam bir aboneciydi. Hatta soyle ki, birgun, gizlice haplari alip, arkadasi ile kim daha hizli yutacak diye kendi aralarinda minik capli bir yarisma duzenliyorlar. Bizim ki hirs yapiyor, arkadasi tek tek yutarken, bizimki kaptiriyor, iki-uc hap birden yutuyor. Sonrasinda da annemlerin yanina gidip, biz bu haplari ictik diyorlar ve annemler solugu acilde aliyor. O donemde de abone o kadar moda ki, kardesim sarki soylemeyi seven bir cocuk olarak, gittigimiz her yerde bir yandan aboneyi soyluyor bir yandan da abone dansi yapiyor ve boylece abonenin butun kapilari actigi seklinde tumevarima variyor. Eee tabi alismis buna, acilde doktor geliyor, mideni yikayacagiz diyor, bizimkinin cevabi super, ben simdi size bir abone soylesem, siz de yikamasaniz diyor:) Olmuyor, olmuyor, abone butun kapilari acmiyor, bizimki yikiliyor...Ne bileyim nereden geldi aksam aksam taksit taksit, aboneyim abone...Bilemedim iste...
fotokaynak

Bu pastalar insani mutluluktan oldurur

Canim cok sikiliyor, cunku kalkip ders calismam lazim. Ben ise ders calismak disinda herseyi yapabilirim. Hele Cuma gunu ders calismak zorunda olmak benim canimi iyice sikiyor. Yapacak bir sey yok. Sinavima cok az gunum var. Offf depresyondayim, kazandibi, tost, nutella, jelibon, cips, kraker ne varsa onume ne gelirse yiyebilirim. Cok fena hallerdeyim. Durum boyle olunca beni mutlu edecek seyler olsun istiyorum etrafimda. Guzel bir muzik mesela, hos bir koku veya mutlu edecek bir goruntu. Su aralar yeni bir blog kesfettim, "Mutlu Dukkan". Bugune kadar neden kesfedememisim diyorum. Bu blogda yer alan her sey o kadar sempatik ki... Hepsi ozenle hazirlanilmis. Ben baktikca mutlu oluyorum, zaten onumde bu pastalar, kurabiyeler olsa, su depresif halimle bile kiyip yiyemem! O kadar guzel ki pastalari alip, vitrine koyasim var:)

fotokaynak


20 Ocak 2011 Perşembe

Evde fil beslemek istiyorum!!!

Bu fotograf bir cok acidan farkli duygular uyandiriyor bende, dusunceli, sevimli, huzunlu vs vs.
Fil cok sirin. Ben normalde hayvanlari cok sevebilen bir kisilik degilim. Yani hayvanlarin da bakima muhtac oldugunu bilirim, hayvan besleyen insanlara saygi duyarim, barinma evlerine gidenleri takdir ederim. Ama kendim birebir sevemem. Kedi, kopek, kus vs sevimli olabilir ama ben ne bileyim uzakta kalmayi tercih ediyorum galiba. Sonunda ben de kendi capimda cag atladim galiba. Phuket'den dondugumuzden beri evimde fil beslemek istiyorum. Oradayken en basta fillere dokunamadim bile, nasil korktum. Ama bir sure sonra filleri bir sevdim bir sevdim, kucuklerin resmen hortumlarina sarildim.Uzun lafin kisasi, imkansiz ama, evimde fil besleyesim var:)
fotokaynak

