30 Eylül 2012 Pazar

Diyet Yapanlara Müjde! Muhtesem Tatli Kesfettim: Süt Pembe!

Ben tam sütlü tatlı insanıyım, yani her daim yeme potansiyelim vardır. En sevdiğim tatli ise Çilli Zeynel'in lezzet sefası adlı tatlısıdır. Hem hafif hem muhtesem bir tatlidir. Altta kıvami sahane bir muhallebi icinde kedi dilleri ve ustunde cikolata sosu. Beni öldüren, her daim kanıma giren bir tatlidir.

Dün aksam tesadufi bir sekilde Füsun ile ayni mahallede oturdugumuzu ögrendim. Ikimizin de bu bölgede favori yeri Zeynel Çilli imis. Ve dün aksam bana "Süt Pembe" tatlısını denememi önerdi. Aklima takildi ya denemem lazim hemen. Tabi deneyene kadar kafamda hayallerini kurabiliyorum. Süt pembe deyince aklima su muhallebisi kivaminda, pembe renkli sütlü tatli gelmisti. Bugun öglen hemen denemeye gittim. En bastan soyleyeyim, diyet yapiyorsaniz ve hafif bir tatli istiyorsaniz kesinlikle bu tatli tam size gore, topu topu 137 kcal. Ve tadina gelince, muhtesem! Bu kadar hafif, bu kadar kivamli, her kaşıkta mest eden bir tatli. Bir kase tatli nasil bitti anlamadim, acaba ikinciyi mi istesem diye düsunurken kendimi yakaladim.


Zeynel'in en basta lezzet sefasi, sonra da tavuklu pilavi ve corbasindan sonra gitmek icin bir sebebim daha oldu:) Süt pembe! Ne seker bir tatli ismi esasinda.

Şiddetle tavsiye ediyorum.

23 Eylül 2012 Pazar

By Antakya

Kentpark Alisveris Merkezi'nde oylesine gezinirken, keşfettigimiz bir yer oldu By Antakya. Antakya mutfaginin benim icin cezbedici bir yani vardir. Ne kadar restoranin isminin `By Antakya` olmasi yerine, Türkçe bir isim olmasinin cok daha iyi olacagini düsünsem de, yemeklerini merak ettigimiz icin, hadi bir deneyelim dedik.

Yemekler gercekten cok lezzetli. Ana yemek soylemeden mezelerle bile cok rahat doyulabilinir. Sol taraftaki yemek Antakya zırh kebabi. Biz hem etlisini hem de tavuklusunu soyledik. Ben tavuklusunu daha cok begendim, icindeki baharatlarla cok lezzetli bir yemek. Alttaki de etli zirh kebabı.

 Tereyagli humus baya guzel. Onceden humus sevmeyen biriydim, Lubnan'dan sonra, sever oldum. Tabi meze tabaklari baya dolu oldugu icin insani fazlasiyla doyuruyor.


Kentpark'a yolunuz düserse, By Antakya'yi tavsiye ederim.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Annesinin Sevdiğini Hor Görmesinler

Bugune kadar kına gecesi, düğün vs gibi seylere hic hevesi olmayan bir insandim, bu konularda etrafim beni biraz duygusuz diye tanimlarlardi. Evlendigimde sadece kina gecesi yaptim ve o meshur sarki soylenip, etrafimda herkes aglaya aglaya mumlarla dönerken, ben kirmizi tülün altinda kikir kikir gülüyordum. Nedense icinde bulundugum durum bana tuhaf geliyordu.

Şimdi yaştan midir hormonlardan midir bilemiyorum, ama bildigin o gece etrafimda dönen kadinlar gibi kina gecesi sarkisini duyunca salya sümük aglayasim geliyor.

Sarkinin sözleri ayni olsa da herhalde bizler ayni degiliz. Simdi ozellikle cok yakin arkadaslarim evlenirken,  evden babasi gelini ilk cikardigi esnada veya kina gecesinde bu turku okundugunda gelin ozellikle annesine aglamamak icin bakmamaya calistiginda, turkunun sozleri ayni kalsa da diyorum ki bizler ayni biz degiliz.

