Sayfalar

Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2016 Pazartesi

İstanbul / Ankara

Ankara'ya taşınalı 4 sene bitti. İstanbul'da yaşadığımız dönemde, İstanbul'un kendisini, orada yaşayan arkadaşlarımı, evimi yani İstanbul'daki hayatımı seviyordum. Ankara'da daha önceden yaşadığım için, eşim nedeniyle Ankara'ya taşınma kararı aldığımızda esasında çok zorlanmadım. Ama gönlümün bir yarısı hep İstanbul'daydı, oradaki yaşamımı özlüyordum. sanki ben Ankara'dayken, İstanbul'da hayat akıp gidiyordu ve ben şehirdeki bir çok şeyi kaçırıyordum. Ve kısa zamanda değil belki ama ileriki hayatımızda tekrar dönme konusu gündeme gelse, kesin giderim diyordum.

Ta ki.....Geçtiğimiz Ekim ayında bir toplantıya geldiğimde, sabahın 09:30'unda trafikte kalana kadar. Yani 09:30 işe başlamış, maillerine bakmış, neredeyse işi bir kıvama getirmiş olduğun saat. Ama trafikte o saatte bir sürü insan. Bu insanlar çalışmıyor mu? İşlerine geç kaldıklarında sorun olmuyor mu?  Evet bu 4 sene içinde gidip gelmelerim oldu. Her geldiğimde bir şeyler daha dikkatimi çekti. Mesela İstanbul'da yaşarken ben tamamen toplu taşıma insanıydım. Taksim'e vs gideceğim zaman metroyla giderdim. Ankara'da metroda yer alan 3-5 basamaklı yürüyen merdiven ile Şişhane'deki yürüyen merdiveni karşılaştırdığımda, kalbime bir basmalar geliyor. Veya yürüyen merdivende yanlışlıkla birisi solda beklediğinde, İstanbul'da hemen o kişiyi "Pardon, Pardon!!!" diyerek hizaya getirmeler dışarıdan gözlemci olarak garip geliyor, sonuçta İstanbul'da herkesin bir acelesi var, herkes hızlı olmak zorunda, çünkü hayat akıyor ve herkesin zamanı kıymetli....Ankara'da ise durum biraz daha farklı...Evet burası gri bir şehir, hatta misafirin geldiğinde Anıtkabir harici götüreceğin doğru dürüst bir yer yok, bildiğin AVM cenneti:( Eskiden güzel olan tiyatrolar vs de artık biraz sıradanlığa bıraktı. Açıkçası Ankara'da eskiden Piknik'in açık olduğu, insanların özenle giyinerek tiyatrolara gittiği, Çubuk Barajı'nda ailelerin hafta sonları zaman geçirdiği yani Ankara'nın kalite koktuğu dönemde yaşamayı çok isterdim. Şimdi bakınca pek elle tutulur bir yanı yok, Dinazor heykelleri, şehrin girişlerine koyulan kapılardan bahsetmek bile istemiyorum....Amaaaaaa Ankara yaşadıkça özümsenen bir yer... Elle tutulur bir yanı olmasa da değişik bir alışkanlık yaratıyor.

Yazı bir anda Ankara-İstanbul kıyaslamasına döndü, esasında niyetim bu değildi. Sadece son geldiğimde, İstanbul dünyadaki en güzel şehirlerden biri olsa da, yaşaması çok zor bir şehir olarak geldi. Yorucu ve yıpratıcılığı gözümü korkuttu. Hala çok seviyorum, hatta geldiğimde kendimi Avrupa'da başka bir ülkeye gitmiş gibi hissediyorum, buna içindeki insanlardan sokaktaki kafelerine kadar dahil...İstanbul'u seviyorum ama anladım ki artık bir turist olarak seviyorum. Sanırım yaşla beraber insan kolaylıklara alışıyor. Bu gidişle uzun yıllar Ankara'da yaşarım sanırım, ama ileride bir şehir değişikliği söz konusu olur ise, sanırım İzmir bölgesi veya Datça yarımadası olur....Herhalde nerede yaşarsan yaşa, sen mutluysan o şehir seni mutlu eden şehir oluyor...