Gunlere Gore Psikoloji

Pazartesi gunleri yataga yapisasim gelir, kazisalar beni kalkamayacak halde olurum. Pazartesi sendromu da yalan degil, hatta Pazar aksamindan baslar. Butun haftasonu yeterince dinlenememis olmanin verdigi bezginlikle keske gunu bir gun geriye alsak derim. Galiba bir cok insan boyle... Pazartesi'den Cuma'yi iple cekerim. Esasinda hayat galiba buymus:) Yani Pazartesi'den Cuma'yi beklemek, ayin 1'inde bir sonraki ayin 1'ini beklemek...Istedigin kadar dolu gecir gunlerini, bir sure sonra, bir rutinin icinde buluyorsun kendini. Gunlerin sana hissettirdikleri de bu carkin bir parcasi. Carsamba ben bir canlanirim, haftayi da ortaladik psikolojisine girerim, Persembe nasil olsa yarin Cuma derim. Cuma gunu kafamda bin bir tilki dolasir, haftasonu sanki hic bitmeyecekmis gibi gelir, yuzume munzur bir gulumseme konar ve omur boyle gecer:)
Bu sabah bana bir mail geldi, gunlere gore bir kiz cocugunun ruh halleri...Bilmem size de tanidik geldi mi?

Not: Resimler gelen bir mailden alindigi icin, kaynak veremiyorum.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Rengarenk Sapkalar

Gecen aylarda Taksim'de sapka sergisine gitmistim. Esasinda ozellikle gitmedim, ama yoldan gecerken, o rengarenk goruntulerine kayitsiz kalamadim...

Serginin ozune donecek olursam, sergi  sapkalarla binanin gecmisi arasinda bir bag kuruyor. Soyle ki, sanat galerisinin oldugu binada onceden(1914-1920 li yillar) sapkaci dukkani varmis. Ayse Erkmen'da bunu ogrenir ogrenmez, anneannesinin sapkasini alip, sapka yapan bir sapkaciya goturmus ve bu sapkalardan onlarca sapka yaptirmis ve serginin acilis bolumune bir guzel yerlestirmis. Ve ortaya bu manzara cikmis...

Taksim de insan kalabaligi arasinda, dusuncelere bogulmus yururken, bu rengarenk mutluluk verici manzara beni cezbetmisti. Ben de sizlerle paylasmak istedim.

Sehirde Indirim Var!!!

Bir seyi ucuza alinca cok mutlu olanlardanim ben. Birisi aldigim bir seyi begenirse, hemen aaa onu suradan su kadara aldim diye pat diye soylerim. Hatta duydugum, gordugum firsat diye nitelendirebilecegim seyleri yakinlarimla paylasirim ki herkes faydalansin. Simdi de firsat, kampanya, ucuzluk derken son donemlerin yeni trendi, indirim siteleri...Markapon, Grupanya, Grupfoni, Firsat Kulubu ve daha niceleri. Her gun bir tane daha cikiyor ve bazen inanilmaz firsatlar olabiliyor. Uye oldugun sitelerden gunluk gelen mailleri de tek tek takip etmek benim baya bir zamanimi aliyor. Sagolsunlar buna da bir cozum bulmuslar. Sehir firsatlari diye bir site yaratmislar. Bu sayfa sayesinde gelen maillerinize tek tek bakmak yerine, sehrinizi secerek, bulundugunuz sehirde olan kampanyalarin hepsini gorebiliyorsunuz. Benim isimi kolaylastirmislar. Belki sizin de ilginizi ceker:) Evet evet super diyorsaniz, buradan buyrun.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Kibarlik Budalasi

Kac senedir Kibarlik Budalasi adli oyunu gormek istiyordum.Gecenlerde sehir firsatinda gorunce kacirmadim, biletleri hemen aldim:)Aralik ayindakine gitmeyi planliyordum ama biletlerin satilmaya baslandigi gun salon dolmus ve biz de bugune kaldik. Acikcasi Haldun Dormen'i sahnede izlemek istiyordum.
Oyun bilindigi uzere Moliere tarafindan yazilmis. 17. yuzyil Fransa'sini anlatiyor. O donemlerde yasayan siradan birinin -soylemekte yarar var saf ve zengin-asiller sinifina girebilmek icin yaptiklarini komedi seklinde anlatiyor.
Oyundan keyif aldim ama aldigim keyif tavan yapti diyemeyecegim. Burada oyunculuklarini elestirecek kadar tiyatro ve oyunculuk bilgim de yok. Sadece aldigim keyif acisindan degerlendirebilirim. Ben tiyatroya gittikce, cok kotu bir oyun olmadigi surece keyif alan birisiyim. Hele en son alkis aldiklari sahnede, icim urperir, bu benim hayatta gercekten imrendigim anlardan biridir. Su aralar bir de Nilgun Belgun ile Ali Poyrazoglu'nun Iyi Gunde Kotu Gunde adli oyununu merak ediyorum. Cok guzel diye duydum. Giden varsa yorumlari bekliyorum.

