30 Haziran 2011 Perşembe

Friends

Friends depresif gunlerin ilaci...Bence yillar gecmesine ragmen televizyonun en sempatik, en komik ve en basarili dizisi. Bu diziyi neden bu kadar gec kesfettim bilmiyorum. Bu sene digiturk'e gecince Friends'in tekrar bolumlerini izlemeye basladim ve simdi her aksam Friends ne zaman baslayacak diye bekliyorum.Diziyi izlerken hissettigim sey kesinlikle keyif almak ve bittiginde ise hissettigim tek sey keske bir bolum daha verseler dusuncesiyle uzuntu. Belki senaryosunu elinize metin olarak alip okusaniz, o kadar da iyi degil diyebilirsiniz, ama o cumleler karakterlerin kisilikleri ve yuz ifadeleri ile birlesince kesinlikle cuk oturmus diyeceksiniz. 10 sezon oynayip da her karakterini ayri ayri sevdiren dizidir. Bence dizi tarihi diye bir sey varsa, bu dizi tarihinde onemli bir mihenk tasidir. O kadar yaniiiiii!
fotokaynak

29 Haziran 2011 Çarşamba

Rayban Gozluk

Bu aralar gozlukculere girip girip cikiyorum. Gecen senenin hatta bir onceki senenin modasi bu Rayban gozluklere benim gozum ancak alisti. Simdi bunlari cok seviyorum.Sizler de seviyor musunuz? Yoksa sevmek ne kelime, hemen aldim bir tane mi diyorsunuz?

Muhtemelen asagidakiler rayban degil, ama begendigim tarzi anlatmaya calistim. Bence ne demek istedigimi anladiniz. Anladiniz degil mi?Anladiniz, anladiniz:)

Manda Yuva Yapmis Sogut Dalina



Nereden aklima geldi bilmiyorum ama boyle bir turku var, sozleri yazani ise tebrik ediyorum.Normalde turku falan dinleyen birisi degilim, ama boyle eskilerden kalanlari bilirim. 
Yillardir bu turku bir sekilde aklima geldikce, bunu yazan hangi hissiyatla yazmis, ne kadar manasiz derdim. Bugun de aklima gelince bir arastirayim dedim. Milliyet'de Istanbul Teknik Universitesi Turk Musikisi Devlet Konservetuari Sanatci Ogretim Gorevlisi Irfan Kurt'un  bu turkuye iliskin makale yazdigini ogrendim. Esasinda bu turku, bir ozanin icinde bulundugu durumu hiciv sanatiyla anlatmasi sonucunda ortaya cikmis.Daha detayli bilgi icin tik tik. 
"Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman/ yavrusunu sinek kapmış gördün mü?/ Amanin yandım/Amanin amanin amanin yandım/Tiridine tiridine tiridine bandım/Bedava mı sandın para verdim aldım/Of-of/ Sabahleyin erken çifte giderken aman aman/ Öküzüm torbadan düştü gördün mü?/Amanin yandım/Of-of/Sabah ezanını okurken-aman aman/Müezzin minareden uçtu gördün mü?/Amanin yandım"

 Manda yuva yapmis hakkinda da yazdim ya baska da bir sey demiyorum:)

28 Haziran 2011 Salı

Yeni Kitaplarim

Bugun is cikisinda arkadasimla bulustum, kiz kiza takildik, yemek yedik, sohbet ettik, biraz gezdik ve kitapciya ugradik. Zulfu Livaneli'nin iki kitabini aldim. Serenad ve Son Ada. Serenad'in arkasinda Cinema Paradiso tadinda yaziyordu. En sevdigim filmin adini da gorunce dayanamadim, aldim, suan okunmasi gereken bir suru kitabim olmasina ragmen. Simdi Hayvan Ciftligi adli kitabi okuyorum. Kitap gercek anlamda ciftlikteki hayvanlari anlatsa da, esasinda o kadar basarili ki insanlarin durumlarini hayvanlar yoluyla cok iyi ozetlemis. Daha yarisindayim:( Kitapciya girdigim zaman ayni zaman da bunalima da giriyorum. Okumadigim ne cok kitap var diye. Biliyorum sacma bir dusunce ama oyle dusunuyorum. Sonra bir reklam vardi ya "Cok calismam lazim, coook " diyordu. Ayni sekilde ben de " Cok okumam lazim, cooook" diyorum. Iste oyle birsey...

