5 Aralık 2016 Pazartesi

Yalancı Tiramisu

Ne zaman bana misafir gelecek olsa, ne tatlı yapsam diye düşünürken, canım arkadaşım Sibel'i arayıp, "Hani senin geçen yaptığın ... vardı ya, bana bir tarifini versene" derken buluyorum kendimi. Her seferinde garantili lezzet oluyor.

Sağ olsun arkadaşım whatsup üzerinden tarifi yolluyor, geçenlerde fotoğrafları silerken tarifi de silmişim, o yüzden bloğuma yazayım da silinmeden kalsın, bir de benim gibiler faydalansın dedim. Sanırım bir tarif defteri tutsam, tariflerin çoğu "Sibel'in kurabiyesi", "Sibel'in tiramisusu" vs olacak:)

Tiramisuda muz olmaz, içindeki krema labne olmaz demeyin, adı üstünde yalancı tiramisu:)

Tiramisu Malzemeler:

İçi:
1 paket sade hazır kek
1 fincan su
1 yemek kaşığı nescafe
Biraz tozşeker
Muz

Kreması:
2 yumurta
7 yemek kaşığı toz şeker
3 yemek kaşığı un
Yarım litre süt
1 paket labne peyniri
1 paket vanilya

Üstü:
Kakao

Yapılışı:

Toz şeker ve nescafeyi fincandaki suda eritin ve pasta tabanının iki tarafını bu karışımla ıslatın.

Krema malzemelerini iyice karıştırıp, ocakta muhallebi kıvamına gelecek şekilde pişirin.

Kremayı pasta tabanının içine sürün, içine dilimlenmiş muzları koyun, sonra pasta tabanının tekrar üstünü koyup, üzerini krema ile kaplayın.

Pastanın üstüne tel süzgeç ile kakao serpin. Tiramisunuz hazır, afiyet olsun.

2 Aralık 2016 Cuma

Ankara'da En İyi Kuaför

Benim için saç kestirmek, yenilenmek, moral bulmak demek. Tabi kötü bir kesim, aynanın karşısında ağlamama sebep de olabilir. Yani saçımın şekli şemali modumu çok değiştirir. İyi bir kuaför bulmak, aynı iyi bir falcı bulmak gibi benim için. Denk gelene aşk olsun:)

Bir arkadaşımın tavsiyesiyle keşfettiğim Özcan Bey benim gibi pimpirikli birini kuaför koltuğuna gönül rahatlığıyla oturmamı sağladı. İki senedir saçımı sadece Özcan Bey'e kestiriyorum. Bir kereye mahsus, yeni doğum yaptığım zamanlarda evde pijamalarla vs dolaşmaktan kendimi çok kötü hissedip, bebeği de uzun soluklu bırakamayacağım için, mahalledeki kuaföre saçımı kestirmiştim. Kesim kuaför dükkanındayken gayet güzel dursa da, eve gelip yıkadıktan sonra işler değişti. Sonuçta ben saça şekil verme konusunda beceriksiz birisiyim. Saçın kesimi öyle bir olacak ki; kuruturken kendisi hoş bir şekil alacak. Saçımı yıkadıktan sonra, Özcan Bey de kestirmediğime çok pişman olmuştum ama iş işten geçmişti bir kere. Biraz uzar uzamaz tekrar eski halime döneyim diye Özcan Bey de soluğu almıştım. Yine mutlu ayrılmıştım, yenilenmiş, tazelenmiştim. Hele yeni bir anneyseniz, bakımsız halinizden sizi kurtaran her detaya fazlasıyla müteşekkirsinizdir. Artık adresim değişmez.

Bu yazıyı neden yazıyorum? Bugün yine saçımı kestirdim, yine çok mutlu kalktım koltuktan. İyi bir kuaför bulana kadar, internette sürekli araştırma yapıyordum, yorumları okuyordum, Ankara'da en iyi kuaför nerede diye. Ben beni mutlu eden kuaförü buldum. Benim gibi arayışta olanlar olabilir diye paylaşmak istedim. Giderseniz benden selam söyleyin:)

Adres: Akademik Kuaför İlker Mh. 1024. Sk. No:1/A, Dikmen, Çankaya, Ankara 0312 478 41 32
Özcan Bey Telefon: 0535 607 53 36

1 Kasım 2016 Salı

Kuzina Foça

Eski Foça benim en keyif aldığım yerlerden biridir. Ege demek benim için, kediler, deniz kokusu ve uzun keyifli sofralar demek. Eski Foça'da sevgilimle keyif alacağımız bir yer arıyorduk, internette güzel yorumlarına bakarak Kuzina'da karar kıldık.

Üç kız işletiyor, İstanbul'u arkalarında bırakıp, Foça'ya yerleşmişler ve güzelim yeri açmışlar. Böyle küçük yerlerde, yerleşiklerin sizi benimsemesi zordur, eğer onlar gibi değilseniz. Bu kızlar Foçalılar tarafından da benimsenmişler. Kahvaltısı da güzelmiş. Biz akşam yemeği için gittik.İki apartman arasında bir yerde, Foça meydanı diyebileceğim bir noktada yani merkezde hizmet veriyorlar. Manzara beklemeyin ama tatlı bir ambiyansı var.

Gelelim yemeklere...

Fiks bir tabak fiyatına (yanlış hatırlamıyorsam 22 TL idi), açık büfe sunulan zeytinyağlılardan seçim yapabiliyorsunuz.




Makarnadan,mezeye hatta çökertme kebabına kadar çeşitli seçenekler sunuyor. Biz zeytinyağlı tabağın yanı sıra, ara sıcak olarak da ciğer söyledik ve çok beğendik. Mittie köfte söyledik. O da eşimin damak zevkine göre idi. Beni benden alan ise, ev usulü, patates kızartmasının üzerine sarımsaklı yoğurt ve sostur. Resmen mest oldum.


Giderseniz pişman olmayacaksınız diye düşünüyorum. Eski Foça'da keyifli yemek isteyenlere öneririm.

Fiyatlarını ve menüsünü merak edenler için, menüyü de ekliyorum. (2016 fiyatlarıdır)






31 Ekim 2016 Pazartesi

Hamile ve Yeni Doğum Yapanlara Nacizane Öneriler

Şu aralar bir çok arkadaşım hamile...Geçen sene benim yaşadığım ikilemleri aynı şekilde onlarda görüyorum. Ne almalı? Ne almamalıyım? Paylaşacağın önerilerin var mı vs diye akıllarında deli sorular:) O yüzden aklıma gelenleri özet halinde bir yazayım istedim. Diğer yazılarımda da paylaşmış olabilirim ama bu biraz daha hap şeklinde olanı:)

1. Gecelik: Önden fermuarlı alın, çok dua edersiniz. Bitmeyen ziyaretçileri düşünecek olursak, hooop fermuarı çektiniz oldu bitti, büyük kolaylık.

2. Beşik: Biz İkea'daki standart beşik modeline benzeyen bir beşiği Mothercare outlet mağazasında İkea'dan daha ucuza bulunca hemen aldık:) Bence İkea'daki beşik de ekonomik, piyasadaki bebek odası fiyatlarını gördükten sonra. Beşiğe çok para verilmesine gerek yok, sonuçta bir sene civarı yatacak, sonra kardeş vs düşünmüyorsanız muhtemelen ihtiyacı olan birine gidecek. O yüzden güvenlik standartlarını sağlayan bir beşik yeterli bence.

