Sayfalar

10 Mart 2013 Pazar

Django-Zincirsiz

Şu aralar o kadar yorgunum ki eve gelince tek yaptığım şey film izlemek, şansıma uyuya kalmazsam filmin sonunu görebiliyorum, eğer uyumuşsam sinemalardaki film arası gibi benim de aralarım 2 gecede 1 film şeklinde oluyor.

Geçenlerde Django'yu izledim. Konusunu bilmeden sadece yönetmenin Tarantino olmasına güvenerek aldım. Her Tarantino filmi gibi bu filmi de iyi ki seyrediyorum dedim. Film Amerika İç Savaşı'ından önce ödül avcısı Dr. Schultz ile köle Django'nun yollarının kesişmesi ile başlıyor. Ödül avcılığı ise bildiğiniz kelle avcılığı hani "wanted" diye ilanlar vardır ya ölü ya da diri şu kişiyi getirene şu kadar ödül diye. Yaptıkları iş bu. Dr. Schultz, Django'nun eski efendisini öldürüp ödülü almak için ortak hareket etmeye başlıyorlar. Ama iş bu kadarla kalmıyor, daha sonra en çok aranan kişilerin peşlerine düşüyorlar. Django'nun ise tek bir hedefi var, köle olarak satılan eşini bulmak...Western tarzında bir film olarak ilerlerken, bir yandan kölelik sistemini işliyor, güzel görüntüler eşliğinde aralarda çalan müzikler ise bildiğin Tarantino filmi tam anlamıyla dedirtiyor.

Jamie Foxx esas roldeyken, Leonardo Di Caprio ise yan rolde. Ben keyifle izledim, tavsiye ederim.

fotokaynak

8 Mart 2013 Cuma

Hayata İlham Veren Kadınlar

Dünyanın ilham perileri kadınlar...Hayatı güzelleştiren varlıklar. Bir erkek için  de o kadar anlamlı...Erkeği doğuran anne, eş, sevgili, iş kadını, ev kadını....Hangi rolde olursa olsun hayatı güzelleştirip ilham verirler. Aynı Nur Cicerali'nin resmindeki gibi. Müzik üreten bir adamın arkasında o müziğin oluşumuna ilham veren bir kadın....

Hayat kadınlarla güzelleşiyor, tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun.

Sosyal medyada da bir kadın ressamımız olan Nur Cicerali'nin bu güzel resminin tüm kadınlara ulaşabilmesi dileğiyle...

http://www.facebook.com/isinnur.art


6 Mart 2013 Çarşamba

Nusr-Et

Ankara'da Nusr-Et açıldığı zamandan beri gitmek istiyorduk, ama bir gideyim dediğin zaman olmuyor, rezervasyon gerekiyormuş, özellikle Cuma-Cumartesi için... O derece kalabalık yani siz düşünün. Biz yaklaşık bir ay önce gittik, Pazar gününe rezervasyon yaptırdık. Pazar olmasına rağmen, yine kalabalık sayılırdı. Zaten masalar kadar etraftaki garsonlar da alanı yeterince dolduruyor. Gak diyorsun garson guk diyorsun garson...Ben yemek yerken biraz sevgilimle baş başa olayım isterim, masanın bitiminde garson olmasından pek hoşlanmam, bir şeye ihtiyacım olduğunda göz göze geldiğimizde bir şeye ihtiyacım olduğunu anlayacak kadar uzak olsun yeter:)

Efendim şimdi gelelim yemeklere. Biz başlangıç olarak et füme tabağı ortaya aldık. Roka yaprakları ile servis ediliyor, şarap eşliğinde güzel bir başlangıç. Ben lokum denilen etten sipariş verdim, eşim ise steak söyledi, eşim az pişmiş sever ama buraya ilk defa geldiğimiz için garanti olsun diye az-orta arası diyerek sipariş verdi. Aman Allahım et az pişmiş falan değildi, resmen pişmemişti. İçi kırmızı bildiğin dolaptan çıkmış soğuk et (İlk resimde etin içini görebilirsiniz) . Yerken bile soğukluğu hissediyorsun, sanki mağara dönemindeyiz ve ateş bulunmamış. Benim tercihim garantili seçimdi, lokum diye övgü alan et, çok iyi pişmişti, iki lokmada yedik:)