6 Mart 2014 Perşembe

Kubilay Sakarya ile Üçüncü Yıl Partisi


Moda konusunda hem akımları takip eden hem de kendi tarzıyla moda konusunda öncü olan Kubilay Sakarya'nın blogunu açmasının 3. yılını kutladık bu hafta sonu. Tabi kendisi sadece moda hakkında değil, seyahat, yemek ve dekorasyon konularında da çok güzel yazılar yazıyor.

3. yıl partisini Italic'de kutladık. Hem Ankaralı bloggerlar hem de İstanbullu bloggerlar bir araya geldik. Uzun zamandır görüşemediğimiz arkadaşlarımızı görmüş olduk. Kubilay açılış konuşmasını yaptı, sonrasında Zülal ile çektikleri videoyu barkovizyonda izledik. Çok keyifli bir akşam geçirdik. Nice senelere olsun Kubilay.

Kubilay açılış konuşmasını yaparken:

Eee bizim de selfie miz olmasın mı:)

Son zamanlarda muhabbet etmekten fotoğraf çekmeyi unutuyorum. Bu fotoğraflar için Gamze'ye teşekkür ederim. Etkinlik yazıları devam edecektir. Takipte kalın!

23 Şubat 2014 Pazar

Yayla Karadeniz Kır Lokantası

Geçenlerde iş yerinden arkadaşlarla övgü ile bahsedilen Karadeniz yemeklerini tatmaya gittik. Hem ortamı hem de yemeklerini çok beğenince, bu Pazar günü de eşimle birlikte denemeye gittik. Bu Pazar günü hava güneşli olsa da içeride oturmayı tercih ettik.

İçeri girer girmez karşınıza bir soba çıkıyor. Sobanın üzerinde közlenmiş patatesler, güğümlerde sular ve sürekli kaynayan çay...Girer girmez mest oluyorsunuz. Şehrin biraz dışında, hatta öyle ki Çubuk yolu üzerinde.. Yani bu lezzetleri denemek için biraz yol yapmayı göze almanız gerekiyor, sonuçta hem şehirden uzaklaşmış hem de birbirinden güzel yemekler yemiş oluyorsunuz.



Masaya oturur oturmaz sobanın üzerinde duran patatesler ikram olarak geliyor, tuzlayıp yediğimde en son böyle bir patatesi çocukken yediğimi fark ettim. Yemeklere gelince, ortaya narlı salata söyledik. Ara sıcak olarak da bence Karadeniz Mutfağı'nın olmazsa olmazları fasulye turşu kavurma (şahsen çok severim), kara lahana sarması ve mıhlama söyledik. Eşim de sarmaya bayıldı. Sonrasında Karadeniz pidesi söyledik. (Hem açık hem kapalı). Kapalı pide kıymalı-kaşarlı idi. Açık pide ise bol kaşarlı idi. Üzerindeki tereyağ sayesinde on bin kalori almış olsam da kesinlikle süperdi. Ben yemeğin yanında çay içtim. Sobanın üzerinde demlenen çay, demini tam kıvamında almıştı. Daha otursak bütün demliği ben içebilirdim. Burada asitli içecekler yok. Ayran, çay ve şerbet olarak sınırlı. Bence böyle yöresel bir restoranda kola vs satmamakla doğru iş yapıyorlar. Son olarak da kapanışı güveçte köfte ile yaptık. Ben o kadar çok doymuştum ki tadına bile bakamadım, eşim bayıla bayıla yedi. Yemek bittiğinde tıka basa o kadar doymuştuk ki uzun bir süre kendimize gelemedik. Bu gidişimde hamsi yemedim, ama bir önceki gittiğimde hamsiyi de beğenmiştim. Bu sefer tatlıya da yer kalmadı. Geçen gittiğimizde helva yemiştik. Sadece helva için naçizane önerim, sipariş verirken çikolata sosu dökmemelerini söylemeniz. Helvanın güzelliğini sos bozuyor.






Hizmete gelince, burada garson çalışmıyor, aşçılar hem yemeği hem de servisi yapıyor. Çok efendi kişiler ve saygılı ve içten hizmetin ne demek olduğunu gayet iyi başarmışlar. Bence havalar ısınınca buraya kitabınızı vs alıp biraz kafa dinlemeye biraz güneşin tadını çıkarıp kafa dinlemeye gidebileceğiniz bir yer.