Bir Lezzet Soleni: Beyti

Bu haftasonu esimin ailesi geldi ve buyuk bir aile olduk. Benim de dogum gunum yaklastigi icin dogum gunumu kutlamak adina yemege ciktik. Uzun zamandir methini duydugum, gidenlerin anlata anlata bitiremedigi, devlet baskanlarinin, film yildizlarinin, hatta astronatlarin agirlandigi, diger bir deyisle Istanbul'a gelen muhimin muhimi insanlarin guzel yemek deyince hemen kapisinda soluk aldigi Beyti'ye sonunda ben de gidebildim. Gittim ve bittim. Zaten restoranin distan goruntusu bile o kadar hos ki... Ici de ayri guzel. Giristen itibaren sanki bir muzedeymissiniz hissi veriyor. Buraya gelen unlu, muhim insanlarin yazilari, onlara ait esyalar camdan vitrinlerde sergileniyor. Ben kendimi kaybediyordum bunlara bakacagim diye, esimin cikista bakarsin uyarilari ile masamiza oturduk. Zeytinyaglilar ve salatalarla doyma noktama yaklastim. Etler ise sahaneydi. Size soyle soyleyeyim, gecenlerde Vedat Milor de gitmis, normalde illa ki bir kac yorum yapar, demis ki ben konusmayayim, sadece yiyeyim:) Ben de yedim yedim koca bir fil oldum:)
Yemekler sahane, ama fiyatlari biraz pahali. Normalde nereye gidersem, fotograf cekmek icin izin istiyorum, burada biraz tuhaf kacar diye cekemedim. Yukaridaki fotografi Beyti'nin internet sitesinden aldim. Son olarak sunu soylemek lazim, olmeden once yapilacaklar listesi yapilir ya, elinize kagidi kalemi alin, Beyti de bir kere yemek yemegi yazin:)

Keyif Yapmak Isterseniz

Bu hafta sonu keyifli keyifli gezdik ve artik sicak bir seyler icelim dedigimizde biraz da tesadufi bir kesifle Hera Pansiyon'da solugu aldik. Iyi ki de yapmisiz. Sanki burasi Istanbul degildi. Kendi halinde, kesfedilmeyi bekler bir sekilde, ev konforunda sicacik bir yer. Istanbul'lu bir Rum aile isletiyor burasini. Ailenin kizi Polenezkoy'un yerlisi ile evlenince, aile de buraya yerlesiyor ve Hera doguyor. Hem restoran hem de pansiyon hizmeti veriyor. Kapidan girince iyi ki de buraya gelmisiz dedik, oyle guzel bir histi ki, bir yanda sicacik yanan bir somine, karsisinda pofidik koltuklar, diger tarafta masalar, bir yanda eski evlerde rastlayacaginiz bufeler. Diyorum ya ev konforunda...
 Biz de usumusuz, kis gunu evde olma hissiyle, sahlep siparisi verdim. Icim isindi. Servis baya hizli. Bir yandan bunlari yaziyorum ama bir yandan da oyle guzel, kesfedilmemis kalsin, burasi bozulmasin istiyorum. Bencillik yapmiyorum ve guzel seyler paylasilmali diyorum. Ve fotograflari sizinle paylasiyorum, belki siz de bir kacamak yapmak istersiniz.


14 Ocak 2011 Cuma

Gidenlerin Ardindan...