Gel gelelim buraya bir daha gelir misin sorusunun cevabına, bir daha gitmem, tavsiye de etmem, fiyatlar Ankara'ya göre çok pahalı yani bana pahalı geldi en azından. Lokum denilen tabak yanlış hatırlamıyorsam 46 TL civarı, eşimin aldığı steak ise (emin olmamakla birlikte) 70 küsur civarı diye hatırlıyorum. Bir de yemekten mutlu olsak değdi diyeceğim ama steak güzel de değildi. İşin şov kısmı iyi, masalara gidip, masada et kesmeler, ateş eşliğinde sunumlar vs. Bence Ankaralılar burasını bir süre sever, bir süre sonra burası eskisi gibi tutmamaya başlar. Ben gittikten sonra, etrafımda giden insanlar ile konuştum, bir çok insan aynı şeyi düşünüyor, bir kere meraktan gittim bir daha gitmem diye...Benim şahsi fikrim öyle, buraya gidenler var ise yorumları alayım merak ediyorum:)

4 Mart 2013 Pazartesi

Kuzey Balık

Evde balık yapmaya üşendiğim için genellikle dışarıda yemeyi tercih ediyorum. Geçen gün yine Tunalı civarındaydım, önündeyken milyon kere geçtiğim Kuzey Balık'ın önünde yazan çorba+balık ve salata 9 TL yazını görünce hadi burayı bir deneyeyim dedim.

Foursquare vs gibi yerlerde burası ile ilgili yapılan yorumlarını okudum, bazılarının olumsuz olduklarını gördüm, hayatımda yediğim en güzel balık veya en güzel salata değil elbette. Ama fayda maliyet açısından değerlendirdiğimde 9 TL'ye göre iyi diyebilirim.

Benim gittiğimde bu menü için yazılı olan hamsi kalmamış, bu sebeple ben istavrit yedim. Çorba desen tam bir Karadeniz çorbasıydı, soğuk bir günde içince, içim ısındı resmen. Salataya gelince, nar ekşili ve pancar turşulu. Salatanın içinde pancar turşusunu çok severim, hele suyuna banmaya bayılırım:) Bir kişi için oldukça doyurucu bir yemek oldu. Balığın üstüne çay içmeyi severim, bir de çay olsaydı çok güzel olurdu, normalde mi yok yoksa her zaman mı yok bilmiyorum. Benim gibi önünden milyon kere geçip, merak edenler olabilir diye paylaşmak istedim.


2 Mart 2013 Cumartesi

Kafes Fırın Ekmek Etkinliği

Blogu takip edenler benim Kafes Fırın'ı ne kadar çok sevdiğimi bilirler. Bugün Kafes Fırın'ın ekmek yapma etkinliğine dört blogger katıldık, hem ekmek konusunda bilgilendik hem de çok keyifli zaman geçirdik. Ekmek nasıl yapılır diye dinledikten sonra sıra bize geldi. Kendi ekmeklerimizi yaptık, tabi ustalar öyle pratikleşmişler ki bizim iki elle saatlerce şekil veremeyeceğimiz hamuru onlar iki elinde ayrı iki hamuru ekmek haline getirdiler.

Bizim önümüze hamur hazır yapılmış hali ile geldi yani bize sadece şekil vermesi kaldı. Ama öyle hiç zannettiğimiz gibi kolay değil, izlerken kesin yaparım diyor insan, ama ele hamuru alınca bir oraya çekiştiriyor bir buraya çekiştiriyor olmuyor :)

Kafes Fırın'ın ekmek konusunda gerçek bir butik ekmek işletmesi. Malzemelerin kalitesi, yasal anlamda belirlenen standartlara uygunluk ve mis gibi ekmekler....

Kafes Fırın yine çok güzel bir ev sahipliği yaptı. Verilen molalarda bize Kafes Fırın'ın minik kurabiyeleri ve kurutulmuş meyveleri ikram edildi, hepsi çok lezizdi. Bizler için hazırlanan önlük ve aşçı kepi günün sonunda bize hatıra verildi.

Ve günün sonunda fırından çıkmış sıcacık ekmeklerden aldık. Günümüz dünyasında market ekmekçisi olmuşuz, böyle mis gibi ekmek kokusunu hissetmeyeli çok uzun zaman olmuş.

Çok keyifli bir gündü, Kafes Fırın'a ve bu etkinliği düzenleyen Kafes Firin Sosyal Medya ekibine çok teşekkürler.



















