Sayfalar

9 Ekim 2011 Pazar

Sac Bakimi

Saclarimi uzatmak ve daha da bakimli hale getirmek icin su ara sac bakimlari ile ilgili kucuk capta arastirmalar yapmaktayim. Bulduklarimi sizinle de paylasayim istedim...

1) Dax Supergro: Bu urunun saclari uzattigi soyleniyor. Internetteki yorumlari okuyunca kesin denemeliyim dedim ve aldim. Simdilik tabi ki sonuclari daha anlayamiyorum. Ama sabirsizlikla uzamasini bekliyorum. Kullanimina gelince, elinize aldiginiz jeli, sac diplerinize masaj yaparak yedirmeniz gerekiyor. Ben sac diplerine surmekle birlikte, saclarimin ucuna da suruyorum. Bakim ozelligi oldugu icin ise yaramasini umuyorum. Bir kac saat oyle sacimda bekletiyorum. Bu kremin dezavantajina gelince, saci inanilmaz yaglandiriyor. Normalde her gun sacimi yikiyorum bu kremi ise uc-dort gunde bir uyguluyorum. Bu kremi kullandigimin ertesi gunu sacimin daha cabuk yaglandigini farkediyorum. Kokusuna gelince gayet hos kokuyor.

2) Turp suyu: Neeee turp suyu mu demeyin lutfen:) Konu sac bakimi olunca, kendi kendimizi iknayla, turp suyu faydalidir, sifalidir, candir diyerek rendeliyoruz. Benim yaptigim tarif bir tane siyah turpu(kirmizi da olur ama galiba siyah daha etkiliymis,bilimsel calisma yapmadigim icin soyleyenlerin yalancisiyim) rendeleyin. Dort bardak suyun icine, rendelenmis turpu koyun ve kaynatin ve suzun. Ilindiktan sonra, icine yumurta kirin(Iyyyk!) ve saciniza masaj yapin. Ben haslanmis turp suyunun yarisini kullandim. Diger yarisini ise ikinci sefer sac yikayisimda kullandim. Turp suyundan cok memnun kalanlarin oldugunu internette okudum. Yine de yumurtali karisim benim midemi bulandirdi. Bir dahaki sefere belki sadece turp suyuyla yikarim. Bilemiyorum, cekimserim. Bir de belirtmekte fayda var. Turp suyu kaynatilinca ev berbat kokuyor. Saca surunce o kadar kokmuyor ama evin kokusunu oda parfumu bastiramiyor:(

3)Zeytinyagi kuru: Sanki yemek tarifi veriyoruz ama malesef sacin bakimi ile ilgili olan diger seyler gibi bu tarifte de asagi yukari ayni. 2 corba kasigi zeytinyagi ile yumurtanin sarisini karistiriyoruz. Sacimiza masaj yapiyoruz. Gur ve parlak saclar istiyorsaniz, haftada iki kere uygulamamiz gerekiyormus.

4) Kapsullu karisim: Yarim cay bardagi zeytinyagi, yarim cay bardagi badem yagi, 1 yumurta , bemiks ampul, bepanthen ampul ve evangen ampulu karistirdiktan sonra, saciniza masaj yapin ve sacinizi hava almayacak sekilde kapadiktan sonra, sicak bir havlu ile sarin. Bir saate yakin bekleyin.Soyle soyleyeyim, rahmetli babaannemin gordugu tedaviler yuzunden saclari dokulmustu, bu kuru bir sure uyguladiktan sonra, kivir kivir saclari cikmisti.

5) Cam Terebenti: Sac dokulmelerine karsi onerilen seylerden birisi de cam terebenti. Kokusu biraz keskin olsa da sac diplerine direk masaj yapilabilinir.Diger bir kullanimi ise sampuaninizin icine bosaltin. Sampuaninizin buyuklugune gore bosaltacaginiz miktar degisebilir, bence hepsini bosaltmayin, sampuaniniz cok sulu bir kivama gelebilir.

Yazdikca baya zahmetli dedim. Sonucta saclarimizla ilgili sorunlar vitamin eksikligi veya baska bir saglik probleminden kaynaklanabilir. Stres de sac dokulmelerine sebep olabilir. Esasinda cok da kafaya takmadan, cok da kestirmeden uzatmak lazim:) Kafaya takmamak diyorum ama buraya bu postu hazirladigima gore galiba kafama takiyorum:)
fotokaynak

7 Ekim 2011 Cuma

Kulhanbeyli Muzikali

Gecenlerde Ezgi'nin Gunlugu Bakirkoy Belediye Tiyatrolari hakkinda yazi yazmisti. Tiyatro sezonu acildi diye her ne kadar aklima gelse de, bir sekilde bilet almayi ihmal ediyordum. Dun aksam 19:30'da yemegimizi yemis otururken, acaba bu ay hangi oyunlar oynuyor diye sitelerine gireyim dedim. Bir anda gaza geldim, tiyatroyu aradim ve hala  bilet olup olmadigini sordum, oyunun 20:30'da basladigini dusunecek olursak, hemen hazirlanip, ciktim. Oyunu izlerken iyi ki de tembellik edip, buraya gelmemezlik yapmamisim dedim. O kadar iyi geldi muzikali izlemek. Insan sevdigi seylere vakit ayirmali, kendini mutlu etmeli ve iyi hissetmeli.