3. Yatak: Biz Ankara Siteler'den bebek yatağını aldık. 150 TL civarındaydı. Ünlü markaların yataklarına da baktık, dediğim gibi bir sene civarı kullanacak nasılsa dedik, o yüzden çok para vermek istemedik. Sünsa marka aldığımız yatak da çok içimize sindi, fiyatının makullüğü de bizi mutlu etti.

4. Bebek Dolabı: Adına bebek dolabı yazsam da bence bebek dolabı almaya gerek yok, onun yerine direk yetişkin dolabı alın, bebeğin eşyaları küçük de olsa ıvır zıvırları o kadar çok ki insanın gerçekten dolaba ihtiyacı oluyor. İkea'da dolap bölümünde, sizin söylediğiniz ve seçtiğiniz ürünlere göre, dolabı tasarlıyorlar. Mesela ben bebeğin asılacak çok eşyası olmaz, onun yerine katlanacak çok eşyası olur diye düşünerek dolabın iç kısmına şifonyer gibi bir sürü çekmece yaptırdım, şimdi de sık sık kullanıyorum.

5. Bebek Puseti: Bebeğin varlığını öğrenir öğrenmez ilk işimiz bebek arabası bakmak oldu. Eşim yurt dışı forumlarını okudu, siteleri inceledi. Sonra gidip bizzat bir kaç hafta sonu da birlikte gidip denedik. Sonunda Mamas&Papas Armadillo Filip modelini aldık.  İskeletini katlamak çok kolay, diğer modellere göre hafif sayılabilir. Maxi Cosi ana kucağı ile uyumlu. Çok memnununum.


6. Ana Kucağı: Mamas&Papas'a karar verdikten sonra, sıra bu pusetle uyumlu ana kucağı seçmek idi. Maxi Cosi Pebble Plus seçtik. Daha kullandığımız ilk haftadan dedik ki bu ürün şimdiden hakkını verdi. Ana kucağının içinde diğerlerinden farklı olarak, yenidoğan aparatı vardı. Bebek doğduğunda zaten bir lokma, bu aparat sayesinde bebeğin güvende olduğunu hissettim. Yoksa koskoca anakucağında bir damla kalacaktı. Çoooook memnun kaldım, içim rahat kullandım. Bir de bu model diğerlerinden farklı olacak uçağa girebiliyor.

7. Otomobil bazası: Ana kucağınız ve ileride alacağınız oto koltuğu ile uyumlu isofix bağlantılını baza almanızı şiddetle öneririm. Ana kucağını kemerle her seferinde bağlamak ile uğraşmak yerine, bir kerede ana kucağını sabitleyebiliyorsunuz, güvenle taktığınızda sinyal veriyor ve araba kazalarında bebekler için koruyucu olması çok önemli.

8. Banyo küveti: Evet file ile bebek küvetinde yıkamak çok kolay ama bence en kolay yöntem anne veya babanın bebeği tutarak, diğerinin şampuanla vs yıkaması. Akan suyla sanki daha kolay gibi. 

9. Kayısı kompostosu: Doğum yapacağınız gün hastaneye hazırladığınız kayısı kompostosunu götürmenizi öneririm. Doğum sonrası sizde oluşabilecek gaz sancılarını azaltıp, kolay tuvalete çıkmanızı sağlar. Malum dikişlerden sonra zor bir iş:)

10. Sling: Çok da elzem bir şey değil. Hemen lazım olacak gibi sanki doğumdan önce almıştım. Öncelikle yaz ayında doğum yapınca, o sıcakta çok pratik olmadı. Bir kaç kez yakın çevrede bakkala, eczaneye vs giderken kullandım. Bebek de ben de ter içinde kaldık. Sonbahar ve ilkbaharda doğum yapanlar için daha pratik bence. İkincisi kumaş o kadar büyük ki bebek yol ortasında krize girince, slingden bebeği çıkarmak kolay da; slingi çıkarmak zor. Sling upuzun bir kumaş, yere değmesin, kirlenmesin vs derken bir elimde bebek, vücudumda slingle gezerim daha iyi diyorsun.

11. Kundak: Aldım ama pratik gelmedi, eski anam babam usulü kundak yapmak daha kolayıma geldi. Tabi burada battaniyenin ince ve esnek olması önemli. Kalça çıkığı riski yaratmamak adına da, sadece kollarını iyice kundaklayın, bacakları muhakkak gevşek olsun. Bazı bebekler ödüllü kundakları çok sevebilir, bebeğin mizacına göre değişebilir, benimki sevmedi.

12. Battaniye: İnce Carters' battaniyeler çok kullanışlı, bana arkadaşım önermişti, o kadar çok kullandım ki herkese öneriyorum.

13. Müslin Bez: Bu bezin adını ilk arkadaşlarımdan duyduğumda, "O ne be!" demiştim. Meğersem çok kullanışlı bir şeymiş. Bildiğin eski beyaz tülbentler gibi, incecik, hava geçiriyor, emiciliği yüksek. İster banyodan sonra havluya sarmadan ilk kurulama bezi yap, ister emzirme örtüsü, ister bebek battaniyesi... Çeşirli boyları var. Lc. Waikiki'den orta boyları almıştım. Sıcak havalarda ana kucağında güneşlik gibi kullandım. Ayrıca, yazın bebeğimin her altını değiştirdiğimde su ile yıkıyordum, sonrasında Lc. Waikiki'den aldığım diğerini kurulama bezi olarak kullandım. Bir de Mothercare'den battaniye boyu aldım. Özellikle plajda havlusunun üzerine serdim. Banyo sonrası kurulama bezi olarak kullandım. Lc. Waikiki'nin fiyatı makuldü. Mothercare ise standart fiyat. Bence battaniye boyu olanları instagram satıcılarından alabilirsininiz, çok şirin desenleri varmış, ben sonradan keşfettim.
14. Emzik: Emzik hayatta vermem diye düşünenlerdenseniz, bu kısmı atlayın. Ben gerekirse veririmcilerdendim:) Amerika'da hastanelerde yenidoğanlara verilen, avent soothie emziklerden sipariş vermiştim. Hala kullanıyorum. Bizimki emziğe çok düşkün değil ama yolculukta veya restoranlarda bazen susturucu olarak iş görüyor.

15. Süt sağma makinesi: Ben lansinoh çift taraflı pompalardan aldım. Sağımı iyi, çift yönlü zamandan kazanmak adına almıştım ama ikisini aynı anda hiç yapmadım. Birini biberon olarak kullanıyorum, diğerine süt sağıyorum. Fiyatı eğer sizin için çok değil ise çift taraflı almanızı öneririm.