Dun bir yakinimi kaybettim. Biraz uzak biraz yakin akrabam, ama bu dunyada cok sevdigim insanlardan bir tanesi. Telefonda annem soyledi. O an tarifi olmayan pismanliklarin dibine vurdum, o an zamani geriye almak istedim ve sadece bir telefon edebilmek icin, sadece nasilsiniz diyebilmek icin...Simdi pismanligimi yasiyorum ve faydasi yok. Hayatin telasina o kadar kaptirmis gidiyoruz ki; kendi kendimize hep hakli gerekceler sunarak, hep `en yakin zamana` erteliyoruz. En azindan benim oyle oldu. Pervin Yengem, benim cocuklugumun simgelerinden biri, evinde kendimi prenses gibi hissedebildigim, kabul edilebilir boyutta simarabildigim, her zaman guler yuzle ve hasretle karsilandigim sicacik buyuk aile olmayi hissettigim yer. Iki katli ahsap evlerinin merdivenlerinnde bir asagi bir yukari diye kosa kosa inip cikarken nasil buyudugumu anlamadim. Bayramlarda ve firsat buldukca gittigimiz zamanlarda en sevdigimiz yemekler piserdi evinde, bize masallar anlatirdi. Babannemi cocuk yasta kaybettigim icin, bir nevi babaannem gibi severdim onu. Ama hic bir zaman bu sevgimi ifade edemedim. Belki de pismanligim bundan. O yasli haliyle, bu yaz, yorulurum demedi, o kadar yol geldi, sirf benim icin. Ben ise bir esegim. Hangi hayatin hangi telasini yasiyorsam, hangi safsatanin hengamesine kendimi kaptirdiysam, olmadi.Ilk bayramda, kendi ailemi ve esimin ailemi ziyaret ettik. Yani iki ailenin de farkli sehirlerde oturdugunu dusunursek bu sureyi onlara ayirmak mantikliydi. Bayramda gitmedigimiz icin pismanlik duydum ve aramadim, arayamadim, sanki yuzum yoktu... Ikinci bayram oldu, biz Phuket'e gittik. Zaten dunyanin bir ucundayiz, donunce ararim dedim. Donduk ve Pervin Yengem'in telefonu bende kayitli degil diye babamla her konustugumda isteyecegim dedim. Ve her seferinde yanimda kalem yok diye bir sonraki sefere dedim. Hayat  da bir sonraki sefer her zaman olmuyormus, is isten gectikten sonra anladim. Simdi gitmeseydim de en azindan bir telefon etseydim diyorum... Bu pismanligin tarifi yok. Hayatta sevdigin, olurse uzulurum diye dusundugun insanlara gerekli ozeni, o hayattayken verecekmissin, simdi anladim. Dusunuyorum `Simdi`, belki yarin ve bir sene daha.. Etkisi devam eder.. Onemli olan bu an`i unutmamak, bu pismanligi hatirlamak. Simdi gidenlerin ardindan benim payima dusen sadece pismanlik. Bir telefon etmek bu kadar zor muydu? Insan olmak, karsindakine deger vermek bu kadar mi zor? Galiba insanligimdan uzaklastim.

12 Ocak 2011 Çarşamba

Bekarliga Veda Diyorsan...

