Sayfalar

19 Ekim 2011 Çarşamba

Yas Ilan Ediyoruz

UTANIYORUM ŞEHİDİM!

Utanıyorum Şehidim,
Utanıyorum,Yemekten,
İçmekten,
Senin annen ağlarken
Gülmekten Utanıyorum!
Sanma ki;
Unutuyor,
Unutturuyoruz.
Unutanları barındırmaktan utanıyorum.
SEN; vatan için bizim için şehit olurken,
Seni Görmezden Gelenlerden Utanıyorum.
Aziz Nesin

17 Ekim 2011 Pazartesi

Bir Corbanin Dusundurdukleri



Havalar o kadar sogudu ki galiba corba yapma zamani geldi. Normalde yaz kis corba yapan bir insan degilim, corba yapabilmem icin ilk sart havalarin sogumus olmasi gerekiyor. Pencereden disari baktigimda, agaclarin bir o yana bir bu yana savrulmasi, havanin iyice sogudugunu gosteriyor bana.

Konudan konuya atlamak belki ama universite yillarinda cok yakin arkadasim vardi, sonra kardes gibi olduk, hala da oyleyiz. Sinav doneminde birlikte ders calisabilmemiz icin resmen onlara yerlesirdim. Ailesi ile birlikte yasardi ve ailesi resmen ailem oldu. Annesinin yaptigi bir tarhana corbasi vardi ki...Ankara'nin soguk gecelerinin vazgecilmezi idi. Bazen ders molasiydi bizim icin, bazen de icindeki acisiyla, fazlasiyla ic isitan...

Hey gidi gunler demek kotu bir sey olsa da....Boyle soguk gunlerde Hanife Teyze'nin corbasini ictigimiz, nese ile guldugumuz, bazen uzuldugumuz ama her aninda samimiyeti hissettigim gunleri ozluyorum.

Bu soguk hava galiba beni carpti:)
fotokaynak

9 Ekim 2011 Pazar

L'illusionniste

Film ne kadar duragan gecse de cizimleri icin bile izlenebilir. Konusmanin neredeyse bir kac cumle ile sinirli oldugu bu cizgi filmde, anlatilmak istenenler, cizimlerle o kadar guzel bir sekilde seyirciye verilmis ki...

Film 1960 donemlerinde geciyor.O donemde bir sihirbazin basindan gecenler, sahnesinin bir rock yildizi tarafindan alinmasi, baska is arayislari, Alice adli bir kizla tanismasi ve ondan sonra bir nevi baba-kiz iliskisi...

Cizimler o kadar guzel ki neredeyse Edinburgh'un sokaklarindan karakterlerle birlikte, siz de yuruyorsunuz. Bir tek ben filmdeki kiza biraz uyuz oldum. Adam sihirbaz uc kurus para ya kazaniyor ya kazanmiyor. Kirmizi pabuc goruyor onu istiyor, guzel bir kaban goruyor onu istiyor. Esasinda cizgi film olsa da reklamlar ve albenili urunler sayesinde hepimizin bir parca aklinin celindigini ve tuketim toplumunun bireyleri oldugumuzu vurguluyor.

Bu film sirf cizimleri icin izlenebilir, isik oyunlari, golgeler buyuleyici...Bu cizgi film cocuklardan cok, yetiskinlere gore. Ben konusundan ziyade, cizimlerini sevdim. Tavsiye ederim.
fotokaynak

Sac Bakimi

Saclarimi uzatmak ve daha da bakimli hale getirmek icin su ara sac bakimlari ile ilgili kucuk capta arastirmalar yapmaktayim. Bulduklarimi sizinle de paylasayim istedim...

1) Dax Supergro: Bu urunun saclari uzattigi soyleniyor. Internetteki yorumlari okuyunca kesin denemeliyim dedim ve aldim. Simdilik tabi ki sonuclari daha anlayamiyorum. Ama sabirsizlikla uzamasini bekliyorum. Kullanimina gelince, elinize aldiginiz jeli, sac diplerinize masaj yaparak yedirmeniz gerekiyor. Ben sac diplerine surmekle birlikte, saclarimin ucuna da suruyorum. Bakim ozelligi oldugu icin ise yaramasini umuyorum. Bir kac saat oyle sacimda bekletiyorum. Bu kremin dezavantajina gelince, saci inanilmaz yaglandiriyor. Normalde her gun sacimi yikiyorum bu kremi ise uc-dort gunde bir uyguluyorum. Bu kremi kullandigimin ertesi gunu sacimin daha cabuk yaglandigini farkediyorum. Kokusuna gelince gayet hos kokuyor.

