8 Eylül 2016 Perşembe

Marlinda Ethnic Foods

Uzun bir süredir Kentpark'ta Marlinda'nın açıldığını görüyorum. Sanırım Ethnic Foods tabelasından kaynaklı ön yargım oluştuğu için, bu zamana kadar gidip denememiştim. Ethnic foods deyince, Uzak Doğu, Meksika vs birleştirip ortaya karışık bir şeyler sunan menü hayal etmiştim. Meğersem ben olayı çok yanlış anlamışım. Geçtiğimiz haftalarda yeme-içme sektörünü çok iyi bilen bir tanıdığım, Ankara'da son zamanlarda yediğim en iyi yemekti diye söyleyince, biz de merak ettik, denemeye karar verdik.

Öncelikle menü ortaya karışık ama farklı ülkelerden değil, bizim yörelerden... Mardin, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa mutfağından yemekler var. Her yemek özenle seçilmiş ve üzerinde özenle çalışılmış. Danışmanlığını Türk mutfak kültürü ve Anadolu mutfak tarihi araştırmalarıyla ödül almış ünlü şef Ömür Akkor yapmış. Zaten Ömür Akkor ismini duyunca, yemeklerin tadına bakmadan, beklentim kendiliğinden yükseldi. Bir de bu restoran Ankara'da menüsünü çok sevdiğim Timboo ve Carmelo's restoranlarını işleten Crew grubuna ait bir markadır.

Menüsünde tirit kebabından, kuzu tandıra, falafel salatasından, erikli yavan sarmaya kadar bu toprakların seçilmiş yemekleri var. Sunumları çok başarılı, servis personeli güler yüzlü. Açıkçası, Ankara'yı bilmesem ve nerede ne yenir diye araştırsam, Marlinda 1 numaralı restoran dahi çıksa, bir alışveriş merkezinin içinde ne kadar iyi restoran olabilir ki diye düşünüp, gitmeyebilirdim. İyi ki tanıdığım kişi, çok güzel diye söyledi de, gidip denedik. Eşim de ben de fiyat performans açısından uzun zamandır bu kadar güzel yemek yememiştik dedik. Misafirimiz vs de gelse, buraya götürürüz dedik.

Biz başlangıç olarak, isli çerkez tavuğu ve ciğer söyledik. Ciğer yumuşacıktı, tereyağ ile öyle güzel pişmişti ki bayıldık. Ana yemek olarak da kuzu tandır ile tirit söyledik. Tatlı olarak da şokola söyledik. Hepsi mest etti. Bu yazıyı yazmadan önce internette araştırayım dedim, ekşisözlük yorumlarına her zaman güvenirim, ama burası ile ilgili öyle olumsuz yorumlar gördüm ki aynı yer mi diye şaşırdım. Neyse bence kendiniz deneyin, kendiniz yorumlayın.

Beni yemekler açısından mest etti. Özetle, tavsiye ederim.








6 Eylül 2016 Salı

Blog Yazmak

Bu akşam ilk blog yazmaya başladığım dönemleri düşündüm. 2010'dan beri yazıyorum ve ısrarla blogspotta yazmaya devam ediyorum. Aynı dönemde yazmaya başladığımız bir çok kişi ya bloğunu kapattı, ya kendilerine .com uzantılı siteler açtılar ya da instagrama, snapchate yöneldiler.

Eskisi gibi sık yazmasam da buradayım ve bu sayfanın varlığı eski bayramlar gibi hüzünle karışık mutlu ediyor. Çünkü geçmişi var, eskiye dair...Bir ara ben de daha çok kişiye ulaşmak vs gibi sebeplerle, bloğumla ilgili facebook, instagram vs hesapları açtım. Baktım ki pek bana uygun değil, bu sosyal hesapları kapattım. Şimdi yalnızca instagram hesabım var, o da "Lulu" olarak değil, kendi gerçek kimliğimle. Sanırım hala isimsiz yazmanın özgürlük olduğuna inanıyorum.