Yeni Bikinim

Acilen tatile cikmam lazim:) Yaz geldi, herkes tatil planlari yapiyor, bu sene birazcik cok gezince, tatil planlarini biraz askiya aldik. Yine de tatilsiz olmaz diyerek bikini aldim. Esasinda arkadasim icin bikini bakiyorduk, sonra bikiniyi cok sevdim ve kendimi kabinde buldum.  Acikcasi pek bir sevdim!
Eee simdi bana bir deniz lazim:)

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kendimce Cini Kandirmaca

Giz'li blogun sahibesinden gelen diger mimin konusu ise "Karşınıza bir lamba cini çıksa ve “Dile benden ne dilersen sahip” dese, bir tek dilek hakkınız ve düşünmek için de 1 saatiniz olsa,Ne yaparsınız?Ne dilersiniz?
Dileğinizi seçmeniz kolay olur mu?"
Cocukluktan beri bu cinli hikayeleri o kadar duymusum ki hep aklima gelen sey kendi capimda cini kandirmak! Dilegime cevabim Eyyy cinnn!Bundan sonraki tum dileklerim gercek olsun!
Cin fikirli sivri zekayim guya:) Tabi o noktada cinden alacagim cevap muhtelemen "Hadi oradan,cikislar sagdan" :) 

Cilekli Mim

Severek takip ettigim Giz'li Teras blogun sahibesi Gizem ve Severim Deliyi blogunun sahibesi Dalya beni mimlemis.Mim icin tesekkur ederim. Bu haftasonu yeni dondum, o yuzden mime bu kadar gec cevap yazabiliyorum.
Şehir dışında bir yürüyüşte nefis çileklerle dolu bir tarlaya geldiniz. Mideniz guruldamaya başladı ve etrafta kimsecikler yok. Siz ve bedeva öğle yemeği arasında sadece bir çit var. Çitin yüksekliği ne kadar?

Beyaz kucuk citler! Atlayabilecegim turden ama kapisi var, bir cirpida aciliyor oyle atlayip ziplayip akrobasi hareketlerine gerek duymadan iceri giriyorum
  
Bahçeye girdiniz ve çilekleri yemeye başladınız. Kaç tane çilek yediniz? 

Pudra sekeri olmadan cilek yeme kabiliyetini yitiren biri oldugumdan olsa olsa 5-6 tane yemisimdir. 

Birden çileklerini çalmakta olduğunuz çiftçi ortaya çıktı ve size bağırmaya başladı. Kendinizi savunmak için neler derdiniz?
 
Kusura bakmayin, cilekleri oyle gorunce, canim cekti, dayanamadim, yedim. Borcum ne kadar?

Tüm olan biteni bir kenara bırakıp söyleyin, çileklerin tadı nasıldı? 
Izinsiz bir sey yaptigim icin o heyecanla cileklerin tadini alamadim.

Ve çilek çalma maceranız sona erdikten sonra kendinizi nasıl hissettiniz?

Acikcasi amcayla orta yolu bulup derdimi anlatinca gayet iyi hissettim, eve goturmek icin aldigim bir sepet cilegin parasini odedigim icin,aldigim cilekleri pudra sekerime banip banip yemegi dusunuyorum:) 
fotokaynak 

Not: Bu sorulara verilen cevaplarin bir anlami varmis. Ben de Gul/Inn sayesinde ogrendim. Siz de ogrenmek isterseniz, Gul/Inn'in bloguna sizi isinlarim:) 
Yine de kendi cevaplarim ile aciklamalari karsilastirdigimda yok, oyle degil dedim. Yine de cevapladigimiz sorularinin bir mantiginin oldugunu ogrenmek guzel. 
 