Fiyatlara gelince, bu kalitede bir yer şehirde olsaydı eminim iki katı fiyata olurdu. Fiyatları yediğim yemeğin kalitesine göre oldukça makul geldi.

Mıhlama 8 TL
Fasulye turşu kavurma 8 TL
Kara lahana sarma 8 TL
Güveçte köfte 12 TL
Kapalı pide 12 TL
Açık pide 14 TL
Salata(iki kişilik) 6 TL
Ayran 3 TL

Atatürk Bulvarı No:340 (Çubuk yolu 32.km) Çubuk
Tel: 837 45 11
www.yaylakaradeniz.com.tr

16 Şubat 2014 Pazar

Şengül Hamamı

Bazen insan kendini şımartmalı, kendine özel zamanlar ayırmalı...Bu güzel bir yemek de olabilir, güzel bir konser, güzel bir masaj ve bugünden sonra bunlara dahil edeceğim hamam da:)

Yıllardır Ankara'da methini duymama rağmen, bugün ancak fırsat bulup gidebildim. Bu yazıyı da benim gibi gitmek isteyip de kafasında soru işareti olanlar için yazıyorum.

Hamam denilince baştan ortak kullanım alanı olduğunu kabul etmek gerekli, eğer diğer insanlardan rahatsız oluyorsanız ya hamamı tümüyle kapatmalı ya da bazı spor salonlarının kişiye özgü hamam servisleri var onlardan faydalanmalı. Ortak kullanım alanına karşı olmayanlar için Şengül Hamamı'ndan bahsetmeye başlıyorum. 1400'lü yıllarda yapılmış bir hamam, son zamanlarda restore edilmiş, hatta Avrupa Birliği'nin 2006 yılında hamam projesi kapsamında bu hamam değerlendirilmiş. Biz şahsi araba ile gittik. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler internette aratırlarsa, hangi otobüsler ile ulaşıldığını bulabilirler. Arabası ile gidenler için hamamın önünde otopark mevcut. Otopark için 5 TL ödedik. Hamama girer girmez, size bir oda veriyorlar. Orada üzerinizi değiştirebiliyorsunuz, cüzdan, telefon gibi kıymetli eşyalarınızı koyabileceğiniz emanet kasaları var. Kilitledikten sonra, anahtar ile hamama girebiliyorsunuz. Hamamda yaklaşık 20-30 dakika durduktan sonra isterseniz kese, kahve ve köpük masajı yaptırabiliyorsunuz. Bence hamam en iyi cilt bakımı. Ölü hücrelerden vücudunuz arınıyor, siyah noktalardan eser kalmıyor. Keseden sonra yapılan kahve masajı ise kan dolaşımının artmasını sağlıyor, bir nevi doğal peeling görevi görüyor. Köpük masajı da günün yorgunluğunu atmak için bire bir. Fiyatlara gelince, giriş 20 TL, kese 5 TL, Kahve masajı 10 TL, köpük masajı 5 TL. Hamamda bahşiş vermek adettendir. Bahşiş vermeyi unutmayın.

Hamamdan çıkınca kendinizi resmen yenilenmiş hissediyorsunuz, bebek gibi olmak diye bir tabir varsa, hamamdan çıkınca bu odur diyebilirsiniz. Hamamdan çıkınca isteyene çay, Türk kahvesi ve hamamın olmazsa olması gazoz var:) Hamamın sıcaklığından sonra, insan biraz dinlenmek istiyor. O yüzden buradaki bu içecekler sizi kendinize getiriyor. Hamamda saç kurutma makineleri mevcut. İsteyenler için manikür, pedikür, ağda hizmeti var.

Genel olarak değerlendirecek olursam, hamam beklediğimden çok daha temizdi. Hamama erken saatlerde gitmekte fayda var, hem hamam daha temiz olur hem de keseciler yorulmamış olur. Bugün hamam açılışını yaptık, muhtemelen devamı gelecek:)

Not: Hamamda fotoğraf çekmeye kalkmayın, adamı vururlar valla, o yüzden ben de hamamın kendi sitesinden fotoğrafı aldım.