Beni aglatmayi basarabiliyor bu sözler ne kadar duygusuz biri olsam da...

Yuksek yuksek tepelere ev kurmasinlar, arsi arsi memlekete kiz vermesinler, annesinin bir tanesini hor gormesinler ....


Fotokaynak

Son Durak Şirince

Hep derlerdi Sirince adi gibi sirin bir köy diye. Etrafimdaki bir cok insandan duymustum, bana da bu sene gidip gormek kismet oldu. Sunu soyleyeyim evet sirin bir yer. Ama o kadar. Yani vay efendim şöyle güzel vay efendim böyle guzel dedirtecek kadar değil. Yesillikler icinde bir koy, konumu itibari ile Selçuk, Meryem Ana ve Efes'e çok yakin. Dolayisi ile konumun da avantajini kullanarak, guzel pazarlanmis bir yer. Simdi sakin begenmedim gibi anlasilmasin, dusuncemi soyle ozetleyebilirim: Izmir bolgesine geldiginizde gelin, ugrayin, ya kahvaltiya ya sarap tadimina, gunu birlik keyfini cikarin. Ama sirf Sirince'de kalacagim diye cok uzak yollardan gelmeyin. Iste benim dusuncem bu.

Sirince'nin girisinde Nisanyanlarin butik oteline ait bir tabela gorduk,  yoldaki tabelalari izledik. Evet sirin, huzurlu bir otel. Soyle klimaya gerek duyulmadan, kendiliginden serin bir yerde, minderlere sirtini dayayip, kitap okumak gercekten cok keyifli olurdu. Biz de gidip bir fiyatini ogrenelim dedik. Odalar 350-400 TL'den basliyor dedi. Yani ben 350 TL versem o otele, eminim o gece uyuyamam:)


Ogle sularinda gittigimiz icin, karnimiz resmen zil caliyordu. Biz de Cici Şirince mutfaginda yemegimizi yedik. Dikkat asagisi can cektirecek yemek fotograflari icerir. Burasi oldukca sirin bir yer, kabak dolmasi Ege ortalamasina gore bir tık altindaydi ama kizartma gercekten cok lezzetliydi. Tamamen köy kizartmasi gibiydi.




Eee Şirince'ye gelip de ne yapmadan gitmek olmaz? Aferin yavrukuşlarim bildiniz, şarap tatmadan ve almadan dönmek olmaz. Biz de Artemis sarap tadim yerinde, meyveli saraplarin tatlarina baktik. Kavun, seftali, cilek, elma vs vs vs. Seftalili sarabin alkol orani en yuksekmis. Açikcasi bir ona tadayim bir bunu deneyeyim derken, yaz sicaginda kafayi guzel yapabiliyor. Fiyatlara gelince normal kirmizi sarap 20 TL, meyveli saraplar ise 15 TL. Biz bir kirmizi sarap aldik, bir de benim favorim olan çilekli şarabi. Erkekler meyveli sarabi pek sevmiyor galiba, kime sorduysam, yok ya sarabin meyvelisi mi olurmus dedi. Kadinlar ise cok severim dedi. Eeee kocamiz evde çilekli sarap icmeyince, kim icecek tabi? Aynen öyle, şarap bana kaldi. Bir sure sonra yogun gelebiliyor ama şikayetçimiyim?Tabi ki hayır:)


Şirince'de bir de Nesin Vakfi var ben yemegin sonlarina dogru biraz kötü oldum, o yuzden ugrayamadik, esas orayi gormek isterdim. Neyse ikinci kez gitmek icin bahane bize:)