22 Haziran 2011 Çarşamba

Uskup Izlenimleri

Cuma dönüyorum, dolayısı ile burada günlerim otel-iş ve restoran üçlemesi ile geçiyor. Muhtemelen Üsküp'ü bile tam görmüş olamayacağım. Gündüzleri işteyim, gün sınırlı olunca biraz mesaiye kalıyoruz. Çıktığımızda temel ihtiyaç olarak acıkıyoruz. Yemek yemeğe gidiyoruz. Burada çok hoş restoranlar var, İspanyol, İtalyan mutfağı vs. Peynirler çok iyi. Dönüşte peynir almayı planlıyorum o kadar güzel yani:) Yemek yedikten sonra saat iyice geç oluyor ve bütün günün yorgunluğu ile otelimize dönüyoruz. Hal böyle olunca pek Makedonya'ya geldim diyemeyeceğim. Ohrid, Manastır ve Üsküp başka bahara kaldı diyorum. Neyse bu akşam yemek yedikten sonra biraz merkezinde yürüdük. Çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim.
At Üstünde Savaşçı Heykeli. Bu heykel İskender'e benzediği için Makedonya ve Yunanistan arasında kriz yaratmış. İki gün önce heykelin parçaları yerdeydi, monte edilmeyi bekliyordu. Bu akşam gittiğimde heykelin parçaları birleştirilmişti. Gayet heybetli bir heykel. İleride buraya geldiğimde teyyyy benim geldiğimde burada bu heykel yoktu derim:) Böyle tipler vardır ya "Heee o zamanlar buralar tarlaydı" diye illa ki söze  başlarlar:)
 Rahibe Teresa'nın Heykeli
 Akşam caddede yürürken, gelen müziğe doğru yöneldik ve ne olduğunu anlayamadığımız küçük bir konserin/törenin içinde bulduk kendimizi.
Bu akşamlık bu kadar, son iki günüm kaldı Hala umudum var, belki bir fırsat olur gezeriz? Açıkcası pek zannetmiyorum. Son olarak, Makedonya'dan hediyelik eşya alacağım diye Belgrad'dan sadece mıknatıs almıştım. Buraya geince hayal kırıklığına uğradım. Hiç bir şey yok denilebilir. O yüzden benim gibi bir durumda kalırsanız, bulduğunuz yerden hediyenizi alın, açıkta kalmayın:)
Lulu kaçar!

21 Haziran 2011 Salı

Belgrad-Sırbistan

Cumartesi günü sabahın köründe kalktık. Kiraladığımız arabamıza atladık ve ver elini Belgrad.Keyifli bir yol, her yer yemyeşil. Gümrükten ve pasaport kontrolünden geçerken de bir sorun yaşamadık. Öğleden sonra Belgrad'daydık, otelimize eşyalarımızı bıraktıktan sonra, hemen kendimizi dışarı attık.Hava inanılmaz sıcaktı. Kesinlikle Antalya sıcağında geziyor gibiydik ara ara beynim sulandı diyebilirim.
Birkaç sene öncesinde İstanbul'da her yerde bu ineklerden vardı. Belgrad'da bu inekleri görünce aklıma geldi, hemen ben de bir fotoğraf çekileyim dedim:)

Gezilecek yerlerin kısa bir özeti yol tabelalarından.
Republic Square gezilecek yerlerden bir tanesi.


