29 Eylül 2011 Perşembe

Hangimiz HIV Pozitif?

Bu projeyi gorunce, bloggerlari daha bir sevdim, cunku BIR SEY yapabilmek icin, beklemek yerine, adim atan olmuslar. Bu proje kapsaminda yer almasam da, uzaktan destek olmak istedim. Bir kisi bile okusa, yanlis bildigimiz bir seyi duzeltsek kardir diyerek yaziyorum. Bir mim gelince nasil yaziyorsak, bence sosyal medyanin gucu, bloggerlarin iyi kalbi diyerek, daha cok yazalim, daha cok paylasalim. Elimizi tasin altina koyalim.
HIV/Aids hakkinda ne kadar bilgiliyiz? Acikcasi ben cok da bilgi sahibi degildim, bloglarda gorunce hemen Pozitif Yasam Dernegi'nin sayfasina girdim, okumaya basladim. Mesela, ben HIV tasiyanlarin da cocuk sahibi olacagini bilmiyordum!
Okuduklarimdan kisa bir ozet gececek olursam....
Opusmekle, el ele tutusmakla, ayni bardak/kaptan yemekle, ayni tuvaleti kullanmakla bulasmaz....
"HIV: Human Immunodeficiency Virüs (İnsan Bağışık Yetmezliği Virüsü) Bulaşması sonucunda vücudun savunma gücü zayıflar ve birey bazı mikrop ve hastalıklara daha duyarlı hale gelir
AIDS: Acquired Immune Deficiency Syndrome (Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) Tedavi edilmediği durumda HIV’in neden olduğu hastalıklar bütünüdür. Sonuçta birden fazla hastalık veya kanserlerin ortaya çıkması ile AIDS tablosu oluşur."

Bence en buyuk sorun, bizim onyargilarimiz, HIV virusu tasiyanlari toplumdan soyutlamamiz...Yani herhalde boyle diyorum cunku etrafimda HIV virusu tasiyan var mi bilmiyorum. Var ise de soylemeye cesaret edebilirler mi sanmiyorum. Bir de HIV tasiyan biri olunca, insanin kesin seksten diye dusunup, hak etmis zaten diye dusunmelerini anlayamiyorum.
Anlamaya calismaliyiz, toplumdan soyutlamak yerine, destek olmaliyiz. Bu projeyi baslatanlari ve bu projeye duyarliliklari sebebi ile tesekkur ediyorum.
Daha fazla bilgi icin: Pozitif Yasam Dernegi
Fotokaynak1, Fotokaynak2

28 Eylül 2011 Çarşamba

Donemec

Uzun suredir bunalimlardayim, oyle ya da boyle cok sikiliyorum. Hayatimin biraz belirsiz oldugu donemlerdeyim. Sanki bir donemecteyim. Donemecten basimi uzatamiyorum, beni iyi seylerin mi yoksa kotu seylerin mi bekledigini bilmiyorum. Bu belirsizlik benim canimi fena halde sikiyor ve dolayisi ile ruh halimi de etkiliyor. Birkac aydir olumsuz ruh durumlari icersindeydim, kendimden ben bile sikildim. Eski halime donmek istiyorum,neseli ve keyifli. Anladim ki mutsuzluk ta kar yumagi gibi buyumeye baslayinca daha da buyuyor...
Kendime iyi gelecek yine benim dedim ve actim cakralarimi:) Secret yapip duruyorum, evrene olumlu mesajlar falan. Kotu hissetmeye baslayinca hemen mutlu bir seyler dusunuyorum. Yavas yavas etkisini gostermeye basladi diyelim ruhumu egitme cabalarim:) Bakalim basarabilecek miyim?

O zaman Bob Marley'den gelsin "Don't Worry, Be Happy" 

Ahanda gulucuk:) Mutluyum, Mutlusun, Mutlu, Mutluyuz, Mutlusunuz, Mutlular:)

ASK

Bence Ask, sevgilini ozlediginde yastigini alip, kokusunu icine cekmektir.
"Lulu"



