23 Kasım 2017 Perşembe

Ne Değişti?

Önceden uzun uzun blog yazarken ve her akşam hevesle blogda acaba yorum var mı diye bakarken şimdi tüm günüm instagramda geçiyor. Blogda adımı vs paylaşmıyorum, instagramda da takip ettiğim kişiler çoğu bizzat tanıdığım insanlar.

Şu aralar hayatım sorgulamayla geçiyor. Yaşım 35 oluyor, meşhur deyimle yolun yarısı... Ne yaptım ne yapmak istiyorum veya bugüne kadar o kadar zamanım varken neden yapmadım?

Sorularım çeşitli çeşitli....Anlık bir şeyler yapma, bir şeylere başlama hevesleri, anlık kıvılcımlar...Sonra beynimin arka taraflarından gelen bastırıcı ses..."Zamanın mı var?"

08:00-17:00 çalıştığım ve sevdiğim bir işim var. 18:00 civarı evde oluyorum. O saatten sonra tüm zamanım kızıma gidiyor. Çok güzel zaman geçiyoruz, verdiği mutluluk bambaşka, sarılıp sıcaklığını hissettiğimde zaman duruyor. Tabi arada yemek ye, topla gibi rutin işler de var. Şu sıralar kızımı uyuturken, ben de onunla uyumuş oluyorum. Esasında o uykuya dalsın diye beklerken, niyetim yarım saat sonra kalkıp, kitap okumak, kendime zaman ayırmak....Bir bakmışım kızımdan önce ben uyumuşum, odama geçmek için kalktığımda da değil kitap okumak, koridorda yürümek bile zor geliyor.

Sorgulamalarım bitmiyor. Mesleğimde daha iyi bir şeyler yapmak istiyorum, kendimi daha çok geliştirmek istiyorum. Aynı şirkette yıllardır çalışıyorum, şirketimi çok seviyorum, başka şirketleri de merak etmiyor değilim. Bu nikah masasında "Acaba daha iyisi var mı?" sorusunu düşünmek gibi bir şey. Yeni şeyler öğrenmek, yeni insanlar tanımak istiyorum.

Doktora veya ikinci bir master yapmak istiyorum, kendimi geliştirmek istiyorum.

İç huzuru dengelemek için, yoga gibi bir şey yapmak istiyorum.

Zayıflamak istiyorum ama esasında aç olmasam da yiyorum. Yemek yememem lazım diye düşündükçe bu sefer sağlıklı neler yiyebilirim diye düşünüyorum. Yani aklım fikrim yemek oluyor.

Sabah 06:00'da kalkıyorum. Servisle gidip geliyorum. Yolda sabah ve akşam toplamda 2 saat harcıyorum. Sabahın kör karanlığında yolda oluyorum. Heveslenip yeni kitaplar sipariş veriyorum. Okuyamadan kaldırıyorum. Servis karanlık zaten okuyamıyorum. E-kitap okumak için kobo aldım. Onu bile üşengeçlikten kuramadım.

Sanatsal bir şeyler yapmak istiyorum. İçimde bununla ilgili yıllardır bir istek var ama gözüken bir yeteneğim yok. Bu ne yaman çelişki! Açılan sanatsal workshoplara özeniyorum. Ankara'da kendime zaman ayırayım dediğimde, kızımı bir kaç saatliğine bile bırakacak bir kimsem yok... Düşünüyorum da önceden ne kadar çok kendime ayıracak zamanım varmış. Sanki bütün dünya hızla dönüyor ve ben hiçbir şeye yetişemiyorum. Zaman hızla akıyor, ben pencereden seyircisiyim sanki son zamanlarda. İş hayatında zaman planlamam çok iyiyken, kendi özel hayatımda sanki sınıfta kalıyorum.

Bir silkelenme zamanım geldi sanırım.