Meshur St. Sava Kilesesi. Bana biraz camiyi andırdı.
Akşam yemek yediğimiz sokak.Skadarlija. Keyifli bir akşam geçirmek isterseniz kesinlikle öneririm. Birbirinden güzel müzikler eşliğinde yemeğinizi yiyorsunuz. Belgrad deyince gezilmesi gereken listelerde yer alan bir sokak. Bizim otele çok yakındı. O yorgunluğun üzerine yemek yiyeceğimiz sokağın otelimize bu kadar yakın olması beni yeterince mutlu etti. Biz akşamı keyifli bir yerde oturup sohbet ederek geçirdik. Duyduğumuza göre Belgrad'da gece hayatı çok eğlenceli  ve hızlı imiş. Bence hızlı olması doğru olabilir, otelden aldığımız haritalarda bile verilen reklamlar striptiz kulupleri ile ilgili. Arz talep meselesi galiba. Etraftaki ülkelerden gelenler çokmuş. Neyse efendim, gidecekler zaten araştırır gider herhalde, ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey var. Bu ırk başka bir şey. Kızı, erkeği hepsi manken gibi. Yağlanma desen sıfır, boy desen maşallah cinsinden:)
 Akşam sokaklarda öylesine gezerken sokak konserine denk geldik. Müziğin böyle bir evrensel yanı var, şarkının sözlerini anlamasanız da o an sizin için birşeyler ifade edebiliyor.
Ertesi gün de Belgrad Kale'sine gittik. Bir önceki gün o kadar sıcak olunca, kaleyi gezmek için erken saatlerde otelden çıktık. İyi ki de öyle yapmışız.Sava ve Tuna Nehir'lerinin birleştiği  yer.
Damat Ali Paşa Türbesi"Mora Fatihi". Tabelasında Türkçe olarak da bilgi vardı.


Anladığımız kadarıyla Sırpların bir savaşı kazanması ile bu heykel yapılmış. Daha sonra herkes tarafından görülebilsin diye kalemeydan denilen bu yerde yüksekçe bir yere koyulmuş.
Ve Belgrad gezimiz biter...

19 Haziran 2011 Pazar

Makedonya

Cuma günü öğlen civarı Makedonya'ya vardım.Uçakta kendini şarkıcı sanan bir çocuk, sağolsun yol boyunca bağıra bağıra söylediği şarkılarla bizi müziğinden mahrum bırakmadı!Uçaktan indiğimde bir oh dedim.Öğleden sonra hemen işlere başladım. İş kısmını direk atlayarak akşama geçiyorum:) Akşam çok hoş bir restoranda yemek yedik. Sonra Türk bir amcanın yaptığı dondurmalardan yedik. İlk izlenim olarak bu şehri sevdim. Cuma akşamı olması sebebi ile herkes sokaklardaydı. Bütün kafe barlar doluydu.Sonra biz de bir barda oturup birşeyler içtikten sonra, otelimize döndük. Malum sabah yola çıkmak için erken kalkmamız lazımdı:)
Yollarda heykeller var.Bu hali bana Eskişehir'i anımsattı. Ben de hemen fotograf çekildim:)

Belgrad-Amy Winehouse Konseri

Biraz önce otelimize geri döndük. Gazeteye şöyle bir bakayım dedim. Dün akşam Sırbistan'daki Amy Winehouse konserinin çok kötü olduğunu öğrendim. Biz de tam konsere girsek mi girmesek mi diye kararsız kalmıştık. Onun yerine keyifli bir yerde oturmayı tercih etmiştik. Şimdi konsere iyi ki girmemişiz dedim. Zaman bulunca Sırbistan postunu yazacağım. Bu arada çok yorgunum:(
Bu akşam iyice dinlenmem lazım.Yarın bir dünya iş var yapılması gereken.Bu hafta böyle yoğun geçeceğe benziyor.Muhtemelen Makedonya'da Üsküp hariç, başka bir yer görmeye fırsat bulamadan döneceğim:( Muhtemelen Manastır ve Ohrid'e gidemeyeceğim:( Şimdi yemeğe çıkıyorum. Dönüşte azıcık halim olursa, Sırbistan postu ile karşınızda olacağım:)

17 Haziran 2011 Cuma

Uçağımı bekliyorum

Garanti Zone'un lounge'ında oturdum,uçağımı bekliyorum.  Azıcık fırsat bulunca hemen blogumu açtım:) Sizleri de haberdar edeyim istedim. Bu haftasonu programımız belli oldu. Makedonya'da gezilecek yerleri sormustum sizlere.Kendi çapımda da araştırma yapmıştım. Program değişmiş. Sırbistan'a gidiyoruz. Belgrat'a. Araba da kiralamış oradaki arkadaşlarım. Bu haftasonu güzel olacağa benziyor. Hafta içi de Makedonya'da olacağız. Tabi haftaya inanılmaz yoğun bir iş temposu beni bekliyor olacak. Fırsat buldukça yazmayı planlıyorum. Günü gününe yazmak isteğim, ama çalıştığım günlerde otele gelince, o isteğin yerini yorgunluk alıyor. Neyse fırsat buldukça burada olacağım. Beni özleyin anacım:)
fotokaynak