18 Eylül 2012 Salı

Gece Gece

Eski fotograflara bakiyordum. Gece gece her nasilsa annemin hazirladigi su sofranin fotografina denk geldim. Off ki offf! Annem annem, bazen soyle annemle ayni sehirde hatta ayni mahallede otursaydik diyorum. Boyle mis gibi sofralar aman allahim! Neyse ben bir buzdolabina gideyim. Biliyorum gece gece bu fotograf hic olmadi! Tü bana:)

Burası Ankara

Ankara'nin en iyi tarafi Istanbul'dan donmesidir diyen Kurthan Fişek'in kitabini okuma firsatini bu sene buldum. Ankara'ya tasininca Ankara ile ilgili bir suru kitap almistik. Kurthan Fişek'in Burasi Ankara kitabina şöyle göz atayim deken, bu kitap nasil bir anda bitti anlamadim. Duru anlatimi sayesinde; Ankara sevmeyenlerin bile ellerinden dusuremeyecegi bir kitap.

Bu kitabi daha onceden okumama ragmen, yazma firsati bulamamistim. Bu guzel kitabin yazari Kurthan Fisek vefat etmis. 19 Eylul 2012 Carsamba gunu (yarin)Ankara Universitesi'nde duzenlenecek torenin ardindan, Kocatepe Cami'sinde ogle vakti kilinacak cenaze namazi sonrasinda topraga verilecekmis. Acikcasi cok uzuldum. Yaptigi akademik calismalar ile cogunluk tarafindan bilinse de, ben bu sene kitabini okuyarak Kurthan Fisek'tan haberdar olma sansini yakaladim. Keske bu guzel insanlar cok daha fazla yaşasa...

Kitabin disinda Hurriyet'de yayinlanan bir roportaji var. Okumak isterseniz buraya tiklayin.

Hurriyet'deki söyleşiden kisa bir alinti:

"Kimya mühendisliği tahsilim sırasında ilk hocam Erdal İnönü'ydü. Fizik dersinde iki sınav yaptı, birinden 100 üzerinden 0, diğerinden 15 aldım. Yanına gittim, 'Aritmetiğin hangi işlemini uygulasam sınıfı geçemezsin. İki notunu çarpsam sıfır eder. Toplasam 15, çıkarsam -15. Gelelim bölmeye: 0'ı üste alsam 1 olur, alta koysam sonsuza gider" dedi. Benimle kafa bulduğunu anladım. Aritmetiksiz ders seçmek için öğrenci işlerine gittim. Ders, tabii kaynaklar işletmeciliği yani hidrolik. Hoca Süleyman Demirel. Mekanik hocası da Necmettin Erbakan. O yıl okuldan kovuldum. Sınava tekrar girdim. Bu sefer kamu yönetimi. Şeytani zekamı keşfeden Turgut Özal'dır. Bu isimlerin hepsi yedek subay olarak askerliğini yapıyordu."

Alaçatı-Imren Pastanesi

Alacati'yi uzun uzadiya anlatmayacagim, butun yaz baya Alacati postu okuduk. Cok da guzel bilgiler aldik. Benim paylasmak istedigim, Çesme bolgesinde damla sakizi cok meshur ve damla sakizli muhallebiyi Imren Pastanesi cok guzel yapiyor. Insan kendinde bir kac tabak birden yeme potansiyeli goruyor. Hayatimda yedigım en guzel tatlilardan biriydi diyebilirim. Alacati'ya yolunuz duserse, bu tatliyi yemeden gelmeyin. Cesme'nin kumrusu meshur ama esas meshur olmasi gereken seyi bence bu tatlisi...Siddetle tavsiye ediyorum, pisman olmayacaksiniz.
Karnimiz tok oldugu icin, damla sakizli kurabiyelerden yiyemedik. Bir dahaki sefere kurabiye de deneyecegiz.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Urla

Bu yaz Urla'ya da ugradik. Ilk gordugum zaman da Urla'yi sevmistim, kendi halinde, cok yuksek katli binalarin olmadigi bir yer. Biz Cesme'ye gidecegimiz icin burada cok zaman geciremedik; sahilde kahvalti yapmadigimiz icin aklim kaldi. Cunku kahvalti cok guzel gozukuyordu. Bu huzur dolu yerde bol bol fotograf cektim.