2) Turp suyu: Neeee turp suyu mu demeyin lutfen:) Konu sac bakimi olunca, kendi kendimizi iknayla, turp suyu faydalidir, sifalidir, candir diyerek rendeliyoruz. Benim yaptigim tarif bir tane siyah turpu(kirmizi da olur ama galiba siyah daha etkiliymis,bilimsel calisma yapmadigim icin soyleyenlerin yalancisiyim) rendeleyin. Dort bardak suyun icine, rendelenmis turpu koyun ve kaynatin ve suzun. Ilindiktan sonra, icine yumurta kirin(Iyyyk!) ve saciniza masaj yapin. Ben haslanmis turp suyunun yarisini kullandim. Diger yarisini ise ikinci sefer sac yikayisimda kullandim. Turp suyundan cok memnun kalanlarin oldugunu internette okudum. Yine de yumurtali karisim benim midemi bulandirdi. Bir dahaki sefere belki sadece turp suyuyla yikarim. Bilemiyorum, cekimserim. Bir de belirtmekte fayda var. Turp suyu kaynatilinca ev berbat kokuyor. Saca surunce o kadar kokmuyor ama evin kokusunu oda parfumu bastiramiyor:(

3)Zeytinyagi kuru: Sanki yemek tarifi veriyoruz ama malesef sacin bakimi ile ilgili olan diger seyler gibi bu tarifte de asagi yukari ayni. 2 corba kasigi zeytinyagi ile yumurtanin sarisini karistiriyoruz. Sacimiza masaj yapiyoruz. Gur ve parlak saclar istiyorsaniz, haftada iki kere uygulamamiz gerekiyormus.

4) Kapsullu karisim: Yarim cay bardagi zeytinyagi, yarim cay bardagi badem yagi, 1 yumurta , bemiks ampul, bepanthen ampul ve evangen ampulu karistirdiktan sonra, saciniza masaj yapin ve sacinizi hava almayacak sekilde kapadiktan sonra, sicak bir havlu ile sarin. Bir saate yakin bekleyin.Soyle soyleyeyim, rahmetli babaannemin gordugu tedaviler yuzunden saclari dokulmustu, bu kuru bir sure uyguladiktan sonra, kivir kivir saclari cikmisti.

5) Cam Terebenti: Sac dokulmelerine karsi onerilen seylerden birisi de cam terebenti. Kokusu biraz keskin olsa da sac diplerine direk masaj yapilabilinir.Diger bir kullanimi ise sampuaninizin icine bosaltin. Sampuaninizin buyuklugune gore bosaltacaginiz miktar degisebilir, bence hepsini bosaltmayin, sampuaniniz cok sulu bir kivama gelebilir.

Yazdikca baya zahmetli dedim. Sonucta saclarimizla ilgili sorunlar vitamin eksikligi veya baska bir saglik probleminden kaynaklanabilir. Stres de sac dokulmelerine sebep olabilir. Esasinda cok da kafaya takmadan, cok da kestirmeden uzatmak lazim:) Kafaya takmamak diyorum ama buraya bu postu hazirladigima gore galiba kafama takiyorum:)
fotokaynak

7 Ekim 2011 Cuma

Kulhanbeyli Muzikali

Gecenlerde Ezgi'nin Gunlugu Bakirkoy Belediye Tiyatrolari hakkinda yazi yazmisti. Tiyatro sezonu acildi diye her ne kadar aklima gelse de, bir sekilde bilet almayi ihmal ediyordum. Dun aksam 19:30'da yemegimizi yemis otururken, acaba bu ay hangi oyunlar oynuyor diye sitelerine gireyim dedim. Bir anda gaza geldim, tiyatroyu aradim ve hala  bilet olup olmadigini sordum, oyunun 20:30'da basladigini dusunecek olursak, hemen hazirlanip, ciktim. Oyunu izlerken iyi ki de tembellik edip, buraya gelmemezlik yapmamisim dedim. O kadar iyi geldi muzikali izlemek. Insan sevdigi seylere vakit ayirmali, kendini mutlu etmeli ve iyi hissetmeli.

Gelelim konusuna: Abdulhamit doneminin siradan insanlari olan tulumbacilarin,kabadayilarin hayatlarini, kavgalarini, asklarini anlatirken, bir yandan da devletin icinde rusvet, baski, iskence gibi unsurlari muzik ve dansla birlestirerek anlatan dusundurucu bir oyun. Inanilmaz kalabalik bir kadro, muzikleri ile gayet eglenceli. Bazi yerlerde gercekten guldum ve oyunculari samimi buldum. Kalabalik halindeki danslari da oldukca basariliydi,ozellikle hamam sahnesinde seslerin ayni hamamdaki gibi cikmasi bence gayet guzel dusunulmus. Izlerken bazi yerlerde gercekten gulerken, bazi yerlerde ise uzuluyorsunuz. Cok daha detayli anlatmamayim da gitme imkaniniz var ise gidin kendiniz izleyin:)

