27 Haziran 2012 Çarşamba

Bir Meslek: Fahişelik

Fahişelik herhalde dunyanin en eski mesleklerinden biridir. Para karsiligi birisiyle birlikte olunan mesleğe verilen ad. Bazen bir meslek, bazen tartisma esnasinda küfür...Farkli adlari var tabi bu meslegin... Kimi zaman fahise kimi zaman orospu kimi zaman da hayat kadini...

Evet bir meslektir, bir is yaparsin ve evine ekmek goturursun. Simdi burada tartisma konusu da ciksin istemiyorum. Yani simdi bana orospuluk yapacagina, baska bir iste calissin, temizlige gitsin vs demeyin lutfen. Sadece sunu demek istiyorum bu meslegi yapan kisilerle hic tanismadim, dolayisi ile ahkam kesecek kadar bilgim de yok, savunuculari da degilim, fakat kim neden bu meslegi yapar, caresiz mi kalmistir da  yapiyordur yoksa kendi mi tercih etmistir gibi detaylari bilemeyecegimize gore yargilamak da bize dusmez.

Simdi bu konuya nereden geldim diye soracak olursaniz...Dun yine mesaiye kaldim ve isten gec bir saatte ciktim. Ankara'yi bilenler, diyecegim yeri anlayabilirler, Ulus. Esasinda tarihi dokusuyla muhtesem binalara sahip bir yer, Ankara'nin kuruldugu zamanlardaki ilk yerlesim yerlerinden....Ama aksam belli bir saati gecince, yollarda tekinsiz insanlar, yolun iki yaninda karsilikli pavyonlar, bildiginiz Behzat C pavyonlari gibi... Neyse iste gecenin bir saatinde yorgunluktan ölmüş bir halde, basimi cama dayamis yari uykulu bir halde evime donerken, birden gozlerim faltasi gibi acildi. Bildigin oldukca ciplak kadinlarin oldugu kartvizitler Ulus'da butun yol boyunca yerlere atilmis, bir nevi pazarlama taktigi, gormemek mumkun degil, o kadar cok ki ve neredeyse bir kilometre boyunca...Iste bu kartvizitleri gorunce nedense bu konuda yazasim geldi ne kadar zor bir meslek oldugunu dusunmeden edemedim. Sevmeden, begenmeden baskasiyla birlikte olmak.... Yoldan kartvizitini goren bir kisinin telefon etmesi, belki normal sartlarda merhaba bile demeyecek iki insanin birlikte olmasi, duygusuzca sevişmesi....

Ne bileyim bu yazinin sonunu baglamaya calismayacagim, icimden geldi, paylasmak istedim, bu kadar ve nokta.
fotokaynak

19 Haziran 2012 Salı

Teppanyaki

Nasil oldu bilmiyorum ama son yillarda uzak dogu mutfagini cok sever oldum, onceden eve pizza, hamburger siparisi verirken artik bol bol susi siparisi verir olduk. Uzun zamandir methini duydugum ama denemeye ancak gecen ay firsat bulabildigim yeni kesfimi yaziyorum. Teppanyaki Restaurant.

Bastan soyleyeyim rezervasyon yaptirmadan gitmeyin, ayakta kalma olasiliginiz yuksek. Ikincisi yapilan yemekler gozunuzun onunde yapilsin istiyorsaniz,set menulerden secmeniz gerekli. Sadece tek bir yemek yiyecegim derseniz, yan taraftaki masalarda oturmaniz gerekiyormus. Acikcasi yaptiklari tamamen bir sanat eseri, buyulenmiscesine izlemekten kendinizi alamiyorsunuz. Ikincisi o pisirdikleri izgaramsi sey ne ise ondan ben de eve istiyorum, her sey o dumduz seyin uzerinde nasil pisiyor. Off offf!

Acikcasi is yemekleri icin de bence ideal bir yer. Ascinin gozunuzun onunde sizin yemeklerinizi hazirliyor olmasi, sizi ozel hissettiriyor. Ve sunu da soylemeden gecemeyecem, dragon susi bugune kadar yedigim en guzel susiydi. Diger seylerde muhtesem, sarimsakli karides...Mammaaa miaaaa! Fiyatlara gelince ucuz degil, her gun gidilebilenecek yerlerden hic degil. Ozel gunler icin ideal. Fikir vermesi acisindan kisi basi 65 TL civari set menuler. Içecekleri ise hatirlamiyorum, sarap secenekleri de cok genismis, ama fiyatlari konusunda en ufak bir fikrim yok.








Neyse git gide yeme-icme kesiflerimi yazar oldum, yakinda duba blogger olacagim:)

16 Haziran 2012 Cumartesi

Siyah Beyaz

Siyah Beyaz...Acikcasi bu filmi izlemek icin biraz bekledim, aceleye getirmeden, uyuya kalmadan izlemek istedim. Siyah Beyaz bir Ankara filmi. Siyah Beyaz Bar'a gidenler icin herhalde daha keyifli gelecektir bu film. Kimisine gore konusuz bir film, internette yorumlari okuyunca, bazilari sıkılmıslar...Ben ise keyif aldim. Kendi hallerinde bes arkadasin hikayesini anlatiyor, filmin cogu Siyah Beyaz adli barda geciyor, bazi bolumlerde farkli mekanlari da gosteriyor.