16. Bebek bezi:Prima premium care benim de hamilelik döneminde okuduklarımdan en çok önerilen bebek bezi idi. Ben de kullandıkça iyi ki bunu tercih etmişim dedim. Bir kere yeni anne olduğunuzda bebeğiniz işedi mi işemedi mi anlamak zor. Bu beze bebek işeyince, yeşil bir çizgi oluşuyor, anlamanız kolaylaşıyor. Emiciliği çok iyi. Hala bu markayı kullanıyorum. Bir kere deneme için verilen molfix markayı kullanmıştım. Cildini tahriş edince hemen bıraktım. Bebek bezini baştan stoklamayın. Çünkü her bebeğin cildi hassas, bir markadan stoklarsınız sonra bebeğiniz o beze alerji gösterir, haydi hepsi çöpe...Bir de ultrasonlar ne kadar gerçeğe yakın sonuç verse de, bebeğinizin kilosu ancak doğunca netleşiyor. O yüzden uzun süre yenidoğan boyutunu kullanabileceğiniz gibi, kısa sürede 2 numaraya da geçebilirsiniz. Ben genelde bebek marketlerinden alıyorum ama markafoni vs gibi yerlerde çok daha uygun fiyata bulunabiliniyor. Bilginiz olsun

17. Islak mendil: Unibaby yine en çok önerilenler arasında idi. Memnunum.

18. Pişik kremi: Desitin ve Mustela almıştım. Hatta hastanede bebeğin doğduğu ilk gün aman pişik olmasın diye sürüp, poposunu bembeyaz etmiştim. İlk gün sürülmesine gerek yokmuş, hemşire öyle söyledi. Bence bebek bezini sık sık değiştirince de pişik riski en aza iniyor. Benim bu konuda nacizane önerim saf zeytinyağı. Ben her bez değiştirdiğimde kullanıyorum, bugüne kadar -aman dilinizi ısırın- hiç pişik problemi yaşamadım. Dışarıda vs kullanmak için de, gratis den aldığım seyahat boyu sprey şişeye zeytinyağı doldurdum, çok pratik oldu.

19. Göğüs kalkanı: Doğurmadan önce okuduğum bloglarda olmazsa olmaz gibi algılayıp almıştım. Bence gerek yokmuş. Yani bebek en baştan düzgün kavrar ve emer ise, yara olmuyormuş. O yüzden bence bir doğurun, eğer yara olma eğilimi var ise alın, yoksa boşu boşuna almış olursunuz, gerek yok.

20. Emzirme yastığı: Doğurduğum ilk haftalar ben bu yastığı niye aldım, evdeki herhangi bir yastık benim işimi hayli hayli görürmüş dedim. Hatta ilk haftalarda emzirme yastığında hiç rahat edemedim, o yüzden bu yastık yerine, bebeğimin boyutunda İkea dikdörtgen yastık kullandım. Bebeğim büyüyünce, emzirme yastığının çok önemli olduğunu anladım, her emzirmede kullandım.


21. Yan yatış yastığı: Elzem gibi düşünüp almıştım, bence hiç gerek yokmuş. Tabi ihtiyaca göre değişebilir.

22. Deniz süngeri: Bebeği yıkamak için bir çok marka mevcut, ama gerçek deniz süngeri alın. Elinize alınca çok sert olsa da, suya değince yumuşacık oluyor, bebeği mis gibi çizmeden, acıtmadan yıkıyorsunuz. Tabi yumuşacık iplerden örülmüş lifler de bence aynı işi görür. Sadece deniz süngeri görünümlü normal süngerlerden almayın.
Veee son önerim 23. Chicco Polly Swing Up Salıncak: Şimdi buna verilen para gereksiz gibi algılanabilir ama işin aslı çok gerekli. Bana bir arkadaşım verdi. Yoksa ben ev tipi ana kucağı alacaktım. Bu salıncağı verince, almaktan vazgeçtim. Yeni doğan bir kişinin en çok ihtiyaç duyduğu şey bebeğinin uyuması.Bu salıncağın masaj gibi titreşim özelliği var, bir kere bebek bir ileri bir geri derken, bir de titreşim eklenince mest olup uyuyor. Geceleri salıncakta uyutmadım, ama uykusunun gelmesi için salıncağı kullandım, uykuya dalınca da alıp yatağına yatırdım. Gündüzleri salıncağı mutfağa taşıyıp, bebeğimi görerek yemek yaptım. Müziğini ve sallanma ayarını kumanda ile yapabiliyorsunuz. Tek dezavantajı biraz yer kaplıyor, sonuçta salıncak:) Ben o kadar memnun kaldım ki, benden sonra doğum yapan kardeşime aldırdım. O da memnun. Şimdi etrafımdaki tüm hamile arkadaşlarıma bu salıncağı almalarını öneriyorum. Bence bir ay bile kullanılmış olsa, sağladığı konfor ile parasını çıkarmış sayılır benim gözümde. Bu arada ben hala kullanıyorum. 4.5 aylık oldu bebeğim.
Umarım işinize yarar bu öneriler. Sizin de "Aldım çok memnun kaldım" veya "Tüh ya! Aldık hiç kullanamadık" diye paylaşmak istediğiniz önerileriniz olur ise, aşağıya yorum olarak yazın, herkes faydalansın:)

8 Eylül 2016 Perşembe

Marlinda Ethnic Foods

Uzun bir süredir Kentpark'ta Marlinda'nın açıldığını görüyorum. Sanırım Ethnic Foods tabelasından kaynaklı ön yargım oluştuğu için, bu zamana kadar gidip denememiştim. Ethnic foods deyince, Uzak Doğu, Meksika vs birleştirip ortaya karışık bir şeyler sunan menü hayal etmiştim. Meğersem ben olayı çok yanlış anlamışım. Geçtiğimiz haftalarda yeme-içme sektörünü çok iyi bilen bir tanıdığım, Ankara'da son zamanlarda yediğim en iyi yemekti diye söyleyince, biz de merak ettik, denemeye karar verdik.

Öncelikle menü ortaya karışık ama farklı ülkelerden değil, bizim yörelerden... Mardin, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa mutfağından yemekler var. Her yemek özenle seçilmiş ve üzerinde özenle çalışılmış. Danışmanlığını Türk mutfak kültürü ve Anadolu mutfak tarihi araştırmalarıyla ödül almış ünlü şef Ömür Akkor yapmış. Zaten Ömür Akkor ismini duyunca, yemeklerin tadına bakmadan, beklentim kendiliğinden yükseldi. Bir de bu restoran Ankara'da menüsünü çok sevdiğim Timboo ve Carmelo's restoranlarını işleten Crew grubuna ait bir markadır.

Menüsünde tirit kebabından, kuzu tandıra, falafel salatasından, erikli yavan sarmaya kadar bu toprakların seçilmiş yemekleri var. Sunumları çok başarılı, servis personeli güler yüzlü. Açıkçası, Ankara'yı bilmesem ve nerede ne yenir diye araştırsam, Marlinda 1 numaralı restoran dahi çıksa, bir alışveriş merkezinin içinde ne kadar iyi restoran olabilir ki diye düşünüp, gitmeyebilirdim. İyi ki tanıdığım kişi, çok güzel diye söyledi de, gidip denedik. Eşim de ben de fiyat performans açısından uzun zamandır bu kadar güzel yemek yememiştik dedik. Misafirimiz vs de gelse, buraya götürürüz dedik.

Biz başlangıç olarak, isli çerkez tavuğu ve ciğer söyledik. Ciğer yumuşacıktı, tereyağ ile öyle güzel pişmişti ki bayıldık. Ana yemek olarak da kuzu tandır ile tirit söyledik. Tatlı olarak da şokola söyledik. Hepsi mest etti. Bu yazıyı yazmadan önce internette araştırayım dedim, ekşisözlük yorumlarına her zaman güvenirim, ama burası ile ilgili öyle olumsuz yorumlar gördüm ki aynı yer mi diye şaşırdım. Neyse bence kendiniz deneyin, kendiniz yorumlayın.

Beni yemekler açısından mest etti. Özetle, tavsiye ederim.








6 Eylül 2016 Salı

Blog Yazmak

Bu akşam ilk blog yazmaya başladığım dönemleri düşündüm. 2010'dan beri yazıyorum ve ısrarla blogspotta yazmaya devam ediyorum. Aynı dönemde yazmaya başladığımız bir çok kişi ya bloğunu kapattı, ya kendilerine .com uzantılı siteler açtılar ya da instagrama, snapchate yöneldiler.

