10 Şubat 2013 Pazar

Wok & Walk

Acildigi gunden beri aklimda olmasina ragmen, bir turlu zaman ayirip gidememistim Wok&Walk'a. Hatta acilis gecesi icin davet edilmistim, is icin Istanbul'da olmam gerektiginden gidememis olmak icimde kalmisti. Ve nihayet uzun zamandir aklimda olan bu yeri deneme firsatini gecen hafta buldum. Oburcan ile mekanist internet sitesinin isbirligi ile gecen hafta bir etkinlik gerceklestirildi. Boylece hem daha onceden tanidigim bloggerlari gormek hem de yeni insanlar ile tanismak icin guzel bir firsat oldu.Ozellikle yeme icme konusunda keşifçi insanlarin bir araya geldigi bir geceydi. Bizler icin hazirlanmis yemeklere hos sohbetler eslik etti. Önce Uzak Dogu mutfaginin olmazsa olmazi acili eksili corba ile basladik, ben sahsen bu corbayi cok severim, genellikle masadakiler cok aci bulsa da bence bu corbayi ozel kilan da o. Sonra masaya ardi ardina atistirmalik lezzetler geldi. Karides, balik, tavuk, cin boregi...Atistirmalik adi altinda olsa da oldukca doyurucu oldu bizler icin. Tabi susiyi de es gecmemek lazim. En sonunda ana yemegi soyledigimizde kimse de esasinda yiyecek yer kalmamisti. Ben bir numarada yer alan noodledan siparis verdim, ismini hatirlamiyorum ama icinde kalamar, karides vs olan. Sanki icine biraz sos vs konsa  daha guzel olabilirmis veya deniz urunleri ile daha cok sebze karistirilsa, sadece bir oneri...Bir dahaki sefere gozumun kaldigi diger noodlelari yiyecegim. Mekan konsept olarak hos, calan muzikler iyi secilmis turden.Ne kadar fast food mantiginda olsa da catal, kasik ve kadehleri plastik yerine celik/cam vs gibi tekrar tekrar kullanilabilir malzemeden yapsalar bence cok daha iyi olurdu.

Bu guzel aksam icin Oburcan'a, mekanist.net'e ve ev sahipligi icin Wok&Walk'a tesekkurler.





5 Şubat 2013 Salı

Benden Haberler

Kim farkinda kim degil bilmiyorum ama durum bilgilendirmesi yapmak istedim, yine yazmama donemindeyim daha dogrusu yazamama...Nedense icimden pek gelmiyor, su aralar uyku hallerindeyim,
uykumu hic alamiyorum, onceden anneme derdim tavuk gibi erkenden yatiyorsun diye artik annemi de gectim. Aksamlari erken saatte uyuyorum, hatta Cuma gunu saat 21:30'da yatinca, kendime hay masallah dedim. Hem kendime kıziyorum bu kadar erken yattigim icin, hem de kendime hak veriyorum. Ise gitmek icin her sabah 06:00'da kalkiyorum, evet Ankara sartlari icin fazla erken farkindayim, Allahtan isimi seviyorum da bu erken kalkma olayi pek koymuyor, sadece kolktukta, serviste uyuya kalma seklinde bana geri donuyor:)

Bu sene kendimce iyi basladim, kendime yatirim yapiyorum, bildiginiz gibi Fransizca kursuna yazildim, hatta ilk kuru bu haftasonu bitecek, daha cok kur olsa da, hatta Fransizca konusmalari beceremesem de basladim ya onemli olan o diyorum ve kendi kendime gulumsuyorum. Ve Fransizca'nin yaninda kendim icin milat sayilabilecek bir sey daha yaptim bu sene. Spora yazildim, yani simdi beni birebir tanisaniz, bu cumleyi okudugunuzda benim icin cag atlamis diyebilirsiniz. Cunku spora karsi o kadar onyargili bir insanim ki...Hayatimda bu yasima kadar hic spor yapmadim, spor ile alakali olabilecek her turlu durumdan bilerek kacindim. Hani derler ya spor yapinca vucudun bir mutluluk hormonu salgiliyor, ondan sonra zaten birakamiyorsun diye, iste ben o duyuguyu hic tatmadim. Ve bu sene nedense basima tas dusmus gibi gittim kayit oldum. Simdi spordan geldim, hayatimda boyle aci cekmedim, hoca kollari bacaklari oyle bir calistirdi ki acidan bir daha kolumu bacagimi kullanamayacagim sandim o derece yani:) Simdi her yanim acisa da agrisa da kendim icin bir seyler yaptigim icin mutluyum. Durum bu:)