Blogun ismini koyarken, çok düşünmüştüm ne olsun diye... Sonra her şeyden biraz biraz benim hayatım olacak diye düşününce, biraz hayat ismine karar vermiştim. Şu aralar hayatımın büyük çoğunluğunu "Ece" oluşturuyor. Bilmeyenler için yeni doğum yaptığımı söylemeliyim. Unutmadan kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum bu nedenle doğum sonrası ile ilgili yazılar yazıyorum ve bir süre daha bu yönde yazacağım. Sonrasında, eski tarzıma dönüp, en azından yazılarımın yarısını oluşturacak şekilde gezi ve mekan yazıları yazmayı planlıyorum. Son zamanlarda bir kaç arkadaşımdan "Sen önceden gittiğin yerleri/ mekanları yazardın, biz de gitmeden not alırdık, yine yazsana" tarzında yorumlar duydum, bir arkadaşım da "Artık bebek yazıları yazıyorsun" ya deyince ben de jeton düştü, bloğumu fena boşlamışım.

Burası benim içinde bulunduğum "an" ları kayıt altına aldığım yer, daha çok yazacağım ve daha çok blog okuyacağım. Fark ettim ki beni çok mutlu ediyor. Ayşe Arman'ın zamanında "Kimse okumazsa, ben okurum" diye bir kitabı vardı, benimki de o hesap:)
fotokaynak

5 Eylül 2016 Pazartesi

Doğum İçin Hastane Çantası-Bebek İçin

Annenin hastane valizini yazmıştım. Sıra geldi bebek için olan listeye. Başlıklarda sanki ayrı valiz hazırlamışım gibi dursa da, anne ve bebek eşyalarını hepsini bir valize sığdırdım. Listem aşağıdaki gibi:

2 hastane çıkışı seti: Bebeğinizin kilosuna göre almanızda fayda var. Bazı hastane çıkışları 0-3 ay diyor, bazılarında "yenidoğan" yazıyor. Benim bebeğim 3 kilo altı idi, bir de ilk fotoğraflarında kıyafetleri emanet gibi durmasın diye, özellikle yenidoğan (newborn) almıştım, iyi ki de öyle almışım, öyle minikti ki kıyafeti çok güzel oldu. Hastaneye götürmediğim ama hastane çıkışı adı altında altında aldığım kıyafetlerden bir tanesi Ece şuan 2.5 aylık olmasına rağmen hala büyük:)

Hastane çıkışında ve genel olarak ilk 3 aylık badilerde özellikle önerim, t-shirt tarzında almamanız. Benim ilk aldığım t-shirt tarzındaydı, sadece doğduğu an giydi, yanlış seçim yapmışım bence. Çünkü, tshirt tarzında olunca göbeği, beli açılabiliyor. Ben de üşütmesin diye hiç giydirmedim.

Hastane çıkışında desenlerini ve dokusunu beğenmem nedeniyle, Carters marka aldım. Çok da memnun kaldım. Hem desenleri ve renkleri fotoğraflarda çok güzel çıktı, hem de kalıbı tam oldu.

Zıbın: Her listede yazıyor, bence gerek yok. Zaten alttan çıtçıtlı body üzerine, tulum giyince, zıbını giyecek yer kalmıyor:)

2 adet alttan çıtçıtlı body: Bebekler ilk doğduğu zaman, kusabiliyor veya acemilikten alt değiştirirken siz kıyafetine kakasını bulaştırabiliyorsunuz. O yüzden hastane çıkışı kıyafetleri haricinde, yedeklerinin olması iyi olur. Mevsime göre, kısa ya da uzun kollu seçebilirsiniz. Alttan çıtçıtlı olması işinizi kolaylaştırır. 2 tane badinin hiç birini giydirmedim, ama aksilikler üst üste gelebilir, evde duracağına çantamda dursun diye yanıma aldım.

2 tulum:Yanınızda olmasında fayda var

2 battaniye: Penye battaniyeler çok kullanışlı. Özellikle yaz döneminde, ince olmasında fayda var. Kış dönemindeyseniz biri ince, diğeri kalın olsun. Penye battaniyede kesinlikle Carter's öneririm. En başta pahalı diye, parama kıyıp alamıyordum. Sonuçta altı üstü penye battaniye, diğerleri de iş görür diye düşünüyordum. Ama sözüne güvendiğim bir arkadaşım mutlaka al, çok memnun kalacaksın deyince, paraya kıyıp aldım. İyi ki de almışım. Yumuşacık ve ince.  Çok güzel kundak yapılıyor, boyutu da çok güzel. Almanızı tavsiye ederim. Bazen Carter's ın internet sitesinde, indirim oluyor, yarı yarıya iniyor neredeyse, takip edin.

