26 Nisan 2013 Cuma

Schindler's List

Hayatımda izlediğim belki de en güzel film, yıllardır bu film aklımda olmasına ve film zevkine güvendiğim arkadaşlarımın o kadar anlatmasına rağmen daha da merak etsem de ancak fırsat bulup izleyebildim. Film o kadar etkileyici ki çoğu yerde içinizde bir yerlere dokunuyor, o dönem yaşananların gerçek olduğunu düşününce eliniz ayağınız buz oluyor. Ne diyeyim ki film gerçek bir hikayeden alınmış ve çok da güzel bir film olmuş.

Konusunu kısaca özetleyecek olursam Oscar Schindler adlı bir iş adamının Polonya'da kurduğu fabrika sayesinde 1100 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Bir cümle ile anlatınca ne kadar basit oldu halbuki... O kadar insan ölürken, filmin sonlarında "1 insan daha" dediği sahneler veya kırmızı paltolu kızın cesedinin yakılması...Her sahneyi izleyişinizde resmen boğazınızda bir düğüm oluşacak... Çok da anlatmak istemiyorum ama ölmeden izlemeniz gereken film listelerinin başında gelmesi gereken bir film....

24 Nisan 2013 Çarşamba

Deli Yengeç

Ankara'da meze yemek için gidilmesini tavsiye edeceğim bir yer Deli Yengeç. Filistin Caddesi'nin başlarına doğru solda kalıyor. Çok büyük bir yer değil, keyifli döşenmiş, samimi bir havası var. Rakı eşliğinde keyifli sohbetlerin bol olacağı bir yer, canlı müzik olmaması da avantaj rakı sofrasında sohbeti tercih edenler için. Yemekler için ise şimdiden uyarıyorum, görsel bir şölen başlıyor, karnı aç olanlar bundan sonrasını okumasın:)

Önce soğuk mezelerle başladık, girit ezmesi çok güzeldi, yeşil salata ise balık restoranları içinde yediğim en güzellerinden biriydi, yeşil salatayı yapmak esasında çok kolay gözükse de sosu, sunumu bir bütündür, burada çok güzel yapmışlar. Mezelerin adını söyleyerek almadık, görerek seçtik bu sebeple isimlerini tek tek yazamayacağım. Bunun haricinde marine edilmiş levrek baya başarılıydı. Şu kapama dolma gibi olan şeyin içinden de kurutulmuş domatesler çıkıyor, sürpriz yumurta gibi:)

 
Gelelim ara sıcaklara...Tarçınlı keçi peyniri, ilk defa yediğim bir şey, yoğun bir tadı var, bu sebeple aşağıdaki tabak dört kişiye rahatlıkla yeter, sıcak tüketilmesi gerekir, peynirli meze sevenlere tavsiyemdir.
 
Aşağıdaki üçleme ise muazzam, kalamar, levrek ve balık köftesi... Sıcacık, tam kıvamında pişmiş, içinin doluluğu, sosu, lezzeti on numara beş yıldız!
 
Sarılı somonu yememizi Duygu foursquareden önermişti, o an mümkün değil yiyemem yer kalmadı başka sefere desem de masaya önceden sipariş verildiğini öğrenince ve masaya siparişimiz gelince tabi ki tadına baktım, çok güzeldi, bu somonlu sarmayı da başka yerde denememiştim, başarılı tavsiye ederim.
 
Bunların haricinde diğer ara sıcaklar...



 
Ve kapanış...Yalı Çapkını... Ne kadar tok olursanız olun hatta dün bana olduğu gibi çok yemekten gözleriniz dolsun ama yine de kapanışı dondurmalı yalı çapkını ile yapmadan gelmeyin...
 
 

23 Nisan 2013 Salı

Şurdan Burdan Dandiridan....

Hava güzel sanki bugün cumartesi...Güzel bir müzik eşlik ediyor bana...Hafta sonu kurs vs ve hafta içi de yoğun bir işim olduğu için böyle hafta içi bir gün çok iyi geliyor. Bu aralar ne mi yaptım? İş için İstanbul'a gittim, çok kısa da olsa bir Taksim'e uğradım, çok özlemişim güzel şehri...Keşke zamanım olsaydı biraz tadını çıkartsaydım...

