5 Aralık 2016 Pazartesi

Yalancı Tiramisu

Ne zaman bana misafir gelecek olsa, ne tatlı yapsam diye düşünürken, canım arkadaşım Sibel'i arayıp, "Hani senin geçen yaptığın ... vardı ya, bana bir tarifini versene" derken buluyorum kendimi. Her seferinde garantili lezzet oluyor.

Sağ olsun arkadaşım whatsup üzerinden tarifi yolluyor, geçenlerde fotoğrafları silerken tarifi de silmişim, o yüzden bloğuma yazayım da silinmeden kalsın, bir de benim gibiler faydalansın dedim. Sanırım bir tarif defteri tutsam, tariflerin çoğu "Sibel'in kurabiyesi", "Sibel'in tiramisusu" vs olacak:)

Tiramisuda muz olmaz, içindeki krema labne olmaz demeyin, adı üstünde yalancı tiramisu:)

Tiramisu Malzemeler:

İçi:
1 paket sade hazır kek
1 fincan su
1 yemek kaşığı nescafe
Biraz tozşeker
Muz

Kreması:
2 yumurta
7 yemek kaşığı toz şeker
3 yemek kaşığı un
Yarım litre süt
1 paket labne peyniri
1 paket vanilya

Üstü:
Kakao

Yapılışı:

Toz şeker ve nescafeyi fincandaki suda eritin ve pasta tabanının iki tarafını bu karışımla ıslatın.

Krema malzemelerini iyice karıştırıp, ocakta muhallebi kıvamına gelecek şekilde pişirin.

Kremayı pasta tabanının içine sürün, içine dilimlenmiş muzları koyun, sonra pasta tabanının tekrar üstünü koyup, üzerini krema ile kaplayın.

Pastanın üstüne tel süzgeç ile kakao serpin. Tiramisunuz hazır, afiyet olsun.

2 Aralık 2016 Cuma

Ankara'da En İyi Kuaför

Benim için saç kestirmek, yenilenmek, moral bulmak demek. Tabi kötü bir kesim, aynanın karşısında ağlamama sebep de olabilir. Yani saçımın şekli şemali modumu çok değiştirir. İyi bir kuaför bulmak, aynı iyi bir falcı bulmak gibi benim için. Denk gelene aşk olsun:)

Bir arkadaşımın tavsiyesiyle keşfettiğim Özcan Bey benim gibi pimpirikli birini kuaför koltuğuna gönül rahatlığıyla oturmamı sağladı. İki senedir saçımı sadece Özcan Bey'e kestiriyorum. Bir kereye mahsus, yeni doğum yaptığım zamanlarda evde pijamalarla vs dolaşmaktan kendimi çok kötü hissedip, bebeği de uzun soluklu bırakamayacağım için, mahalledeki kuaföre saçımı kestirmiştim. Kesim kuaför dükkanındayken gayet güzel dursa da, eve gelip yıkadıktan sonra işler değişti. Sonuçta ben saça şekil verme konusunda beceriksiz birisiyim. Saçın kesimi öyle bir olacak ki; kuruturken kendisi hoş bir şekil alacak. Saçımı yıkadıktan sonra, Özcan Bey de kestirmediğime çok pişman olmuştum ama iş işten geçmişti bir kere. Biraz uzar uzamaz tekrar eski halime döneyim diye Özcan Bey de soluğu almıştım. Yine mutlu ayrılmıştım, yenilenmiş, tazelenmiştim. Hele yeni bir anneyseniz, bakımsız halinizden sizi kurtaran her detaya fazlasıyla müteşekkirsinizdir. Artık adresim değişmez.

