30 Ekim 2012 Salı

Middle Kitchen

Istanbul'a iş icin gitmem kesinlesince hemen cok sevdigim eski iş arkadaşlarimla gorusmek icin plan yaptim. Lokasyon anlaminda herkese yakin olmasi sebebi ile Yesilkoy'de karar kildik. Ankara'dan gelmis olmam sebebi ile özledigim deniz kokusunu bolca içime cekebilmem adina Yeşilköy benim icin cok guzel bir tercihti. Hava hafiften serin olsa da disarida oturmak oldukca keyifliydi.

Bu sene Yesilkoy'e yeni bir yer acilmis, Middle Kitchen. Keske ben Istanbul'da yasarken acilsaydi. Konumu itibari ile deniz manzarali, simdiden kesfedildigi Cuma aksaminda masalarin bir hayli dolu olmasindan belli. Menüsü oldukca cesitli, musteri memnuniyeti ön planda.

Yesilkoy tekrar Istanbul'da yasayacak olursam yerlesecegim semttir, cok severim. Bu yeni acilan yeri de cok sevdim. Istanbul'da yasayip da sanki yazlikci gibi aksamlari deniz kenarina gidip bir seyler iceyim derseniz, adresiniz Middle Kitchen olabilir:)




Bir Taksim Klasiği-Kızılkayalar

Gecenlerde is icin Istanbul'a gitmistim, aksam arkadaslarimla bulusacagim diye resmen kosturmak zorunda kalsam da Ankara'dayken ozledigim Kizilkayalar'a ugrayarak hemen bir islak hamburger kapmaktan kendimi de alikoyamadim. Zaten bu hamburgerler bana cerez gibi geliyor, bir hamburgeri hop diye iki lokmada mideye indiriyorum:)

Kizilkayalar benim icin Taksim klasigidir, Istanbul'dur. Ilk Istanbul'da yedigim zaman, ne yani hamburgerin islagi mi olur demistim, hatta oyle ekmegin islak islak olusundan hoslanmamistim. Simdi ise icindeki sostan midir bilemem ama cok seviyorum. Istanbul'dayken her gun yiyecegin bir sey degildir ama ara sira canin cektiginde, kacamak yapmak istediginde orada oldugunu bilmek bile yeterlidir:) Bence Istanbul'a yolu dusenler, bu islak hamburgeri yemeli. Tabi Taksim'de bir suru yerde satilmakla birlikte ben nacizane Kizilkayalar'i öneririm. Yine gece gece yemek postu yapmis oldum. Bu saatlerde herhalde bana birseyler oluyor:)

Türkan

Yaklasik bir kac once Ayse Kulin'in Türkan adli kitabini okumustum, filminden haberim yoktu, gecenlerde esimle D&R'da gezerken, filmini gorunce, hemen aldik. Tatildeyken de yanimda goturmustum, izledim iki gozu iki cesme. Resmen icime isledi. Ne buyuk haksizlik dedim. Keskeli cumleleri cok sık kurmam esasinda, filmi izledikce, keske dedim Turkan Saylan yasarken, gidip tanişsaymisim dedim bu buyuk insanla. Galiba cok etkilendim, uzuldum, ne istediler dedim, yatakta yorgani uzerime cekip agladim agladim...

Yazarken hala etkisinde kaliyorum galiba. Etkisini bir kenara birakip biraz da olsa hem kitabini hem de filmini anlatayim. Ayse Kulin'in yazim dilini severim, cumleleri akicidir, beni bir sekilde okurken icine alir ve genelde bir kac saat icinde de kitaplarini bitirmis olurum. Türkan adli kitabini okurken en baslarda dogrusunu soylemek gerekirse, biraz sıkıldım, hatta kenara koyup birakacaktim. Cunku kitabin baslarinda biraz fazla mektuplara yer verilmis, sonrasinda ise kitap yine akmaya basladi, Turkan Saylan'in azmini, cuzzamlilarla mucadelesini, ayakta tutunmasini, ikilemlerini, kararligini, korkularini anlatmis. Kitabin basini gecince, kitap acildi ve gayet de guzel bitti.

