Eskisi gibi sık yazmasam da buradayım ve bu sayfanın varlığı eski bayramlar gibi hüzünle karışık mutlu ediyor. Çünkü geçmişi var, eskiye dair...Bir ara ben de daha çok kişiye ulaşmak vs gibi sebeplerle, bloğumla ilgili facebook, instagram vs hesapları açtım. Baktım ki pek bana uygun değil, bu sosyal hesapları kapattım. Şimdi yalnızca instagram hesabım var, o da "Lulu" olarak değil, kendi gerçek kimliğimle. Sanırım hala isimsiz yazmanın özgürlük olduğuna inanıyorum.
Blogun ismini koyarken, çok düşünmüştüm ne olsun diye... Sonra her şeyden biraz biraz benim hayatım olacak diye düşününce, biraz hayat ismine karar vermiştim. Şu aralar hayatımın büyük çoğunluğunu "Ece" oluşturuyor. Bilmeyenler için yeni doğum yaptığımı söylemeliyim. Unutmadan kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum bu nedenle doğum sonrası ile ilgili yazılar yazıyorum ve bir süre daha bu yönde yazacağım. Sonrasında, eski tarzıma dönüp, en azından yazılarımın yarısını oluşturacak şekilde gezi ve mekan yazıları yazmayı planlıyorum. Son zamanlarda bir kaç arkadaşımdan "Sen önceden gittiğin yerleri/ mekanları yazardın, biz de gitmeden not alırdık, yine yazsana" tarzında yorumlar duydum, bir arkadaşım da "Artık bebek yazıları yazıyorsun" ya deyince ben de jeton düştü, bloğumu fena boşlamışım.
Burası benim içinde bulunduğum "an" ları kayıt altına aldığım yer, daha çok yazacağım ve daha çok blog okuyacağım. Fark ettim ki beni çok mutlu ediyor. Ayşe Arman'ın zamanında "Kimse okumazsa, ben okurum" diye bir kitabı vardı, benimki de o hesap:)
fotokaynak