7 ağız mendili: Mendil yere düşebiliyor, bebek kirletebiliyor. Yer kaplamadığı için, yedekli olmasında fayda var. Müslin tarzında mendiller çok düzel

Şapka& Eldiven: Hastane çıkış setinizde muhtemelen olacağı için, ayrıca taşımanıza gerek yok bence

15 adet en küçük boy bebek bezi: Özellikle Prima Premium Care öneririm. Bebeğiniz işediğinde ortada yer alan çizgisi yeşile dönüyor, böylece bebeğinizin işeyip işemediğini anlıyorsunuz. Bebek bezinde önerim bir paket alın ama çok stoklamayın, çünkü bez bebeğinizin cildine alerji yaparsa, başka markalar denemek zorunda kalırsınız, elinizde stoklarınız kalmış olur.

2 çorap: Genellikle tulumların kendiliğinden çoraplı oluyor, eğer ayağı kendiliğinden çoraplı değil ise yanınıza almanız gerekebilir.

Müslin bez: Hastaneye gelen kişileri kıramayıp, bebeği mecburen vermek durumunda kalırsanız, müslin bezi omuzlarına koymalarını isteyebilirsiniz.

Islak mendil: Bebeğinizin altını değiştirirken, temizlemeniz için ıslak mendil yanınıza almanızı öneririm. Unibaby markayı tercih etmiştim. Dışarıda hala ıslak mendil kullansam da, evde ıslak pamuk ve zeytinyağı kullanmayı tercih ediyorum.

Şampuan: Yenidoğan bebeğin göbeği düşene kadar, enfeksiyon kapmaması için, yıkanması önerilmemektedir. Bu nedenle, şampuana gerek yok.

Tırnak Makası: Bebeğinizin içeride tırnaklarının ne kadar uzadığını bilemediğiniz için, yanınıza almakta fayda var ama miniminicik parmaklarını kesmemek için, tırnaklarını kesmeyi de erteleyebilirsiniz veya hemşirelerden rica edebilirsiniz.

Pişik kremi: İlk gün bebeğinize pişik kremi sürmeniz önerilmiyor. Ama ne olur ne olmaz diye yanınıza almanızda fayda var. Ben önleyici olarak "Desitin", pişik olduktan sonra da kullanmak için "Mustela" aldım.

Kirli torbası: Kirlileri koymak için gerekli.

Ana kucağı: Hastaneden çıkarken kullanmanız için, muhakkak gerekli.

Aklıma gelenler bunlar, emin olun ki bu listenin bile çoğu kullanılmıyor. Bir de acil bir durum olup, hastaneye hazırladığınız valizler olmadan gitseniz bile, bebekler bir şekilde doğuyor ve giydiriliyor. O yüzden rahat olun, hazırlarken keyfini çıkarın ama strese girmeyin:)






31 Ağustos 2016 Çarşamba

Doğum İçin Hastane Çantası-Anne Listesi

Doğum için hastaneye yattığımda, hiç bir şeyim eksik olmasın istedim tabi bir yandan da Avrupa turnesine çıkmışçasına milyon tane valizle de gitmek istemedim. Yani ne çok,  ne az olsun, kararında olsundu niyetim. Götürdüğüm bir çok şeyi kullanmamış olsam da, yine doğum yapsam yine aynı listeyi götürürüm. Sonuçta, her şey yolunda gittiği için 1 gece kaldım ama süre uzayabilir veya sıkıntı çıkabilir diye yedekli gitmek de fayda var.