Filme gelince, Ayse Kulin'in kitabindan esinlenilse de, Turkan Saylan'in son gunlerini konu almis, baskindan sonrasini...O kadar halsizken,hastayken, tek amaci insanlara yardim etmekken, birden son gunlerinde evine yapilan baskinla basliyor film. Turkan Saylan'in o gunlerde en buyuk istegi Cagdas Yasami Destekleme Dernegi'nin 20. yil kutlamalarina kadar yasayabilmek! Yani dusunun ne kadar bicak sirti bir cizgide, olumle yasam arasinda bir yerde pamuk ipligiyle bagli bir donem... Evi baskin sirasinda resmen talan ediliyor, ne bulmayi umuyorlarsa! Hayati boyunca cuzzamlilara yardimci olmus, onlara dokunmus ve ondan sonra gelen hekimlerin de dokunmaktan korkmamalarini ogretmis. Milyonlarca kiz cocuguna kardelen projesi ile okuma firsati sunmus. Hepimiz kendi capımizda elimizden geldigince iyi insan olmaya calisiyoruz, ama nereye kadar baskalari icin bir sey yapiyoruz? Kendi adima soyleyeyim, bu kadinin yaptiklari yaninda kendi yaptiklarimin lafi bile olmaz. Neyse konudan sapiyorum. Filmi izlerken, Turkan Saylan'in eski hastalari ile vedalasmalari, ölumle yuzlesmeye hazirlanmasi, torunu ile diyalogu, herkes icin kosup dururken, kendi cocuklarinin da annelerini baska cocuklar ile paylasmak zorunda kalmalarindan yasadiklari uzuntuyu yani tum insani yanlari ile Turkan Saylan'i anlatiyor.

Film icime isledi. Bu guzel insanin kiymeti yeterince bilinmedi diye dusunuyorum. Yazik cok yazik!

29 Ekim 2012 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

Keşke Ataturk'un yaşadigi donemde yasasaydim, keske Ata'mizi gorseydim. Liderlik ozelliklerini, zekasini, insaniyetini okudukca, nasil sansliyiz ki boyle bir kisi bizim önderimiz olmus demekten kendimi alamıyorum. Tabi ki bunu şans olarak gorebilene...

Bugun malesef ise gitmek zorunda oldugum icin, yuruyuse gidemedim. Ulus civarindan gectigim saatlerde, yuruyus icin insanlar toplaniyordu. Her taraf kirmizi, beyaz Turk Bayraklari... Cocugunu, ailesini alan gelmis, tekerlekli sandalyesi ile gelen var. Yasli olup zor yuruyen de... Oyle guzel bir goruntuydu ki gozlerim doldu resmen...

Ise gitmek zorunda oldugum icin, otobusten inemedim, isten yeni geldim. Bu postla da olsa hepinizin Cumhuriyet Bayrami'ni kutlamak istedim.

Cumhuriyet'in, Ata'mizin kiymetini bilelim. CUMHURIYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
fotokaynak

26 Ekim 2012 Cuma

Kacamak


Deniz kokusu,muhtesem manzara huzur dolu bir kac gunluk kacamak...Eski Foca yine adres:)

21 Ekim 2012 Pazar

Blogger Buluşması

Dün Ankara'lı bloggerlar olarak bulustuk, cok keyifli zaman gecirdik, birbirimizle kaynaştik, blogger olmanin ortak ozelligi herhalde cabuk kaynasabilmek ve cok konusmak:) Bize ayrilan masalarda hepimiz birbirimizle bolca konusabilmek icin, habire oturdugumuz masalari degistirdik, bolca fotograf cektirdik, Food 4 U'nun bizim icin hazirlamis oldugu yemekleri yedik, zaman nasil gecti anlamadan bir sonraki bulusma sözünü verip vedalastik.

