Sayfalar

19 Şubat 2012 Pazar

Canta tasıma

Son yıllarda sizin de dikkatinizi çekti mı bilmiyorum ama erkekler kadınların çantalarını taşımaya başladı, yani demek istediğim alışveriş poşeti falan değil, bildigin kol çantaları, ben cok antipatik buluyorum bu çiftleri, yani bır kadın olarak çantanı bir zahmet sen tası diyesim geliyor.
Erkeklerde de yine son yıllarda canta tasıma modası başladı, yani şu ellerinde bir sigara, bir gözlük kabı girecek büyüklükte olanlardan. Bir de o kadar alıştılar ki bu çantaları kullanmaya, gün geçtikçe cogu erkek benimsedi, kullanan sayısı arttı. Erkekleri uyarmak istiyorum, üniversite ogrencisinden, memuruna, özel sektörde çalışanına, sözüm size, nasıl giyinirseniz giyinin bu taşıdığınız el çantalar tum karizmanizi bozuyor, ya eski usul ceplerinizde taşıyın, ya da sevgilinizin, eşinizin çantasına verin, bırakın onlar taşısın, spor giyinmeyi seviyorsanız, bir tane sırt çantası edinin, ici cok boş kalırsa, bir kitap bir gazete atın icine öyle taşıyın.Bu çantaları kim icat ettiyse,erkekler güzel gözükmesin diye bir misyonla çıkarttılar diye düşünüyorum:)
fotokaynak

16 Şubat 2012 Perşembe

Erkeklerden İtiraf

Sevgililer gunünü esimin arkadaşları ile geçirdim.Esasinda onlar erkek erkeğe takiliyordu ben sonradan aralarına dahil oldum. Biramızı içerken, sohbeti de koyultmusken, elinde kocaman çiçeği ile bir kız ve sevgilisi geldi.Arkadaslarimizdan biri itiraf etti. Bir kadına çiçek almak güzel şey ama çiçeği alıp buluştuğumuz yerde vermek ve bütün gün elimizdeciceklerle gezmekten cok rahatsız oluyorum dedi. Bütün açık yurekliligi ile arkadasımız bunu der demez erkeklerden itiraflar geldi. Megerse, erkekler sevgililerine çiçek alıp, bütün gün o çiçekler ile gezmekten cok rahatsız oluyorlarmış.En güzeli eve giderken almak veya ofise yollamakmis.Bunu da itiraf ederken hepsi de birbirinden sirindi. Nasil cicekle gezinirken utanip, sikiliyorlarsa, ayni sekilde itiraf ederken de mahcup oldular.

Erkekler itiraf etti, benden söylemesi...Biraz onların da ruh hallerini anlamak lazım galiba...
fotokaynak

7 Şubat 2012 Salı

Vestel mi? Bir Daha Asla!

Evlenince yeni buzdolabi almistik. Beyaz esyada milyon tane marka olmasina ragmen, bizim kriterimiz yerli mali olmasiydi, dolayisiyla secenekleri kendiliginden aza indirgeyerek secim surecine basladik. O donemde Vestel'de guzel bir kampanya vardi, baktigimiz buzdolabinin ici digerlerine gore cok daha fazla kullanisli idi. Yani Vestel'dekini begenmistik. O donemde etrafimizdaki bir cok kisi Vestel sakin almayin, ha bire bozulur diye bizi uyardilar. Biz de begendik ya, nasil olsa kac yil garantisi var diyerek, Vestel aldik. Aldigimizdan 1.5 ay gibi bir sure gecti, buzdolabimiz bozuldu. O donemde bir aylik sureyi gectigi icin, degistirme yapmadilar. Ben de bu duruma inanilmaz sinir oldum. Garantisi var diye tamirciler gelip tamir ettiler. O donemde tika basa doldurdugum dolaptaki yiyeceklerin hepsini cope atmak zorunda kaldim. O donemde gelip bir parca degistirdiler. Baktim tikir tikir calisiyor, bir sureligine de olsa rahatladim.