Bu yazıyı neden yazıyorum? Bugün yine saçımı kestirdim, yine çok mutlu kalktım koltuktan. İyi bir kuaför bulana kadar, internette sürekli araştırma yapıyordum, yorumları okuyordum, Ankara'da en iyi kuaför nerede diye. Ben beni mutlu eden kuaförü buldum. Benim gibi arayışta olanlar olabilir diye paylaşmak istedim. Giderseniz benden selam söyleyin:)

Adres: Akademik Kuaför İlker Mh. 1024. Sk. No:1/A, Dikmen, Çankaya, Ankara 0312 478 41 32
Özcan Bey Telefon: 0535 607 53 36

1 Kasım 2016 Salı

Kuzina Foça

Eski Foça benim en keyif aldığım yerlerden biridir. Ege demek benim için, kediler, deniz kokusu ve uzun keyifli sofralar demek. Eski Foça'da sevgilimle keyif alacağımız bir yer arıyorduk, internette güzel yorumlarına bakarak Kuzina'da karar kıldık.

Üç kız işletiyor, İstanbul'u arkalarında bırakıp, Foça'ya yerleşmişler ve güzelim yeri açmışlar. Böyle küçük yerlerde, yerleşiklerin sizi benimsemesi zordur, eğer onlar gibi değilseniz. Bu kızlar Foçalılar tarafından da benimsenmişler. Kahvaltısı da güzelmiş. Biz akşam yemeği için gittik.İki apartman arasında bir yerde, Foça meydanı diyebileceğim bir noktada yani merkezde hizmet veriyorlar. Manzara beklemeyin ama tatlı bir ambiyansı var.

Gelelim yemeklere...

Fiks bir tabak fiyatına (yanlış hatırlamıyorsam 22 TL idi), açık büfe sunulan zeytinyağlılardan seçim yapabiliyorsunuz.




Makarnadan,mezeye hatta çökertme kebabına kadar çeşitli seçenekler sunuyor. Biz zeytinyağlı tabağın yanı sıra, ara sıcak olarak da ciğer söyledik ve çok beğendik. Mittie köfte söyledik. O da eşimin damak zevkine göre idi. Beni benden alan ise, ev usulü, patates kızartmasının üzerine sarımsaklı yoğurt ve sostur. Resmen mest oldum.


Giderseniz pişman olmayacaksınız diye düşünüyorum. Eski Foça'da keyifli yemek isteyenlere öneririm.

Fiyatlarını ve menüsünü merak edenler için, menüyü de ekliyorum. (2016 fiyatlarıdır)






31 Ekim 2016 Pazartesi

Hamile ve Yeni Doğum Yapanlara Nacizane Öneriler

Şu aralar bir çok arkadaşım hamile...Geçen sene benim yaşadığım ikilemleri aynı şekilde onlarda görüyorum. Ne almalı? Ne almamalıyım? Paylaşacağın önerilerin var mı vs diye akıllarında deli sorular:) O yüzden aklıma gelenleri özet halinde bir yazayım istedim. Diğer yazılarımda da paylaşmış olabilirim ama bu biraz daha hap şeklinde olanı:)

1. Gecelik: Önden fermuarlı alın, çok dua edersiniz. Bitmeyen ziyaretçileri düşünecek olursak, hooop fermuarı çektiniz oldu bitti, büyük kolaylık.

2. Beşik: Biz İkea'daki standart beşik modeline benzeyen bir beşiği Mothercare outlet mağazasında İkea'dan daha ucuza bulunca hemen aldık:) Bence İkea'daki beşik de ekonomik, piyasadaki bebek odası fiyatlarını gördükten sonra. Beşiğe çok para verilmesine gerek yok, sonuçta bir sene civarı yatacak, sonra kardeş vs düşünmüyorsanız muhtemelen ihtiyacı olan birine gidecek. O yüzden güvenlik standartlarını sağlayan bir beşik yeterli bence.

3. Yatak: Biz Ankara Siteler'den bebek yatağını aldık. 150 TL civarındaydı. Ünlü markaların yataklarına da baktık, dediğim gibi bir sene civarı kullanacak nasılsa dedik, o yüzden çok para vermek istemedik. Sünsa marka aldığımız yatak da çok içimize sindi, fiyatının makullüğü de bizi mutlu etti.