Gelelim konusuna: Abdulhamit doneminin siradan insanlari olan tulumbacilarin,kabadayilarin hayatlarini, kavgalarini, asklarini anlatirken, bir yandan da devletin icinde rusvet, baski, iskence gibi unsurlari muzik ve dansla birlestirerek anlatan dusundurucu bir oyun. Inanilmaz kalabalik bir kadro, muzikleri ile gayet eglenceli. Bazi yerlerde gercekten guldum ve oyunculari samimi buldum. Kalabalik halindeki danslari da oldukca basariliydi,ozellikle hamam sahnesinde seslerin ayni hamamdaki gibi cikmasi bence gayet guzel dusunulmus. Izlerken bazi yerlerde gercekten gulerken, bazi yerlerde ise uzuluyorsunuz. Cok daha detayli anlatmamayim da gitme imkaniniz var ise gidin kendiniz izleyin:)

Oyun brosurunun arkasinda yazanlari da yazayim da tam olsun:)
"Osmanlı İmparatorluğu’nun son demleri. II. Abdülhamit sarayda; yani yangın derinde… Gelişime ve ilerlemeye kapalı istibdat döneminin toplum üzerindeki baskısının şiddetle hissedildiği bir dönem… 
Tulumbacıların, kabadayıların renkli hayatlarını anlatırken dönemin panoramasını çizen şarkılı, atışmalı, danslı ve eğlendirici oyun, çürümüş devlet zihniyetinin, vurguncu anlayışın topluma verdiği zararı eğlendirici bir biçimde  gözler önüne seriyor".
 Ayrica, Bakirkoy Devlet Tiyatrolari'ni takdir ettim. Duyma engelli kisiler icin sahnenin iki yaninda konusmalarin aninda yansidigi televizyonlar var. Engelli kisileri dusunerek, yapilmis her uygulamaya o kadar seviniyorum ki...Ama ulkemizde bunun gibi basit cozumlerin bu kadar gecikmesi sebebi ile uzuluyorum.

Cok da uzatmadan, ozetle, bence guzel bir oyun, gidin izleyin derim:)

5 Ekim 2011 Çarşamba

Patrondan Kurtulma Sanati

Kevin Spacey, Jennifer Aniston, Colin Farrel  ve Jamie Fox gibi oyunculari filmin afisinde gorunce bu filmi izlemem lazim demistim. Izleyen arkadaslarim da cok gulduklerini soylemislerdi. Muhtesem bir komedi filmi diyemeyecegim ama yer yer gulduruyor:)

Filmin konusuna gelince, uc yakin arkadasin en buyuk ortak ozelligi patronlarindan nefret etmeleridir. Yani birincisi, 2 dakika gec kalsa, azarlayan, fazlasiyla hak ettigi terfiyi vermeyen bir patron. Ikincisi ise hayati calisanina zindan etmeye and icmis, kokain bagimlisi, yapilan ise zerre deger vermeyen bir patron. Ucuncusu ise her durumda sevismek isteyen, nisanli olmasina ragmen adami ayartmaya calisan azgin bir dis hekimi.Nami saniyla Jennifer:)  Hal boyle olunca, bu gayet normal tipli diyebilecegimiz uc arkadas patronlarindan kurtulmaya karar verirler ve olaylar gelisir.....

Normalde Jennifer'i sevimli bulurdum ama seksi degil derdim. Bence bu filmde baya seksi olmus. Bir de Colin Farrel'den bahsetmek lazim:) Colin Farrell'i makyajla oyle bir hale getirmisler ki inanilmaz komik bir tipe donusturmusler.

Ortalama bir film. Hangover'i animsatsa da bence yanina pek yanasamaz.  Yine de komedi film izlemek istediginizde izlenebilir.

4 Ekim 2011 Salı

Toronto'dan Gelen Kartpostalim:)

Onceden arkadaslarimiza mektuplar yazardik, en guzel kagitlari secerek, bir harfi bile yanlis yazmamak adina, her harfte ayri ozenerek....Kartpostallar atardik bayramlarda, yilbasinda veya gittigimiz sehirlerde... Simdi ise e-mail atiyoruz, cocugu mu oldu facebooktan hemen tebrik ediyoruz, hatta o kadar zamanimiz bile yoksa hemen "like" butonunua basiyoruz. Nerede o eski gunler diyenlerden olmak istemesem de diyorum iste... Gitgide mekanik varliklar olduk, duygularimizdan arindikca....
Boyle olsak da bugun beni cok mutlu eden bir sey oldu. Lalis postcrossing diye bir seye uye olmus. Lalis'i zaten bilen biliyordur ama yok ben hala duymadim bilmiyorum diyorsaniz, hemen Toronto'ya baglaniyoruz:) O zaman iki tik tik diyoruz. "Postcrossing dünyanın dört bir yanında bir birini tanımayan ortak noktaları kartpostallar olan insanların üye olduğu ve birbirlerine kartpostallar gönderdikleri site." Bu cumle Lalis'in sayfasindan alinmistir. Ben de zaten boyle bir seyi O'ndan ogrendigim icin, direk O'nun cumleleri ile aktarmak istedim. O da Serrose'dan ogrenmis.
Ben Lalis'in blogunda postcrossing yazisini gorunce, "Ben de!", "Ben de!" dedim. Adresimi vermistim. Gunlerdir posta kutumun onunden acaba bugun gelmis midir diye heveslenerek bakiyordum. Ve taaa daaaaa!Bugun kartpostalim gelmis. Cok ama cok mutlu oldum. Simdi kartpostal sececegim ve en ozenli yazimla yazacagim. Cok mutlu ettin beni Lalis:) Tesekkur ederim sana:)

