23 Şubat 2014 Pazar

Yayla Karadeniz Kır Lokantası

Geçenlerde iş yerinden arkadaşlarla övgü ile bahsedilen Karadeniz yemeklerini tatmaya gittik. Hem ortamı hem de yemeklerini çok beğenince, bu Pazar günü de eşimle birlikte denemeye gittik. Bu Pazar günü hava güneşli olsa da içeride oturmayı tercih ettik.

İçeri girer girmez karşınıza bir soba çıkıyor. Sobanın üzerinde közlenmiş patatesler, güğümlerde sular ve sürekli kaynayan çay...Girer girmez mest oluyorsunuz. Şehrin biraz dışında, hatta öyle ki Çubuk yolu üzerinde.. Yani bu lezzetleri denemek için biraz yol yapmayı göze almanız gerekiyor, sonuçta hem şehirden uzaklaşmış hem de birbirinden güzel yemekler yemiş oluyorsunuz.



Masaya oturur oturmaz sobanın üzerinde duran patatesler ikram olarak geliyor, tuzlayıp yediğimde en son böyle bir patatesi çocukken yediğimi fark ettim. Yemeklere gelince, ortaya narlı salata söyledik. Ara sıcak olarak da bence Karadeniz Mutfağı'nın olmazsa olmazları fasulye turşu kavurma (şahsen çok severim), kara lahana sarması ve mıhlama söyledik. Eşim de sarmaya bayıldı. Sonrasında Karadeniz pidesi söyledik. (Hem açık hem kapalı). Kapalı pide kıymalı-kaşarlı idi. Açık pide ise bol kaşarlı idi. Üzerindeki tereyağ sayesinde on bin kalori almış olsam da kesinlikle süperdi. Ben yemeğin yanında çay içtim. Sobanın üzerinde demlenen çay, demini tam kıvamında almıştı. Daha otursak bütün demliği ben içebilirdim. Burada asitli içecekler yok. Ayran, çay ve şerbet olarak sınırlı. Bence böyle yöresel bir restoranda kola vs satmamakla doğru iş yapıyorlar. Son olarak da kapanışı güveçte köfte ile yaptık. Ben o kadar çok doymuştum ki tadına bile bakamadım, eşim bayıla bayıla yedi. Yemek bittiğinde tıka basa o kadar doymuştuk ki uzun bir süre kendimize gelemedik. Bu gidişimde hamsi yemedim, ama bir önceki gittiğimde hamsiyi de beğenmiştim. Bu sefer tatlıya da yer kalmadı. Geçen gittiğimizde helva yemiştik. Sadece helva için naçizane önerim, sipariş verirken çikolata sosu dökmemelerini söylemeniz. Helvanın güzelliğini sos bozuyor.






Hizmete gelince, burada garson çalışmıyor, aşçılar hem yemeği hem de servisi yapıyor. Çok efendi kişiler ve saygılı ve içten hizmetin ne demek olduğunu gayet iyi başarmışlar. Bence havalar ısınınca buraya kitabınızı vs alıp biraz kafa dinlemeye biraz güneşin tadını çıkarıp kafa dinlemeye gidebileceğiniz bir yer.

Fiyatlara gelince, bu kalitede bir yer şehirde olsaydı eminim iki katı fiyata olurdu. Fiyatları yediğim yemeğin kalitesine göre oldukça makul geldi.