Eskisi gibi sık yazmasam da buradayım ve bu sayfanın varlığı eski bayramlar gibi hüzünle karışık mutlu ediyor. Çünkü geçmişi var, eskiye dair...Bir ara ben de daha çok kişiye ulaşmak vs gibi sebeplerle, bloğumla ilgili facebook, instagram vs hesapları açtım. Baktım ki pek bana uygun değil, bu sosyal hesapları kapattım. Şimdi yalnızca instagram hesabım var, o da "Lulu" olarak değil, kendi gerçek kimliğimle. Sanırım hala isimsiz yazmanın özgürlük olduğuna inanıyorum.

Blogun ismini koyarken, çok düşünmüştüm ne olsun diye... Sonra her şeyden biraz biraz benim hayatım olacak diye düşününce, biraz hayat ismine karar vermiştim. Şu aralar hayatımın büyük çoğunluğunu "Ece" oluşturuyor. Bilmeyenler için yeni doğum yaptığımı söylemeliyim. Unutmadan kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum bu nedenle doğum sonrası ile ilgili yazılar yazıyorum ve bir süre daha bu yönde yazacağım. Sonrasında, eski tarzıma dönüp, en azından yazılarımın yarısını oluşturacak şekilde gezi ve mekan yazıları yazmayı planlıyorum. Son zamanlarda bir kaç arkadaşımdan "Sen önceden gittiğin yerleri/ mekanları yazardın, biz de gitmeden not alırdık, yine yazsana" tarzında yorumlar duydum, bir arkadaşım da "Artık bebek yazıları yazıyorsun" ya deyince ben de jeton düştü, bloğumu fena boşlamışım.

Burası benim içinde bulunduğum "an" ları kayıt altına aldığım yer, daha çok yazacağım ve daha çok blog okuyacağım. Fark ettim ki beni çok mutlu ediyor. Ayşe Arman'ın zamanında "Kimse okumazsa, ben okurum" diye bir kitabı vardı, benimki de o hesap:)
fotokaynak

5 Eylül 2016 Pazartesi

Doğum İçin Hastane Çantası-Bebek İçin

Annenin hastane valizini yazmıştım. Sıra geldi bebek için olan listeye. Başlıklarda sanki ayrı valiz hazırlamışım gibi dursa da, anne ve bebek eşyalarını hepsini bir valize sığdırdım. Listem aşağıdaki gibi:

2 hastane çıkışı seti: Bebeğinizin kilosuna göre almanızda fayda var. Bazı hastane çıkışları 0-3 ay diyor, bazılarında "yenidoğan" yazıyor. Benim bebeğim 3 kilo altı idi, bir de ilk fotoğraflarında kıyafetleri emanet gibi durmasın diye, özellikle yenidoğan (newborn) almıştım, iyi ki de öyle almışım, öyle minikti ki kıyafeti çok güzel oldu. Hastaneye götürmediğim ama hastane çıkışı adı altında altında aldığım kıyafetlerden bir tanesi Ece şuan 2.5 aylık olmasına rağmen hala büyük:)

Hastane çıkışında ve genel olarak ilk 3 aylık badilerde özellikle önerim, t-shirt tarzında almamanız. Benim ilk aldığım t-shirt tarzındaydı, sadece doğduğu an giydi, yanlış seçim yapmışım bence. Çünkü, tshirt tarzında olunca göbeği, beli açılabiliyor. Ben de üşütmesin diye hiç giydirmedim.

Hastane çıkışında desenlerini ve dokusunu beğenmem nedeniyle, Carters marka aldım. Çok da memnun kaldım. Hem desenleri ve renkleri fotoğraflarda çok güzel çıktı, hem de kalıbı tam oldu.

Zıbın: Her listede yazıyor, bence gerek yok. Zaten alttan çıtçıtlı body üzerine, tulum giyince, zıbını giyecek yer kalmıyor:)

2 adet alttan çıtçıtlı body: Bebekler ilk doğduğu zaman, kusabiliyor veya acemilikten alt değiştirirken siz kıyafetine kakasını bulaştırabiliyorsunuz. O yüzden hastane çıkışı kıyafetleri haricinde, yedeklerinin olması iyi olur. Mevsime göre, kısa ya da uzun kollu seçebilirsiniz. Alttan çıtçıtlı olması işinizi kolaylaştırır. 2 tane badinin hiç birini giydirmedim, ama aksilikler üst üste gelebilir, evde duracağına çantamda dursun diye yanıma aldım.

2 tulum:Yanınızda olmasında fayda var

2 battaniye: Penye battaniyeler çok kullanışlı. Özellikle yaz döneminde, ince olmasında fayda var. Kış dönemindeyseniz biri ince, diğeri kalın olsun. Penye battaniyede kesinlikle Carter's öneririm. En başta pahalı diye, parama kıyıp alamıyordum. Sonuçta altı üstü penye battaniye, diğerleri de iş görür diye düşünüyordum. Ama sözüne güvendiğim bir arkadaşım mutlaka al, çok memnun kalacaksın deyince, paraya kıyıp aldım. İyi ki de almışım. Yumuşacık ve ince.  Çok güzel kundak yapılıyor, boyutu da çok güzel. Almanızı tavsiye ederim. Bazen Carter's ın internet sitesinde, indirim oluyor, yarı yarıya iniyor neredeyse, takip edin.

7 ağız mendili: Mendil yere düşebiliyor, bebek kirletebiliyor. Yer kaplamadığı için, yedekli olmasında fayda var. Müslin tarzında mendiller çok düzel

Şapka& Eldiven: Hastane çıkış setinizde muhtemelen olacağı için, ayrıca taşımanıza gerek yok bence

15 adet en küçük boy bebek bezi: Özellikle Prima Premium Care öneririm. Bebeğiniz işediğinde ortada yer alan çizgisi yeşile dönüyor, böylece bebeğinizin işeyip işemediğini anlıyorsunuz. Bebek bezinde önerim bir paket alın ama çok stoklamayın, çünkü bez bebeğinizin cildine alerji yaparsa, başka markalar denemek zorunda kalırsınız, elinizde stoklarınız kalmış olur.

2 çorap: Genellikle tulumların kendiliğinden çoraplı oluyor, eğer ayağı kendiliğinden çoraplı değil ise yanınıza almanız gerekebilir.

Müslin bez: Hastaneye gelen kişileri kıramayıp, bebeği mecburen vermek durumunda kalırsanız, müslin bezi omuzlarına koymalarını isteyebilirsiniz.

Islak mendil: Bebeğinizin altını değiştirirken, temizlemeniz için ıslak mendil yanınıza almanızı öneririm. Unibaby markayı tercih etmiştim. Dışarıda hala ıslak mendil kullansam da, evde ıslak pamuk ve zeytinyağı kullanmayı tercih ediyorum.

Şampuan: Yenidoğan bebeğin göbeği düşene kadar, enfeksiyon kapmaması için, yıkanması önerilmemektedir. Bu nedenle, şampuana gerek yok.

Tırnak Makası: Bebeğinizin içeride tırnaklarının ne kadar uzadığını bilemediğiniz için, yanınıza almakta fayda var ama miniminicik parmaklarını kesmemek için, tırnaklarını kesmeyi de erteleyebilirsiniz veya hemşirelerden rica edebilirsiniz.

Pişik kremi: İlk gün bebeğinize pişik kremi sürmeniz önerilmiyor. Ama ne olur ne olmaz diye yanınıza almanızda fayda var. Ben önleyici olarak "Desitin", pişik olduktan sonra da kullanmak için "Mustela" aldım.