Herkes bolca fotograf cekti, şimdilik sadece benim cektiklerimi yayinliyorum, maillerle fotograflar geldikce, diger fotograflari da eklerim. Bugun bu postu yapmazsam muhtemelen, bu iki gun cok yogun calisip eve gec gelecegim, sonra tatile cikacagim derken, bu post bu aksam olmazsa kaldi mi kalir:)

Bu organizasyonu gerceklestirdikleri icin, Alice, Hande ve j.d.'ye cok tesekkur ederim. Bu organizasyon icin bolca yer arastirmislar, bizler icin hediyeler hazirlamislar, masadaki kucuk ciceklere kadar herseyi dusunmusler yani cok ugrasmislar. Tesekkuru fazlasiyla hak ediyor bu kizlar:)







Son fotografda mekandaki duvardan gelsin:)
 Ayrica, Anna Dello Russo'nun H&M icin tasarladigi sahane gunes gozlugu icin cekilise katilmak isterseniz, Ecem Akar'in sitesine ugramanizi oneririm. Sahsen gozlugu cok begendim. Secret yapiyorum:) Bana ciksin, bana ciksin, bana ciksin:)

Yeni Aldıklarım

Cumhuriyet Kitapevi'nin önünden cok sık geçsem de, icine bir türlü girip kitap alma firsati bulamamistim. Eşim her gidisinde eve domates, patates almis gibi torba torba kitap alip gelir. Ben de kitap almayi, kitapçıda zaman gecirmeyi, kitaplar raflarinin onunde dusuncelere dalmayi severim. Dun baktim yine esim Cumhuriyet'ten kitaplari almis gelmis, ben de gaza geldim, hadi dedim gidelim:) Asagidaki kitaplari aldim, okumak icin sabirsizlaniyorum.

Uğur Mumcu-Büyüklerimiz
Aziz Nesin-Yeşil Renkli Namus Gazı
Suçumuz Insan Olmak-Oktay Balbal
Amin Maalouf-Doğu'nun Limanları

20 Ekim 2012 Cumartesi

Zafer ve Gurur

Edward Norton ve Collin Farrel birlikte rol aldigi film. Edward Norton'u Dovus Kulubu ile tanidim ben, sonrasinda izledigim filmlerdeki oyunculuklarini da hep begendim. Bu filmde basrolde sayilmaz, o yuzden sadece Norton icin alirsaniz, hayal kirikligi yasayabilirsiniz. Bu Cumartesi aksami sevgilimle evde yemek yapalim, sonrasinda da film izleyelim dedik. Iyi ki de oyle yapmisiz. D&R'dan Zafer ve Gurur filmini aldik.

Konusuna gelince, New York polis teskilatindan dort kisi tuzaga dusurulur ve öldürülür. Polis sefi olan baba olayi arastirmasi icin yine polis olan oglundan davayi yurutmesini ister, tabi ki bu ogul Edward olur:) Babanin buyuk oglu da polistir ve kizlarinin da kocasi da  (Collin Farrel) polistir. Anlayacaginiz tum sulale polistir. Neyse efendim konuyu sulandirmayalim. Edward Norton sorusturmayi yurutmek istemese de babasini kiramaz. Olaylari arastirmaya baslayinca, isin icinde uyusturucu isi oldugunu ve polislerin icinde bir muhbirin oldugunu ve uyusturucu cete basina haber ucurdugunu ogrenir. Arastirdikca esasinda buyuk abisinin ve kayinbiraderi olan Collin Farrel'ın da isin icinde oldugunu kesfeder.

Bence film akicilik ve konu anlaminda guzeldi. Collin Farrel'ci olmasam da, etrafinin cete tarafindan sarildigi ve sopayi yere attigi sahnede bence cok iyiydi. Ben sevdim filmi, yani yarin obur gun hayatinda en sevdigin filmleri say desen icinde yer almaz, ama akici bir film izleyeyim derseniz gayet guzel gider. D&R'da filmlerde ucuzluk vardi, 5 TL'ye aldik. 5 TL'ye gecirilecek guzel zaman, daha ne olsun:)
fotokaynak

16 Ekim 2012 Salı

Şıpsevdi

Şipsevdi kelimesini günlük ozdeyislerimizle ozetleyecek olursak: "Hamamda kurnaya, dügünde zurnaya asik olmak" diyebiliriz":) Ama belirli donemde cocuk olanlar icin sipsevdinin kelime anlaminin dısinda baska bir anlami daha vardir:) Evet evet bildiniz! Şıpsevdi sakızlarindan bahsediyorum...Sekerli guzel bir sakiz, cocukken habire alirdik, sonra icinde "ASK..."diye devam eden cumleleri okurduk. Ask/ Love hede bödeeee seklinde yazilar yazardi.