4. Bebek Dolabı: Adına bebek dolabı yazsam da bence bebek dolabı almaya gerek yok, onun yerine direk yetişkin dolabı alın, bebeğin eşyaları küçük de olsa ıvır zıvırları o kadar çok ki insanın gerçekten dolaba ihtiyacı oluyor. İkea'da dolap bölümünde, sizin söylediğiniz ve seçtiğiniz ürünlere göre, dolabı tasarlıyorlar. Mesela ben bebeğin asılacak çok eşyası olmaz, onun yerine katlanacak çok eşyası olur diye düşünerek dolabın iç kısmına şifonyer gibi bir sürü çekmece yaptırdım, şimdi de sık sık kullanıyorum.

5. Bebek Puseti: Bebeğin varlığını öğrenir öğrenmez ilk işimiz bebek arabası bakmak oldu. Eşim yurt dışı forumlarını okudu, siteleri inceledi. Sonra gidip bizzat bir kaç hafta sonu da birlikte gidip denedik. Sonunda Mamas&Papas Armadillo Filip modelini aldık.  İskeletini katlamak çok kolay, diğer modellere göre hafif sayılabilir. Maxi Cosi ana kucağı ile uyumlu. Çok memnununum.


6. Ana Kucağı: Mamas&Papas'a karar verdikten sonra, sıra bu pusetle uyumlu ana kucağı seçmek idi. Maxi Cosi Pebble Plus seçtik. Daha kullandığımız ilk haftadan dedik ki bu ürün şimdiden hakkını verdi. Ana kucağının içinde diğerlerinden farklı olarak, yenidoğan aparatı vardı. Bebek doğduğunda zaten bir lokma, bu aparat sayesinde bebeğin güvende olduğunu hissettim. Yoksa koskoca anakucağında bir damla kalacaktı. Çoooook memnun kaldım, içim rahat kullandım. Bir de bu model diğerlerinden farklı olacak uçağa girebiliyor.

7. Otomobil bazası: Ana kucağınız ve ileride alacağınız oto koltuğu ile uyumlu isofix bağlantılını baza almanızı şiddetle öneririm. Ana kucağını kemerle her seferinde bağlamak ile uğraşmak yerine, bir kerede ana kucağını sabitleyebiliyorsunuz, güvenle taktığınızda sinyal veriyor ve araba kazalarında bebekler için koruyucu olması çok önemli.

8. Banyo küveti: Evet file ile bebek küvetinde yıkamak çok kolay ama bence en kolay yöntem anne veya babanın bebeği tutarak, diğerinin şampuanla vs yıkaması. Akan suyla sanki daha kolay gibi. 

9. Kayısı kompostosu: Doğum yapacağınız gün hastaneye hazırladığınız kayısı kompostosunu götürmenizi öneririm. Doğum sonrası sizde oluşabilecek gaz sancılarını azaltıp, kolay tuvalete çıkmanızı sağlar. Malum dikişlerden sonra zor bir iş:)

10. Sling: Çok da elzem bir şey değil. Hemen lazım olacak gibi sanki doğumdan önce almıştım. Öncelikle yaz ayında doğum yapınca, o sıcakta çok pratik olmadı. Bir kaç kez yakın çevrede bakkala, eczaneye vs giderken kullandım. Bebek de ben de ter içinde kaldık. Sonbahar ve ilkbaharda doğum yapanlar için daha pratik bence. İkincisi kumaş o kadar büyük ki bebek yol ortasında krize girince, slingden bebeği çıkarmak kolay da; slingi çıkarmak zor. Sling upuzun bir kumaş, yere değmesin, kirlenmesin vs derken bir elimde bebek, vücudumda slingle gezerim daha iyi diyorsun.