Kirli torbası: Kirlileri koymak için gerekli.

Ana kucağı: Hastaneden çıkarken kullanmanız için, muhakkak gerekli.

Aklıma gelenler bunlar, emin olun ki bu listenin bile çoğu kullanılmıyor. Bir de acil bir durum olup, hastaneye hazırladığınız valizler olmadan gitseniz bile, bebekler bir şekilde doğuyor ve giydiriliyor. O yüzden rahat olun, hazırlarken keyfini çıkarın ama strese girmeyin:)






31 Ağustos 2016 Çarşamba

Doğum İçin Hastane Çantası-Anne Listesi

Doğum için hastaneye yattığımda, hiç bir şeyim eksik olmasın istedim tabi bir yandan da Avrupa turnesine çıkmışçasına milyon tane valizle de gitmek istemedim. Yani ne çok,  ne az olsun, kararında olsundu niyetim. Götürdüğüm bir çok şeyi kullanmamış olsam da, yine doğum yapsam yine aynı listeyi götürürüm. Sonuçta, her şey yolunda gittiği için 1 gece kaldım ama süre uzayabilir veya sıkıntı çıkabilir diye yedekli gitmek de fayda var.

Anne İçin:

Gecelik&Pijama&Sabahlık: Ben 2 gecelik, 1 pijama ve 1 sabahlık götürdüm. Sadece 1 geceliği ve sabahlığı giydim. Gecelik için önerim, önden fermuarlı olması. Doğum için satılan önden sadece 3 düğmeli gecelik ve pijamalar hiç kullanışlı değil. Modelini beğendiğim için fermuarlı almıştım. Emzirirken bu kadar işimi kolaylaştıracağını düşünmemiştim. Sürekli emzirdiğiniz için ve habire de odaya ziyaretçi geldiği için, düğme ilikleme vs ile uğraşmadan anında fermuarı çekip, kendini düzeltebiliyorsun. Tavsiyemi dinleyenler, bin kere bana şükredecek söyleyeyim:)

Terlik: Sonuçta olmazsa olmazlardan terlik. Ben hastanede yürüyüş esnasında kullanmak için normal terlik götürmüştüm. Bir de çiçeklerle süslenmiş, tacımla uyumlu loğusa terliğim vardı. Çok süslü püslü şeylere alışık olmadığım için, hep normal terliği giydim ama fotoğraflarda çok kötü çıktı. İki terlik götürmek mantıklı ama odadayken süslü terliğinizi giymenizi öneririm.

Loğusa Tacı: Şimdilerde bir çok taç modeli mevcut. Siz istediğinizi seçin.

Toka: Benim gibi sıkıntılara gelemiyorsanız, saçınızı bağlayacağınız toka hayat kurtarıcınız olacak. Hele doğum sonrası gelen terleme nöbetlerinizde.

Çorap: Doğum yapmış kişinin ayağını üşütmemesi çok önemli. 2 çift geceliğinizle uyumlu çorap götürmeniz ve doğumdan çıkar çıkmaz ilk iş birisinin size giydirmesi çok önemli.

Hasta kullan/at külotu: Sezeryan da yapsanız, normal de doğursanız illa ki kanamanız olacak. Hastane sıhhi bezlerden verse de, sizin oturup kalkarken çok rahat etmenizi sağlayacak hasta külotlarından almanızı şiddetle öneririm. Bana yakın arkadaşım önermişti, yoksa ben sadece orkid alıp gidecektim. O kadar rahat ettim ki anlatamam. Ayrıca, hasta külotları bence baya kendini aşmış, öyle bebek bezi bağlamış gibi hissetmiyorsun, çok rahat ediyorsun. Ben Depend marka aldım.

Külot: Dikişlerinizi zorlamaması açısından yüksek bel külot almanızı öneririm. Ben Kom marka aldım, çok da memnun kaldım. Özellikle pamuklu olmasını öneririm. Aksi takdirde pedinizi koyarken zorlanabilirsiniz.

Şal: Loğusa halinizle sırtınızdan damla damla ter akabiliyor. Sabahlık işinizi görse de, ne olur ne olmaz diye yanınıza bir şal almanız iyi olabilir.

Emzirme Sütyeni& Atleti: Hastaneyken ben giymedim ama hastaneden çıkarken giymeniz gerekebilir.

Eve Dönüş İçin Kıyafet: Sizi rahat ettirecek, dikişlerinizi zorlamayacak kıyafet

Bakım Malzemeleri: Bana çok sıcak bastığı için ve ameliyat sonrası kendimi çok yorgun hissettiğim için, kendime çok özenemesem de fotoğrafların yıllarca kalacağını varsayarak yüzünüze biraz renk getirecek makyaj yapmanız hoş olabilir. Hastanede duş almasam da yanıma ne olur ne olmaz diye seyahat boyu duş jeli, şampuan vs almıştım. Hastanede de otel hizmeti gibi bu ürünleri veriyordu ama kendi malzemelerimi götürmek istedim. Siz kullanmasanız da refekatçiniz duş almak isteyebilir.

Dudak kremi: Dudaklarınız biraz daha fazla kuruyabildiği için, Nivea tarzı dudak nemlendiricisi olması iyi olabilir.

Parfüm& Deodorant: Bebeğinizin sizin kokunuzu tanıması için, bu ürünleri kullanmazsanız daha iyi olur

Kuru Saçlar İçin Şampuan: Benim gibi saçların yağlanmasından rahatsız oluyorsanız, ilk gün duşa giremeyeceğinizi düşünerek, yanınıza kuru şampuan almanız iyi olabilir. Kullanmazsanız bile varlığını bilmek iyi hissettirir.

Göğüs Kremi: Bebeği ilk defa emzireceğiniz için, göğsünüzün ne kadar acıyacağını bilmiyorsunuz. Göğüs kremi almanızda fayda var. Ben bebek emzirirken temizlemek zorunda kalmayacağım, temiz içerikli Lansinoh kreminden almıştım. Her emzirme sonrasında sürdüm. Bir sıkıntı da yaşamadım. Kremi çok az kullansam da, göğsü yara olan bir çok kişi var, temkinli olup, bol bol sürmenizde fayda var.

Göğüs Pedi&Kalkanı: Ola ki göğsümden bol bol süt gelir de taşarsa diye yanımda götürdüm. Her doğum çantası listesinde yazıyordu neredeyse, ama ben hiç kullanmadım. Zaten ilk günler colostrum diye tabir edilen koyu kıvamlı süt geldiği için ve çok da az geldiği için, çok kullanılacağını düşünmüyorum. Göğüs pedlerini "Lansinoh", kalkanı ise "Philips Avent" aldım.

Telefon Şarjı& Fotoğraf Makinesi: Tebrik etmek için bir sürü kişi aradığından şarj çok çabuk bitiyor. Yanınıza almayı unutmayın.

Doğumdan sonra, öyle bir anda ayaklanamadığınız için, ameliyat sonrası ilk giyeceğiniz "Gecelik, sabahlık, çorap, sütyen, kullan at külot ve loğusa tacı&terliğini" ayrı bir poşete/ bez çantaya koymanız iyi olur. Hatta ameliyattan önce, çantada neyi nereye koyduğunuzu annenize/ eşinize vs göstermeniz iyi olabilir yoksa ameliyatlı ameliyatlı kalkıp valizden almak isteyebilirsiniz. Ben temiz kalması için, öncelikle büyük buzdolabı poşetlerine kıyafetlerimi koydum. Her poşetin üzerine etiket yapıştırdım. Örneğin, "Ameliyat sonrası anne kıyafetleri" gibi.