Mıhlama 8 TL
Fasulye turşu kavurma 8 TL
Kara lahana sarma 8 TL
Güveçte köfte 12 TL
Kapalı pide 12 TL
Açık pide 14 TL
Salata(iki kişilik) 6 TL
Ayran 3 TL

Atatürk Bulvarı No:340 (Çubuk yolu 32.km) Çubuk
Tel: 837 45 11
www.yaylakaradeniz.com.tr

Samsung, Hayalinin Peşinden Gidenleri Arıyor

Samsung,dünya çapında ses getiren “Hayalinin Peşinden Git” kampanyası ile  tutkusunun peşinden koşanları başvuruya davet ediyor.
İstanbul, 07 Şubat 2014 - Samsung Electronics, tüm dünyada hayallerini ve tutkularını hayata geçirmek için teknolojiyi kullanan insanların sahip oldukları potansiyeli keşfetmeyi, paylaşmayı ve desteklemeyi hedefleyen “Hayalinin Peşinden Git” kampanyasını Türkiye’de başlattı. Başarılı mesleki kariyerleriyle tanınan ünlü mentorların da, başvuranlara fikir önderliği yapacağı kampanyaya başvuru için  www.hayalininpesindengit.com adresi ziyaret edilebilir. Kampanyaya başvurular 28 Şubat 2014 tarihine kadar devam ediyor.

“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasının kazananları, Samsung ve mentor desteğiyle potansiyellerini açığa çıkararak, hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatını yakalıyor.
Her gün, heyecan verici şeyler yapmak için Samsung ürünlerini kullanan insanlardan ilham alan kampanya; tutkulu kullanıcıları hayallerini ve fikirlerini paylaşmaya davet ediyor. Fotoğrafçılık, mutfak sanatları, spor ve girişimcilik alanlarında başvuruların kabul edildiği kampanyanın kazananları  projelerini hayata geçirme evresinde Samsung’un teknoloji desteğinin yanı sıra, aralarında Fotoğrafçı ve eğitmen Muammer Yanmaz, Kantin’in sahibi ve şefi Şemsa Denizsel, Spor spikeri ve yazarı Caner Eler ve B-Fit’in kurucu ortağı, girişimci ve Schwab Vakfı tarafından “2013 Yılının Sosyal Girişimcisi” seçilen Bedriye Hülya’nın da bulunduğu mentorlerin tecrübelerinden faydalanma fırsatı da bulacak.  
Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung projeyle ilgili olarak;  “Samsung olarak teknolojinin, hayal gücüyle bir araya geldiğinde insanların hayatına anlam kazandırdığına inanıyoruz. Dünyanın dört bir yanında insanlar, Samsung teknolojisini kullanarak farklı ve yenilikçi başarılara imza atıyor. Ortaya çıkan hikayelerin yarattığı ilham doğrultusunda geliştirdiğimiz “Hayalinin Peşinden Git”  kampanyasını Türkiye’de hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Diliyoruz ki bu proje ile, Türkiye’deki tüketicilerimizin sadece kişisel tutkularını keşfetmelerine değil, aynı zamanda dünya üzerindeki diğer tüketicilere de ilham vermelerine yardımcı olacağız” dedi.
Katılım koşulları
“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasına  www.hayalininpesindengit.com adresinden ya da Samsung Türkiye Facebook sayfasındaki “Launching People” uygulamasından başvurmak mümkün. Başvurular, 28 Şubat 2014 tarihine kadar gerçekleştirilebilecek.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Şubat 2014 Perşembe

Blogger Buluşması-Boteco Ankara

Kardelen blogunun sahibi Kübra'dan blog etkinliği daveti gelince, hemen geliyorum dedim. Kızlarla da uzun zamandır görüşememiştik. Kübra yaklaşık bir ay boyunca etkinliğin detaylarını planladı, her şeyin gelen misafirleri için kusursuz olmasını istedi. Yer anlamında da blogger buluşmalarının adresi olan bizim yerimiz Boteco'yu seçti. Umarım herkesin keyifli zaman geçirmesinde bizim de ufak da olsa katkımız olmuştur.

Kübra ile etkinlik saatinden 1,5 saat öncesinde buluştuk. Tüm hediye paketlerini yerleştirdik. Açıkcası ortada büyük emek var, herkese hediyeleri isimleri ile tek tek paketlenmişti. Tabi Kübra'nın evdeki destekçileri annesi ve teyzesine teşekkür etmeyi borç bilirim.