Anne İçin:

Gecelik&Pijama&Sabahlık: Ben 2 gecelik, 1 pijama ve 1 sabahlık götürdüm. Sadece 1 geceliği ve sabahlığı giydim. Gecelik için önerim, önden fermuarlı olması. Doğum için satılan önden sadece 3 düğmeli gecelik ve pijamalar hiç kullanışlı değil. Modelini beğendiğim için fermuarlı almıştım. Emzirirken bu kadar işimi kolaylaştıracağını düşünmemiştim. Sürekli emzirdiğiniz için ve habire de odaya ziyaretçi geldiği için, düğme ilikleme vs ile uğraşmadan anında fermuarı çekip, kendini düzeltebiliyorsun. Tavsiyemi dinleyenler, bin kere bana şükredecek söyleyeyim:)

Terlik: Sonuçta olmazsa olmazlardan terlik. Ben hastanede yürüyüş esnasında kullanmak için normal terlik götürmüştüm. Bir de çiçeklerle süslenmiş, tacımla uyumlu loğusa terliğim vardı. Çok süslü püslü şeylere alışık olmadığım için, hep normal terliği giydim ama fotoğraflarda çok kötü çıktı. İki terlik götürmek mantıklı ama odadayken süslü terliğinizi giymenizi öneririm.

Loğusa Tacı: Şimdilerde bir çok taç modeli mevcut. Siz istediğinizi seçin.

Toka: Benim gibi sıkıntılara gelemiyorsanız, saçınızı bağlayacağınız toka hayat kurtarıcınız olacak. Hele doğum sonrası gelen terleme nöbetlerinizde.

Çorap: Doğum yapmış kişinin ayağını üşütmemesi çok önemli. 2 çift geceliğinizle uyumlu çorap götürmeniz ve doğumdan çıkar çıkmaz ilk iş birisinin size giydirmesi çok önemli.

Hasta kullan/at külotu: Sezeryan da yapsanız, normal de doğursanız illa ki kanamanız olacak. Hastane sıhhi bezlerden verse de, sizin oturup kalkarken çok rahat etmenizi sağlayacak hasta külotlarından almanızı şiddetle öneririm. Bana yakın arkadaşım önermişti, yoksa ben sadece orkid alıp gidecektim. O kadar rahat ettim ki anlatamam. Ayrıca, hasta külotları bence baya kendini aşmış, öyle bebek bezi bağlamış gibi hissetmiyorsun, çok rahat ediyorsun. Ben Depend marka aldım.

Külot: Dikişlerinizi zorlamaması açısından yüksek bel külot almanızı öneririm. Ben Kom marka aldım, çok da memnun kaldım. Özellikle pamuklu olmasını öneririm. Aksi takdirde pedinizi koyarken zorlanabilirsiniz.

Şal: Loğusa halinizle sırtınızdan damla damla ter akabiliyor. Sabahlık işinizi görse de, ne olur ne olmaz diye yanınıza bir şal almanız iyi olabilir.

Emzirme Sütyeni& Atleti: Hastaneyken ben giymedim ama hastaneden çıkarken giymeniz gerekebilir.

Eve Dönüş İçin Kıyafet: Sizi rahat ettirecek, dikişlerinizi zorlamayacak kıyafet

Bakım Malzemeleri: Bana çok sıcak bastığı için ve ameliyat sonrası kendimi çok yorgun hissettiğim için, kendime çok özenemesem de fotoğrafların yıllarca kalacağını varsayarak yüzünüze biraz renk getirecek makyaj yapmanız hoş olabilir. Hastanede duş almasam da yanıma ne olur ne olmaz diye seyahat boyu duş jeli, şampuan vs almıştım. Hastanede de otel hizmeti gibi bu ürünleri veriyordu ama kendi malzemelerimi götürmek istedim. Siz kullanmasanız da refekatçiniz duş almak isteyebilir.

Dudak kremi: Dudaklarınız biraz daha fazla kuruyabildiği için, Nivea tarzı dudak nemlendiricisi olması iyi olabilir.

Parfüm& Deodorant: Bebeğinizin sizin kokunuzu tanıması için, bu ürünleri kullanmazsanız daha iyi olur

Kuru Saçlar İçin Şampuan: Benim gibi saçların yağlanmasından rahatsız oluyorsanız, ilk gün duşa giremeyeceğinizi düşünerek, yanınıza kuru şampuan almanız iyi olabilir. Kullanmazsanız bile varlığını bilmek iyi hissettirir.

Göğüs Kremi: Bebeği ilk defa emzireceğiniz için, göğsünüzün ne kadar acıyacağını bilmiyorsunuz. Göğüs kremi almanızda fayda var. Ben bebek emzirirken temizlemek zorunda kalmayacağım, temiz içerikli Lansinoh kreminden almıştım. Her emzirme sonrasında sürdüm. Bir sıkıntı da yaşamadım. Kremi çok az kullansam da, göğsü yara olan bir çok kişi var, temkinli olup, bol bol sürmenizde fayda var.