11. Kundak: Aldım ama pratik gelmedi, eski anam babam usulü kundak yapmak daha kolayıma geldi. Tabi burada battaniyenin ince ve esnek olması önemli. Kalça çıkığı riski yaratmamak adına da, sadece kollarını iyice kundaklayın, bacakları muhakkak gevşek olsun. Bazı bebekler ödüllü kundakları çok sevebilir, bebeğin mizacına göre değişebilir, benimki sevmedi.

12. Battaniye: İnce Carters' battaniyeler çok kullanışlı, bana arkadaşım önermişti, o kadar çok kullandım ki herkese öneriyorum.

13. Müslin Bez: Bu bezin adını ilk arkadaşlarımdan duyduğumda, "O ne be!" demiştim. Meğersem çok kullanışlı bir şeymiş. Bildiğin eski beyaz tülbentler gibi, incecik, hava geçiriyor, emiciliği yüksek. İster banyodan sonra havluya sarmadan ilk kurulama bezi yap, ister emzirme örtüsü, ister bebek battaniyesi... Çeşirli boyları var. Lc. Waikiki'den orta boyları almıştım. Sıcak havalarda ana kucağında güneşlik gibi kullandım. Ayrıca, yazın bebeğimin her altını değiştirdiğimde su ile yıkıyordum, sonrasında Lc. Waikiki'den aldığım diğerini kurulama bezi olarak kullandım. Bir de Mothercare'den battaniye boyu aldım. Özellikle plajda havlusunun üzerine serdim. Banyo sonrası kurulama bezi olarak kullandım. Lc. Waikiki'nin fiyatı makuldü. Mothercare ise standart fiyat. Bence battaniye boyu olanları instagram satıcılarından alabilirsininiz, çok şirin desenleri varmış, ben sonradan keşfettim.
14. Emzik: Emzik hayatta vermem diye düşünenlerdenseniz, bu kısmı atlayın. Ben gerekirse veririmcilerdendim:) Amerika'da hastanelerde yenidoğanlara verilen, avent soothie emziklerden sipariş vermiştim. Hala kullanıyorum. Bizimki emziğe çok düşkün değil ama yolculukta veya restoranlarda bazen susturucu olarak iş görüyor.

15. Süt sağma makinesi: Ben lansinoh çift taraflı pompalardan aldım. Sağımı iyi, çift yönlü zamandan kazanmak adına almıştım ama ikisini aynı anda hiç yapmadım. Birini biberon olarak kullanıyorum, diğerine süt sağıyorum. Fiyatı eğer sizin için çok değil ise çift taraflı almanızı öneririm.

16. Bebek bezi:Prima premium care benim de hamilelik döneminde okuduklarımdan en çok önerilen bebek bezi idi. Ben de kullandıkça iyi ki bunu tercih etmişim dedim. Bir kere yeni anne olduğunuzda bebeğiniz işedi mi işemedi mi anlamak zor. Bu beze bebek işeyince, yeşil bir çizgi oluşuyor, anlamanız kolaylaşıyor. Emiciliği çok iyi. Hala bu markayı kullanıyorum. Bir kere deneme için verilen molfix markayı kullanmıştım. Cildini tahriş edince hemen bıraktım. Bebek bezini baştan stoklamayın. Çünkü her bebeğin cildi hassas, bir markadan stoklarsınız sonra bebeğiniz o beze alerji gösterir, haydi hepsi çöpe...Bir de ultrasonlar ne kadar gerçeğe yakın sonuç verse de, bebeğinizin kilosu ancak doğunca netleşiyor. O yüzden uzun süre yenidoğan boyutunu kullanabileceğiniz gibi, kısa sürede 2 numaraya da geçebilirsiniz. Ben genelde bebek marketlerinden alıyorum ama markafoni vs gibi yerlerde çok daha uygun fiyata bulunabiliniyor. Bilginiz olsun