Şengül Hamamı internet adresi

Adres: Anafartalar Mahallesi. Denizciler Caddesi. Acı Çeşme Sokak. No: 3 Ulus Ankara

17 Aralık 2013 Salı

Blogger Yılbaşı Partisi

 

Bu pazar günü blogger yılbaşı partisine katıldım. Blogger buluşmalarının en güzel yanı aslında okuduğun için tanıdığın kişiler ile birebir tanışma fırsatı olması ve hiç tanımadığımız bloggerlarla da tanışmış olmak. Uzun zamandır hazırlık sürecinde olduklarını biliyordum. Yılbaşına da az bir süre kalınca, kızlar bu buluşmayı yeni yıla bir nevi hoş geldin partisi şeklinde organize etmişler. Her şey ince detaylarına kadar düşünülmüş. Masalarda yer alan yılbaşı şapkalarından, partilerde dağıtılan gözlüklere ve hatta tombalaya kadar. Bir ara herhalde dansöz de çıkacak dedik o kadar yani:)

Sibel'in hazırladığı üzerinde bloglarımızın isimleri yer alan kurabiyeler de çok hoş bir sürprizdi. Sibel ayrıca doğum günü, nişan vs için de çok güzel kurabiyeler hazırlıyor. Sipariş vermek isterseniz https://www.facebook.com/pages/Sibelin-Kurabiye-Evi/602960253089525?fref=ts adresine bakabilirsiniz.

Buluşma yeri olarak House Cafe/Çukurambar seçilmişti. Tabi bloggerlar bir araya gelince, bolca konuşma oluyor. Herkesin anlatacak çok şeyi var, bir de tanıyıp göremediğimiz arkadaşlarla özlem oluyor ve konuşma gittikçe derinleşiyor. Konuşma kısmı tabi hiç bitmese de yılbaşının hakkını şimdiden verdik diye düşünüyorum. Öncelikle yılbaşı çekilişi yaptık, bu sene şanslı mıyım ne? Bana da hediye çıktı. İnstagramdan takip edenler bilirler, cook ürünleri kazandım.

Sonrasında tombala oynadık. Çocukluktan beri oynamamıştım. Çinko bile yapamadım, paslanmışım:(

Günün sonunda partiye sponsor olan şirketler sayesinde elimiz kolumuz o kadar doldu ki zor taşıdık resmen. Sponsor olan şirketlere de teşekkür ediyorum, şimdiden ürünleri kullanmaya başladım bile.

  • Baykumaş (http://baykumas.com/)
  • Burçin’in Hayal Adası (http://burcininhayaladasi.blogspot.com)
  • Butigo (thhp://www.butigo.com)
  • Cook (http://www.cook.com.tr/tr/)
  • Daymod (http://www.daymod.com/)
  • Dore Çorap (http://www.doresocks.com/)
  • Dore Online (http://www.doreonline.com.tr/)
  • Dr. Oetker (http://www.droetker.com.tr)
  • Ecowell (https://www.ecowell.net/)
  • Ixora (http://www.ixoraparfum.com/)
  • Lipton (http://www.lipton.com.tr/)
  • Makarna Lütfen (http://www.makarnalutfen.com/)
  • Modapik (http://www.modapik.com/)
  • Orkide Hareketi (http://orkidehareketi.net/)
  • Rossmann (http://www.rossmann.com.tr/)
  • Schwarzkopf (http://www.eczacibasi-schwarzkopf.com.tr/)
  • Selen Kozmetik- Down Under Naturals Urban Care (http://selenkozmetik.com)
  • Sibel’in Kurabiye Evi (https://www.facebook.com/pages/Sibelin-Kurabiye-Evi/602960253089525?fref=ts)
  • Shining Wishes (http://www.shiningwishes.com/)
  • Subble&Cubble (https://www.facebook.com/Subble.Cubble)

 Ve bu günü organize eden esas kahramanlara da çok teşekkürler.
 
 

14 Aralık 2013 Cumartesi

Anılar Vol2: Yurtta Ayrılık Sahneleri


Şimdi yazdığım son yazının üzerinden zaman geçince, yazıyı bir daha okudum. Sonra aklıma vakit de gece yarısına ulaşması sebebi ile başka bir anı geldi. Üniversite hayatımın çoğunda yurtta kaldım, şimdi hakkını yemeyeyim, benim yurttan anladığımın baya üzerinde bir yurttu. O kadar memnun kaldım ki yıllarca eve çıkmadım. Neyse bu da esasında başka bir yazı konusu olur...