Göğüs Pedi&Kalkanı: Ola ki göğsümden bol bol süt gelir de taşarsa diye yanımda götürdüm. Her doğum çantası listesinde yazıyordu neredeyse, ama ben hiç kullanmadım. Zaten ilk günler colostrum diye tabir edilen koyu kıvamlı süt geldiği için ve çok da az geldiği için, çok kullanılacağını düşünmüyorum. Göğüs pedlerini "Lansinoh", kalkanı ise "Philips Avent" aldım.

Telefon Şarjı& Fotoğraf Makinesi: Tebrik etmek için bir sürü kişi aradığından şarj çok çabuk bitiyor. Yanınıza almayı unutmayın.

Doğumdan sonra, öyle bir anda ayaklanamadığınız için, ameliyat sonrası ilk giyeceğiniz "Gecelik, sabahlık, çorap, sütyen, kullan at külot ve loğusa tacı&terliğini" ayrı bir poşete/ bez çantaya koymanız iyi olur. Hatta ameliyattan önce, çantada neyi nereye koyduğunuzu annenize/ eşinize vs göstermeniz iyi olabilir yoksa ameliyatlı ameliyatlı kalkıp valizden almak isteyebilirsiniz. Ben temiz kalması için, öncelikle büyük buzdolabı poşetlerine kıyafetlerimi koydum. Her poşetin üzerine etiket yapıştırdım. Örneğin, "Ameliyat sonrası anne kıyafetleri" gibi.

Umarım tavsiyelerim faydalı olur. Bir sonraki yazı "Bebek için hastane çantası" olacak.

26 Ağustos 2016 Cuma

Tobb Etü Hastanesi'nde Doğum


Doğum öncesinde, insan hangi hastanede doğum yapacağına karar vermek için, çok araştırıyor. En ufak bir yorum, tavsiye vs faydalı oluyor. Ben de doğum yapan arkadaşlarıma sordum, kadınlar kulübünü okudum:) vs vs.

Ben de kendi fikirlerimi yazmak istedim. Belki birilerine faydası olur. Öncelikle benim doktorum, Tobb'un kadrolu doktoruydu. Ama doğuma kadar Tobb'da muayene vs olmadım, özel muayenehanesine gittim. İkinci olarak da, özel sağlık sigortam Tobb'da geçiyordu. Son haftalarda, ücretinden dolayı acaba başka bir hastanede mi yapsak dedim. Doktoruma da söyledim, O da hastaneyi sen seç, istediğin yerde ben seni doğurturum dedi. Ben de bunun üzerine, bir kaç hastane daha araştırdım.

Tobb'da hamileliğim süresince, "Normal Doğum", "Emzirme" vs eğitimlerine ücretsiz katılmıştım. Hamileyseniz, Tobb'un hastası olmanıza gerek kalmadan, ücretsiz bu eğitimlere katılabiliyorsunuz. Ayrıca, sertifikanızı saklarsanız, doğum yaptığınız takdirde, % 5 indirim de uyguluyorlar. Neyse efendim, bu eğitimler sayesinde, hastaneye de bir kaç kez gittim, hemşireleri vs gözlemleme şansım oldu. Bu aşamada hep memnun kalınca, hastaneye de göz aşinalığı olunca, Tobb'da karar kıldım.

Öncelikle, doğumdan bir kaç gün önce, anestezi uzmanı ile görüştüm. Doğumdan bir gün önce, saat 18:00'den sonra, olmak şartıyla, odamızı bize teslim ettiler. Bu nedenle, doğum telaşına kapılmadan rahat rahat odayı istediğim gibi hazırladım, süsledim.

Doğum olduktan sonra da, sürekli hemşireler gelip, kontrolleri yaparken, bilgilendirme de yaptılar. Hastane süreçlerinde, bilgilendirilmek benim için çok önemli. Ayrıca, her geldiklerinde kısa kısa eğitim verdiler. Her nöbette hemşire değiştiği için, her gelen önce kendini tanıttı. İlk anlar, anestezi etkisiyle ayaklarımı hissetmiyordum. Ben de başkasına yük olmayı pek sevmem ama sağolsunlar her esnada kendimi rahat hissetmem için ellerinden geleni yaptılar.