Amma velakin dun yine buzdolabimiz bozuldu. Asagi yukari 1-1.5 senelik bir buzdolabi. Yine her sey cope atildi, yine tamirci cagrildi, yine sinir bozucu donem basladi.

Simdi o zamanlar bizi uyaranlarin bir bildigi varmis Vestel almayin demekle. Ben ettim siz etmeyin diyorum. Yeni evlenecek, yeni esya alacaklar aranizda olabilir.

Tabi beyaz esya sans isi, olabilir nihayetinde ama bu kadar insan diyorsa bir bildigi vardir diyorum artik. Sozun ozu uyarmayi kendime borc bilirim, sonradan yok ben duymadim, yok ben bilmiyorum olmasin.
fotokaynak

29 Ocak 2012 Pazar

Söyle böyle hallerdeyim

Ankara ile yeni bir doneme başladım biliyorsunuz. Yeni bir sayfa actım sayılır hayatımda. Esasında bu aralar o kadar yogun çalışıyorum ki...Bu kadar yogun çalışınca,bütün hayatım iste geçince, hangi sehirde yaşadığımın hiç bir önemi yok diyorum. Dışarıda geçirecek çok az zamanım kalsa da Ankara'ya hemen adapte oldum sayılır tekrardan. Tekrar diyorum çünkü üniversite hayatım boyunca Ankara'da yasadım. Çok pratik bir sehir benim için. Bir yerden bir yere ulaşmak gercekten çok kolay. Bakalım su yogun dönemlerin bir bitsin daha çok keşfedeceğim:)
Ayrıca geçenlerde dogum günümdu,sevgili esim bana iPad almış, rahat rahat her yerden yazabileyim diye. Cok mutlu oldum. Bu da ilk postum:)
Yazmakta zorlanırım diye düşünüyordum ama baya pratik bir şey. Teknolojik seylerde ben biraz geç kesfedenlerdenim. Bakalım bu yeni oyuncağın guzelliklerini ne zaman keşfedeceğim.KEndimce bir tık ilerledim,İspanyolca kurs indirdim, kelimeleri kendi kendime tekrarlıyorum, eminim çok komik gözüküyorum. Neyse uzatmayayım efendim, herkese iyi haftalar diliyorum:)

22 Ocak 2012 Pazar

Muhtesem Kesif : Mutlu Lokantasi

Ankara'ya 5 yil sonra tekrar yerlesince, yeniden kesif turlarina ciktim. Ve yeni kesfim Mutlu Lokantasi.  Gercekten adi gibi mutlu ediyor. Gitmeden arkadaslarimiz soylemisti, bildigin esnaf lokantasi gibi ama doneri muhtesem diye. Yillardir boyle guzel doner yememistim.Doner kategorisinde apayri bir yere sahip artik benim icin:) Biz haftasonu gittik, disari tasan bir kuyruk vardi. Zaten masalarda yillardir gelen mudavimler var. Herkes yemek yiyerek mutlu olmanin derdinde, kalabaliktan dolayi donerine kavusma telasiyla, tanimadiginiz insanlarla ayni masaada oturabiliyorsunuz. Rahatsiz eden falan yok, herkes guzel yemek derdinde...Oyle ki, garsonun yaninizdan her gecisinde acaba benim donerim mi diye imrenerek bakmaktan kendinizi alamiyorsunuz.
Buraya arada sırada bakanlar da geliyormus ve onlar da sirada bekliyorlarmis, sahibinin derdi zaten doner zinciri falan kurmak degil. Doneri bitince hadi bana eyvallah diyor, yani doner yemek istiyorsaniz, erken saatlerde gitmelisiniz. Yazarken bile agzim sulaniyor. Kurufasulye, pilav gibi yemekleri de cok guzelmis ama donerden bu yemeklere yer kalmiyor.
Yillardir ozledigim eski doneri buldum (ben kagit gibi ince kesilmis donerleri sevmem), kalin olacak bir kere :)
Bu yazinin uzerine acayip canim cekti, en kisa surede tekrar gitmeliyim:) Herkese tavsiye ederim!