Ye Dua Et Sev

Populer olan cogu seye onyargiliyim ya gide gide onyargimi kirdigim seye bak! Su cok meshur Ye, Dua Et, Sev kitabi... Bu kitap da masallah en cok satanlardan, D&R'da zamaninda en cok satan listelerinde duvarlari kaplayanlardan...Sonra filmi de yapildi. Julia Roberts tum sirinligiyle filmin afislerinde. Kitabin ismini sevmedim ya alip okumadim bir sure, sonra cantamda tasiyacagim kucuk el kitaplarina bakarken, bu kitabi gordum, bir bakayim dedim. Kapagi bir actim, Hillary Clinton bile cok guzeldi vs yazmis, zaten okuyup da ovgu yazisi yazanlar birkac sayfa suruyor. Allah allah dedim. Herhalde kitap bu kadar guzel olmasa, millet bu kadar ovmez. Acikcasi Hillary'nin de isi gucu mu yok, boyle bir kitap icin yazi yaziyor vs diye dusunurken, hadi bir okuyayim diyerek kitabi aldim.
Kitabi azmettim, okumaya calistim, birakmayi dusundugum her sayfada, ha gayret belki kitabin konusu sarar dedim. Cikkk! Olmadi! Bu kitabi sevemedim, okuyamadim, seveni de anlayamadim:(

Birbirinden Guzel Hediyeler

Birbirinden guzel hediyeleri cekilisleri bizleri bekliyor. Tabi ben de sansimi denemek istedim.

1)Bu senenin modasi seffaf cantalar. Fashion Ozge'de bunu dusunup cok guzel bir hediye secmis. Eger sizde katilmak isterseniz buraya tik tik.


2) Lensmakyaj blogunun sahibi 400. izleyiciye ulasma sebebi ile birbirinden guzel kozmetik hediyeleri veriyor. Katilmak isteyenleri buraya davet ediyorum.
3) Yine cok guzel makyaj malzemelerini hediye olarak secen Rengarenk Dunyam'in hediye cekilisine katilmak isterseniz buraya davet ediyorum.
 4) Severek takip ettigim What's Next'in hediye secimi de benim gibi kirtasiye duskunu biri icin mukemmel. Katilmak isterseniz What's Next'in blogunu ziyaret edin. Hadi tik tik.
5) Salvador Dali parfumu cekilisine katilmak isterseniz, sizi Bakimliyim,Bakimlisin, Bakimli bloguna isinlarim. Isinnnnnnn!

25 Eylül 2011 Pazar

Iskender

Elif Safak'in her yerde gozumuze sokarcasina populer olan kitabi...Iskender...Daha onceki Ask kitabi da boyle olmustu. Migros'da boyum kadar dizmisler, kitapcilarda en cok satanlar listesinde, pazarda korsancilar bile bu kitabi soyleyerek satis yapiyorlar, Elif Safak'in Iskender'ini okumadiysan abla, kitap okuyorum deme ablaaaa:) O kadar populer yani. Ben yine aynisini yaptim, Ask kitabi da o kadar meshur olmustu ki, kitabi bilmeden kitaptan sogumustum. Simdi bir de bu kitabin kapagina gicik oldum.Niye boyle yapmis diye anlam veremedigim bir kapak, muhtemelen hepiniz gormussunuzdur. Kitap kapagini tasarlayanlar acaba okuyucuda hangi anlami cikarmalarini bekleyerek boyle bir kapak tasarladilar bilemiyorum. Muhtemelen kitabin icerigiyle ilgilidir dedim, ama yok o da degil veya oyleyse de kitap bitmis ben hala anlamamisim:(

Kitaba gelince, surukleyici bir dili var, diger Elif Safak'in kitaplarinda oldugu gibi. Bu kitabi Assos-Istanbul donus yolunda okumaya basladim, arkadasimin kitabiydi, tatilde o okudu, bitince benim de kitabim bitmisti, hemen bu kitabi okumaya basladim. Kitap o kadar surukleyiciydi ki, neredeyse cok uyuz bir yol arkadasina donustum, arkadasim soru sorarsa cevap veriyorum, geri kalan zamanlarda sadece kitap okuyorum. Istanbul'da inecegim yere yaklasinca, 7 sayfam kalmisti, o son sayfalari nasil okudum bilmiyorum.

Kitap biraz Bit Palas, biraz Baba ve Pic tadinda...Farkli karakterler, farkli yerler, farkli sorgulamalar ve aidiyet...Kitabin kurgusu cok iyi olmakla birlikte, kitaptaki karakterlerin anlatimi da oldukca basarili.

Kitabi okurken bir Pembe'ye uzuldum, bir Cemile'ye...Bazen onlari anlamaya calistim..Aradan o kadar zaman gecti ve hala aklima Cemile gelir ve uzulurum:(

Kitap kurgusu, karakteleriyle guzel, klasik bir Elif Safak kitabi. Ben keyif aldim.

Ve son cumle kitaptan, icimi acitan....