13 Haziran 2011 Pazartesi

Hangover2

Etrafimdaki kisilerden Hangover 1 filmi hakkinda uzun zamandir bu kadar gulmemistim yorumlarini o kadar cok duymustum ki neyse ben de bir izleyeyim diyerek filmi izlemistim. Hakikatten butun nesem yerine gelmis, kendi kendime kahkaha ata ata gulmustum. Biraz once Hangover 2'yi izledim. Yine cok guldum. Konulari neredeyse ayni, ama baslarindan gecenleri oyle guzel anlatiyorlar ki insanin kahkahasi tavan yapabiliyor. Bir de film biterken hadi fotograflara bakalim diyerek gosterdikleri fotograflara ise ayri guluyorum. Kisacasi, biraz guleyim, iki nesem yerine gelsin, modum degissin diyorsaniz, kesinlikle Hangover'i tavsiye ederim.
fotokaynak

12 Haziran 2011 Pazar

Pembe Maske

Simdi her yerde bir pembe maskedir gidiyor. Oyle Bir Gecer Zamanki'deki Berrin kullanmis. Cildi inanilmaz duzelmis,Tuba Buyukustun kullanmis cok faydasini gormus gibi seyleri okuya okuya gaza geldim ve ben de pembe maske aldim. Yuz icin olanina cesaret edemedigim icin, selulit kremini aldim. 89 lira selulit icin olani. Detayli bilgi icin buraya tiklayin. Ben de nasil gaza geldim anlatamam, sonucta Berrin'in yuzu kriter gibiydi, nasil duzeldi falan diye dusunup, siparis verdim. Siparisten sonra kiz aciklama yapmis, ben o urunu kullanmadim diye.Nasil yikildim anlatamam.Almisim cope atmaz olmaz tabi, ben de uc gundur kullaniyorum. Kremi kullanmayanlara fikir vermek icin biraz anlatayim. Soyle elinize boca edin, krem civik olmasa da, akiskan oldugu icin, uygulama esnasinda yere gazete vs gibi seyler koymakta fayda var.Yarim saat oyle kremle bekledikten sonra, bir de yeri sil falan hic hos olmaz. Biraz zaman gecince, hafif yanma duygusu basliyor. Zannedersin Bengay kreminden surmusum:) Yarim saat kadar sonra da kuruyor, sen de denizde biraz kavrulmussun da derini soyuyormussun gibi hafif hafif soyuyorsun. Simdilik izlenimlerim boyle. Hadi bakalim yaz geliyor, goster gucunu pembe krem:)
fotokaynak

NewYork I Love You

NewYork I Love You filmini izledim. Icinde Fatih Akin'in da bulundugu 11 ayri yonetmenin cektigi 11 ayri ask hikayesini anlatiyor. Oyuncular ise gani gani: Orlando Bloom, Natalie Portman, Bradley Cooper,Blake Lively....daha da gider ama son olarak kesinlikle soylemem lazim Ugur Yucel.Film Newyork'da farkli mekanlarda geciyor.Filmle ilgili yorumlari okudugumda,film cikmadan once"Paris je t'aime"den sonra herkesin beklentisi bu film ile ilgili tavan yapmis. Cok begenen de var, hic begenmeyen de...Tabi farkli hikayeleri, farkli yonetmenlerle birlestirme isi hayli zor ve fikir baya ilginc. Ama yine de begendim mi bu filmi? Cikkk!
fotokaynak