Oldukça kalabalık bir buluşma oldu. Toplam 27 kişi. Blogger buluşmalarını eskiden tanıdıklarımı yeniden görebilmek ve takip etmeme rağmen tanışmadıklarımla da yüz yüze tanışma fırsatı bulmuş olmak için seviyorum. Bu buluşmada da bol fotoğraflı, bol muhabbetli oldu.

Yemekleri yedikten sonra, Kübra buluşmaların geleneksel hediye çekilişini yaptı. Herkese birbirinden güzel hediyeler verildi. Audrey sevenlerden olduğum için, makyaj çantamın da Audrey'li çıkması güzel bir tesadüf oldu.

Dönüşte de birbirinden güzel hediyeler ile döndük. Sponsor firmalara teşekkür ederiz. Ve en çok da bu etkinliği planlayan ve bizleri bir araya getiren Kübra'ya teşekkür ederiz.



- Alpro


- Apolena


- Bistro Boteco


- Cyrene


- Doa Kozmetik


- Dore Çorap


- Durance


- Kozmela


- Otacı


- Pastel


- Very Cupcake


-Cloud10Beauty


16 Şubat 2014 Pazar

Şengül Hamamı

Bazen insan kendini şımartmalı, kendine özel zamanlar ayırmalı...Bu güzel bir yemek de olabilir, güzel bir konser, güzel bir masaj ve bugünden sonra bunlara dahil edeceğim hamam da:)

Yıllardır Ankara'da methini duymama rağmen, bugün ancak fırsat bulup gidebildim. Bu yazıyı da benim gibi gitmek isteyip de kafasında soru işareti olanlar için yazıyorum.

Hamam denilince baştan ortak kullanım alanı olduğunu kabul etmek gerekli, eğer diğer insanlardan rahatsız oluyorsanız ya hamamı tümüyle kapatmalı ya da bazı spor salonlarının kişiye özgü hamam servisleri var onlardan faydalanmalı. Ortak kullanım alanına karşı olmayanlar için Şengül Hamamı'ndan bahsetmeye başlıyorum. 1400'lü yıllarda yapılmış bir hamam, son zamanlarda restore edilmiş, hatta Avrupa Birliği'nin 2006 yılında hamam projesi kapsamında bu hamam değerlendirilmiş. Biz şahsi araba ile gittik. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler internette aratırlarsa, hangi otobüsler ile ulaşıldığını bulabilirler. Arabası ile gidenler için hamamın önünde otopark mevcut. Otopark için 5 TL ödedik. Hamama girer girmez, size bir oda veriyorlar. Orada üzerinizi değiştirebiliyorsunuz, cüzdan, telefon gibi kıymetli eşyalarınızı koyabileceğiniz emanet kasaları var. Kilitledikten sonra, anahtar ile hamama girebiliyorsunuz. Hamamda yaklaşık 20-30 dakika durduktan sonra isterseniz kese, kahve ve köpük masajı yaptırabiliyorsunuz. Bence hamam en iyi cilt bakımı. Ölü hücrelerden vücudunuz arınıyor, siyah noktalardan eser kalmıyor. Keseden sonra yapılan kahve masajı ise kan dolaşımının artmasını sağlıyor, bir nevi doğal peeling görevi görüyor. Köpük masajı da günün yorgunluğunu atmak için bire bir. Fiyatlara gelince, giriş 20 TL, kese 5 TL, Kahve masajı 10 TL, köpük masajı 5 TL. Hamamda bahşiş vermek adettendir. Bahşiş vermeyi unutmayın.

Hamamdan çıkınca kendinizi resmen yenilenmiş hissediyorsunuz, bebek gibi olmak diye bir tabir varsa, hamamdan çıkınca bu odur diyebilirsiniz. Hamamdan çıkınca isteyene çay, Türk kahvesi ve hamamın olmazsa olması gazoz var:) Hamamın sıcaklığından sonra, insan biraz dinlenmek istiyor. O yüzden buradaki bu içecekler sizi kendinize getiriyor. Hamamda saç kurutma makineleri mevcut. İsteyenler için manikür, pedikür, ağda hizmeti var.