Kaldığım kızlar yurdunun yanında erkekler yurdu vardı. Sadece kantin, yemekhane bölümü kız erkek olarak kullanılabiliniyordu. Odalara çıkılan bölümde danışma vardı, oradan itibaren erkek sinek giremiyordu. Özel durumlar hariç. Ne mi bu özel durumlar? Elektrik tesisat kontrolü, damacana ile su getiren sucu vs. Tabi bu kişiler de onaya tabi. Danışmadaki görevliye önce bir bilgi veriliyor. Sonrasında bütün kata "Erkek hoca geliyor" diye anons yapılıyor. Hocam demek üniversitede çok yaygın olmakla birlikte, erkek hoca biraz komik oluyordu. Tabi duşta vs duymayan bir kız koridorda sucu ile bornozla karşılaşabiliyordu. Hoş bornoz belki dünyanın en kapalı kıyafeti olsa da adı üstünde bornoz olunca işin rengi değişiyordu. Dolayısı ile koridorda erkeğe denk gelen kişi, Şener Şen misali sekerek ya odaya ya banyoya kaçıyordu.

Anı yazınca, insan detaya giriyor demek ki... Neyse efendim demek istediğim, görevli erkekler dışında, erkekler sadece kantin ve yurt girişi bölümünü kullanıyordu. Yurda giriş için en son saat 00:00 idi. Bir yurda göre baya iyi. Tabi saat 23:30'dan sonra, kantinde oturan sevgililer, yavaş yavaş vedalaşma yerine, yani yurdun giriş kısmına geçerlerdi. Sanki sevdiğini savaşa yollarmış gibi bir vedalaşma sahneleri, sarılıp el salladıktan sonra, koşup tekrar sarılmalar...Bizim yurt her akşam Yeşilçam'dı. Şimdi saat 00:00'ye yaklaştıkça, aklıma geldi, merak ettim, acaba hala öyle midir oralar?
fotokaynak

26 Ekim 2013 Cumartesi

Biscotti Mia

Ankara'da tam anlamıyla rafine ürünler çıkaran, dekoru ile burayı zevkli insanlar işletiyor dedirten küçük ve sevimli bir yer Biscotti Mia. Biscotti'nin anlamı İtalyanca'da kurabiye demekmiş. Biscotti Mia'nın şefi Merve Gültan, diplomalı ilk Türk bayan aşçı. Lezzetlerde payı büyük.

Burası adeta kendinizi Avrupa'da hissettirecek bir mekan. 2006-2010 yılları arasında Filistin Caddesi'nde hizmet veriyorlardı. 2010'dan sonra, Gaziosmanpaşa semtindeki Uğur Mumcu Caddesi 37/6'ya taşındılar. Biz bir pazar günü gittik, kitaplarımızı aldık, rahat koltuklarına kurulduk, bir yandan evimizde gibi hissederken, bir yandan da lezzetli poğaçalar, pastalar eşliğinde misafirlikte gibi çok güzel ağırlandık. Çalan müziğin ses ayarı çok kıvamında, dolayısı ile çalışmaya da bir şeyler okumaya da izin veriyor.

Şimdi baştan söyleyeyim, bu post lezzet patlaması içerir, fotoğraflara baktıkça, soluğu Biscotti Mia'da almak isteyebilirsin. Sonra yok ben duymadım, görmedim olmasın: )


Öncelikle ürünler el yapımı, dolayısı ile gittiğinizde bol miktarda aynı üründen bulamıyorsunuz. El yapımı oldukları için de oldukça lezzetliler. Poğaçalar, paniniler, sandviçler, pastalar, tartlar gibi enfes, parmak ısırtan ürünler var. Zaten göre göre seçebiliyorsunuz, bence işin keyifli kısmı da burada, hepsinin önünde ağzının suyu aka aka beklemek ve sonunda zor da olsa seçim yapmak...Ne seçersen seç aklın diğerlerinde kalmaya devam edecek benden söylemesi.