Oyun brosurunun arkasinda yazanlari da yazayim da tam olsun:)
"Osmanlı İmparatorluğu’nun son demleri. II. Abdülhamit sarayda; yani yangın derinde… Gelişime ve ilerlemeye kapalı istibdat döneminin toplum üzerindeki baskısının şiddetle hissedildiği bir dönem… 
Tulumbacıların, kabadayıların renkli hayatlarını anlatırken dönemin panoramasını çizen şarkılı, atışmalı, danslı ve eğlendirici oyun, çürümüş devlet zihniyetinin, vurguncu anlayışın topluma verdiği zararı eğlendirici bir biçimde  gözler önüne seriyor".
 Ayrica, Bakirkoy Devlet Tiyatrolari'ni takdir ettim. Duyma engelli kisiler icin sahnenin iki yaninda konusmalarin aninda yansidigi televizyonlar var. Engelli kisileri dusunerek, yapilmis her uygulamaya o kadar seviniyorum ki...Ama ulkemizde bunun gibi basit cozumlerin bu kadar gecikmesi sebebi ile uzuluyorum.

Cok da uzatmadan, ozetle, bence guzel bir oyun, gidin izleyin derim:)

5 Ekim 2011 Çarşamba

Patrondan Kurtulma Sanati

Kevin Spacey, Jennifer Aniston, Colin Farrel  ve Jamie Fox gibi oyunculari filmin afisinde gorunce bu filmi izlemem lazim demistim. Izleyen arkadaslarim da cok gulduklerini soylemislerdi. Muhtesem bir komedi filmi diyemeyecegim ama yer yer gulduruyor:)

Filmin konusuna gelince, uc yakin arkadasin en buyuk ortak ozelligi patronlarindan nefret etmeleridir. Yani birincisi, 2 dakika gec kalsa, azarlayan, fazlasiyla hak ettigi terfiyi vermeyen bir patron. Ikincisi ise hayati calisanina zindan etmeye and icmis, kokain bagimlisi, yapilan ise zerre deger vermeyen bir patron. Ucuncusu ise her durumda sevismek isteyen, nisanli olmasina ragmen adami ayartmaya calisan azgin bir dis hekimi.Nami saniyla Jennifer:)  Hal boyle olunca, bu gayet normal tipli diyebilecegimiz uc arkadas patronlarindan kurtulmaya karar verirler ve olaylar gelisir.....

Normalde Jennifer'i sevimli bulurdum ama seksi degil derdim. Bence bu filmde baya seksi olmus. Bir de Colin Farrel'den bahsetmek lazim:) Colin Farrell'i makyajla oyle bir hale getirmisler ki inanilmaz komik bir tipe donusturmusler.

Ortalama bir film. Hangover'i animsatsa da bence yanina pek yanasamaz.  Yine de komedi film izlemek istediginizde izlenebilir.

4 Ekim 2011 Salı

Toronto'dan Gelen Kartpostalim:)

Onceden arkadaslarimiza mektuplar yazardik, en guzel kagitlari secerek, bir harfi bile yanlis yazmamak adina, her harfte ayri ozenerek....Kartpostallar atardik bayramlarda, yilbasinda veya gittigimiz sehirlerde... Simdi ise e-mail atiyoruz, cocugu mu oldu facebooktan hemen tebrik ediyoruz, hatta o kadar zamanimiz bile yoksa hemen "like" butonunua basiyoruz. Nerede o eski gunler diyenlerden olmak istemesem de diyorum iste... Gitgide mekanik varliklar olduk, duygularimizdan arindikca....
Boyle olsak da bugun beni cok mutlu eden bir sey oldu. Lalis postcrossing diye bir seye uye olmus. Lalis'i zaten bilen biliyordur ama yok ben hala duymadim bilmiyorum diyorsaniz, hemen Toronto'ya baglaniyoruz:) O zaman iki tik tik diyoruz. "Postcrossing dünyanın dört bir yanında bir birini tanımayan ortak noktaları kartpostallar olan insanların üye olduğu ve birbirlerine kartpostallar gönderdikleri site." Bu cumle Lalis'in sayfasindan alinmistir. Ben de zaten boyle bir seyi O'ndan ogrendigim icin, direk O'nun cumleleri ile aktarmak istedim. O da Serrose'dan ogrenmis.
Ben Lalis'in blogunda postcrossing yazisini gorunce, "Ben de!", "Ben de!" dedim. Adresimi vermistim. Gunlerdir posta kutumun onunden acaba bugun gelmis midir diye heveslenerek bakiyordum. Ve taaa daaaaa!Bugun kartpostalim gelmis. Cok ama cok mutlu oldum. Simdi kartpostal sececegim ve en ozenli yazimla yazacagim. Cok mutlu ettin beni Lalis:) Tesekkur ederim sana:)