Örnek verecek olursak:
"Ask yagmurlu bir gunde parlayan gunestir"
"Ask bazen onun hoşuna giden seyleri yapmaktir"
 "Ask birinin hassasiyetine saygi gostermektir"....gibi gibi uzatilabilinir.

Bu aksam esime meyve tabagi hazirlarken, kendi kendime "Ask... diye baslayan cumle kurdugumu fark ettim ve aklima sipsevdi sakizlari geldi. Şöyle ki...Esasinda meyve tabagi hazirlamasini, meyve soymasini hic sevmem, hatta ailemle yasadigim donemde annem meyveyi zorla yemem icin baski yapmadigi surece, sirf usengeclikten meyve yemezdim. Uzun sure yalniz yasadim, kavun/karpuzu cok severim, onlarin yeri ayri olmakla birlikte, en cok yedigim meyve muzdu. Sebebi tahmin ettiginiz gibi cok basit! Uğrastirmiyor:) Iki gundur esim biraz hasta, vucudu vitaminsiz kalmasin diye iki gundur meyve tabagi hazirliyorum, her meyveyi soyuyorum:) Sirf usendigime esime hazirlayip birakiyorum, kendime hazirlamiyorum:) Iste bu aksam da meyve tabagi hazirlarken, "Ask meyve soymayi hic sevmeseniz de, sevdiginiz icin meyve tabagi hazirlamaktir" diye dusunurken buldum kendimi...

Sizin de var mi bu tarz dusunceleriniz?


11 Ekim 2012 Perşembe

istanbul istanbul

Bu sehri ne kadar cok ozlemisim.renkliligini,hizini,cesitliligini.Ankara da aksam saat 10:00 oldu mu yollar tenhalasir ozellikle hafta ici ise.simdi taksim'den otelime gidecegim.ben taksim den ayrilirken bu saatte,insanlar yeni geliyor.sokaklar dolu sokaklar canli.sanki yillardir istanbul da yasamamisim gibi degisik geliyor hersey......

10 Ekim 2012 Çarşamba

Trafik

Artik Ankara'da da trafik var.Sehrin merkezi Kizilay da adim adim ilerliyoruz. Ankara'da yillardan beri bir turlu bitirelemeyen metro calismalari yuzunden insanlar otobuse binmeye mecbur kaliyor.bir de su kizilay daki metro calismasi guya okullar acilana kadar bitecekti.Guyaa! isten yorgun argin cikip bir de trafikte kalinca deliriyorum galiba...Hadi ozaman siradaki sarki bana gelsin...Deli deli kupeli:b)

9 Ekim 2012 Salı

İş Görüşmesine Gitmek

Hadi basvuruyu hazirladik, sira geldi gorusmeye gitmeye. Oncelikle kiyafet ve ayakkabi konusuna deginecegim. Ustunde at tepinmiş gibi burusuk ceket-gomlekle gitmeyin lutfen. Veya renkli bir skiny jeansin uzerine, beyaz gomlek, altina topuklu ayakkabi giyince oldum ben diye düşünmeyin. Illa pahali marka kiyafet giyilmesine gerek yok, temiz ve utulu, hatta biraz ciddi is kiyafeti sizin bir-sifir önde olmanizi saglar. Gorusmeye onem verdiginizi gosterir sonucta dış gorunum ne kadar onemli olabilir ki diye dusunseniz de algi yonetimi bu iş.