"En cok incittiklerimiz aslinda en cok sevdiklerimiz...". 

21 Eylül 2011 Çarşamba

Giyinmecilik Oynamak

Ise ilk girdigim gunlerde kendi kendime giyinmecilik oynuyordum. Yani dolabin onunde bir saat cakili halde, onu mu giysem bunu mu giysem...Hele ise ilk girdigim zamanlarda, is kiyafetimin ne kadar az oldugunu dusunursek, baya bir zaman harciyormusum. Universiteden mezun oldugumda ayagindan converse'lerle gezen, en yakin arkadasi evlendiginde anaaaaa benim hic topuklu ayakkabim yok diye fark eden bir tiptim. Is gorusmelerine gitmeye baslayinca, beyaz gomleklerden, kol dugmelerine yavas yavas almaya basladim. Tabi is kiyafeti namina dolapta dogru bir sey olmayinca, dort gozle bekledigim maasimin, kilik kiyafete gitmesinin beni bunalimlardan bunalimlara surukledigini tahmin edebilirsiniz tabi ki:)
Ise basladigim zamanlarda ben de bir motivasyon bir motivasyon sormayin! Tam sunu giyeyim diye dusunmeye basliyorum, sonra olur mu dur ben bunu bir giyeyim diyorum, eee simdi bunun altina hangi ayakkabiyi giyecegim diye dusunerek bir ayakkabiyi giyip, digerini cikariyorum. Takisina kadar dusunmek lazim tabi o donemlerde...Takisiz olur mu? Cok ayip! Tabi inci demek benim icin zariflik demek ya neredeyse hep o inci kupelerime karar veriyorum..Yani bir corabi giymedigim kaliyor:) Ben boyle bastan asagi ne giyecegime karar vermisim,hatta usenmeyip giymisim, sabah alarmin sesiyle neredeyse hoplayarak kalkiyorum, sonra perdeyi acarken bir de goruyorum ki, masallah gok bosalmis, yagmur yagmis. Zaten ayilamamisim, on dakika fazla uyayim diye, gece fazla mesai yapip ne giyecegimi dusunup, karar vermisim, sonra bir yagmur yagmis, zaten gec kalmis halimle, bir saatte zar zor karar verdigim kiyafeti bir iki dakikada secmeye karar vermek durumunda birakmakla beni benden almis:(  Iste bu durum, sabahlari beni fazlasiyla cildirtirdi... Hey gidi gunler heyyyyy!

Simdi ise sabah gozume ne gelirse onu giyiyorum. Zaten bir sure sonra otomatige baglamisim, hangisi neyle giyiliyor kendimce oturtmusum:) Ve artik bir gece onceden degil giyinmek, dusunmuyorum bile! O kadar yaniiiii! Amma velakin....Bu aksam, yarin ne giysem diye, yillardan sonra, dusunmustum.(Giyindim mi diye sorarsaniz....? O kadar da degil:) Sadece karar vermistim. Simdi mubarek gok bosaldi, deli gibi yagmur yagiyor...Bosuna dusunmusuz azizim! Bir yagmur aldi goturdu herseyi:)

Neyse kolaya kacayim, siyah elbisemi giyeyim bari:)

20 Eylül 2011 Salı

Pedikur koltugunda yanimda biyikliyla:)