En basta dunyanin bilinen en eski batigi Uluburun'un fotografini cektim. Hatta aklimda kalan degil de yazili olan olsun diye dusununce asagidaki fotografi cektim. Herhalde ise yaradi, degil mi:)  (Üşengeç blogger örnegi)
Burada kediler, ordekler tam fotograflik:)

Simdi sunu da soylemeden gecemeyecegim, Allah hastanelere dusurmesin ama bu hastaneyi ilk gordugumde de bayilmistim. Bir yarim ada gibi, uzun ince  bir yolla hastaneye variyorsunuz, hastane sahane deniz manzarali, mis gibi agaclar arasinda. Hasta giren herhalde havasindan suyundan iyilesir burada. Hastanede Anadol ve Serce iki araba gordum. Ikisinin de fotografini cektim:)

Bu sandalye deniz kenarinda tablo gibi duruyordu. Sanki yalnizligin fotografi...?


Urla'da kucuk bir tepede agaclar icine saklanmis guzelim ev. Bu evi ilk gordugumde kesinlikle burada yasamak isterdim demistim. Deniz manzarali, agaclar icinde daha ne olsun. Sahipleri cok şansli.

Ve sırada Alaçatı...

Ceşme'de Kumru

Çeşme'ye gidince kumru yemeden gelmek olmaz dedik. Ilica bolgesindeki adiyla saniyla meshur olan Kumrucu Şevki'ye gittik. Bu kumrucular artik para basar olmus ama musteriye duzgun hizmet anlayisi da o kadar gerilemis. Kumrucu Şevki en unlu kumruculardan, yazin sicaginda oturduk, oturdugumuzu gormelerine ragmen, 10 dakikanin ustunde bekledik, garsonlar kendi aralarinda sohbet etmekten bir turlu yanimiza gelemediler, biz de kalktik.

Ikinci kumrucu duragimiz Kumrucu Erol oldu. Garson geldi, menu istedik. Menu yok ben sayayim dedi. Yarim yamalak saydi, daha cok biz sorduk o söyledi. Esim garsonun tavrini gorunce yememeye karar verdi, ben de acliktan öldügüm icin, hemen kumrumu söyledim. Bizden sonra gelenlerin kumrularini gorunce, garsonu cagirarak benim kumrumda bir sorun mu var dedim, garson da gayet rahat bir tavirla yooo siz kumru soylemediniz, sadece kola ve limonata soylediniz demez mi! Hesabi nasil odedik, nasil oradan kalktik bilemiyorum.

Artik iş inada bindi, kumru yemeden dönmeyecegim ve bir saat icinde kumru yiyecegim diye hedef koydum. Onumuze gelen ilk kumrucuya girdik, Kumrucu Hüseyin. Self servis alinabiliyordu, dolayisi ile garsonla vs ugrasmadan kumrumuzu yedik.


Simdi kumruya gelecek olursak, ben sahsen o kadar kumru seven bir insan degilim. Senede bir kere Çeşme'ye gidersek, yerim. Geri kalan zamanlarda aklima bile gelmez. Neyse efendim, kumrucularin tutumlari beni cok rahatsiz etti, yazmadan edemedim.

16 Eylül 2012 Pazar

HSBC ve Musteri MEMNUNIYETSIZLIGI

Ogrenci iken bankalardan, musteri memnuniyetinden bihaber iken HSBC'den kredi karti almistim. Bir donem kullandim sonra Garanti Bankasi'dan memnun kalinca HSBC sadece cuzdanimdaki kartlardan herhangi biri oldu. Uzun yillardir kullanmiyordum. Gecen sene kart ekstrelerimi kontrol ederken, kredi kart aidatini gordum. Musteri hizmetlerini aramistim, 1 saate yakin beklemistim. Kartimi ve kart aidat ucretini iptal etmek istedigimi soylemistim. Kredi kartimin ucretini iptal etmislerdi, kart aidat ucreti bir daha gelmeyecegini soylediler. Ben hadi yine kalsin,  kullanmiyorum ama ne olur ne olmaz demistim.