Umarım tavsiyelerim faydalı olur. Bir sonraki yazı "Bebek için hastane çantası" olacak.

26 Ağustos 2016 Cuma

Tobb Etü Hastanesi'nde Doğum


Doğum öncesinde, insan hangi hastanede doğum yapacağına karar vermek için, çok araştırıyor. En ufak bir yorum, tavsiye vs faydalı oluyor. Ben de doğum yapan arkadaşlarıma sordum, kadınlar kulübünü okudum:) vs vs.

Ben de kendi fikirlerimi yazmak istedim. Belki birilerine faydası olur. Öncelikle benim doktorum, Tobb'un kadrolu doktoruydu. Ama doğuma kadar Tobb'da muayene vs olmadım, özel muayenehanesine gittim. İkinci olarak da, özel sağlık sigortam Tobb'da geçiyordu. Son haftalarda, ücretinden dolayı acaba başka bir hastanede mi yapsak dedim. Doktoruma da söyledim, O da hastaneyi sen seç, istediğin yerde ben seni doğurturum dedi. Ben de bunun üzerine, bir kaç hastane daha araştırdım.

Tobb'da hamileliğim süresince, "Normal Doğum", "Emzirme" vs eğitimlerine ücretsiz katılmıştım. Hamileyseniz, Tobb'un hastası olmanıza gerek kalmadan, ücretsiz bu eğitimlere katılabiliyorsunuz. Ayrıca, sertifikanızı saklarsanız, doğum yaptığınız takdirde, % 5 indirim de uyguluyorlar. Neyse efendim, bu eğitimler sayesinde, hastaneye de bir kaç kez gittim, hemşireleri vs gözlemleme şansım oldu. Bu aşamada hep memnun kalınca, hastaneye de göz aşinalığı olunca, Tobb'da karar kıldım.

Öncelikle, doğumdan bir kaç gün önce, anestezi uzmanı ile görüştüm. Doğumdan bir gün önce, saat 18:00'den sonra, olmak şartıyla, odamızı bize teslim ettiler. Bu nedenle, doğum telaşına kapılmadan rahat rahat odayı istediğim gibi hazırladım, süsledim.

Doğum olduktan sonra da, sürekli hemşireler gelip, kontrolleri yaparken, bilgilendirme de yaptılar. Hastane süreçlerinde, bilgilendirilmek benim için çok önemli. Ayrıca, her geldiklerinde kısa kısa eğitim verdiler. Her nöbette hemşire değiştiği için, her gelen önce kendini tanıttı. İlk anlar, anestezi etkisiyle ayaklarımı hissetmiyordum. Ben de başkasına yük olmayı pek sevmem ama sağolsunlar her esnada kendimi rahat hissetmem için ellerinden geleni yaptılar.

Ameliyat ortamını zaten bir önceki yazımda bahsetmiştim. Hepsi güler yüzlü ve cana yakındı. Onlar öyle olunca, sanki hep beraber bir şeyler içip, sohbet etmeye gelmiş gibi hissettim. Bence moral çok önemli.

Bunun haricinde, ben standart odada kaldım. Suit daire vs de vardı ama o kadar para verecek kadar zengin değilim:) Standart odanın büyüklüğü de gayet iyiydi. Odanın temizliği, yemekler vs de bir otel konforunda idi.

Sezeryanda genellikle iki gün kalınıyormuş. Ben önceden de doktorumla konuşmuştum, ikinci günümü her şey normal ise evimde olmak isterim diye. Genellikle, evde bekleyen çocukları olanlar da bir gece kalmayı tercih ediyormuş. Ayrıca, tek gece kalırsanız, bir tık daha az ödüyorsunuz. İkinci gün kendimi iyi hissedince, taburcu olmayı istedim. Tobb da yenidoğanlara hatıra olarak, porselen mama takımı veriyormuş, sürpriz oldu. Bunun haricinde, bebek ilk doğduğunda, doğumhanede ayak izini alıyorlar, bir ay sonra, sertifika olarak veriyorlar.

Özetle, ben kendi doğum sürecimde, Tobb Etü'den memnun kaldım, belki birilerinin işine yarayabilir diye paylaşmak istedim. Hamileyseniz, "kolay doğumlar" diliyorum.

Doğum Hikayem

Üzerinden 2.5 ay geçse de; ancak doğum hikayemi yazabiliyorum. Öncelikle çok şükür bugünlere gelebildik.

Doğumum 16.06.2016'da oldu. Sezeryan olduğu için doğum tarihini biz seçtik. Açıkçası ben doktora bıraktım, o da 16.06.2016 güzel bir tarih deyince, ben de hemen tamam dedim. Biraz düğün tarihi gibi oldu ama. İstesek 26.06.2016'ya kadar uzatabilirdik. Gelen onca yoruma buradan da cevap vereyim, bilerek isteyerek "İkizler" oldu. Bakalım ileride bu kararımızdan pişman mı oluruz yoksa mutlu mu oluruz zaman gösterecek.

Doğumdan bir gün önce, eşimin son dakika çıkan toplantısı nedeniyle Adana'ya gitti. Gece 12'ye doğru geldi. Geldiğinde O da heyecanlıydı, bende de biraz heyecan vardı. Sabah 05:30 gibi kalktık, zaten çantalarımız vs hazırdı. Bir gün öncesinden de hastane odasını süslemiştik. Annem de bizde kaldığı için, sabah üçümüz hastaneye gittik. Ben ve eşim inanılmaz rahattık. Sanki sabah kahvaltısına gidiyorduk. Annem ise, bambaşka bir boyuttaydı. Bugün O'nun o duygularını, şimdi anne olunca daha iyi anlayabiliyorum. Sonuçta evet torununa kavuşacak, bu güzel heyecanın yanında, kendi evladı da sezeryan da olsa, ameliyata giriyor, "Bir sağ salim çıksın" heyecanı. vardı. Sabah hastaneye kayınvalidem ile görümcem de geldi. Odamıza yerleştik. Doğumumu Tobb Etü'de yaptım. Çok memnun kaldım, yine doğursam yine aynı yerde doğururum. Tavsiye ederim diyeceğim ama her tecrübe kişiye özgü, o yüzden doğracaksanız hastaneleri gezin, içinize sinene karar verin yine de.