Yeni yeni gitmeye basladigim bir kuafor var, tabi daha bir kac kere gittigim icin, kuafore kim girer kim cikar tam cozememisim, bugun kuafor koltugunda oturuyorum, cat diye iri kiyim bir adam girdi, herhalde kuafor malzemesi falan satacak diye dusunuyorum.....
Neyse ben de oyle pedikur yapilan koltuga kurulmusum, hani su ayakkabi boyatir gibi yuksekte olanlardan, adam da ayakkabilarini cikarip yanimdaki koltuga oturmaz mi? Dur ya ne oluyoruz! Ben ne guzel keyif yapacaktim, ayagimda sular fokur fokur fokurdarken, ben sabun kopuklerine dalip, hayal kuracaktim! Adam da dev gibi bir sey! Agdaya da geliyormus. Bir kasildim bir kasildim sorma, bir yandan da kendime soyleniyorum, kizim gerizekali misin, denizde, kumsalda bikini ile denize giriyorsun, burada elin adami yaninda oturuyor diye, ayagini uzatip, bir pedikur yaptiramiyorsun diye icimden kendime saydiriyorum. Orada olmadigimi falan dusunuyorum, yok bacim yoooookkkk! Ben iyice geriliyorum, manikure geciyoruz, Allah'tan diyorum adamin ayaklar bebek mezari kadar, pedikuru uzun suruyor....Manikur kisminda tam parmaklarim gevseyecek oluyor, amcam gelip, manikure yanima oturuyor, manikuru gelmis, bir ay olmusmus yaptirali, adamda da bir cene bir cene, ayni kuafore gelen kadinlarin cenesinin acilmasi gibi, anlattikca anlatiyor, kuafor de bir guzel sohbete katiliyor, ben de kuaforde uyuz musteriler olur ya, isini dogru yap, konusmaya gerek yok, bitince gidecegim modunda! Halbuki oyle mi? Kuafore gitmissin, iki lak lak edeceksin. Ama olmuyor, ben simdi bu adamin yaninda bir de kasimi aldiracagim, offff offff cekiyorum. Iyice kasila kasila, kuafor sandalyesinde neredeyse basi gozukmeyecek halde, kasimi falan aldirdiktan sonra, kuaforden tiris tiris cikiyorum:)
Tam kuafor buldum derken, kader aglarini oruyor, tekrar kaybediyorum. Bir kadin icin en onemli seylerden biri hayatinin askini bulmaktir. Yillarca farkinda olsan da olmasan da O'nu ararsin. Hayatinin askini yillarca aramasi gibi, buldum dedigi zaman da kolay kolay degistirmeyecegi iki kisi daha var! Biri temizlige gelen kisi ve ikincisi kuaforu....Ben birinden oldum, mutsuzum:(
fotokaynak

19 Eylül 2011 Pazartesi

Benim Neyime Kalamar!

Efendim Cumartesi gunu Besiktas balik pazarina gittim, maksat soyle guzel  bir raki balik sofrasi hazirlamak, evde guzel bir muzik esliginde keyif yapmak...Balik pazarina gittim ya ben kendimi kaybettim. Yani luferler bana ayri bir goz kirpiyor, palamutlar el salliyor, levrekler gel beni al gel beni al diyor...Benim de icimde bir Jamie Oliver yatiyor diyerek, balikciya bana oradan iki tane palamut ver diyorum, sonra kafamda hinzir bir isik cakiyor, orada acayip tipsiz duran kalamara soyle bir goz atiyorum, marifet bunun dondurulmus olanini yapmak degil, marifet bunu temizleyip yapmak diyorum, bana ne oluyor bilmiyorum, kendime bir guzel zoru veriyorum, gaza gelmis halimle elimde balik kokan bir posetle evimin yolunu tutuyorum.

Aydinliga kavustugum o an, kalamari tezgaha koyup, simdi bunlari kim temizleyecek dedigim andir. Ya salak miyim? Ne diye boyle islere kalkisiyorum, acaba hic temizlemeye kalkmadan cope mi atsak falan diye icimden kendime saydiriyorum. Sonra esime de anlatmaya basliyorum, bak buradan tutacakmisiz, birden cekecekmisiz, sonra zaten o kismi- o kisim dedigim kalamarin icinden cikan oyle ahtapotumsu parcalari olan kismi- cekince kalan kismi temizleyip kesecekmisiz diyorum. Diyorum demesine de kendim bile anlamiyorum ne anlattigimi... Sonra amannnn deyip gaza geliyoruz, kalamarlarin icini cikara cikara temizliyoruz:)

Sonuc mu gayet iyi oldu. Ama bir daha mi yok daha neler:)
fotokaynak

Az


"Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi..." Hakan Gunday-Az
Hakan Gunday bu aralar kitapcilarda gordugum, baska bloglarda okuyup merak ettigim bir yazar...Bugune kadar kesfetmemisim. "Az" adli romani ile kesfettim. Iki harfin icine sigmis bir suru anlamlariyla. Gecen hafta aksamustu kitabi elime aldim, yatmadan once de kitabi bitirdim.  Iki Derda'nin hikayesi...Birisi kiz, birisi erkek... Bu nasil hayat dedirten  kesisen oykuleri...
Daha ilk sayfalardan nasil yani diyerek beni icine alan bir hikaye... Porno, siddet, eroin, olum herseyin oldugu... Baslarda oylesine diye okudugunuz bir adam, hikayenin bir yerinde oyle guzel baglaniyor ki; hepsinin orada varlik icin bir sebebi varmis diyorsunuz. Bu yazari yeni kesfettim, ozetle yazim tarzini sevdim. Sizlere de tavsiye ederim.
Kitapta gecen Oguz Atay'in Tutunamayanlar'ini okumamis olmak ise benim ayibimdir. Buraya yaziyorum ki en kisa surede okuyayim.