Gorusmeye gitmekten vazgectiniz veya bir aksilik cikti gorusmeye gidemiyorsunuz veya gec kalacaksiniz, insanlik hali, herkesin basina gelebilir. Ama haber vermemek! Cıssss! Insan kaynaklarinda sizinle gorusecek kisi de gorusmelerini,toplantilarini ve islerini size gore ayarliyor. Gorusme saati geldiginde adayin gelmedigini gormek gercekten gorusecek kisiyi de zora sokuyor.Gorusmeye gelmeyen ve haber vermeyen kisiler de kara listeye alinabiliyor, is hayati bu belli olmaz,bugun gelmediginiz gorusme, yarin öbür gun baskalarini araya sokarak girmek isteyeceginiz bir is olabilir.

Bir de gorusmeye gitmeden once trafik vs gibi aksakliklari goz onunde bulundurarak, evinizden erken cikin. Her yeri navigasyon cihazi gibi bilmek zorunda degilsiniz. Ama sirketin adresini ve en kotu ihtimalle sirketten gorustugunuz kisinin telefon numarasini yaniniza alin. Ama hic adresi bulmak icin caba sarf etmeden, hemen telefona sarilip, sizi arayan kisiye "efendim ben simdi suradayim, oraya nasil gelecegim" seklinde adres tarifi istemek icin aramayin. Karsinizdaki kisi daha adresi bulamiyor, bizim isleri nasil yapacak diye dusunmesine sebep olabilirsiniz. Hatta adrese nasil ulasacaginizi gosteren bir krokinin ciktisini da yaniniza almak faydali olacaktir. Ola ki siz bulamazsaniz, atlayin taksiye verin elinizdeki krokiyi:)

Gorusmenin oldugu yere cok erken gittiyseniz, hemen gorusme yapilacak binaya girmeyin, etrafta kafe, magaza gibi bir sey var ise, biraz zaman öldurebilirsiniz. Gorusme saatinize yaklasik 15 dakika kala gorusme yerine gitmekte fayda var.

Gorusmeye binasina cok az mesafe kaldi, yaninizda bir ayna varsa aynaya, yoksa herhangi bir arabanin camina nasil gorundugunuze bakin, kadinlar rujlarini yenileyebilir, erkekler de kravatini duzeltebilir. Bir de hemen gorusmeye girecekseniz, cok agir parfum sıkmayın. Temizlik hissi uyandiran bir kokuyu sıkarsaniz, karsinizda da olumlu etki yaratacaktir.

Son olarak, sahne sizin denilecek bir andir gorusme. Konsere cikacak sanatci gibi, kendinizi iyi hissetmenizi saglayacak sey ne ise onu yapin. Mesela ben olabildigince yuksek sesle, mp3 playerimda en gaz sarkilari dinlerim:) Innn ınn! Cekilin yoldan:)
fotokaynak

8 Ekim 2012 Pazartesi

İş Dünyasına Adım Adım

Biliyorsunuz genellikle işle özeli birbirine pek karistirmiyorum, bu blogda daha cok iş dışı konulardan bahsediyorum. Fakat son zamanlarda iş arayan kişilerin danışabilecegi bir kişiye o kadar cok ihtiyaclari oldugunu gördüm ki belki bir yardımım dokunur diye kisisel goruslerimi paylasmak istedim.

Öncelikle ekmek aslanin agzinda cok dogru, yalniz sunu da unutmamak da fayda var. Adaylar bir is bulmak icin ne kadar istekli olsa da emin olun ki isverenler de açık olan kadroyu bir an önce dogru insan ile kapatmayi istiyor. Bir kişi ısten ayrildiginda veya kadro artisi oldugunda, insan kaynaklarinin işi o kadroyu makul bir zamanda kapatmaktir. Aday arama, adaylar ile gorusmeler yapma, pozisyona gore ikinci-ucuncu gorusmelerin yapilmasi, varsa testlerin uygulanmasi, hadi hersey yolunda gitti diyelim teklif asamasina gelinmesi...Yani uzun bir sure demek! Tabi o bos kadro sebebi ile sirket icinde calisan mevcut personelin ustune de daha cok sorumluluk yuklenmesi ayri bir konu!

