29 Ağustos 2014 Cuma

Karaköy Lokantası

Geçenlerde sevgilim ile İstanbul'daydık. İstanbul'u deli gibi özlemiş olan ben, son zamanlarda İstanbul'un gözde semtlerinden Karaköy'e gittik. Karaköy'ün tarihi dokusunu İstanbul'da yaşarken de çok severdim. Şimdi öyle trendy mekanlar açılmış ki benim de ağzım açık kaldı. Ne bileyim akşamın bir vakti tek başına yürüsen ürpereceğin bir yolda, bir bakıyorsun ayakta dahi zor yer bulunabilen hoş bir mekan karşına çıkıyor. Çok tatlı cafe ve restoranlar var. Bence İstanbul keşiflerinde uğranması gerekli.

Ben ise yeni mekanları bir kenara bırakarak, klasik bir seçim yaptım. Sevgilim ile uzun zamandır gitmek istediğim Karaköy Lokantası'nda rezervasyon yaptırdım. Gündüzleri esnaf lokantası gibi hizmet veren yer, akşam meyhaneye dönüşüyor. Gürültü, müzik vs yok, rakının yanında güzel sohbeti tercih edenlerin beğeneceği bir yer. Mavi fayans ve aynaların kullanımı ile yaratılan ambiyans Autoban Mimarlık'ın eseri. İçeri girer girmez sanki yılların meyhanesi havası var ama halbuki yaklaşık on senelik bir yer. İlk açıldığında sadece öğle yemeği hizmeti verse de; zamanla gelen ısrarlara dayanamayıp akşamları da meyhane olarak açmaya başlamış, en başlarda biraz boş kalmış, şimdi ise rezervasyonsuz yer bulmak mümkün değil.

Yemeklere gelince, meze dolabının önünde ilk karar verdiğim pancarlı enginar oldu. Enginarı bu şekli ile yememiştim, farklı bir aroması var, beğendim.





 
 
Marine levrek, enginar dolması, atom (acılı patlıcan) gibi mezeler ortalama bir tattı. Kesinlikle kötü değil ama iz bırakan da değildi. Deniz börülcesi bizim en sevdiğimiz mezelerdendir. Burada pişme derecesi ve yağı tam kıvamında olsa da, bazı kısımları tam ayıklanmamıştı. Biraz daha özenilebilinirdi. Midye dolma ise, hepsinin üstündeydi. Pilavın kıvamı, yağı muhteşemdi. Çok beğendik.
 
Karaköy Lokantası'nı bir de öğle yemeği denemek isterim. Özetle, ambiyans olarak güzel bir yer, servis hizmeti iyi, yemekler ise beklediğimin bir tık altında. Ya da ben çok beklentili gitmiş olabilirim:)
 
 

28 Ağustos 2014 Perşembe

Ankara'da En İyi Kahvaltı


Haftasonu yaklaştıkça ben de hafta sonu için en iyi kahvaltı önerileri vs diye araştırırım. Nedense Ankara'da çok içime sinen kahvaltıcı bulamamıştım. Açık büfe brunchlardan bahsetmiyorum, kahvaltı saatinde zeytinyağlı fasülye görmeyi sevmiyorum. Benim için güzel kahvaltı kaliteli kahvaltılıklardan oluşur, evdeki tarzda serpme olmasını da tercih ederim.

Şimdi sıkı durun, Ankara'daki bombastik keşfimizden bahsetmek istiyorum. Öncelikle burayı mantısever bir çift olarak keşfettik. Bolu usulü mantıyı yiyince, fazlasıyla sınıfı geçti bizden. Ankara'da en iyi mantıcı diyebilirim. Mideye oturmayan cinsten. Neyse efendim mantı başka bir yazının konusu olsun, şimdi konumuz kahvaltı:)

Balgat civarında Kardeşim Mantı'dan bahsediyorum. Sahibi Deniz Hanım daha başından sanki evine misafir gitmişiz gibi içtenlikle karşıladı. Tatlı sohbeti ve güler yüzü için bile gitmeye değer.


Kahvaltı tam istediğim şekilde serpme. Kahvaltıda olmazsa olmazlarımdan birisi güzel ekmektir. Hele köy ekmeği olursa yemede yanında yat derim:) Öncelikle kahvaltıda tam kararında, tadı damağında kalan lezzetler var. Örneğin, acıka. Acıkanın aroması ananemin yaptığı gibiydi. Salçası, cevizi tam ayarındaydı. Resmen tabağı sıyırdım:) Bunun yanında reçeller, zeytinler, peynirler de kaliteliydi. Sofraya gelen kaymağı, sıcak ekmeklere süre süre doyamadık. Kaymak bir gün önce Bolu'dan gelmiş, mis gibiydi. Tereyağ da Bolu tereyağıydı. Bolu'nun tereyağı çok güzel olur, ailem özellikle Bolu'dan getirtir, hafif tuzlu, açık renkli. Her yerde sofraya gelen hazır tereyağlardan sonra, bu terayağ sayesinde cennete düştük dedik. Yumurtamız, çayımız da her şey dört dörtlüktü.