Ameliyat ortamını zaten bir önceki yazımda bahsetmiştim. Hepsi güler yüzlü ve cana yakındı. Onlar öyle olunca, sanki hep beraber bir şeyler içip, sohbet etmeye gelmiş gibi hissettim. Bence moral çok önemli.

Bunun haricinde, ben standart odada kaldım. Suit daire vs de vardı ama o kadar para verecek kadar zengin değilim:) Standart odanın büyüklüğü de gayet iyiydi. Odanın temizliği, yemekler vs de bir otel konforunda idi.

Sezeryanda genellikle iki gün kalınıyormuş. Ben önceden de doktorumla konuşmuştum, ikinci günümü her şey normal ise evimde olmak isterim diye. Genellikle, evde bekleyen çocukları olanlar da bir gece kalmayı tercih ediyormuş. Ayrıca, tek gece kalırsanız, bir tık daha az ödüyorsunuz. İkinci gün kendimi iyi hissedince, taburcu olmayı istedim. Tobb da yenidoğanlara hatıra olarak, porselen mama takımı veriyormuş, sürpriz oldu. Bunun haricinde, bebek ilk doğduğunda, doğumhanede ayak izini alıyorlar, bir ay sonra, sertifika olarak veriyorlar.

Özetle, ben kendi doğum sürecimde, Tobb Etü'den memnun kaldım, belki birilerinin işine yarayabilir diye paylaşmak istedim. Hamileyseniz, "kolay doğumlar" diliyorum.

Doğum Hikayem

Üzerinden 2.5 ay geçse de; ancak doğum hikayemi yazabiliyorum. Öncelikle çok şükür bugünlere gelebildik.

Doğumum 16.06.2016'da oldu. Sezeryan olduğu için doğum tarihini biz seçtik. Açıkçası ben doktora bıraktım, o da 16.06.2016 güzel bir tarih deyince, ben de hemen tamam dedim. Biraz düğün tarihi gibi oldu ama. İstesek 26.06.2016'ya kadar uzatabilirdik. Gelen onca yoruma buradan da cevap vereyim, bilerek isteyerek "İkizler" oldu. Bakalım ileride bu kararımızdan pişman mı oluruz yoksa mutlu mu oluruz zaman gösterecek.

Doğumdan bir gün önce, eşimin son dakika çıkan toplantısı nedeniyle Adana'ya gitti. Gece 12'ye doğru geldi. Geldiğinde O da heyecanlıydı, bende de biraz heyecan vardı. Sabah 05:30 gibi kalktık, zaten çantalarımız vs hazırdı. Bir gün öncesinden de hastane odasını süslemiştik. Annem de bizde kaldığı için, sabah üçümüz hastaneye gittik. Ben ve eşim inanılmaz rahattık. Sanki sabah kahvaltısına gidiyorduk. Annem ise, bambaşka bir boyuttaydı. Bugün O'nun o duygularını, şimdi anne olunca daha iyi anlayabiliyorum. Sonuçta evet torununa kavuşacak, bu güzel heyecanın yanında, kendi evladı da sezeryan da olsa, ameliyata giriyor, "Bir sağ salim çıksın" heyecanı. vardı. Sabah hastaneye kayınvalidem ile görümcem de geldi. Odamıza yerleştik. Doğumumu Tobb Etü'de yaptım. Çok memnun kaldım, yine doğursam yine aynı yerde doğururum. Tavsiye ederim diyeceğim ama her tecrübe kişiye özgü, o yüzden doğracaksanız hastaneleri gezin, içinize sinene karar verin yine de.