Ameliyathaneye götürmek için beni 07:00 civarı aldılar. Benimle birlikte eşim de doğuma girecekti. Beni odada sedyeye aldılar, eşimle birlikte ameliyathanenin girişine kadar birlikte gittik. Ameliyathane girişinde eşimi başka bir yere aldılar. Beni de ameliyathane bekleme bölümünde sedyede beklettiler. O zaman kendimi biraz yalnız hissettim.Yeşil örtüler içinde, bir odada kısa sürede olsa tek başına. O esnada bildiğim duaları okudum bebeğime sağlıkla kavuşmak için. Doktorum yanıma gelip, "Yasemin, hazır mısın? " diye güler yüzle sorduğunda, biraz keyfim yerine geldi tanıdık bir yüz gördüm sonuçta:) Ameliyathanede masaya beni yatırdılar. Ameliyathane ortamı her zaman öyle midir bilmiyorum ama doktorum, hemşireler vs herkes neşeliydi ve şakalaşıyorlardı. Bu durum da benim pozitif kalmamı sağladı. Ameliyat masasına yattıktan sonra, anestezi uzmanı geldi, "Siz rahat görünüyorsunuz ama ben yine de ufak bir sakinleştirici yapacağım" dedi. Öne doğru eğilerek oturmamı istedi, spinal epidural için işlemini yaptı. O esnada hala eşimi göremeyince, baktım ameliyat başlıyor "Eşim gelmeyecek mi?" diye sorduğum anda, eşim yeşil kıyafetleri giymiş şekilde içeri girdi. Eşimin ameliyata girmesi bence en doğru kararlardan bir tanesi idi. Çok daha güçlü hissettim kendimi. Sezeryan öncesinde dokunmaları hissedeceğim ama acıyı hissetmeyeceğim söylenmişti. Acı hissetmedim ama tüm çekiştirmeleri hissettim. Bir de karnımın üzerinde inanılmaz bir ağırlık hissettim, sanki kaldırım taşını alıp üzerime koymuşlar gibi. Önümde örtü olduğu için, eşim de ben de kanlı görüntülerin hiçbirini görmedik. Doğum esnasında, eşim de video çekti. O da beni rahatlatmak için, sürekli konuştu, konuştukça güldü :) Ve bir anda Ece doğdu... Ağlayışıyla, hayatımızda bambaşka bir dönem başladı. Çok garip bir his, aynı filmlerdeki gibi ağlayışı. İnsan tabi hemen görmek istiyor, ameliyat masasında olmasam, kalkıp hemen göreceğim o derece. Hemşireler ise, uzaktan gösterdiler. Hemen yapılması gereken işlemlere başladılar. Bu bölümü, hastanede aldığım doğum eğitimi sayesinde biliyordum. Aşısını vurdular, başının ölçüsünü aldılar, kilosunu tarttılar. Boyunu doğum esnasında ölçmüyorlar. Hemencecik giydirdiler. Benim sağ tarafımda bütün bu işlemler olduğu için, gözümü kırpmadan kızımı izliyordum. Baktım giydirdikten sonra, hemen odaya çıkarmaya niyetlendiler, eşime ben daha kızımı göremedim deyip, çemkirince, eşim hemşirelere söyledi de, benim yanıma getirdiler. "Şükür diyorsun, şükür kızım iyi". Sonra eşimle, Ece odaya çıktılar. Benim dikilme işlemlerim vs biraz daha sürdü. İşlemlerim bittikten sonra, beni yine bekleme alanına aldılar. Önceden doktoruma üzerimi örttürmesi için tembih etmiştim, üzerimi bu bekleme yerinde iyice örttüler. Sizlere de tavsiyem, sezeryan oluyorsanız, sonrasında gaz sancısı vs çekmemek için, üşütmemeniz çok önemli ve bu da ameliyathanede başlıyor. Bekleme odasında bu sefer beklemek çok daha sıkıcı oldu. Biraz önce kızıma kavuşmak için beklediğim bu yer, kızım doğduktan sonra, onsuz geçirdiğim ve ilk anlarını kaçırdığım dakikalardı benim için. Allahtan çok sürmeden, beni de odaya çıkardılar. Tobb emzirmeye önem veren bir hastane olduğu için, odaya geçer geçmez hemşireler geldiler ve emzirmem için Ece'yi verdiler. Esasında, annelik için hazırlıklı olmuyorsun ama doğduğu anda bir anda hazır oluyorsun. Kendiliğinden sanki biliyorsun, çünkü o senin bir parçan. Daha önceden aldığım emzirme eğitimi sayesinde de, çok zorlanmadan kızımı ilk kez emziriyorum ve aramızda hiç kopmayacak sonsuz bir bağ kurulmuş oluyor...

Zaman su gibi akıp gidiyor, bu hızla seneler de geçecek. Her gün bir öncekinden daha güzel..."Hoşgeldin kızım, iyi ki bizi seçtin...Umarım sana iyi bir anne olabilirim."

14 Haziran 2016 Salı

Doğuma Az Kala

Ece'ye kavuşmamıza çok az kaldı, neredeyse saatler sonra bu evde 3 kişi olacağız. Hala inanasım gelmiyor. Sanırım doğurup emzirene kadar da anlamayacağım.

Bugüne kadar 38 hafta 2 gün geçmiş. Nasıl geçti hiç anlamadım. Çok şükür rahat bir hamilelik geçirdim. En başlarda çok hafif mide bulantılarım oldu, 3. aydan sonra onlar da geçti. Başlarda canım daha çok karbonhidrat ağırlıklı beslenmek istiyordu. Hamileliğim süresince çok iştah açılmam olmadı. Toplamda 14 kilo gibi aldım. Canım ne istediyse yedim, özellikle de Zeynel'in vişne ve limonlu dondurması hamileliğimin baş tacı oldu. Hiç aşermedim, hiç eşime canım şunu istedi, koş yetiş al demedim.

Hamilelik öncesinde ne yaptıysam yapmaya devam ettim. Yemek, alışveriş vs bugüne kadar aynen devam:) Peki hep mi sorunsuzdu? Tabi ki değildi, hamileliğimin başlarında bebeğimin beyninin iki lobunda da kistler tespit edildi. Yaşım da 30 üstü olduğu için, doktorumuz muhtemelen kendiliğinden geçecek ama risk almayalım, amniyosentez yapalım dedi. Amniyosenteze en başta çok karşı olsam da, bir kaç dakika içinde karar verip, aminiyosentez testi yaptırdık. Sonuçların çıkması 20 günü bulduğu için, 20 gün nasıl geçti ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Doktora bebeğinizin yüzünü görmeye, kilosunu duymaya vs gidiyorsunuz, sonra hiç hesapta yokken kistlerden bahsediyor. Kistler hakkında hiç bir bilgimiz yok iken, bir anda kendimizi internette kistleri araştırır bulduk. En başlarda çok üzüldüm ama sonra içime bir ferahlık geldi. Hiç bir şey çıkmayacak, temiz çıkacak diye. Sonunda da şükür öyle oldu.

Hamileliğimin 7. ayında çok fena üşüttüm. İlaç kullanamadığım için, bitkisel, koca karı ilacı vs ne varsa hepsini yaptım. Nafile geçiremedim, 2. hafta da geçmeyince doktorumun da onaylamasıyla antibiyotik kullandım. Kullanırken vicdanen rahatsız olsam da, antibiyotikten sonra hızla iyileşince, iyi ki kullanmışım dedim.

Hastalığımdan sonraki haftalarda bebeğimin kilosu, olması gerekenden daha az çıktı. Sonraki hafta yemeğe iyice asıldım, bebek kesin çok kilo almıştır diye beklentiye girdim, ikinci gidişimde daha da az kiloda çıkması beni delirtti, moralim çok bozuldu. Sonuçta bebeğin alacağı kilo, gelişimi tamamen bana bağlı, insan kendini çok fena sorumlu hissediyor.Neyse zamanla kilosu da normale geldi.

Ve en son, bebeğimin duruşunun ters olduğunu, dolayısıyla sezeryan olacagımı öğrendim. En başta üzülsem de, şimdi hayırlısı buymuş diyorum. Bu nedenle, bebeğimize kavuşacağımız tarih belli. 16.06.2016.