Sanki gecen sene ayni seyleri yasamamisim gibi bu aksam da karti kullanmiyorum ama yine de ne olur ne olmaz mantigiyla ekstreyi bir kontrol edeyim dedim. Dejavu gibi. Yine kart ucretini gorunce musteri hizmetlerini aradim. Birincisi musteri hizmetlerine ulasmak cok zor, banka hesabi icin su numara, bilmem ne icin bu numarayi cevir vs. Nihayet musteri hizmetlerine ulastim, dedi ki sizi kart hizmetlerine baglayayim, yine telefon da bekleme sureci basladi. Bekle bekle sinirden öldüm, sonra telefonu açan kişi demez mi ben sizi esas yetkiliye baglayayim. Neredeyse 40 DAKIKA telefonda bekledim. Bir de telefonu acan kisiler robot gibi cumleler, yok kart puani verelim yok kart ucretini silelim. Ben ise istedigim cok basit 2 seneye yakin kartimi kullanmiyorum kartimi ve kart ucretini iptal edin diyorum. Yok diyor ben kartin avantajlarini saymak zorundayim. Bu kart egitimini verenler nasil boyle kurallar koyabiliyorlar anlamiyorum, degil kartin avantajlarini duymak artik bir dakika bile zaman kaybetmek istemiyorum. Onlar ise musteri memnuniyeti icin bunu yapiyormus, yahu musterini memnun etmek istiyorsa dedigim yapilsin baska bir sey istemiyorum. Simdi 5-10 sene sonra esasinda o gun kart ucretini iptal etmemistik sadece kartinızi iptal etmistik diyerek hic bilmedigim bir borcum ciksin da istemedigim icin soruyorum yani benim borcum yok artik, kart ucretini de karti da iptal ettiniz degil mi diye. Telefondaki kiz siz iki gun sonra arayin kontrol edin, sistemsel bir hata olmadigi surece iptal ettik diyor.

Benim de kan beynime siçriyor.Zaten dunya kadar saat telefonda beklemisim, hepsi ben yetkili degilim diyerek birbirine yonlendirmis, bir de iki gun sonra siz arayin kontrol edin diyor. Yani islem bu kadar zor mu? Benim basimi kasiyacak zamanim olmuyor, niye gunde 1 saatimi boyle telefonda beklemeye ayirayim?

HSBC'den iyice nefret ettim! Normalde call center'da calisan kisilere isleri yeterince zor oldugu icin oldukca anlayisla yaklasirim ama pes yahu! Musteri memnuniyeti degil tamamen musteri MEMNUNIYETSIZLIGI! Bu kadar da olmaz artik!

Seferihisar-Sıgacık

Biraz önceki postumda bahsetmistim, Sıgacık'ta pansiyon rezervasyonumuz oldugu icin, Foca'da kalmamistik,biraz takilip Sigacik'a geldik. Burasi da acikcasi benim tercihimdi. Bayram donemine denk geldigi icin her yer kalabalik olacakti biz de az kalabalik olan yerleri bulma cabasindaydik. Seferihisar'i ise cok merak ediyordum, Turkiye'nin ilk citta slow sehri. Citta Italyanca'da sehir; slow ise Ingilizce'de yavas demek; yani yavas sehir diye cevrilebilinir. Sıgacık'a varmadan Seferihisar'in oradan geciyorsunuz, biz o kadar hayal kirikligina ugradik ki kesin yanlis geldik dedik ve haritada baska bir Seferihisar daha bulunca, kesin burasi orasi degildir diyerek oteki Seferihisar'a gittik. Ve anladik ki bizim gordugumuz Seferihisar, o meshur Seferihisar'mis.