BeTwinUs'dan Ilk Hediye Cekilisi

BeTwinUs severek takip ettigim kizlar....Kendi tarzlarini yansitan bu guzel hediyeye sahip olmak isterseniz, hediye cekilisine katilmalisiniz! Simdiden yorum sayilari tavan yapsa da, sansinizi denemeye deger. O zamannnnnn iki tik tik!

14 Eylül 2011 Çarşamba

Ruhum Baska Bir Yere Gitti



Dun aksam Enrico Macias konserine gittik. Ama okumaya baslamadan once, su sarkisini dinlemeye baslayin:) Sarkilar beni benden aldi, yanimda sevgilim, karsimda Enrico Macias en guzel sarkilariyla..Yillardir bildigimiz sarkilar...Ajda Pekkan'dan, Nilufer'e, Tanju Okan'dan Berkant'a kadar hep Turkce soz yazilmis halleriyle duymusuz. Ve sansliyim ki dun aksam, bu sarkilari Enrico Macias'dan dinleme sansi buldum. Su ara baska bir ruh halindeyim, hayatimla ilgili bazi donemeclerde...Ne olacagini kestiremedigim, bilmedigim bir donemdeyim. Icinde bulundugum bu donemi herhalde en guzel "Muamma" kelimesi ozetler.Ve bu ruh hallerinde iken, birkac saat de olsa, ruhum baska bir yerlere gitti. Biliyorum ki yillar gecse de dun aksamki konseri, dusunceli hallerimi animsayacagim. Simdi bu postu yazarken de dinliyorum ve dinledikce iyi geliyor bana. Bunlari yazmamin sebebi bir yandan sizlerle paylasmak istedim, bir yandan da ileride unutmak istemiyorum, bu satirlar kalsin buralarda. Eminim ki herseyin bir sonu var...

Bir daha Turkiye'ye gelirse, alin sevgilinizi, sevdiklerinizi gidin konsere....

Bu da bitis sarkisi.

Not: Yazi bitmisti ama bu da kalsin, konserde keske Fransizca bilseydim dedim. Fransizca gozumu cok korkutsa da, artik ogrenmek icin, bir adim atmam lazim!
fotokaynak

11 Eylül 2011 Pazar

Bozcaada

Bozcaada'yi yillardir merak etmeme ragmen, ilk defa bu sene gidebildim. Cok sirin bir yer. Haftasonu kacamagi yapmak icin ideal bir yer. Yaz bitmeden sevgilimle/esimle romantik bir kac gun gecireyim diyorsaniz, Bozcaada'yi kesinlikle oneririm. Her yerde fotografini cekmek isteyecegim bir suru sey vardi. Burada daha cok zaman gecirmek isterdim. Neyse cok uzatmayayim, hemen fotograflara geciyorum.







Bozcaada saraplari ile meshur. Tadim merkezleri var. Talay ve Corvus markalari ovgu alanlar.


Bozcaada'da yapilmasi gerekenler diye arastirma yapinca, Ada Cafe'de gelincik serbeti icip, damla sakizli muhallebi yenmeli diye okumustum. Tabi ki denemeliydim:) Bozcaada'ya yolunuz duserse ozellikle muhallebiyi tavsiye ederim. Bizim az zamanimiz vardi. Ada Cafe'ye geldigimizde donus yolculugumuz yaklasmisti. O yuzden uzun uzun yemek yiyemedik ama yan masadaki ahtapotlu mucverde gozum kaldi. Giderseniz aklinizda olsun:)


Bu da sokaktaki sirin restoranlardan birkaci...
Son olarak adadaki ruzgar gulleri:)
Bozcada cok sirin bir yer. En kisa surede tekrar gitmek istiyorum:)

Cunda

Turun ikinci durak noktasi Cunda, diger adiyla Alibey Adasi. Ayvalik'tan adaya yapilan kopru Turkiye'nin ilk bogaz koprusu olmasi acisindan onemli. Otobusle oldugumuz icin, inip fotografini cekemedim malesef.

Bu kapiyi cok sevdim, dokusunu, rengini, yari acik davetkar halini:) Zaten bu geziden sonra karar verdim, eger mustakil bir evim olursa, ister Ege'de olsun ister olmasin; Ege ruhunu yasatabilmek icin evi beyaza, kapisini, pencerelerini maviye boyacagim:)
Burasi da Cunda'daki kilise. Icine giremesek de disaridan goruntusu.