 



Milyon çeşitten oluşan bir kahvaltı değil ama kesinlikle tadı damağınızda kalan, doyurucu ve keyif veren bir kahvaltı. Kişi başı 25 TL. Bahçe içinde, güzel dekore edilmiş bir yer. Belirtmekte fayda var, bilenler geliyor, memnun kalan arkadaşlarına söylüyor, bu sefer onlar da geliyor derken, ağızdan ağıza ünlü olmuş bir yer. Hal böyle olunca, hafta sonu ayakta kalmamanız için rezervayon yaptırmanızda fayda var. Şimdi rezervasyon deyince, gözünüz korkmasın, şımşıkırdak bir mekan değil, oldukça samimi bir yer.



Böyle bir yeri Ankara'ya kazandırdığı için, Deniz Hanım'a teşekkür ederim. Biz her seferinde çok memnun ayrıldık. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.



Kardeşim Mantı
Çetin Emeç Bulvarı 1368 Sokak 4/B
Balgat/ANKARA

Tel: 0312 285 85 56

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Karadeniz'de Bir Cennet- Sinop

Ankara'ya yakın gezilecek yerler yazıma Sinop'la devam etmek istiyorum. Sinop yıllar önce Karadeniz turuna katıldığımda ortaokula giden yaşlarda olmama rağmen beğendiğimi anımsadığım bir yerdi. Geçenlerde de Ankara'ya yakın nerelere gidebiliriz diye düşünmeye başlayınca, soluğu Sinop'ta aldık. İyi ki öyle yapmışız, açıkçası bugüne kadar gitmeyi ertelediğime çok pişmanım.

Ankara'dan araba ile 5-5,5 saat uzaklıkta. Bu kadar güzel bir yere gelince,o kadar yolu kesinlikle hak ediyor diye düşünüyor insan. Açıkçası bazı yerleri / restoranları vs çok beğendiğimde bencilce bir istekle bozulmasın diye bilinmesin istiyorum. Sinop öyle bir şey işte benim için...

Yaz olması nedeniyle sokaklar cıvıl cıvıldı. Ege'deki sahil yerlerinden farkı yok. Türkiye'nin en mutlu insanlarının yaşadığı şehirmiş ya kesinlikle hakkını veriyorlar. Ben de yaşasaydım, kesin mutlu olurdum. Hatta oradayken, devlet memuru olsam kesin tayinimi Sinop'a isterdim dedim. Türkiye'nin bir çok yerine göre az bozulmuş. Lüks arayanlara hitap edecek bir yer değil, kendi halinde keyfini çıkarmasını bilenlere hitap eder.

Trafik ışıklarının olmadığı tek şehir demiş miydim? Ve inanın ki insanlar kurallara uyuyor, birbirine yol veriyor ve çok nadir korna çalıyorlar. Burası sanki bir Avrupa şehri, medeni. Kadınlar kısacık şortlarla gezebiliyor. Ramazanda bir yanda insanlar orucunu açarken, diğer yanda kişiler akşam keyfini rakı sofrasında çıkarıyor. Herhalde hoşgörü kenti dememde sakınca yok, umarım bozulmaz. Gittiğimiz hafta sonu bu küçük ilde, bir bienal, bir cross gösterisi ve  bir voleybol turnuvası vardı. Bir haftasonuna üç güzel etkinlik daha ne olsun:)

Biz Tepe Otel'de kaldık. Oda+ kahvaltı 150 TL. Gitmeden rezervasyon yaptırmanızda fayda var, yaz sezonu yer olmayabiliyormuş. Oda temizdi, kahvaltı güzeldi. Denizin dibi değil, 2 dakika yürüyünce denizdesiniz. Yine gitsem tercih ederim, bir de denizin dibinde Antik Otel'i de deneyebilirim. Otel haricinde, bir sürü ev kiralayan var. Gecelik fiyatını sormadım ama kalabalık gruplara veya ailelere daha ekonomik olabilir.