17. Islak mendil: Unibaby yine en çok önerilenler arasında idi. Memnunum.

18. Pişik kremi: Desitin ve Mustela almıştım. Hatta hastanede bebeğin doğduğu ilk gün aman pişik olmasın diye sürüp, poposunu bembeyaz etmiştim. İlk gün sürülmesine gerek yokmuş, hemşire öyle söyledi. Bence bebek bezini sık sık değiştirince de pişik riski en aza iniyor. Benim bu konuda nacizane önerim saf zeytinyağı. Ben her bez değiştirdiğimde kullanıyorum, bugüne kadar -aman dilinizi ısırın- hiç pişik problemi yaşamadım. Dışarıda vs kullanmak için de, gratis den aldığım seyahat boyu sprey şişeye zeytinyağı doldurdum, çok pratik oldu.

19. Göğüs kalkanı: Doğurmadan önce okuduğum bloglarda olmazsa olmaz gibi algılayıp almıştım. Bence gerek yokmuş. Yani bebek en baştan düzgün kavrar ve emer ise, yara olmuyormuş. O yüzden bence bir doğurun, eğer yara olma eğilimi var ise alın, yoksa boşu boşuna almış olursunuz, gerek yok.

20. Emzirme yastığı: Doğurduğum ilk haftalar ben bu yastığı niye aldım, evdeki herhangi bir yastık benim işimi hayli hayli görürmüş dedim. Hatta ilk haftalarda emzirme yastığında hiç rahat edemedim, o yüzden bu yastık yerine, bebeğimin boyutunda İkea dikdörtgen yastık kullandım. Bebeğim büyüyünce, emzirme yastığının çok önemli olduğunu anladım, her emzirmede kullandım.


21. Yan yatış yastığı: Elzem gibi düşünüp almıştım, bence hiç gerek yokmuş. Tabi ihtiyaca göre değişebilir.

22. Deniz süngeri: Bebeği yıkamak için bir çok marka mevcut, ama gerçek deniz süngeri alın. Elinize alınca çok sert olsa da, suya değince yumuşacık oluyor, bebeği mis gibi çizmeden, acıtmadan yıkıyorsunuz. Tabi yumuşacık iplerden örülmüş lifler de bence aynı işi görür. Sadece deniz süngeri görünümlü normal süngerlerden almayın.
Veee son önerim 23. Chicco Polly Swing Up Salıncak: Şimdi buna verilen para gereksiz gibi algılanabilir ama işin aslı çok gerekli. Bana bir arkadaşım verdi. Yoksa ben ev tipi ana kucağı alacaktım. Bu salıncağı verince, almaktan vazgeçtim. Yeni doğan bir kişinin en çok ihtiyaç duyduğu şey bebeğinin uyuması.Bu salıncağın masaj gibi titreşim özelliği var, bir kere bebek bir ileri bir geri derken, bir de titreşim eklenince mest olup uyuyor. Geceleri salıncakta uyutmadım, ama uykusunun gelmesi için salıncağı kullandım, uykuya dalınca da alıp yatağına yatırdım. Gündüzleri salıncağı mutfağa taşıyıp, bebeğimi görerek yemek yaptım. Müziğini ve sallanma ayarını kumanda ile yapabiliyorsunuz. Tek dezavantajı biraz yer kaplıyor, sonuçta salıncak:) Ben o kadar memnun kaldım ki, benden sonra doğum yapan kardeşime aldırdım. O da memnun. Şimdi etrafımdaki tüm hamile arkadaşlarıma bu salıncağı almalarını öneriyorum. Bence bir ay bile kullanılmış olsa, sağladığı konfor ile parasını çıkarmış sayılır benim gözümde. Bu arada ben hala kullanıyorum. 4.5 aylık oldu bebeğim.
Umarım işinize yarar bu öneriler. Sizin de "Aldım çok memnun kaldım" veya "Tüh ya! Aldık hiç kullanamadık" diye paylaşmak istediğiniz önerileriniz olur ise, aşağıya yorum olarak yazın, herkes faydalansın:)