Oncelikle basvuru yapmaktan baslayalim...Bir is ilanini gordugunuzde, insan kaynaklarinda özgeçmisi inceleyen kisinin, o ozgecmisi uzun uzun inceleme firsati yoktur. Hatta gorusmeye cagirip cagirmama karari bir kac dakikada alinir. Ozgecmis ne cok uzun, ne de cok kisa olmali. Bazi goruslere gore bir ozgecmis bir sayfayi gecmemeli deseler de, bence bir sayfaya sigdiracagim diye kirpilmis cumleler, sorumluluklar anlaminda cok da bir sey anlatmayan iş tanimlari, ozgecmisi inceleyen kisi uzerinde cok etki birakmaz. Tavsiyem hangi ise basvuruyorsaniz, ona özgü özgeçmis hazirlayin. Iş ilaninda yer alan anahtar kelimeleri, istenen ozellikleri, sahip oldugunuz ozelliklere gonderme yaparak tanimlamalari yapin.

Bir de sakin oradan buradan copy+paste yapmayin, ozgecmisinizi yazdiktan sonra bir kac kez siz okuyun ve etrafinizda yorum getirebilecek birileri varsa, fikirlerini sorun. Bazi ozgecmislerde oyle hatalar oluyor ki...Ornegin, bir cumlesi -mek, mak ile bitiyor; bir diger cumleri -yorum ekleri ile....Hadi bir örnek ile ozetleyelim...Egitmen adayi ozgecmisinde hata:

 Bla Bla Şirketi/ Kurumsal Egitmen
-Egitim sunumlarini hazirlama
-Egitim etkinlik raporlarini hazirliyorum...

Copy+paste kokan hareketler bunlar.

Ozgecmise koyulan fotografa da aman dikkat! Facebook'dan aşina oldugumuz, hani elini soyle karsiya dogru tutarsin ve boynunu kucuk emrah misali hafif saga yatirip kendi kendine fotograf cekme pozu var ya...Evet evet bildiniz o poz! Iste bazilari o fotograflari koyuyor. Veya bazilari bir kafede/ barda otururken kendince guzel/ karizmatik diye dusundukleri pozlari koyuyor. Guzellik yarismasina fotograf yollamiyoruz, giyinin bir beyaz gomlek, saclari fonleyin, assolist makyajindan siyrilin, olabildigince dogal ve bakimli halinizle fotograf cektirin. Erkek iseniz, tamam kirli sakal yakisiyor olabilir ama bir tras olun, bir kravat takin. Simdi ooo onyargi demeyin, kendinizi dusunun,facebooktan veya bir arkadasinizin albumlerini karistirirken ilk defa gordugunuz kisiler hakkinda illa ki tanimadan bir fikriniz olacaktir. Doğru ya da yanlış! Is gorusmelerini de oyle dusunun. Sizi karsinizdaki tanimiyor, once tanimak icin firsat verecek, ola ki o firsat dogdu, kendinizi tanitmaniz icin yine sinirli zamaniniz var. O yuzden olabildigince sansi kendinizden yana olmasi icin butun onlemleri alin.

Bir de ozgecmis hakkinda unutmadan soylemem gerekir, comic sans gibi yazi karakterleri ile yazmayin, fazlasiyla ciddiyetten uzak duruyor.

Is tecrubelerinize gelince, havali cumleler kuracagim diye, bilmediginiz yapmadiginiz isleri yazmayin, gorusmeye cagrilmak icin belki sansiniz olur ama ikinci gorusme icin malesef:( Karsinizdaki gorusmeci tecrubeli ise yaptiginiz veya yapmadiginiz seyleri kolayca fark edecektir.

Aklima gelen son konu da, malum devir torpil devri diyerek, hobileriniz bolumune "XYZ Partisi Genclik Kollari" yazmayin.

Şimdi diyeceksiniz ki ne çok sey var dikkat edilmesi gereken....Açikcasi oyle! Internette ozgecmis ornekleri diye aratinca bir suru ornek ciksa da bence herkesin ozgecmisi kendine ozgudur. Iş gorusmesine gidecek yol, iyi bir ozgecmisten gecer.