Benimle evlenir misin? Adam bu soruyu sorma asamasina gelmisse, zaten kadinin cevabi cogu zaman evettir. Tabi yoldan gecen biri size evlenme teklifi ediyorsa o ayri. Eee evet demekle is bitmez, binbir turlu seyi bir anda dusunebilme yetenegi olan kadin, bundan sonra ayrintilari dusunme yeteneginin karesini alarak yetenegine yetenek katar.
Bir kadin icin kina gecesi, bekarliga veda ve dugun ozeldir ve kadin bu gunlerde kendini adeta bir star gibi hissetmek ister. Bir gelin kina gecesinde, dugununde de eglenir ama bekarliga vedasinda eglencesini tavan yaptirir. Kina gecesi ve dugun birazcik aaa simdi sunu cagirdik, bunu cagirmazsak olmaz, sunu da cagiralim yoksa ayip olur diye biraz annelerin babalarin gonlunun edildigi zamanlardir. Ama bekarliga veda... Konu komsu, halalar, teyzeler vsler disarida birakilir, cember en eglenecegin, birazcik kuduracagin, azicik dagitacagin arkadaslarina iner. Simdi bekarliga vedaya gelenlerin yasi cogunlukla gelinin yasina yakin, kafa dengi, bekarliga veda yapiliyorsa, biraz da trendy tiplerdir:) Oyle degil mi? Kizlara duvaklar dagitilir, suslu puslu kaplarda dagitilan bilezikler takilir, Shakira zilleri takilip bir guzel oynanir. Simdi duvak var duvak var. Zil desen oyle Tarkan zilleri olmaz, yani ozel gun diyoruz, dikkat et, hafizalara kazinacaksin diyoruz:)
Konunun ozu su, bekarliga veda gibi cok ozel bir gun icin, duvagi nereden alsam, ziller nerede satiliyordur gibi sorulari bir kenara birakin, La Joie 'e bir goz atin. Birbirinden guzel duvaklar, ziller, bilezikler, kusaklar, hepsi burada. Fikir tamamen arkadasim Sevilay'a ait. Bir arkadasi icin hazirladigi bekarliga veda partisi, dillere destan olmus, bekarliga veda partileri icin talepler gelmeye baslamis ve o da  La Joie markasinin yaratilmasi icin fikir ortaya atmis ve ortaya birbirinden guzel urunler cikmis. Bekarliga veda diyorsan.... La Joie 'e bakmadan deme!

11 Ocak 2011 Salı

Ne Oldu Kaniniza mi Dokundu?

Diziyi izlemedim. Gazetelerde bu dizi ile ilgili haberleri okudum. Bu dizi neymis! dedim. Butun herkes bu diziyi konusuyor. Yine Fransiz kaldim olan bitene. Aynisi Sehrazat doneminde olmustu, televizyon izlemedigim bir donemde, herkes Sehrazat'a teklif edilen parayi konusuyordu, bin bir turlu espri havalarda donuyordu. Arkadaslar diziyi ozet gecmisti de haberdar olmustum. Ama durum simdi cok farkli, simdi millet konusmakla kalmiyor, sikayet ustune sikayet ediyor. Sikayetler dizi daha yayina girmeden baslamis. Diziye gelen sikayet sayisi oyle boyle degil. Hurriyet'de okudugum kadariyla gecen yil 9 ayda toplam 64 bin bildirim yapilirken, bu sene Muhtesem Yuzyil icin 25 gunde 75 bin sikayet gelmis. Simdi bu nedir demek istiyorum. Tarih yanlis anlatiliyor diye sikayet edenlerin kaci bir tarih kitabi alip eline okumustur merak ediyorum. Diziyi elestirenler Kanuni donemi sadece haremden ibaret gibi anlatilmis demis. Yani ilk bolumunde bu yorumu niye yaparsin, tarih bu, insan bu...Kadin da olabilir, savas da olabilir, zafer de...Daha ilk bolumunden bu pesin hukum niye? Yani diziyi izlemedim, sonucta dizi oyledir, boyledir diyemem. Ama anlayamadigim insanlarin tepkisi. Sonucta adamlar belgesel cekmemis, oyle bir iddaalari da yok.Olay sadece bir kurgu. Normalde herseye tepkisiz bir milletken, sormak istiyorum ne oldu kaniniza mi dokundu?
Fotokaynak

8 Ocak 2011 Cumartesi

Kendi Kolunu Kor Cakiyla Kesebilir misin?