Merak edip de gitmek isteyen olabilir diye adresini de yazayim:)

Mutlu Lokantasi
Guvenlik Caddesi No 69 C Asagi Ayranci Tel: 0312 426 28 42

19 Ocak 2012 Perşembe

Sabah sabah gicik oluyorum

Yeni isimin sehrin disinda olmasi sebebi ile Ankara'da yolda gecirdigim zaman Istanbul'dakinin bilmem kac kati. Normalde tersi olur degil mi? Istanbul'da evimi isime cok yakin tutmustum, dolayisi ile Istanbul trafigini hic cekmedim. Ankara'da da evimi merkezde tuttum ve isim sehrin resmen disinda. Dolayisiyla sabahleyin cok ama coooooook erken kalkiyorum. Kalktigimda havanin kararmis olmasina gicik oluyorum. Disarida hala kar oldugu icin hava karanlikken guzel gozukse de ben gunesi istiyorum.

Ama en cok neye gicik oluyorum biliyor musunuz, sabahleyin kalkip, hazirlanip tam apartmandan cikacakken alt kattaki komsunun alarminin calmasina ve inatla ertelemelerine gicik oluyorum. Ben bu saatte ise gidiyorum, insanlar alarm erteliyor diyorum. Offf o sabah uykusunu fena kiskaniyorum!
fotokaynak

15 Ocak 2012 Pazar

Kendime Yeni Bir Ben Lazim....

Kendime yeni bir ben lazim... Neden mi? Benim icin o kadar cok sey degisti ki bu kadar kisa surede... Hepsini sizlerle paylasmak istiyorum. Suan biraz mola verdim ve kendime zaman ayirdim, hemen firsatini bulmusken anlatmaliyim:)


Oncelikle eski postlarimda satir aralarinda bahsetmis oldugum Ankara'ya tasinma karari gercek oldu.Tasinma kararini verir vermez, ev arayislari basladi. Baska bir sehre tasinmak, calisirken ne kadar zormus. Zaten mevsim kis olunca, kiralik ev bulmak da o kadar zor oldu. Bir kac haftasonunu ev tutmak icin Istanbul-Ankara arasinda mekik dokuyarak gecirdik. Sonunda gorur gormez asik oldugumuz bir evimiz oldu. O kadar ev aramamiza kesinlikle degdi.

Sonra calistigim sirket ve is alanim degisti. Simdi yeni isim sebebi ile inanilmaz yogun bir tempoda calisiyorum. Esasinda cok da mutluyum. Tahtaya vur tahtaya:) Ama o kadar yogunum ki o yuzden oldukca da gerginim. Muhtemelen hersey oturunca, burada olmanin keyfini daha fazla cikaracagim. Simdilik bir maratondayim....


Dedigim gibi, sehrim, evim, isim degisti... Evimden Atakule gozukuyor, aksamlari isiklandiriyorlar. Yukaridaki Atakule fotograflarini bizim evden cektim. Aksamlari guzel gozukuyor. Ankara buz gibi, inanilmaz soguk. Gece yagan kar, ertesi gune tutuyor. Suan her yer bembeyaz. Evdeyken cok guzel bir manzara fakat disaridayken cok zor...Yurumeyi ogrenen bebekler gibi yuruyorum resmen adim adim, dusup bir taraflarimi kirmayayim diye... Istanbul'da giydigim duz cizmeler burada herhalde mevsimlik kalir:) Kar cizmelerimle bile zor yuruyorum:)

Biraz Ankara'dan kar manzaralari...Simdilik benden bu kadar... Bakalim bir sonraki yazi ne zamana...