Devami gelecek...
fotokaynak

4 Ekim 2012 Perşembe

Ellere Var da Bize Yok mi?

-De bize de bize de bize de....Bize de yok mi? Ellere var da bize yok mi?
Hatirladiniz degil mi? Grup Vitamin diye bir grup vardi, eglenceli sarki sozleri yazarlardi. Vitamin deyince iste benim aklima oncelikle bu grup gelir. Bir de Tunali'da ayak ustu tost/ sosisli yenilen Vitamin Cafe. Kucucuk bir yerdir, bir nevi Tunali mudavimlerinin cocukluktan beri gittikleri bir yer olma ozelligi ile bilinir. Icerisi kalabaliksa, omuz omuza yemek zorunda kalsan da, mutlu eden bir yerdir. Yaz gunleri kaldirima attiklari tabureler sayesinde hem geleni geceni rahatlikla izlersin, hem de ferah ferah yemegini yersin.

Yalniz anlamadigim bir sey var, orjinali dururken, baskalari ne diye yanina bir vitamin cafe daha acar? Yani ne şimdi bu " Öz Vitamin" mi? Izmit'te de pismaniyecilerde de cok sık gorursunuz. Orjinal "Can Pismaniye satar bir dukkan, yaninda "Öz Can Pismaniye", diger yaninda " Yildiz Can"... Yani anlayamadigim bir seyin yanina niye tamamen ayni konsept uzerine kurulu ikinci bir yer acilir, e hadi acildi, neden ismi illa ki ayni kalir? Galiba sıfır yaraticilik noktasindayiz.


3 Ekim 2012 Çarşamba

Kadınların Hiç Bir Zaman Hayır Diyemeyeceği Şey: Ayakkabı

Eger bu yazıyı okuyorsaniz ve kadinsaniz, beni anlarsiniz. Bir kadin donem donem " Aman Allahim hic kiyafetim yok" buhranina girebilir veya dolabin onune oturup yarin ne giysem, bak giyecek bir seyim yok diye düşünebilir. Ve bir kadin ayakkabi dukkanının onunde, illa ki alacak bir sey bulabilir.

Tabi ben de bir kadin olduguma gore bu ruh hallerine donem donem giriyorum. Esasinda duygu kismini birakip mantik kismina gectigimde, omrumun sonuna kadar kiyafet, ayakkabi almasam hic de gerek duymam, bircok insan gibi. Esasinda kiyafet ihtiyacimiz oldugundan almiyoruz cogu zaman eger kiyafetin gercek amaci örtunmek, soguktan/sicaktan korunmak vs ise...Almamizin sebebi psikolojik, kendimizi daha iyi hissetmek.

Esasinda ne aldim yazisi yazan bir insan degilim. Bir de sunu da soylemeden edemeyecegim: Alisveriste bir seyi ederinden cok daha ucuza almissam benim icin kiymeti cok daha fazla oluyor. Ornegin, Atlas pasajindan normalden ucuza aldigim marka bir ceket, gidip sezonda aldiklarimdan milyon kere daha kiymetli. Veya magazada dunya kadar para verecekken, pazardan cok daha ucuza aldigimda cok daha fazla mutlu oluyorum.


Uzun zamandir limango, trendyol  gibi alisveris sitelerine girmiyordum, gecen gun Elle'de indirim oldugunu mailimde gorunce, seytan durttu:) Iste bu fotografini gordugunuz ayakkabiyi 50 TL'ye aldim. Rengi gorundugunden cok daha guzel ve cok rahat. Butun gun ayakta oldugum gunde bile, gayet rahat gunu tamamladim.

Neden yaziyorum bu satirlari? Muhtemelen sezonda yaklasik 3-4 kati fiyata satilan bu tarz ayakkabilari, belki alisveris sitelerinde gorup benim gibi tereddut ederseniz karar vermenizde yardimci olsun diye. Ben simdi iyi ki aldim diyorum. Söyleyin bakalim siz de sevdiniz mi?