2 Ekim 2011 Pazar

Saclarimi Uzatmak Adina....

Yillardir sacim soyle belime kadar uzasin isterim, ama her zaman ayni terane...Dayanamam, aman uclari kirildi, sekli bozuldu derim ve kuafore gider kestiririm...Sonuc aylarca hep ayni boylarda saclar. Uzun zamandir kararliyim ve saclarimi kestirmiyorum. Ama sacin kusmesi diye birsey galiba gercekten var ve benim saclarim uzamiyor:( Internette tesadufen kesfettigim bir urun var. Dax supergro diye bir urun. Saclari 2 ayda 4 parmak uzatanlari bile okudum, tabi ben de gaza geldim. Simdi sirf sacim uzasin diye bu urunden aldim, bu aksam kullanmaya basladim. Sonuclari ben de sabirsizlikla bekliyorum. Bir de saci turp suyu uzatiyormis. Simdi o kadar okumusken hemen sizlerle de paylasayim, siz de okumak zorunda kalmayin:) Bildigimiz disi kirmizi, ici beyaz turpu rendeleyip, suda kaynatiyormusuz. Ilininca da icine yumurta atip(iyykkk demeyin, yazarken benim de icim fena oldu, ama saclarimiza iyi gelecekse madem diyerek yaziya devam ediyorum), saca masaj yapiyormusuz, bir saat bekledikten sonra da sampuanla yikiyormusuz. Benim okuduklarimin ozeti bu sekilde. Benim gibi sac uzatmak isteyen olur diye paylasmak istedim:)
fotokaynak

2 Mim Birden



Normalde mimlere o kadar gec cevap veriyorum ki, herkes baska konuya gecmis oluyor. Bu sefer sicagi sicagina yazacagim dedim. Iki mim de Deeptone'dan.

Ilk mim: "Hayalimizdeki evlilik merasimi baştan sona anlatmak" : Evlenmis biri olarak simdi keske soyle olsaydi boyle olsaydi desem yaptiklarimiza haksizlik etmis olurum:) Ama sunu soyleyebilirim evlendigim donemde evlilik ayrintilari bana biraz sacma gelirdi, o yuzden detaylarla pek ilgilenmemistim. Simdi zamani biraz geriye sarsam, biraz daha ince ayrintilara ozenirdim. O stresle nasil gecti anlamadim. Evleneceklere nacizane tavsiyem, mumkun oldugunca  surecin keyfini cikarin diyerek bu mimde ayrintilara yer vermeden sonlandiriyorum:)

Ikinci mim: "Hayattaki en buyuk lukslerimiz"...Normalde luks seven bir insan degilim, kendi halinde takilmayi severim. Ama bu luks kavramini keyif almaya cevirerek yanitlayacak olursam....Tatlilar derim:) Guzel bir yemek ve tatli icin kilometrelerce yol gidebilirim, yerken de beni gormeniz lazim, eger cok keyif aliyorsam immmm, mmmmmm gibi garip sesler cikaririm:) Dusundum de galiba luks diye tabir edebilecegim bir luksum yokmus....
fotokaynak

1 Ekim 2011 Cumartesi

Vavien

Vavien filmi ilk ciktiginda da hic ilgimi cekmemisti, fragmanlarinda gorup amannnn demistim. Bazi yerlerde film hakkinda olumlu yazilar okuyunca ve bir de o kadar odul alinca yavas yavas merak etmeye basladim ve  dun aksam izledim. Sonuc hic begenmedim:( Film bittiginde bu mudur dedim. Konusunu uzun uzun anlatmayacagim ama en cok sinemalar.com'a girip de yazan yorumlari okuyunca sasirdim. Bu kadar insan begeniyorsa bir hikmeti vardir diyorum. Konusu gercekciydi, iki farkli insanin evliligi, farkli karakterleri vs. ama yine butune bakinca filmden keyif almadim.
Sunu da demekte fayda var, cogunluk bu filmi sevmis gibi, yani son zamanlarin en guzel Turk filmi diye yorumlar yapmislar her yerde, belki de sadece bana hitap etmemistir. En iyisi kendiniz izleyip karar verin:)
fotokaynak