Ayrıca gitmişken buranın ev yapımı limonatalarından içmelisiniz. O kadar lezzetliydi ki nasıl bitirdik anlamadık.

Bence Biscotti Mia Ankara için en keyifli mekanlardan biri. Bir arkadaşınız ile sohbet etmek istediğinizde veya kitap okuyup biraz kafa dinlemek istediğinizde tercih edebilirsiniz. Zaten birbirinden güzel ürünler, gününüzü daha keyifli hale getirecektir.

Biscotti Mia:
Adres: Uğur Mumcu Cad. 37/6 Gaziosmanpaşa Ankara
0312 436 51 00
http://biscottimia.com.tr/

20 Ekim 2013 Pazar

Üstünel Köftecisi

Üstünel Köftecisi'ni son iki yılda farklı insanlardan bir çok kez duymuştum. Masaya gelen yeşilliklerin övgüsü beni de baya meraklandırmıştır.Ve nihayet Üstünel Köftecisi'ne geçenlerde "Yiyiciler" arkadaş grubu olarak gittik.

Üstünel Köftecisi'nin methine sebep olan taze yeşillikler masaya hızlı bir şekilde geldi. Taze soğan, roka, marul, nane, küçük turplar vs...Salaş  bir sunum, masaya açılan bir muşambanın üzerine, en başta bu yeşillikleri koyuyorlar. Sonra köfteler geliyor. Bir de folyo ile sarılmış köz sarımsaklar geliyor, resmen ağızda eriyor. Burada yiyebileceğiniz tek şey köfte dolayısı ile iş sadece porsiyonuna karar vermenize kalıyor. Yarım, bir buçuk vs...

Köfteler içeride bir ızgarada pişiriliyor, yanında da rengarenk kendi küçük manavları var.




Köftelerin lezzeti bende iz bırakmadı, daha iyi köfteler yemiştim dersem herhalde yanlış olmaz. Yine de görsel açıdan değişik bir şekilde masaya yeşillikleri koyduklarından bir kez de olsa denene bilinir. Fiyatına gelecek olursak yarım ekmek köfte, ayran vs galiba kişi başı 17.5 TL ödemiştik.  Bence köftesi iyi olmamasına rağmen, bu fiyat da fazla. Anladığım kadarıyla burası eskiden iyiymiş, zamanla eski güzelliği kalmamış. Ama masaya koydukları yeşilliklerle adından bahsettirmeye devam ediyor.


Adres: Tunç Caddesi No :86 İskitler Ankara
Tel: 0312 324 26 24


14 Mayıs 2013 Salı

Bayram Usta-Yaprak Kebap

Namını çok farklı kişilerden duydum, yeri bana biraz ters olduğu için bir türlü deneme imkanı bulamamıştım, geçenlerde eşim baklava krizine girince Konya yolunda yer alan Hacıbaba'nın yolunu tuttuk ve benim de karnım aç olunca hazır bu fırsat diyerek Bayram Usta'ya gittik. Konya yolunda Petrol Ofisi'nin içinde salaş bir kebapçı.

Gider gitmez masaya en başta ikramlar geliyor, kebapçılarda ikram mantığını seviyorum, insanı kebaba hazırlıyorlar resmen:) Özellikle de acılı ezme severim, bize verilen ikramlarda yoktu. Bize yoğurtlu semiz otu, yoğurtlu közlenmiş patlıcan ve turşu geldi. Turşu bana biraz gereksiz geldi. Patlıcan güzeldi. Gitmeden önce okuduğum yorumlarda da herkese farklı ikram gelebiliyormuş, standart yokmuş diye okumuştum, öyleymiş gerçekten...

 
Nar ekşili salata ise güzeldi. Bolca suyuna bandırdık.
 
 
Biz bir adana kebap ve bir de yaprak kebap istedik. Özellikle yaprak kebap güzel marine edilmişti, lezzeti iyiydi. Beğendik. Yanlış hatırlamıyorsam 37 TL ödedik.
 
Kapanışı da yola çıkış sebebimiz olan Hacı Baba ile yaptık. Kilo kilo baklava alıp evimize döndük. Hacı Baba'nın da et yemekleri güzelmiş, başka zaman da burayı deneyeceğiz. Takipte kalın....
 