Bebek sahibi olmak çok büyük sorumluluk. Bir insana şekil vermek, eşinle orta noktada buluşmak, hem içinde bulunduğu toplumun parçası olmasını sağlamak hem de başlı başına ayrı bir birey olmasını sağlamak. Hayat onun hayatı ama belirli bir süre, yönlendiren biz olacağız. Sağlıklı bir kişi olmasının yanında istediğim şey mutlu bir birey olması, ne yaparsa yapsın mutlu olsun ve Allah O'nu iyi insanlarla karşılaştırsın.

fotokaynak

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Hamilelikte Pozitif Ayrımcılık

Hamile kaldıktan sonra, insanın ister istemez odak noktası değişiyor. Bende de öyle oldu, bolca hamile blogu okumaya başladım. Hamilelerin normal hayatta karşılaştıkları olumsuz deneyimleri okudukça biraz canım sıkıldı. Ben de kendi başıma gelen, yüzümü güldüren olumlu deneyimleri yazmak istedim.

Hamileliğimin ortalarında, göbeğim vs de henüz çok belirginleşmemişken, kıyafet deneme kabini önünde ayakta sıramı bekliyordum. Sırada bekleyen başka bir kız, bana sırasını vermeyi teklif etti. İlk yaşadığım hamilelik torpili olduğu için hem çok şaşırmıştım hem de mutlu olmuştum. Sağlıkla ilgili bir sıkıntım olmadığı için, teşekkür edip, kendi sıramı beklemeye devam ettim.

Göbeğim büyüdükçe sosyal alanlarda da hamileliğim başkaları tarafından daha farkedilir oldu. Metroda benden yaşça büyük bir kadın, özellikle kalkıp, benim olduğum noktaya geldi ve yerine oturmamı söyledi. Teşekkür edip, gerek olmadığını söylesem de, belli ki daha önceden anne olmuş bir kişi idi, ısrar etti, ben de yerine oturdum. Hala biraz tuhaf geliyor, çok şükür sağlık durumum iyi olduğu için, normal hayatıma devam etsem de bu küçük jestler beni mutlu ediyor.

Son olarak, bugün eğitim için bir oteldeydim, ara verilince, tuvalette sıra oluşmuş, neredeyse 8 kişi sıradaydı. Tuvalete benim girdiğimi görünce, hepsi ısrarla tuvalette öncelik hakkının ben de olduğunu söyledi.

İlk hamileliğim, bu tarz davranışlar görünce ister istemez hamile değilmişim gibi garipsiyorum, bir yandan da insanların bu kadar duyarlı olmasına mutlu oluyorum.

Karşılaştığım böyle güzel tecrübeler olunca, sizlerle paylaşmak istedim:)

26 Mart 2016 Cumartesi

Hastane Çıkışı Seti

Günler hızla geçiyor, açıkçası daha da hızla geçsin, miniğime kavuşayım istiyorum. 26+6 oldum. Bebek için alışverişe çıkmak vs o kadar keyifli ki... Çok tatlı kıyafetler aldım, hatta indirim dönemi olduğu için sadece yeni doğduğu zaman giyeceği kıyafetlere yatırım yapmadım, sonraki aylar için de ucuz bulmuşken aldım. Şimdi elimde 0-3 ay, 3-6 ay, 6-9 ay dönemleri için kıyafetleri var.

En zor seçimim hastane çıkışı diye tabir edilen, yeni doğduğunda giyeceği kıyafetlere karar vermek oldu. Çünkü hastanede ilk gün bir sürü fotoğrafı çekilecek, hastane ziyaretine kişiler gelecek, güzel gözüksün istiyorum. Bir arkadaşım Carter's markasını önermişti, içinde bebeği rahatsız edecek etiket vs yok,nikel içermeyen çıtçıtları, % 100 koton kumaşları çok güzel demişti. Ben de ilk fırsatta mağazaya gidip incelemiştim. Fiyatı pahalı geldiği için almamıştım. 4'lü parça 99 TL idi. Aynı paraya hatta daha ucuza 10'lu setler vardı.

Araştırmalarım uzun sürdü, internetten vs de bir çok modele baktım. Sonunda içime hiç bir şey sinmeyince ve Carter's da beğendiğim modeli almazsam içimde kalacağını anlayınca kararımı vermiş oldum. Tabi kararımı Carter's ın ilk yıla özel internetten alışverişte 3 al 2 öde kampanyasına denk gelmem hızlandırdı. Setlerin bir tanesi 99 TL, hafta sonu ayrıca kargo ücreti yok. Kampanya ne kadar devam eder bilmiyorum ama sayfaya ara ara bakmanızda fayda var.

Neler mi aldım?

İlk doğduğunda hastanede giymesi için bu pembe-somon seti aldım. Geceliğim de somon rengi, anne-kız beraber poz veririz:)



0-3 ay olduğunda giymesi için bebeğim kız olacak olmasına rağmen, erkek bölümünden beğendiğim seti aldım. Erkek setleri daha cool bence.
Ve kardeşim ile neredeyse aynı zamanda doğum yapacağımız için, onun bebişine de çok sevimli tilkili yeni doğan setinden aldım





Carter's hastane çıkışları için beden tablosuna bakmanızda fayda var. Yeni doğanlar 0-55 cm ve 2,2-3,6 kilo arasında, 0-3 ay boyutu ise 55-61 cm 3,6-5,7 kg arasındaki bebekler için.


Ben çok sevdim, deminden beri bakıp bakıp gülümsüyorum:)

26 Şubat 2016 Cuma

Gianni Maccheroni

Cuma akşamı keyifli yemek yiyelim dedik, yakın zamanda methini duyduğumuz nefis makarnaları denemeye karar verdik. Yeri Turan Güneş'in arka sokağında, Adana Sofrası'nın tam karşısında. Bambino fırın ile iç içe bir İtalyan restoranı: Gianni Maccheroni.

Mekan orta büyüklükte, fırın ile restoran birleşik, Avrupa'daki yerleri anımsatıyor. Fırın ve fırının girişindeki tatlı büfesi daha girer girmez insanın aklını başından alıyor. Bir iki basamak indiğinizde, restoran bölümüne geçmiş oluyorsunuz. Fırının adı Bambino, restoranın adı Gianni Maccheroni. Makarnacı, kendi makarnalarını kendileri yapıyorlar. Her şey taze üretildiği için, masalarda biraz gecikebilir diye ufak notlar var. Baştan sonra makarnanın yapıldığı yerde, biraz bekleme bence normal. Kaldı ki bizim gittiğimizde de alakart restoran seviyesinde siparişlerimiz geldi ne çok hızlı ne çok yavaş....

Başlangıç olarak en başta kum midye söyledik ama mevsimi değilmiş, Mart ayı itibariyle bulabilirmişiz. Biz de onun yerine mozarella tabağı söyledik. Üzerindeki sosla güzel bir uyum yakalamıştı. Oturur oturmaz ikram olarak sıcak ekmek ve zeytinyağlı zeytin geldi. Açılışımızı yapmış olduk. Önerileri dikkate alıp, lazanya ve sicilya soslu fusilli söyledik. Lazanya kendilerine has yorumla iki kere fırınlanmış. Sicilya sosu ise hissedilir derecede sarımsak, krema ve köz patlıcandan oluyor. İkisini de çok sevdik. Menüde sos ile makarnanızı kendiniz seçebiliyorsunuz. Dolayısıyla, denenecek çok şey var. Makarna fiyatları 14-20 TL arası. Porsiyonları doyurucu. Akşam yemeğiniz için salata ve başlangıç çeşitleri var. Sabahları için de kahvaltı ve tost seçenekleri mevcut.




Güler yüzlü bir hizmet aldık ve keyifli bir akşam yemeği yemiş olduk. Bu restoranı iki kardeş işletiyormuş, Ankara'da bence isimlerini önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağız:)



Adres: Yıldızevler Mah. 713.Sk 7/A (Turan Güneş), 06610 Ankara, Türkiye