Biraz bana diyaloglar Ankara'daki arkadasliklari animsatti. Cok gozlem yapma sansim olmadi belki ama bugune kadar edindigim izlenim oyle. Bu filmde de bes arkadas esasinda hergun bir araya geliyorlar, cok da samimi bir arkadasliklari var. Bir yandan da birbirlerine bile bahsetmedikleri hisleri, uzuntuleri, kaygilari var. Ankara'da bulundugum ortamlarda kesinlikle cok samimi arkadasliklar oldugunu goruyorum, keyifli uzun sohbetler, herkes birbirinin tanidigi...Bir yandan da sanki bazi yanlari kendilerine sakliyorlar, ozel hayatlarindan kimse konusmuyor sanki...Ne bileyim belki de bana oyle geliyor....Bu filmde de samimi ortami gorunce, mekan da Ankara olunca belki de ozlestirdim.

Siyah Beyaz'a gelince, Ankara'da guzel bir mekan, ustu sanat galerisi. Aksamlari cok guzel muzikler oluyor, yas ortalamasi 40 ve ustu diyebilirim ve duvarlarinda yuzlerce fotograf....Hepsini inceleyesi geliyor insanin. En cok da Ugur Mumcu'nun fotografina takilip kaliyor gozlerim icerken ve her seferinde uzuluyorum.

Filme donecek olursak kadrosu icin bile izlenir, Tuncel Kurtiz, Erkan Can, Nejat Isler, Derya Alabora, Taner Birsel ve Sevval Sam... Cok guzel bir kadro. Ayrica, filmde Erkan Can'in eski sevgilisi Derya Alabora'yi gordugu anda burundugu kekeme rolu ve titremeleri gercekten insanin yuzunu gulumsetiyor. Ben sevdim, tavsiye ederim.

5 Haziran 2012 Salı

Izmit Dayicim

Ortaokul yillarimda kendimle ayni boyda sirt cantamla dershaneye gittigim donemlerde,bir arkadasim vasitasiyla ogle yemegi icin gittigimizde kesfetmistim Dayıcım'ı. Hani bazi tipler vardir, sen mahalle arasinda sek sek oynarken, daha o yasta ipini elemis ununu asmis tipler, yasindan önde hayati kesfeden tipler..Iste benim de boyle bir arkadasim vardi. Bir ogle arasinda nerede yesek acaba diye konusurken hadi Dayıcım'a gidelim dedi. Ben o zaman tabi dershanenin iki sokak otesinden bir haberim. Galiba saftriklik varmis o zamanlarda, arkadasim oyle soyleyince, hakikatten oz dayisinin yeri var demek ki diye dusunmustum:) Gittigimizde ise vazgecemeyecegim bir tadi kesfettim.

O zamanlar Dayıcım hakikatten 5-10 metrekare bir dukkandi, masa bile yoktu, duvara yapisik raf gibi bir sey vardi, tanimadigimiz insanlarla bitisik bir sekilde taburelere oturup yemegimızi yerdik. Hatta pecete bile yoktu, eskiden lokantalarda olan pecete yerine kullanilan kagitlardan vardi. Yillar gecti, ben baska sehirlerde yasamaya basladim ve yillarca Dayicim'a bir daha gidemedim. Ta kiii...Gecen gune kadar.... Izmit'e gittim, canim sosisli istedi ve sunu soyleyeyim ben sosisi hic sevmem. Dayicim'a gittim, butun dekor bastan asagi yenilenmis, minnacik dukkan gitmis, kocaman bina gelmis, yukari katlari da restore etmisler, cok da guzel olmus. Bina, dekor degismis ama sosisli ve limonatanin tadi hic degismemis. Hala on numara! House cafe gibi yerlerde ictigimiz naneli,elmali limonatalar gibi sunumlari yok belki ama tadi muhtesem!

Izmit'e yolunuz duserse, tren yolunun orada yer alan Dayicim Burger'i  kesinlikle oneriyorum. Bir yiyen pisman, bir de yemeyen:) Pismaniye slogani oldu. Tabi yolunuz duserse, bir kutu da pismaniye almayi unutmayin derim:)

4 Haziran 2012 Pazartesi

Profesor

Kokorec ve midye dolma yillarca yemedim, nasil yemeye basladim hatirlamiyorum. Simdi yine her yerde sevmiyorum fakaaaaaaat Ankara'da "Profesor" u liste basi yapabilirim. Hatta Profesor benim icin, Ankara'da kokorec icin iki unlu yer olan Kitir ve Ataturk Orman Ciftligi'nden once gelir diyebilirim. Tabi bir de "Ankara'da kokorec Itfaiye Meydani'nda yenir" diyorlar henuz gidip kesfetme firsati bulamadim.Ilk firsatta gidilecekler listemde yer aliyor.

Profesor'un menusu oldukca zengin benim gibi gozu donmuslere binbir cesit farkli kombinasyonda hazirlanmis tabaklar var. Iyyy kokorec mi hayatta yemem diyenler olabilir, hatta sizin caniniz cok ister ama arkadasiniz agzina sokmaz... Olur mu olur...:) Oyle durumlarda da Profesor'un menusu bence hayat kurtarici... Kofte gibi genellikle herkese hitap edebilecek seyler de var.

Tunali civarinda acliktan gozum donmusken ne yesem yesem dedigim bir anda imdadima yetisti. Ertesi hafta isten gec ciksam da sadece aklimda kalacagina diyerek once Profesor'e sonra eve dusuncesiyle solugu aldigim yerdir. Dürüm halindeki kokoreci bence denenmeli.Bak gece gece yine canim cekti:(