Sorumun cevabi ilk bakista net `Ben kesemem`. Ama sartlar degisince, hayatta kalmak soz konusu olunca, insan denilen mahlukat herseyi yapabilir. -ki yapmis da... ABD'li dagci Aron Ralston 1 Mayis 2003'de kimseye haber vermeden gittigi kanyon tirmanisinda dengesini kaybeder ve duser ve sag kolu buyuk bir kayanin altinda kalacak sekilde sikisir. Bir sure yanindaki suyu idareli bir sekilde icerek hayatta kalmaya calisir ve bir sure sonra oradan kurtulmanin tek yolunun kolunu kesmekten gectigini anlar. Iki gun bekler ve sonra kor bir cakiyla her an acinin dibine vurarak yavas yavas kolunu kesmeye baslar. Sira kemikleri kesmeye gelince, elindeki kor caki vazifesini yapamaz ve artik olumu beklemeye baslar. Yanindaki kayaya da adini, soyadini, dogum tarihini ve tahmini olum tarihini yazar. Bir sure sonra vucudunu farkli yonlere ittirmeyi denediginde kolunu kirabilecegini fark eder ve bir bucuk saatlik ugrasin sonunda kolunu kirmayi basarir ve tendon ve sinirlerini keser, kolunu dirseginden ayirdiktan sonra, o halde metrelerce yukseklige tirmanir ve sans eseri baska dagcilarla karsilasir...
Yazarken bile icim urperdi.Adam simdi cesaret uzerine konferanslar veriyormus. Vermez mi diyesim var? Filmi cekilmis(127 saat), 28 Ocak'ta gosterime girecekmis. Yonetmenligini de Danny Boyle ustlenmis. Hani 'Slumdog Millionaire filmiyle tanidigimiz yonetmen. Bence konu cok ilginc, yasanmis olmasi ise insanin dusunurken bile sinirlarini zorluyor. Oyle degil mi? Yani sen olsan, kendi kolunu kor cakiyla kesebilir misin? Hayir mi? Bir daha dusun!

Kadinlarin Cigligi

"Türkiye’de her gün bir erkeğin şiddetine maruz kalan 3 kadın hayatını kaybediyor!" sozunu duyar duymaz Umit Karalar projeye karar vermis. Makyoz Meryem Yilmaz da projede yer alan kisilere plastik makyajla sigara izi, morluk ve yara izi yapmis. Projeye 50 ye yakin unlu Umit Karalar'in objektifine bakarak siddete hayir demis. Bu fotograflar Nisantasi Toprak Sanat Galerisi'nde 23 Ocak'a kadar sergilenecek ve elde edilen gelir kadin dernek ve kuruluslarina bagislanacakmis.
Bazen bir fanusta yasadigimizi dusunuyorum, bizim etrafimizda boyle seyler olmadigi icin, gunluk hayatta sanki boyle seyler olmuyor-mus- gibi yasiyoruz. Boyle fotograflari gordukce tokat gibi carpiyor, farkinda olmadigimiz gercekler. Hayatimdaki en onemli kadinlari dusunuyorum, en yakinlarimi...Annemi, kardesimi, arkadaslarimi...Onlari bu halde gormek! Insan fotograftakilerin yuzlerini kendi deger verdigi insanlarin yuzleri ile eslestirince daha da sarsici oluyor. Mideme yumru gibi oturuyor. Umarim bu sergiden iyi bir gelir elde edilir, bu sergi ile haberler bircok yerde yazilir cizilir ve bir farkindalik olusur.

7 Ocak 2011 Cuma

Tapilasi Clutch Cantalar

Clutch cantalari oldum olasi severim ama bu sene bu clutch cantalar gozume ayri bir guzel gozukuyorlar. Asos'un internet sitesinde paparazzi clutch cantalari buldum. O kadar guzeller ki...Bence sizde seversiniz. Bilmem yaniliyor muyum?