Yani simdi kesin begenenler cikacaktir ama sunu soyleyeyim benim icin hayal kirikligi bir yer. Dag Motel'de yer ayirtmistik, pansiyon olarak ortalamanin altinda bir yer tabi ne kadar ekmek o kadar kofte misali. Sadece uyumak icin yer ariyorsaniz, beklentinizi karsilayabilir. Biz de bayram doneminde hic bir yer bulamamistik, Yunan Adalari turundan sonra Turkiye'de butik otel yerine motel tercih ettik. Bu motel de gunluk 60 TL idi. Zaten fiyati duydugumda kisi basi mi diye sormustum, oda fiyati oldugunu soylenince sasirmistim. Zaten Dag Motel konaklamadan ziyade restorani ile daha cok ön planda bir yer.

Sıgacik'a donecek olursak hadi biraz kesfe cikalim, denize girelim dedik. Plaj denilen yere gittigimizde oldukca kalabalik oldugunu gorduk. Gittigimizde bir de kavgaya denk geldik. Adamin biri zil zurna olmus, herhalde birine yan bakmis, sonrasinda raki siseleri havada ucusuyordu. Aninda polis cagirdik ve oradan nasil uzaklasacagimizi bilemedik, direk kaldigimiz motele donduk. Aksam yemegimizi yedik, 2 gunluk paramizi pesin odedigimiz icin ertesi gun sabah erkenden cikip Cesme'ye gitmeye karar verdik.

Yemeklere gelince ortalama idi. Kalamar guzeldi, digerleri her yerde bulunabilecek ortalama kivamda. Ama yine de Sigacik'daki herhalde en guzel sey manzara esliginde yemek yemekti. CnnTurk'de Lezzet Duraklari programinda bu moteli gormus olmam da, kararimi kolaylastirmisti. Dedigim gibi restoran kismi motel kismina kiyasla daha iyi. Ama yine de cok bir sey beklememek lazim. Fiyatlara gelecek olursak, gecelik konaklama oda basina 60 TL, asagidaki mezeler, tek kisilik et yemegi ve bir duble raki 120 lira civarindaydi.

 Eti esim ozellikle az pismis istemisti. Ama gelen eti o kadar kurutmuslardi ki; kesmekte bile zorlandi. O kadar az pismis denmesine ragmen bu kadar kuru et geliyorsa, cok pismis deseydik herhalde kömür et gelecekti.
Simdi fark ettim ki o kadar sevmemisim ki fotograf bile cekmemisim. Buyuk konusmayayim ama Sığacık'a bir daha gidecegimi zannetmiyorum ve tavsiye etmiyorum.

Eski Foça

Yunan Adalari turumuz bitince once Eski Foça'ya uğradik. Eski Foça gurultuden uzak, keyfe duşkun insanlarin bir araya geldikleri bir yer gibi.

Gürültuden uzak bir yer, fazla kalabalik degil. Benim icin bunlar onemli ozellikler. Tabi son yillarda burasi da eskiye nazaran biraz daha kalabalik olsa da Turkiye'deki en bozulmamis yerler arasinda yerini alir. Bizim Seferihisar Siğacik'da rezervasyonumuz oldugu icin Eski Foca'da kalmadik ama kalacaklara Iyon Pansiyon'u oneririm. Eski Foca'da luks ariyorsaniz hayal kirikligina ugrarsiniz, ama sevimli bir tatil olsun diyorsaniz, evinizde gibi hissedeceginiz yer ariyorsaniz Iyon Pansiyon'u oneririm.