8 Eylül 2016 Perşembe

Marlinda Ethnic Foods

Uzun bir süredir Kentpark'ta Marlinda'nın açıldığını görüyorum. Sanırım Ethnic Foods tabelasından kaynaklı ön yargım oluştuğu için, bu zamana kadar gidip denememiştim. Ethnic foods deyince, Uzak Doğu, Meksika vs birleştirip ortaya karışık bir şeyler sunan menü hayal etmiştim. Meğersem ben olayı çok yanlış anlamışım. Geçtiğimiz haftalarda yeme-içme sektörünü çok iyi bilen bir tanıdığım, Ankara'da son zamanlarda yediğim en iyi yemekti diye söyleyince, biz de merak ettik, denemeye karar verdik.

Öncelikle menü ortaya karışık ama farklı ülkelerden değil, bizim yörelerden... Mardin, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa mutfağından yemekler var. Her yemek özenle seçilmiş ve üzerinde özenle çalışılmış. Danışmanlığını Türk mutfak kültürü ve Anadolu mutfak tarihi araştırmalarıyla ödül almış ünlü şef Ömür Akkor yapmış. Zaten Ömür Akkor ismini duyunca, yemeklerin tadına bakmadan, beklentim kendiliğinden yükseldi. Bir de bu restoran Ankara'da menüsünü çok sevdiğim Timboo ve Carmelo's restoranlarını işleten Crew grubuna ait bir markadır.

Menüsünde tirit kebabından, kuzu tandıra, falafel salatasından, erikli yavan sarmaya kadar bu toprakların seçilmiş yemekleri var. Sunumları çok başarılı, servis personeli güler yüzlü. Açıkçası, Ankara'yı bilmesem ve nerede ne yenir diye araştırsam, Marlinda 1 numaralı restoran dahi çıksa, bir alışveriş merkezinin içinde ne kadar iyi restoran olabilir ki diye düşünüp, gitmeyebilirdim. İyi ki tanıdığım kişi, çok güzel diye söyledi de, gidip denedik. Eşim de ben de fiyat performans açısından uzun zamandır bu kadar güzel yemek yememiştik dedik. Misafirimiz vs de gelse, buraya götürürüz dedik.

Biz başlangıç olarak, isli çerkez tavuğu ve ciğer söyledik. Ciğer yumuşacıktı, tereyağ ile öyle güzel pişmişti ki bayıldık. Ana yemek olarak da kuzu tandır ile tirit söyledik. Tatlı olarak da şokola söyledik. Hepsi mest etti. Bu yazıyı yazmadan önce internette araştırayım dedim, ekşisözlük yorumlarına her zaman güvenirim, ama burası ile ilgili öyle olumsuz yorumlar gördüm ki aynı yer mi diye şaşırdım. Neyse bence kendiniz deneyin, kendiniz yorumlayın.

Beni yemekler açısından mest etti. Özetle, tavsiye ederim.








6 Eylül 2016 Salı

Blog Yazmak

Bu akşam ilk blog yazmaya başladığım dönemleri düşündüm. 2010'dan beri yazıyorum ve ısrarla blogspotta yazmaya devam ediyorum. Aynı dönemde yazmaya başladığımız bir çok kişi ya bloğunu kapattı, ya kendilerine .com uzantılı siteler açtılar ya da instagrama, snapchate yöneldiler.

Eskisi gibi sık yazmasam da buradayım ve bu sayfanın varlığı eski bayramlar gibi hüzünle karışık mutlu ediyor. Çünkü geçmişi var, eskiye dair...Bir ara ben de daha çok kişiye ulaşmak vs gibi sebeplerle, bloğumla ilgili facebook, instagram vs hesapları açtım. Baktım ki pek bana uygun değil, bu sosyal hesapları kapattım. Şimdi yalnızca instagram hesabım var, o da "Lulu" olarak değil, kendi gerçek kimliğimle. Sanırım hala isimsiz yazmanın özgürlük olduğuna inanıyorum.