Ameliyathaneye götürmek için beni 07:00 civarı aldılar. Benimle birlikte eşim de doğuma girecekti. Beni odada sedyeye aldılar, eşimle birlikte ameliyathanenin girişine kadar birlikte gittik. Ameliyathane girişinde eşimi başka bir yere aldılar. Beni de ameliyathane bekleme bölümünde sedyede beklettiler. O zaman kendimi biraz yalnız hissettim.Yeşil örtüler içinde, bir odada kısa sürede olsa tek başına. O esnada bildiğim duaları okudum bebeğime sağlıkla kavuşmak için. Doktorum yanıma gelip, "Yasemin, hazır mısın? " diye güler yüzle sorduğunda, biraz keyfim yerine geldi tanıdık bir yüz gördüm sonuçta:) Ameliyathanede masaya beni yatırdılar. Ameliyathane ortamı her zaman öyle midir bilmiyorum ama doktorum, hemşireler vs herkes neşeliydi ve şakalaşıyorlardı. Bu durum da benim pozitif kalmamı sağladı. Ameliyat masasına yattıktan sonra, anestezi uzmanı geldi, "Siz rahat görünüyorsunuz ama ben yine de ufak bir sakinleştirici yapacağım" dedi. Öne doğru eğilerek oturmamı istedi, spinal epidural için işlemini yaptı. O esnada hala eşimi göremeyince, baktım ameliyat başlıyor "Eşim gelmeyecek mi?" diye sorduğum anda, eşim yeşil kıyafetleri giymiş şekilde içeri girdi. Eşimin ameliyata girmesi bence en doğru kararlardan bir tanesi idi. Çok daha güçlü hissettim kendimi. Sezeryan öncesinde dokunmaları hissedeceğim ama acıyı hissetmeyeceğim söylenmişti. Acı hissetmedim ama tüm çekiştirmeleri hissettim. Bir de karnımın üzerinde inanılmaz bir ağırlık hissettim, sanki kaldırım taşını alıp üzerime koymuşlar gibi. Önümde örtü olduğu için, eşim de ben de kanlı görüntülerin hiçbirini görmedik. Doğum esnasında, eşim de video çekti. O da beni rahatlatmak için, sürekli konuştu, konuştukça güldü :) Ve bir anda Ece doğdu... Ağlayışıyla, hayatımızda bambaşka bir dönem başladı. Çok garip bir his, aynı filmlerdeki gibi ağlayışı. İnsan tabi hemen görmek istiyor, ameliyat masasında olmasam, kalkıp hemen göreceğim o derece. Hemşireler ise, uzaktan gösterdiler. Hemen yapılması gereken işlemlere başladılar. Bu bölümü, hastanede aldığım doğum eğitimi sayesinde biliyordum. Aşısını vurdular, başının ölçüsünü aldılar, kilosunu tarttılar. Boyunu doğum esnasında ölçmüyorlar. Hemencecik giydirdiler. Benim sağ tarafımda bütün bu işlemler olduğu için, gözümü kırpmadan kızımı izliyordum. Baktım giydirdikten sonra, hemen odaya çıkarmaya niyetlendiler, eşime ben daha kızımı göremedim deyip, çemkirince, eşim hemşirelere söyledi de, benim yanıma getirdiler. "Şükür diyorsun, şükür kızım iyi". Sonra eşimle, Ece odaya çıktılar. Benim dikilme işlemlerim vs biraz daha sürdü. İşlemlerim bittikten sonra, beni yine bekleme alanına aldılar. Önceden doktoruma üzerimi örttürmesi için tembih etmiştim, üzerimi bu bekleme yerinde iyice örttüler. Sizlere de tavsiyem, sezeryan oluyorsanız, sonrasında gaz sancısı vs çekmemek için, üşütmemeniz çok önemli ve bu da ameliyathanede başlıyor. Bekleme odasında bu sefer beklemek çok daha sıkıcı oldu. Biraz önce kızıma kavuşmak için beklediğim bu yer, kızım doğduktan sonra, onsuz geçirdiğim ve ilk anlarını kaçırdığım dakikalardı benim için. Allahtan çok sürmeden, beni de odaya çıkardılar. Tobb emzirmeye önem veren bir hastane olduğu için, odaya geçer geçmez hemşireler geldiler ve emzirmem için Ece'yi verdiler. Esasında, annelik için hazırlıklı olmuyorsun ama doğduğu anda bir anda hazır oluyorsun. Kendiliğinden sanki biliyorsun, çünkü o senin bir parçan. Daha önceden aldığım emzirme eğitimi sayesinde de, çok zorlanmadan kızımı ilk kez emziriyorum ve aramızda hiç kopmayacak sonsuz bir bağ kurulmuş oluyor...