Karpuz

Yazin gelmesine cok sevinirim.Cunku en sevdigim meyveye yani karpuza kavusurum. Yemek yemekten cok buyuk keyif alan bir insan olarak, yazin karpuz peynir ikilisine bayilirim. Karpuz hakkinda yazacagim da aklima gelmezdi ama simdi yerken o kadar mutlu oluyorum ki yazmadan edemedim:)
fotokaynak

Incir Receli

Dun Incir Receli filmini izledim. Herkesin ovguyle bahsettigi film. Ben de yarattigi his ise ne super, ne de kotu! Orta halli sevdim. Bazi yonleriyle biraz klise. Ama icindeki ufak detaylarla da keyif alabileceginiz film. Konunun ozu: HIV+ tasiyan bir kiz (Duygu) ile barda tanisan bir cocugun(Metin)hikayesi. Klasik ask hikayesi esasinda, ama bir yandan karsindaki sevdigin bir insansa ve bu virusu tasiyorsan yasaminda aldigin kararlarin nasil etkiledigini anlatiyor. Filmde bir noktada kizin bu virusu nereden kaptigi alanen ortada olmasina ragmen,esas cocugun bu konuyu anlayamamis olmasi ise insana yok artik dedirtebiliyor. Filmde hungur hungur aglayabilirsiniz de veya bir cok noktada gulumseyebilirsiniz.O anki modunuza bagli. Orta halli bir film. Ama cogu Turk filminin ustunde olabilir. Metin rolunu oynayan Sezai Paracikoglu'nun oyunculugunu ise sevdim. Erkeklerin aglamasina uzulen bir insan olarak, filmin son sahnesinde incir recelini yiye yiye agladigi sahne bence gayet iyiydi. Bir de filmdeki Isyan adli sarkiyi sevdim. Filmin hosuma giden repligi ise: "Asıl ucuz olan ne biliyor musun; beş kuruş vermeden savurduğunuz yargılarınız!"
Filmin fragmanini izlemek isterseniz:
 

10 Haziran 2011 Cuma

Eskisehir Turu

Bu sene kardesim mezun oluyor. Mezuniyet toreni icin gecen hafta Eskisehir'deydim. Tabi mezuniyet torenine kadar olan sureyi firsat bilip, Eskisehir'in tadini da cikardim. Daha onceki yillarda Eskisehir'e trenle giderdim. Istanbul'dan sadece yemek, icmek ve Istanbul'dan uzaklasip,Eskisehir'in sirin sokaklarina kendini atmak icin giden o kadar cok insan var ki...Sadece trenle o keyifli yolculugu yapabilmek icin gidenler var.Eger trenle gidiyorsam yaptigim ilk is, cantami kendi koltuguma birakmak ve hemen yemekli vagonda yer kapmak. Cunku bir sure sonra yemekli vagonda yer bulmasi imkansiz hale geliyor. Trende fiyatlar da gayet makul oluyor. Yemek yemegi seven bir insan olarak, trene bindigimde kahvalti, omlet, cay veya mezeler, bira, sigara borekleri ve ustune Turk kahvesi seklinde takilabiliyorum. Gercekten cok keyifli oluyor. Ama tren biletleri de onceden tukendigi icin, internet sitesinden onceden rezervasyon yapmanizi oneririm.
Eskisehir'e her gelisimde dedigim tek bir sey var, keske butun illerimiz Eskisehir gibi olsa...Uzatmadan sizi fotograflarla basbasa birakiyorum:)

Porsuk'un etrafinda kafeler var.En islek sokaklar Porsuk'un iki yani...
Gittigimizde kurek yarislari vardi. Izlemesi oldukca keyifliydi.Yillar once Porsuk'un yuzune bakilmazdi,simdi uzerinde kurek yarislari yapiliyor. Bu bence vizyondur. Buyukersen'in kopyalatmak ve her ile dagitmak istiyorum.