10 Şubat 2013 Pazar

Wok & Walk

Acildigi gunden beri aklimda olmasina ragmen, bir turlu zaman ayirip gidememistim Wok&Walk'a. Hatta acilis gecesi icin davet edilmistim, is icin Istanbul'da olmam gerektiginden gidememis olmak icimde kalmisti. Ve nihayet uzun zamandir aklimda olan bu yeri deneme firsatini gecen hafta buldum. Oburcan ile mekanist internet sitesinin isbirligi ile gecen hafta bir etkinlik gerceklestirildi. Boylece hem daha onceden tanidigim bloggerlari gormek hem de yeni insanlar ile tanismak icin guzel bir firsat oldu.Ozellikle yeme icme konusunda keşifçi insanlarin bir araya geldigi bir geceydi. Bizler icin hazirlanmis yemeklere hos sohbetler eslik etti. Önce Uzak Dogu mutfaginin olmazsa olmazi acili eksili corba ile basladik, ben sahsen bu corbayi cok severim, genellikle masadakiler cok aci bulsa da bence bu corbayi ozel kilan da o. Sonra masaya ardi ardina atistirmalik lezzetler geldi. Karides, balik, tavuk, cin boregi...Atistirmalik adi altinda olsa da oldukca doyurucu oldu bizler icin. Tabi susiyi de es gecmemek lazim. En sonunda ana yemegi soyledigimizde kimse de esasinda yiyecek yer kalmamisti. Ben bir numarada yer alan noodledan siparis verdim, ismini hatirlamiyorum ama icinde kalamar, karides vs olan. Sanki icine biraz sos vs konsa  daha guzel olabilirmis veya deniz urunleri ile daha cok sebze karistirilsa, sadece bir oneri...Bir dahaki sefere gozumun kaldigi diger noodlelari yiyecegim. Mekan konsept olarak hos, calan muzikler iyi secilmis turden.Ne kadar fast food mantiginda olsa da catal, kasik ve kadehleri plastik yerine celik/cam vs gibi tekrar tekrar kullanilabilir malzemeden yapsalar bence cok daha iyi olurdu.

Bu guzel aksam icin Oburcan'a, mekanist.net'e ve ev sahipligi icin Wok&Walk'a tesekkurler.





5 Şubat 2013 Salı

Benden Haberler

Kim farkinda kim degil bilmiyorum ama durum bilgilendirmesi yapmak istedim, yine yazmama donemindeyim daha dogrusu yazamama...Nedense icimden pek gelmiyor, su aralar uyku hallerindeyim,
uykumu hic alamiyorum, onceden anneme derdim tavuk gibi erkenden yatiyorsun diye artik annemi de gectim. Aksamlari erken saatte uyuyorum, hatta Cuma gunu saat 21:30'da yatinca, kendime hay masallah dedim. Hem kendime kıziyorum bu kadar erken yattigim icin, hem de kendime hak veriyorum. Ise gitmek icin her sabah 06:00'da kalkiyorum, evet Ankara sartlari icin fazla erken farkindayim, Allahtan isimi seviyorum da bu erken kalkma olayi pek koymuyor, sadece kolktukta, serviste uyuya kalma seklinde bana geri donuyor:)

Bu sene kendimce iyi basladim, kendime yatirim yapiyorum, bildiginiz gibi Fransizca kursuna yazildim, hatta ilk kuru bu haftasonu bitecek, daha cok kur olsa da, hatta Fransizca konusmalari beceremesem de basladim ya onemli olan o diyorum ve kendi kendime gulumsuyorum. Ve Fransizca'nin yaninda kendim icin milat sayilabilecek bir sey daha yaptim bu sene. Spora yazildim, yani simdi beni birebir tanisaniz, bu cumleyi okudugunuzda benim icin cag atlamis diyebilirsiniz. Cunku spora karsi o kadar onyargili bir insanim ki...Hayatimda bu yasima kadar hic spor yapmadim, spor ile alakali olabilecek her turlu durumdan bilerek kacindim. Hani derler ya spor yapinca vucudun bir mutluluk hormonu salgiliyor, ondan sonra zaten birakamiyorsun diye, iste ben o duyuguyu hic tatmadim. Ve bu sene nedense basima tas dusmus gibi gittim kayit oldum. Simdi spordan geldim, hayatimda boyle aci cekmedim, hoca kollari bacaklari oyle bir calistirdi ki acidan bir daha kolumu bacagimi kullanamayacagim sandim o derece yani:) Simdi her yanim acisa da agrisa da kendim icin bir seyler yaptigim icin mutluyum. Durum bu:)