Cunda sokaklarinda guzelim evler:)
Burasi da midye dolma yedigimiz sirin restoran.Burada bir porsiyon midyeye(8 adet) 8 lira verdik. Otelimiz Altinoluk'taydi. Orada 30 tane midyeye 10 lira verdik. Midyeye doyduk bir nevi!Cok da lezzetliydi. Simdi keske olsa da limonu sika sika yesem:)

Burasi da Cunda kordon. Bizim uzun uzun keyif yapacak zamanimiz olmadigi icin Bay Nihat' ta yiyemedik, ama Cunda klasigi olan Bay Nihat'in fotografini cekmeden gelmedim:)
Veee kisa zamanda keyifle yenebilecek olan Ayvalik klasigi....Taa daaaa.... Karsinizda Ayvalik tostu...
Veeee ustuneeee.....Sakizli dondurma:)
Anlayacaginiz uzerine Cunda turu biraz yemek turu oldu bizim icin. Isinlanma ciksa da su dondurmalardan yemege gitsem:)

Seytan Sofrasi

Ayvalik turlarinin muhtemelen hepsinde Seytan Sofrasi vardir. Seytan Sofrasi'na gidecegiz denilince hic sasirmadim ama ogle vakti gidilecegini duyunca epeyce sasirdim. Benim icin Seytan Sofrasi ya gunesin dogusunu ya da batisini izlemek icin gidilen bir yerdir. Ozellikle sevgilin/ esin ile gunesin batisini izlemek hayli keyifli olabilir. Tamam manzara ayni manzara, deniz ayni deniz... Ama ogle sicaginda, pek de iyi bir tercih degildi.
Otele ugramadan direk buraya geldigimiz icin, fazlasiyla yorulmustuk. Cay bahcelerinin birinde soguk birseyler icerek tur molamizi gecirmeye karar verdik.

Burasi da guya seytanin ayak bastigi yer. Daha onceki yillarda burada  gani gani bozuk para olurdu. Ben de bu paralari acaba kim topluyor diye dusunurdim. Bu gittigimde cok az para verdi. Belki de aksam saatlerinde atilan bozuk para orani artiyordur:) Alla alla ne diyorum ben ya:)

Ve mendil, kumas, caput tarzi seyler baglanarak yapilan adaklar. Itiraf ediyorum cocukken ben de buraya bir seyler asip dilek dilemistim:) Gidince bu baglanan mendilleri gorunce animsadim, gulumsedim. Cocukken acaba ne istemistim? Hic hatirlamiyorum. Dusunuyorum da cocukken isteklerimiz ile simdiki isteklerimiz ne kadar farkli....

Camlibel Koyu

Bu bayram icin Ayvalik -Bozcaada-Assos turu almistik. Bir haftadir yazayim diyorum ama bu aralar pek bir usengecim, simdi Ortakoy'den geldim, bogaz havasi iyi geldi ve biraz enerji doldum hemen yazmaya basladim. Daha once de yazmistim bayram icin bir tura sonradan dahil olduk diye. Persembe aksami otobuse bindik ve Istanbul'dan Ayvalik'a dogru yola ciktik. Hareket eden bir seye binince uykuya bes dakikada dalabilme ozellgine sahip oldugumdan, butun yol boyunca uyudum desem abartmis sayilmam:)

Sabah kahvaltisi icin Edremit Camlibel koyune gittik. Buraya gelebilmek icin kucuk bir dag tirmandik. Ve cok guzel bir yerde kahvalti yaptik. Agaclar arasinda, domates, zeytini baska guzel bir yerde....Otlarin, ciceklerin, agaclarin kokulari, temiz hava....Daha ne olsun:) Gitmek isteyenlere kahvalti yaptigimiz mekanin adi Saklibahce.
Koyun cesitli yerlerinde "Koyun Delisi" tabelasini gorduk. Sonra da ev-dukkan karisimi yerlerini. Muhtemelen sehir hayatindan bunalip, bu sirin koye yerlesmis bir cift. Hallerinden cok mutlu gozukuyorlardi. Ben de ara ara tasi taragi toplayip oyle bir yere gitmek istiyorum, muhtemelen benim gibi dusunen bir suru kisi vardir. Tabelalarina yazdiklari sozle bir nevi nispet yaparcasina olsa da dogruyu yazmislar.
Ve koyun sokaklari....
Edremit'ten Ayvalik'a dogru yol alirken,karsiniza Ataturk Tepesi cikar. Biraz dikkatli bakinca neden dendigi anlasilir.