Sokaklarda heykeller vardi. Hem de sadece bir yerde degil bircok yerde. Bu sehirde gezmek sanki Avrupa'da gezmek gibi.Bir de her yer genc kayniyor.Her apartmandan genc cikiyor, sokaklarda evden gelen piyano, keman sesleri duyuluyor.Cennnet cennet:)

Eskisehir'in en guzel yanlarindan biri de Istanbul'a kiyasla yeme,icmenin cok daha uygun olmasi.Saglik diye bir restaurant var. Sac tavasi cok lezzetli. Asagidaki sac tavanin fiyati mesela 7.9 Lira gibi birseydi.Eskisehir
de karnim ne kadar tok olursa olsun, hep ne yiyelim modunda oluyorum.
Bu da etli guvec:) Yazarken canim cekti!

 Eskisehir'in en meshur yemeklerinden bir tanesi cigborek.Eskisehir'de cok unluymus diye  Papagan'a gittik. 10 tane cigboregi rahatlikla yiyebilen bir insan oldugum halde, su iki boregi zor yedim. Papagan Cig Borek'i ben sevmedim. Muhtemelen annemin yaptigi cok daha guzel oluyor diye...
 Eskisehir'e gidip de Kara Kedi'ye ugramadan olmazdi. Bozalari midemize huplettik:)


Gidisimin esas amaci olan mezuniyet fotograflarindan koyuyorum.
Gezi turumuzun sonuna geldik.En yakin zamanda tekrar gitmek istiyorum.

Did By Did'den Canta Kazanmak Kim Istemez?



Did, canta tasarimlariyla beni benden alan kisi. Tesadufen kesfetmistim.Audrey ve Marilyn'i gorunce cantalarina bayilmistim. Kesinlikle yaratici bir insan. Cok fazla da anlatmaya gerek yok, malumunuz bir cok kisinin bildigi bir blogger. Hediye cekilisi yazisini gorunce, mutlaka katilmaliyim dedim.Hediye cekilisi yazisinin basligini da Did By "Did by Did Canta Kazanmak Ister misin?"diye sormus. Diyorum ki 'Kim Istemez" :)
Hediye cekilisine katilmak icin buraya iki tik tik!

9 Haziran 2011 Perşembe

Yeni Ayakkabim

Bu ayakkabiyi birkac ay oncesinde gorup cok begenmistim ama kararsiz kalip almamistim. Tekrar ayni ayakkabiciya gittigimde istedigim numaranin oldugunu gordum, nar cicegi rengine ve taslarina tekrar bayildim ve dayanamadim. Aldim ve cok sevdim. Tam yazlik bir ayakkabi.Dokusu Melissa ayakkabisina benziyor, yani bildigin plastik bir sey, ama moda boyle bir sey herhalde, o plastik dedigin seyleri en basta yadirgayabiliyorsun, sonra da ona sahip olmak istiyorsun. Benimki boyle oldu:)Simdi de cok seviyorum!

8 Haziran 2011 Çarşamba

Makedonya'ya Gidiyorum

Is icin onumuzdeki gunlerde Makedonya'ya gidecegim. Gitmisken haftasonu gezmek istiyorum. Gezilecek yerler, nerede ne yenir, nereyi gormeden gelmeyeyim gibi konularda onerisi olan?
fotokaynak

Uzerimden Tir Gecti

Uzun zamandir boyle hissetmemistim. Kitabi nasil okudum, nasil bitirdim, hala oykunun icinde miyim bilmiyorum. Ucurtma Avcisi'ndan bahsediyorum. Bestseller listelerinde tavan yapmis bir kitaptan. Tabi kitap cikali ne kadar oldu ama ancak okudum. Tamamen onyargidan bu kadar gecikmem. Kitapcilarin raflarinda gordugum kadar marketlerin raflarinda da gani gani bu kitaptan gordugum icin populer iste deyip gecmistim. Ben de boyle olabiliyor filmler icin de durum ayni. Bir film Oscar aldiysa bir sure izlemiyorum. Populer ya icimde herhalde tepki oluyor. Neyse bu kitaba karsi da bu hissiyatlar icerisindeydim. Ta kiiiii....Kardesim bu yazarin diger kitabini `Bin Muhtesem Gunes`i anneme hediye edinceye kadar. Kitabi cok begendim demisti anneme. Benim de kulagimin bir kosesine kazinmisti. Roma'ya giderken Bin Muhtesem Gunes adli kitabi almistim. Kitabi cok begenmistim. Ayni yazara ait oldugunu ogrendigim `Ucurtma Avcisi` adli kitabi aldim. Oykusu gercekten cok guzel. Iki arkadasin hikayesi, arkadaslik, sadakat, ihanet gibi kelimelerle tanimlamak muhtemelen oykuyu degersiz kilacaktir.Sinirlerinizin saglam oldugu bir donemde okumanizi tavsiye ederim. Kitap bittikten sonraki hissiyatim: Uzerimden tir gecti!
fotokaynak