Zaman su gibi akıp gidiyor, bu hızla seneler de geçecek. Her gün bir öncekinden daha güzel..."Hoşgeldin kızım, iyi ki bizi seçtin...Umarım sana iyi bir anne olabilirim."

14 Haziran 2016 Salı

Doğuma Az Kala

Ece'ye kavuşmamıza çok az kaldı, neredeyse saatler sonra bu evde 3 kişi olacağız. Hala inanasım gelmiyor. Sanırım doğurup emzirene kadar da anlamayacağım.

Bugüne kadar 38 hafta 2 gün geçmiş. Nasıl geçti hiç anlamadım. Çok şükür rahat bir hamilelik geçirdim. En başlarda çok hafif mide bulantılarım oldu, 3. aydan sonra onlar da geçti. Başlarda canım daha çok karbonhidrat ağırlıklı beslenmek istiyordu. Hamileliğim süresince çok iştah açılmam olmadı. Toplamda 14 kilo gibi aldım. Canım ne istediyse yedim, özellikle de Zeynel'in vişne ve limonlu dondurması hamileliğimin baş tacı oldu. Hiç aşermedim, hiç eşime canım şunu istedi, koş yetiş al demedim.

Hamilelik öncesinde ne yaptıysam yapmaya devam ettim. Yemek, alışveriş vs bugüne kadar aynen devam:) Peki hep mi sorunsuzdu? Tabi ki değildi, hamileliğimin başlarında bebeğimin beyninin iki lobunda da kistler tespit edildi. Yaşım da 30 üstü olduğu için, doktorumuz muhtemelen kendiliğinden geçecek ama risk almayalım, amniyosentez yapalım dedi. Amniyosenteze en başta çok karşı olsam da, bir kaç dakika içinde karar verip, aminiyosentez testi yaptırdık. Sonuçların çıkması 20 günü bulduğu için, 20 gün nasıl geçti ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Doktora bebeğinizin yüzünü görmeye, kilosunu duymaya vs gidiyorsunuz, sonra hiç hesapta yokken kistlerden bahsediyor. Kistler hakkında hiç bir bilgimiz yok iken, bir anda kendimizi internette kistleri araştırır bulduk. En başlarda çok üzüldüm ama sonra içime bir ferahlık geldi. Hiç bir şey çıkmayacak, temiz çıkacak diye. Sonunda da şükür öyle oldu.

Hamileliğimin 7. ayında çok fena üşüttüm. İlaç kullanamadığım için, bitkisel, koca karı ilacı vs ne varsa hepsini yaptım. Nafile geçiremedim, 2. hafta da geçmeyince doktorumun da onaylamasıyla antibiyotik kullandım. Kullanırken vicdanen rahatsız olsam da, antibiyotikten sonra hızla iyileşince, iyi ki kullanmışım dedim.

Hastalığımdan sonraki haftalarda bebeğimin kilosu, olması gerekenden daha az çıktı. Sonraki hafta yemeğe iyice asıldım, bebek kesin çok kilo almıştır diye beklentiye girdim, ikinci gidişimde daha da az kiloda çıkması beni delirtti, moralim çok bozuldu. Sonuçta bebeğin alacağı kilo, gelişimi tamamen bana bağlı, insan kendini çok fena sorumlu hissediyor.Neyse zamanla kilosu da normale geldi.

Ve en son, bebeğimin duruşunun ters olduğunu, dolayısıyla sezeryan olacagımı öğrendim. En başta üzülsem de, şimdi hayırlısı buymuş diyorum. Bu nedenle, bebeğimize kavuşacağımız tarih belli. 16.06.2016.

Bebek sahibi olmak çok büyük sorumluluk. Bir insana şekil vermek, eşinle orta noktada buluşmak, hem içinde bulunduğu toplumun parçası olmasını sağlamak hem de başlı başına ayrı bir birey olmasını sağlamak. Hayat onun hayatı ama belirli bir süre, yönlendiren biz olacağız. Sağlıklı bir kişi olmasının yanında istediğim şey mutlu bir birey olması, ne yaparsa yapsın mutlu olsun ve Allah O'nu iyi insanlarla karşılaştırsın.

fotokaynak