Blogun ismini koyarken, çok düşünmüştüm ne olsun diye... Sonra her şeyden biraz biraz benim hayatım olacak diye düşününce, biraz hayat ismine karar vermiştim. Şu aralar hayatımın büyük çoğunluğunu "Ece" oluşturuyor. Bilmeyenler için yeni doğum yaptığımı söylemeliyim. Unutmadan kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum bu nedenle doğum sonrası ile ilgili yazılar yazıyorum ve bir süre daha bu yönde yazacağım. Sonrasında, eski tarzıma dönüp, en azından yazılarımın yarısını oluşturacak şekilde gezi ve mekan yazıları yazmayı planlıyorum. Son zamanlarda bir kaç arkadaşımdan "Sen önceden gittiğin yerleri/ mekanları yazardın, biz de gitmeden not alırdık, yine yazsana" tarzında yorumlar duydum, bir arkadaşım da "Artık bebek yazıları yazıyorsun" ya deyince ben de jeton düştü, bloğumu fena boşlamışım.

Burası benim içinde bulunduğum "an" ları kayıt altına aldığım yer, daha çok yazacağım ve daha çok blog okuyacağım. Fark ettim ki beni çok mutlu ediyor. Ayşe Arman'ın zamanında "Kimse okumazsa, ben okurum" diye bir kitabı vardı, benimki de o hesap:)
fotokaynak

5 Eylül 2016 Pazartesi

Doğum İçin Hastane Çantası-Bebek İçin

Annenin hastane valizini yazmıştım. Sıra geldi bebek için olan listeye. Başlıklarda sanki ayrı valiz hazırlamışım gibi dursa da, anne ve bebek eşyalarını hepsini bir valize sığdırdım. Listem aşağıdaki gibi:

2 hastane çıkışı seti: Bebeğinizin kilosuna göre almanızda fayda var. Bazı hastane çıkışları 0-3 ay diyor, bazılarında "yenidoğan" yazıyor. Benim bebeğim 3 kilo altı idi, bir de ilk fotoğraflarında kıyafetleri emanet gibi durmasın diye, özellikle yenidoğan (newborn) almıştım, iyi ki de öyle almışım, öyle minikti ki kıyafeti çok güzel oldu. Hastaneye götürmediğim ama hastane çıkışı adı altında altında aldığım kıyafetlerden bir tanesi Ece şuan 2.5 aylık olmasına rağmen hala büyük:)

Hastane çıkışında ve genel olarak ilk 3 aylık badilerde özellikle önerim, t-shirt tarzında almamanız. Benim ilk aldığım t-shirt tarzındaydı, sadece doğduğu an giydi, yanlış seçim yapmışım bence. Çünkü, tshirt tarzında olunca göbeği, beli açılabiliyor. Ben de üşütmesin diye hiç giydirmedim.

Hastane çıkışında desenlerini ve dokusunu beğenmem nedeniyle, Carters marka aldım. Çok da memnun kaldım. Hem desenleri ve renkleri fotoğraflarda çok güzel çıktı, hem de kalıbı tam oldu.

Zıbın: Her listede yazıyor, bence gerek yok. Zaten alttan çıtçıtlı body üzerine, tulum giyince, zıbını giyecek yer kalmıyor:)

2 adet alttan çıtçıtlı body: Bebekler ilk doğduğu zaman, kusabiliyor veya acemilikten alt değiştirirken siz kıyafetine kakasını bulaştırabiliyorsunuz. O yüzden hastane çıkışı kıyafetleri haricinde, yedeklerinin olması iyi olur. Mevsime göre, kısa ya da uzun kollu seçebilirsiniz. Alttan çıtçıtlı olması işinizi kolaylaştırır. 2 tane badinin hiç birini giydirmedim, ama aksilikler üst üste gelebilir, evde duracağına çantamda dursun diye yanıma aldım.