Genel olarak değerlendirecek olursam, hamam beklediğimden çok daha temizdi. Hamama erken saatlerde gitmekte fayda var, hem hamam daha temiz olur hem de keseciler yorulmamış olur. Bugün hamam açılışını yaptık, muhtemelen devamı gelecek:)

Not: Hamamda fotoğraf çekmeye kalkmayın, adamı vururlar valla, o yüzden ben de hamamın kendi sitesinden fotoğrafı aldım.

Şengül Hamamı internet adresi

Adres: Anafartalar Mahallesi. Denizciler Caddesi. Acı Çeşme Sokak. No: 3 Ulus Ankara

9 Şubat 2014 Pazar

Delft

Delft, Belçika-Hollanda gezimizde beni en etkileyen ikinci yer. Hollanda'ya gitmişken, görmeden dönmek istemediğim bir şehirdi. Duyduğum övgüleri kesinlikle hak ediyormuş. Brugge'u andırır şekilde, bozulmamış hali ile yine başka bir yüzyılı yaşatan bir şehir.

Otel olarak booking.com'daki güzel yorumları dikkate alıp, Hotel Leeuwenbrug'de kaldık. Otel temizdi, kahvaltı menüsü güzeldi. Biz memnun kaldık.

Delft'e gelecek olursak, küçüçük şehirde birbirinden güzel cafe ve restoranlar var. Biz de tripadvisor araştırmalarımızda bir numara çıkan t' Vermeertje adlı restoranda yemek istedik. Önceden rezervasyon yaptırmadık ama bazı dönemlerde kapıdan dönen çok oluyormuş. Küçük bir restoran, yemeklerin piştiği alan ile yemek yenilen yer aynı yerde. Yemekleri seçmeli fiks menü aldık. 3 çeşit yerseniz (1 başlangıç, 1 ana yemek ve 1 tatlı) 30 Euro idi. 4 çeşit alırsanız 36 Euro idi. Mümkün olduğunca farklı şeyler denemek için ben 3 çeşitlik menüden, eşim de 4 çeşitlik menüden aldı. Yemekler oldukça lezzetli ve özenliydi. Eşim  bu restoranın yakında Michelin yıldızı alabileceğini söylüyor. Bence de neden olmasın?


Delft'de kapsamlı kilise turu vs yapmadık. Sokaklarda yürüdük, pazar alanını gezdik. Delft için biblo şehir diyebilirim. Hani Hollandalı iki çocuğun öpüştüğü mavi beyaz porselenler vardır ya oradaki mavi tonu Delft mavisidir.

Pazar yerinin orada bir peynirci dükkanı gördük. Dönüş günümüzün yaklaşmış olması sebebi ile peynirlerimizi aldık. Peynirci dükkanında birbirinden farklı çeşitlerde peynirler var, denediklerimizin hepsi bizim gözümüzü döndürdü. 11 farklı çeşit peynir aldık, dönünce o peynirlerin evde şarap eşliğinde keyfini baya sürdük.
Hollanda'nın diğer şehirlerinden özellikle Den Haag'ı beğendik. Rotterdam ise büyük bir liman şehri, bence başka bir numarası yok. Delft bence Hollanda'ya gidiyorsanız, muhakkak uğrayın, pişman olmazsınız diyeceğim bir yer. Bir sonraki yazıda gezme sıralamasına göre yapacak olursak, Brüksel ve Antwerp olması lazım ama Belçika'yı (Brugge'ü bir kenara koyarsak) hiç sevmedim, bir daha gidecek olursam sadece Brugge'de kalırım, diğer şehirlere uğramam bile. Neyse efendim genel anlamıyla çok güzel gezip, çok güzel yemekler yediğimiz, her anından keyif aldığımız bir gezi oldu. Bakalım bir sonraki gezi nereye olacak?