6 Haziran 2011 Pazartesi

Sabah Ogle Aksam Her Modda Iyi Gider

Giz'li Teras blogunun tatli sahibesi Giz beni mimlemis.Mimin konusu ise cok guzel. "Güne başlamak istediğin şarkı nedir? Tek bir tane ama her gün çalsa bıkmayacağım dediğin şarkı?" idi. Benim sarkim  "MA CHE FREDDO FA" Dinleyince hepinize tanidik gelecek. Ben karsi pencere filmi ile tanidim. Sozlerini anlamasam da bu sarkiyi dinlerken hem keyif aliyorum hem de icten  ice huzunleniyorum. Zaten sarki sozlerinin anlamini eksisozluk de okudugumda da huzunlendigim kadar varmis dedim. Ben cok seviyorum, yumusacik bir melodi , Italyanca sozlerle birlesince boyle hos bir sarki ortaya cikiyor.



Sarki sozlerinin anlami ise:
eksisozlukte yazan murdurungulu'nun yazisindan alinmistir. Orjinaline ulasmak icin tiklayiniz

ki$in yorgun gune$,
yataga erkenden gider.
artik dayanamaz.
artik dayanamaz.
gece $imdi iner,
soguk elleriyle uzerime.
ne soguk ama.
ne soguk ama.
bir ok$ayi$ yeterlidir,
bir kizin kalbi için.
belki o zaman evet, seni severim.

kendimi bir kelebek gibi hissediyorum;
artik çiçeklerin uzerinde uçmayan.
artik uçmayan.
artik uçmayan.
ate$inde yandim,
senin buyuk a$kinin;
$imdiden sonmu$ olan.
ne soguk ama.
ne soguk ama.
sen çocuk beni hayal kirikligina ugrattin.
yuzumden çaldin,
o donmeyecek gulumsemeyi.

hayat nedir,
a$k olmadan?
sadece bir agaç;
artik yapraklari olmayan.
ve ruzgar çikiyor,
soguk bir ruzgar.
yapraklar gibi,
umutlari yere çaliyor.
nedir ki bu hayat;
eger sen eksiksen?

artik beni sevmiyorsun.
ne soguk.
hayat nedir,
sen eksiksen?

artik beni sevmiyorsun.
ne soguk.

Bu arada filmi izlemeyenle icin dip not: Cok begenmistim!




3 Haziran 2011 Cuma

Renkler Herkes İçindir

Hayatımızda bir çoğumuz için normal olan şeyler. Sabah kalkıp gazetelere göz atmak, akşam işten gelince sevdiğimiz blogları takip etmek, yatmadan önce kitabımızı okumak.....İçindeyken günün rutin aktiviteleri bunlar. Ama ya görmeseydik?
Türkiye'de binlerce görme engelli insan var. Sabah kalkınca biz ne giysek diye, o bunla uyumlu mu, yok bu buna yakışmış mı gibi basit şeyleri düşünüyoruz. Esasında sabah giyeceğin gömleğin beyaz renkte olup olmadığını görmek bile ne kadar büyük bir şey.
Jotun Boya renkler herkes içindir sloganıyla bir çok görme engelli insana ulaşıyor. Yaptıkları filmi izledikçe bir görme engelli insan renkleri öğrenebileceği bir yazılıma kavuşuyor. Filmi izlemek için buraya tıklayın .
Lütfen bu filmi izleyin ve izlettirin ve mümkün olduğu kadar paylaşın.