Az Kalsin Ameliyata Yetisemiyordum

Annem(esimin annesi) bugun varis ameliyati oldu, guya yaninda olacagim, ben de isten izin aldim, , ameliyat saat 14:30'da, Ankara'da. Benim ucagim ise sabah 09:00'da. Tabi daha saatler var, evde bulusacagiz, sonra hastaneye gidecegiz. Kontrol delisi oldugum icin, saatler oncesinden evimden ciktim. 09:00 ucagi icin 06:45'de havalimanindaydim. Buraya kadar her sey normal. Lounge'da kahvalti yaptim, bekleme salonuna gittim.Ekranda 20 dakika gecikme yazdi. Hadi 20 dakika bir sey degil dedim. Neyse ucaga bindik. Ucagin normal park yerlerinde degil de, bakim bolumunde olmasi, dikkatimden kacmadi. Ama uykulu bir halde oldugum icin, hemen gittim yerime oturdum, hafif hafif uyuklamaya basladim. Biraz zaman gecti, pilot anonslara basladi, ucagin inis takimlarinda bir sorun varmis, tamir ediliyormus, bekleyecekmisiz vs. Bekle, bekle nereye kadar... Bir de Ankara ucagi, siz dusunun millet takim elbiseli, belli ki is icin gidiyorlar, bazi yolcular toplanti amacli gittikleri icin, toplantilarini kacirdilar ve ucaktan indiler, biz de herhalde kalkacak diyoruz, iceride bekliyoruz, ara ara pilot anons yapiyor, bir yandan ben de yavastan yavastan supheye dusuyorum yani simdi bunlar tamir edecek ama ya ucak duserse vs gibi dusunceler de aklimdan geciyor. En sonunda yani 1 saat 15 dakika ucagin icinde oyle bos bos oturduktan sonra, tamir edilemedigi ve baska bir ucaga alinacagimiz soylendi. Tekrar ucaktan inip, otobuslere bindik, havaalanina girdik, dogru durust bilgi de vermiyorlar. 11:10 'da yeni ucagin kalkacagi soylendi. Ben de ameliyata gidiyorum sonucta, esimin kardesi izin alamadigi icin ben  gidiyordum, ben de gidemezsem, annem tek basina ameliyata girecek.Varis ameliyati basit bir ameliyat olsa da tek basina ameliyata girmek insanin ister istemez psikolojisini bozar. Tabi bu arada da inanilmaz bir telefon trafigi yasiyoruz. Benim yetisip yetisemeyecegim de belli olmadigi icin, esimin kardesi sartlari biraz fazla zorlayarak izin aldi. O annesiyle beraber hastaneye gitti. Benim guya 09:00'da olan ucagim da 11:45'de kalkti. Ankara'ya vardigimda 12:50 idi. Atladim taksiye, sofore mumkun olan en hizli suratte gidelim diyorum, adam radar var diyor, o kadar basamam diyor. Az kalsin ameliyata yetisemiyordum. Herhalde ucu ucuna yetismek boyle bir sey. Simdi her sey yolunda ama ben bitmis bir haldeyim, cok yorgunum ve butun gun fazlasiyla gerildim. 