Şimdi kapı pencere açık eve temiz hava girsin diye...Kuş sesleri güzel bir huzur veriyor...Birazdan keyifle içeceğim demleme çayımı da koyacağım...Oh mis:) Yalnız itiraf etmeliyim şimdiden ne kadar keyif alsam da yazlıkçıların doluşmadığı güneyde bir sahil kasabasında olup, akşam güneşi yüzünden uykulu uykulu kitap okumayı isterdim. İsteğim yukarıdaki resimken; gerçekliğim alttaki resim...

Oyyy oyy oyy!Tatilim geldi...


 
 

9 Nisan 2013 Salı

İşe Alım Mülakatı

Heineken işe alım mülakatları ile ilgili bir video hazırlamış bence çok eğlenceli...Esasında soruların ve cevapların da ne kadar klasik olduğunu gösteriyor...Sence seni neden işe alalım? Tanıdık geldi değil mi bu soru:)

Ben üniversiteden mezun olmadan önce, iş görüşmelerine hazırlık amacıyla sunum hazırlama ve mülakat becerileri dersi almıştım. O zaman da bu tarz sorular soruyorlardı. Şimdi insan kaynaklarında çalışıyorum, evet ben de soruyorum zaman zaman:)


Ben bu videodan keyif aldım, sizin de keyif almanız dileğiyle...

1 Nisan 2013 Pazartesi

Kimler Erdal'ı Hatırlar Acaba?

Bazı insanlar esasında bir albüm yaparlar ve hayat boyu o albüm ile hatırlanırlar, belki bir çok kişi başlığı okuyunca Erdal mı o kim ya diyordur...Bu akşam biraz nostalji akşamı...1989 Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması'ndan Erdal...Gittin Gideli....Eski videolarına bakınca diğer şarkılarını de dinledim, dinleyince anımsadım.. Videolar arasında gezinirken esasında ne güzel günlerdi dedim..

 
Ve akşam akşam yüzümü güldüren şarkı...Klibi izleyince gülümseyeceksiniz:)
 
 

Seytanın Bacağını Kırmak

Her gün içimde bloga yeni yazı yazma hevesim var, adı üstünde heves galiba, çünkü sadece niyetleniyorum ve hayata geçiremiyorum. En son kardeşim konuyu açtı, her sabah bloğuna giriyorum yeni bir yazmış mısındır diye sonra bakıyorum ve hevesim kaçıyor dedi. Bir zahmet yazmaya devam et diye beni gaza getirdi. Bu akşam da bin bir hevesle bloğa girdim, takip ettiğim kişiler neler yazmış diye okudum. Uykum geldi yorgunluktan galiba...Bilgisayarı kapatmaya yeltenirken şeytanın bacağını kır, iki satır bir şey yaz dedim...Öyle işte belki bir başlangıç olur...

Son bir kaç ayda çok az yazıyorum, kendi işimin yoğunluğu, eşimin açtığı yerin yoğunluğu vs...Hafta sonları bildiğiniz gibi kursa yazılmıştım, en büyük azmim şuanda o, oturup ders çalışmadığım için milyon tane Fransızca konu birikse de ben cumartesi-pazar öğlene kadar uyumayı seven, yastık görse uyuyacak biri olan ben hafta sonları erkenden kalkıp kursa gidiyorum. Tabi zorlanıyorum, derste arada kahve, portakal suyu vs ne bulduysam içiyorum. Spor konusunu ise hiç açmayalım, kendimce milattı spora yazılmıştım, evet aferin bana bir kere havuza girdim yetti gari:)

Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi esasında tatile çıkmak istiyorum, biraz uzaklaşmak, bir şeyleri yetiştirme veya bir yerlere yetişme derdi olmadan, sadece o anı yaşadığımı hissedeceğim bir tatil istiyorum...Yazarken bile deniz kokusu duymak istedim...