Gitmeden nerede ne yenir diye araştırmalarımı yapmıştım, o yüzden oyalanmadan akşam yemeği için soluğu Saray Restoran'da aldık. Atıştırmalık midye dolma ile midye tava istedik. Midye dolma resmen lokum gibiydi, uzun zamandır yediğim en iyisi. Alternatifi ancak Eski Foça'daki midyeci olabilir diyeyim, siz anlayın ne kadar iyi olduğunu. Midye dolma öncelikle sırf pirinçten oluşmuyordu, midyeye altlık olacak kadar az pirinçle yapılmıştı. Ayrıca, bazı yerlerde pirince baharatı çok koyuyorlar, midyenin tadı gelmiyor. Burada ise tam kıvamında ayarlanmıştı.
Normalde meze çok yiyip, balığa pek yer bırakmayan bir çiftiz. Ama Karadeniz'e gelmişiz bir kere, bu gece meze gecesi değil, balık gecesi olacak dedik. Sinop ve civarının mezgiti meşhur olsa da kararsız kaldık ve Karadeniz somon sipariş verdik. Diğer balık siparişimiz gelmeden zaten belliydi. Çarpan balığı (iskorpit) idi. Bu restoranda çarpan yemeden dönülmez yazıyordu okuduğum yerlerde.İskorpit normalde tercih eden biri değilim ama bu başka bir şeydi, yumuşacık mis gibi bir balıktı. İki kişi yaklaşık 100 TL civarında ödedik yanlış hatırlamıyorsam.





 

 Akşam biraz şehir merkezinde gezdik, maket tekne dükkanlarına baktık, Şen Pastaneleri'nden dondurmamızı aldık. Sonra arabadan sandalyelerimizi alarak, deniz kenarına indik. Kumsalda dalga sesleri, deniz kokusu resmen büyük şehirden arındık...




Ertesi gün otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra, Sinop Cezaevi'ni ziyaret ettik. Artık müze olarak kullanılıyor. Hapishaneye müze amaçlı da olsa daha önce gitmediğim için, biraz ürperdim. Özgürlüğünün olmaması ne kadar korkunç bir şey. Adam öldürme, hırsızlık vs gibi konularda yatanlara acımıyorum da herhalde düşüncesinden dolayı yatan kişilerin orada yatmalarına tahammül edemiyorum. Neyse bu yazı keyifli bir yazı olacak. Ciddi konulardan hemen uzaklaşıyorum. Sevdiğim şair/ yazar Sabahattin Ali de burada yatmış. Okumayanınız var ise "Kürk Mantolu Madonna" ve "Kuyucaklı Yusuf" kitaplarını gönül rahatlığıyla önerebilirim.





Cezaevi ziyaretinden sonra, mantı yemeğe "Teyzenin yeri" adlı restorana gittik. Kadınlar işletiyorlar, bildiğin bal dök yala cinsten temiz. Girerken kadınların mantı açışlarını görebiliyorsunuz, böyle bir mantı hamuru görmedim, daha girer girmez, hamurun kıvamı beni büyüledi. Sinop mantısının özelliği yoğurt yerine ceviz ile servis edilmesi ve tabi bol tereyağıyla. Biraz klasikçi olduğumdan yoğurtlu mantıyı da çok sevdiğimden, karışık olarak sipariş verdim. Tabağın yarısı yoğurtlu, yarısı cevizli idi. Yaz günü sıcakta mantı yenir mi demeyin, valla hamurunu nasıl yapmışlar bilmiyorum midemize hiç oturmadı. Dışarıda yediğim mantılar içinde, en iyisiydi diyebilirim.

 





Buraya kadar gelmişken, Hamsilos'u görmeden dönmeyin. Norveç fiyortlarının özelliğini taşıyan bir yermiş.Manzara olarak çok güzel. Ayrıca, biz Erfelek Şelalerini' de görmeden dönmeyelim dedik. Zamanımız dar olduğu için, sadece bir kaç şelaleyi görüp döndük.Özellikle ayaklarımızdaki şıpıdak parmak arası terlikler uygun değildi. Buraya trekking ayakkabısı ile gelmek lazım, suya girilen cinsten. Ayrıca, burası da çok güzel bir yer, neredeyse bir tam gün ayırmalı.

Denize girmek için de Karakum çok güzel. Sahil ışıl ışıl siyah kumlardan oluşuyor. Bizim denize girdiğimiz yer biraz taşlıktı. Suyun sıcaklığı ise Ege'deki gibiydi. Ben çok keyif aldım.




Özetle yapmadan dönme listesi:

1. Yenilecekler: 
Saray Restoran'da çarpan ve midye dolma
Teyzenin Yeri'nde Mantı
Tatlıcılar Salonu'nda Sinop'a özgü nokul
 
2. Görülecekler: 
Sinop Cezaevi
Hamsilos
Erfelek Şelalesi (Kaydırmaz ayakkabı ile gidilmesi nacizane)

Umarım işinize yarar öneriler olmuştur. Yaz bitmeden özellikle Ankara'da yaşayanlara alternatif tatil planı olsun istedim: )