14 Ekim 2020 Çarşamba

Çünkü Kampçılık


Bu sene hayatımıza yeni bir yaşam biçimi girdi. Kampçılık. Açıkçası ben bugüne kadar, kampın bana göre olduğunu düşünmüyordum. Şimdi ise her hafta sonu gidebilirim diye düşünüyorum. Çocukken ananemlerle bir çadır deneyimim olmuştu. Sanırım o zamanın şartlarında kamp hayatını sevmemiştim. Biraz kampçılıktan ziyade, çadırda kalarak deniz tatili diyebiliriz. Kampın sanırım konforlusunu seviyorum. O zamanın şartlarında tabi ki ne şişme yatak ne buzdolabı... Şimdi Decathlon sayesinde, ufak ufak yapılan yatırımlarla baya baya kendi çapımızda kampçı olduk diyebiliriz.

 Bizim yaptığımız soft kampçılık ve bir arkadaşımın söylemi ile "Sefa Peze...nkliği" Dağ, bayır dinlemeden, sırtında sırt çantası, çadırı ile kilometrelerce yol yürüyüp, doğanın sessizliğinde kendi başına çadır kuranlara selam eder, saygıyla eğilirim. Bizimki onların yanında "Kampçılık-101" seviyesi. 

Öncelikle kamp herkese göre olmayabilir. Yani ay böcek var, tuvaletler temiz mi, peki bulaşıkları gerçekten iyi yıkayabiliyor musunuz? diye sorularınız varsa, biraz daha düşünün. Kampta her şey dört dörtlük olmuyor. Olan şartlarla mutlu olmak lazım. 

Türkiye'de son yıllarda en güzel şeylerden biri #Decathlon... Bir işi profesyonel yapmayacaksan bile, nispeten uygun fiyata, belirli standartlarda sana ürün sunuyor. Bizim kampa başlamamız da bir arkadaşımızın "Biz kampa gideceğiz hafta sonu, siz de gelir misiniz? "demesi ile başladı. Ben de "Çok isterim ama çadırımız bile yok, bir bakalım" dedim. Sağ olsun Decathlon imdadımıza yetişti. Sanırım sadece herkeste olan yeşil sandalyelerimizden vardı. Biz de ilk önce çadır ve katlanır masa alarak işe başladık. Alınmasını tavsiye edeceğim malzemeler ayrı bir yazı konusu olacak. İlk çadır deneyimini sevdikten sonra, yavaş yavaş ekipmanlarımızı arttırmaya başladık. Şuan arabaya zor sığıyoruz, dışarıdan gören bizi Almanya'dan yaz için gelen gurbetçiler sanabilir. Arazi aracı vs olanlar veya bagajı geniş olanlar için sığma işlemi daha kolay olur.

Kamp benim ruhuma çok iyi geldi. Doğanın içinde olmak, kokuları, serinliği hissetmek, ateş yakmak, dinginlik, yıldızları görmek... Eşim ve benim haricimde, kızıma da çok iyi geldi. Doğada kendi sınırlarını öğreniyor, deniyor. Cesareti arttı. 

Ankara'da yaşadığımız için hafta sonu çok uzağa gidemiyoruz. Yakın bölgelerde kamp yaptık. Burada gittiğimiz yerler ile ilgili de yazı yazacağım. Kamp bambaşka bir dünyaymış, internette ben de çok araştırıyorum, sanırım bu sene bizim gibi sosyal izolasyonu sağlamak için, kişiler dışarı çıkmadıkça kendini doğaya verdi. Keşke biraz da temiz tutmayı bilseler....

3 yorum:

  1. Ne iyi etmişsiniz. Doğanın içinde olmak bu Pandemiden ayrı güzel. Sevgiler

    YanıtlayınSil
  2. Uzaktan çok cazip gelir bana ama sanırım yapamam :)Benim hayalimi karavan süsler hep. Ama araştırdıkça ve izledikçe onunda bana çok uymadığını görüyorum. Yani her ikisine de "seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli " demekteyim.
    Keyfiniz bol olsun.Merakla okuyacağım bu seriyi.

    YanıtlayınSil

Yazımı okuduysan, yorum bırakman beni mutlu eder.