Ege'de olmanin en guzel yani guzel zeytinyagli yemekleri yiyebilmek. Biz de Carsi Lokantasi'nda yedik ve yemekleri gorunce gozumuz dondu. Hangisinden alacagima karar verirken cok zorlandim, her secimimde diger yemeklerde aklim kaliyordu. Tabi sadece zeytinyagli yok, et yemegi, kofte, eriste. Hayatimda bu kadar guzel eriste yemedim. Cok lezzetliydi.
Ve benim tabagim:)
 Zamanimiz olmadigi icin bu sefer Bonjour'da dibek kahvesi icemedik ama Foca'ya yolu dusecekler icin tavsiye ediyorum. Iki yani acik oldugu icin püfür püfür rüzgari hissedebileceginiz, ruzgarda denizin kokusunu icinize cekebileceginiz ve kahvenin her yudumunda keske hayat hep buradaki gibi keyifli olsa diyeceginiz bir yer. Ayrica calan muzikler de cabasi. O kadar zevkli ki. Mutlu olmak istiyorsaniz ugrayin.

Ve Foca'ya geldigimizde kesinlikle yapilmasi gerekenler listesinin basinda gelecek sey...Dondurma yemek! Oyle ki insanlar sadece dondurma yemek icin Izmir'den geliyorlarmis. Aksamlari burada dondurma yemek icin yarim saat sirada beklemeyi goze almalisiniz. O kadar guzel ki ne kadar beklerseniz bekleyin beklediginize degiyor. Dondurmayi Giritli Nazmi Usta yapiyor, herseyin gercek meyvesini kullaniyor, katki maddesi yok. Zaten yediginizde dedigimi anlayacaksiniz.

Kısacasi Eski Foça yasamak isteyecegim bir yer.

9 Eylül 2012 Pazar

Atina

Atina'ya gitmeden önce esimle kararimizi vermistik, gemide satilan turlardan almayacaktik, metronun yakin oldugunu duymustuk, metro ile sehrin merkezine gidecektik. Karari verdik vermesine de gitmeden insanin gozunde canlanmiyor. Ama gidecekler icin olabildigince anlatmaya calisacagim, Pire limaninda gemiden inince 15-20 dakika yurudukten sonra metro istasyonuna ulasiyorsunuz. Bizimle metroya binen 45-50 yaslarinda bir cift daha vardi, onlar da metroya yurumusler, en basta taksiye binmek istemisler, taksici de zaten yakin demis, onlar da iyi bari yuruyelim demisler:) Yani yurumekte bir sikintiniz yoksa bence gayet yurunebilecek bir mesafe. Spor ayakkabi giymenizde fayda var. Tabi bu dedigim butun yurt disi sehir kesifleri icin gecerli:) Esimle ben sanki ayakkabilarimizda kara simsek hizi varmiscasina iyi yururuz:P Metroda Monastir duraginda indik. Pire'den Monastir duragina kadar yol 20-25 dakika civari suruyor. Metro gayet guvenilir geldi. Bunu yazmamin sebebi bilmedigim yerlerde metroya binmekten cekinirim, acaba guvenli mi diye.Tabi benim basima bir sey gelmedi diye sizin de basiniza gelmeyecek diye garantisi yok:)

1.40 Euro kisi basi odedik. Biletleri bilet makinesinden alabilirsiniz, turnike gibi bir yerde okutmuyorsunuz, bileti alip, gelen metroya biniyorsunuz. Sunu da soylemeden gecmeyeyim, evet illa ki giriste bir kontrol yok fakat bir denetlemeye denk gelirseniz para cezasi oduyormuşsunuz.

Monastir'da inince karsiniza cikan meydan asagidaki meydandir.
Atina'da sokak aralarinda yuruyup biraz havasini solumak istedik. Cok kisa zamanimiz oldugu icin muzeye gitmedik. Cunku bu kadar kisa surede yapilan muze gezisi, gorduk mu evet gorduk seklinde olacakti. Onun yerine yuruyerek kesfe ciktik.
Ikinci el esyalarin satildigi bir sokak pazarina denk geldik.
Asagidaki kareleri de sevdim, sizinle paylasmak istedim.

Not: Gemiden inince metroya binmek istemezseniz, sehir otobusleri(city bus) vardi. Taksim'de vs olan ustu acik olanlardan. Birinden inip digerine binerek sehri kesfedebiliyorsunuz. 20 Euro idi. Alternatif olusturabilir diye bilgi vereyim dedim:)