5 Ocak 2011 Çarşamba

Kadin Dedigin Bazen Adami Fena Cildirtir

Dun Hurriyet'de Ayse Aral'in yazisini okudum. Hem eglendim hem de biraz dusundum. Simdi ozet gecmek gerekirse, Ayse'nin sevgilisi anladigim kadariyla ince ruhlu bir erkek, surprizler yapan, sevgilisi icin  şaşalı  organizasyonlar duzenleyen vs vs daha da devam ediyor...Yani etrafta filipinli masajcilar, kafani her cevirdigin yerde cicekler, helikopterle turlar, bilmem ne adasinda muz yapraginda levrekler...
Bu liste gider gider...Yani her kadin biraz ilgi ister... Ne!!! Biraz mi? Hadi hadi soyleyelim:) Birazdan fazlasi...Yani isteriz de isteriz ama hem ilgilensin hem sıkmasın da isteriz. Kivami iyi yakalasin, adami bunaltmasin, ama ilgisiz de birakmasin. Artik ne bekliyorsak veya beklemiyorsak, erkek dedigin sahsiyet arada derede bir sekilde hep kalir,ne yapacagini sasirir.
Simdi Ayse de bu ilgiden birazcik bunalmis, tatile gelirim gelmesine de bazi sartlarim var demis:) Ayse'nin agzindan cevabi aynen yaziyorum. "Tamam, geliyorum ama sakın benim uçak biletimi falan almaya kalkma ben alacağım bu bir. İkincisi; ben bu tatilde kafa dinlemek istiyorum; şaşalı organizasyonlar, etrafımda dolanan garsonlar, Filipinli masajcılar, hediyeler, her kafamı çevirdiğimde orada burada çiçekler istemiyorum. Yani salaş bir tatil istiyorum. Üçüncüsü de özgür olmak istiyorum, canım o an ne isterse onu yapmak istiyorum."
Vayyy... Sen misin bunu isteyen...Adam hay hay demis. Ayse almis ucak biletini, inmis havaalanina ne gelen var ne giden, aliskanlik var tabi, hemen aramis sevgilisini, sofor nerede diye... Adam sen istedin diye gondermedim demis. Tabi daha varan bir:) Iyi tamam demis, atlamis taksiye..Sıkı durun! Varan iki...Salas takilmak mi istedin al sana pansiyon. Hem de bu havada kalorifersiz bir pansiyon...Tabi pansiyon da oyle merkezi bir yerde degil...Git Allah git yol bitmemis, taksi parasi da bu arada 350 TL etmis. Tabi yoldan gelenin karni ac olur, tabi adam dusunceli ya, yapmistir bir guzellik diye bir umut... Yemek icin rezervasyonu nerede yaptirdin diye sormus... Eee lokanta kapanmis, ama beyefendi ozunde ince oldugundan, lokanta kapanmadan sevgilisini dusunerek, guzel bir sandvic yaptirmis(Bak sen incelige:)....Sonra homini girtlak, pufidi kandil, tumba yatak:)
Yazi cok eglenceli... Bizlere bir nevi hayat dersi verir niteliginde... Neymisssss? Yok ben cok ilgi istemiyorum, yani hep ariyor, ne oyle yemek rezervasyonlari falan demeyecekmissin, adam dusunmus yapmis deyip sukredecekmissin! Agzindan cikan her sozu dusunup edecekmissin... Dusunmeden konusanlara, sonradan soylediklerine pisman olanlara gelsin bu sarki...Aci biberler sur dilime...Dudaklarima....:)

2 Ocak 2011 Pazar

Turist Omer Olmak Icin

Simdi biz Pegasus'tan Paris biletlerimizi ucuza almistik ya...Eee az zaman kaldi. Malum kendi basimiza gittigimiz icin basimizin caresine bakacagiz, yani bizi havaalaninda karsilayan taksiyle oradan oraya goturen birileri de olmayacak. Yani turist omer halimizle sehri kendimiz kesfedecegiz. Malum oradan oraya giderken de toplu tasima araclarinin dibine vuracagiz. Yuruyecegiz, metroya binecegiz. Hal boyle olunca da aylar oncesinden bana bir uyari geldi esimden. Sakin Paris'e valizle gitmeyi aklindan bile gecirme diye! Her zamanki mottomuz: Az esya:) Sonuc olarak, bana da bir sirt cantasi almamiz gerektigine kanaat getirdik. Kullanisli, tasirken beni kambur etmeyecek, omuzlarimin canini cikarmayacak, kendi hafif ama cok esya alacak ve makul fiyatli bir canta arayisindayiz. Turist Omer olma yolunda bildiginiz bir sirt cantasi markasi var ise veya bu sirt cantalarinin nerede satildigini biliyorsaniz, lutfen beni de bilgilendiriniz:)

Cirque Du Soleil

Cirque Du Soleil’un en köklü gösterilerinden biri olan Saltimbanco ilk kez Turkiye'ye geliyormus. Modern dans ve akrobasinin birlesimi olan gosteri 19 Subat ve 4 Mart arasinda Abdi Ipekci Spor Salonu'nda sahne alacak. Biletler Biletix
den satilmaya baslamis bile. Turkiye'ye ilk kez geldikleri ve dunyada kapali gise gosteri yaptiklari dusunulurse, biletleri simdiden almakta fayda var. Sonra yok ben duymadim, yok ben bilmiyorum demeyin:)