2 tulum:Yanınızda olmasında fayda var

2 battaniye: Penye battaniyeler çok kullanışlı. Özellikle yaz döneminde, ince olmasında fayda var. Kış dönemindeyseniz biri ince, diğeri kalın olsun. Penye battaniyede kesinlikle Carter's öneririm. En başta pahalı diye, parama kıyıp alamıyordum. Sonuçta altı üstü penye battaniye, diğerleri de iş görür diye düşünüyordum. Ama sözüne güvendiğim bir arkadaşım mutlaka al, çok memnun kalacaksın deyince, paraya kıyıp aldım. İyi ki de almışım. Yumuşacık ve ince.  Çok güzel kundak yapılıyor, boyutu da çok güzel. Almanızı tavsiye ederim. Bazen Carter's ın internet sitesinde, indirim oluyor, yarı yarıya iniyor neredeyse, takip edin.

7 ağız mendili: Mendil yere düşebiliyor, bebek kirletebiliyor. Yer kaplamadığı için, yedekli olmasında fayda var. Müslin tarzında mendiller çok düzel

Şapka& Eldiven: Hastane çıkış setinizde muhtemelen olacağı için, ayrıca taşımanıza gerek yok bence

15 adet en küçük boy bebek bezi: Özellikle Prima Premium Care öneririm. Bebeğiniz işediğinde ortada yer alan çizgisi yeşile dönüyor, böylece bebeğinizin işeyip işemediğini anlıyorsunuz. Bebek bezinde önerim bir paket alın ama çok stoklamayın, çünkü bez bebeğinizin cildine alerji yaparsa, başka markalar denemek zorunda kalırsınız, elinizde stoklarınız kalmış olur.

2 çorap: Genellikle tulumların kendiliğinden çoraplı oluyor, eğer ayağı kendiliğinden çoraplı değil ise yanınıza almanız gerekebilir.

Müslin bez: Hastaneye gelen kişileri kıramayıp, bebeği mecburen vermek durumunda kalırsanız, müslin bezi omuzlarına koymalarını isteyebilirsiniz.

Islak mendil: Bebeğinizin altını değiştirirken, temizlemeniz için ıslak mendil yanınıza almanızı öneririm. Unibaby markayı tercih etmiştim. Dışarıda hala ıslak mendil kullansam da, evde ıslak pamuk ve zeytinyağı kullanmayı tercih ediyorum.

Şampuan: Yenidoğan bebeğin göbeği düşene kadar, enfeksiyon kapmaması için, yıkanması önerilmemektedir. Bu nedenle, şampuana gerek yok.

Tırnak Makası: Bebeğinizin içeride tırnaklarının ne kadar uzadığını bilemediğiniz için, yanınıza almakta fayda var ama miniminicik parmaklarını kesmemek için, tırnaklarını kesmeyi de erteleyebilirsiniz veya hemşirelerden rica edebilirsiniz.

Pişik kremi: İlk gün bebeğinize pişik kremi sürmeniz önerilmiyor. Ama ne olur ne olmaz diye yanınıza almanızda fayda var. Ben önleyici olarak "Desitin", pişik olduktan sonra da kullanmak için "Mustela" aldım.

Kirli torbası: Kirlileri koymak için gerekli.

Ana kucağı: Hastaneden çıkarken kullanmanız için, muhakkak gerekli.

Aklıma gelenler bunlar, emin olun ki bu listenin bile çoğu kullanılmıyor. Bir de acil bir durum olup, hastaneye hazırladığınız valizler olmadan gitseniz bile, bebekler bir şekilde doğuyor ve giydiriliyor. O yüzden rahat olun, hazırlarken keyfini çıkarın ama strese girmeyin:)