 

24 Nisan 2013 Çarşamba

Deli Yengeç

Ankara'da meze yemek için gidilmesini tavsiye edeceğim bir yer Deli Yengeç. Filistin Caddesi'nin başlarına doğru solda kalıyor. Çok büyük bir yer değil, keyifli döşenmiş, samimi bir havası var. Rakı eşliğinde keyifli sohbetlerin bol olacağı bir yer, canlı müzik olmaması da avantaj rakı sofrasında sohbeti tercih edenler için. Yemekler için ise şimdiden uyarıyorum, görsel bir şölen başlıyor, karnı aç olanlar bundan sonrasını okumasın:)

Önce soğuk mezelerle başladık, girit ezmesi çok güzeldi, yeşil salata ise balık restoranları içinde yediğim en güzellerinden biriydi, yeşil salatayı yapmak esasında çok kolay gözükse de sosu, sunumu bir bütündür, burada çok güzel yapmışlar. Mezelerin adını söyleyerek almadık, görerek seçtik bu sebeple isimlerini tek tek yazamayacağım. Bunun haricinde marine edilmiş levrek baya başarılıydı. Şu kapama dolma gibi olan şeyin içinden de kurutulmuş domatesler çıkıyor, sürpriz yumurta gibi:)

 
Gelelim ara sıcaklara...Tarçınlı keçi peyniri, ilk defa yediğim bir şey, yoğun bir tadı var, bu sebeple aşağıdaki tabak dört kişiye rahatlıkla yeter, sıcak tüketilmesi gerekir, peynirli meze sevenlere tavsiyemdir.
 
Aşağıdaki üçleme ise muazzam, kalamar, levrek ve balık köftesi... Sıcacık, tam kıvamında pişmiş, içinin doluluğu, sosu, lezzeti on numara beş yıldız!
 
Sarılı somonu yememizi Duygu foursquareden önermişti, o an mümkün değil yiyemem yer kalmadı başka sefere desem de masaya önceden sipariş verildiğini öğrenince ve masaya siparişimiz gelince tabi ki tadına baktım, çok güzeldi, bu somonlu sarmayı da başka yerde denememiştim, başarılı tavsiye ederim.
 
Bunların haricinde diğer ara sıcaklar...



 
Ve kapanış...Yalı Çapkını... Ne kadar tok olursanız olun hatta dün bana olduğu gibi çok yemekten gözleriniz dolsun ama yine de kapanışı dondurmalı yalı çapkını ile yapmadan gelmeyin...
 
 

4 Mart 2013 Pazartesi

Kuzey Balık

Evde balık yapmaya üşendiğim için genellikle dışarıda yemeyi tercih ediyorum. Geçen gün yine Tunalı civarındaydım, önündeyken milyon kere geçtiğim Kuzey Balık'ın önünde yazan çorba+balık ve salata 9 TL yazını görünce hadi burayı bir deneyeyim dedim.

Foursquare vs gibi yerlerde burası ile ilgili yapılan yorumlarını okudum, bazılarının olumsuz olduklarını gördüm, hayatımda yediğim en güzel balık veya en güzel salata değil elbette. Ama fayda maliyet açısından değerlendirdiğimde 9 TL'ye göre iyi diyebilirim.

Benim gittiğimde bu menü için yazılı olan hamsi kalmamış, bu sebeple ben istavrit yedim. Çorba desen tam bir Karadeniz çorbasıydı, soğuk bir günde içince, içim ısındı resmen. Salataya gelince, nar ekşili ve pancar turşulu. Salatanın içinde pancar turşusunu çok severim, hele suyuna banmaya bayılırım:) Bir kişi için oldukça doyurucu bir yemek oldu. Balığın üstüne çay içmeyi severim, bir de çay olsaydı çok güzel olurdu, normalde mi yok yoksa her zaman mı yok bilmiyorum. Benim gibi önünden milyon kere geçip, merak edenler olabilir diye paylaşmak istedim.


2 Mart 2013 Cumartesi

Kafes Fırın Ekmek Etkinliği

Blogu takip edenler benim Kafes Fırın'ı ne kadar çok sevdiğimi bilirler. Bugün Kafes Fırın'ın ekmek yapma etkinliğine dört blogger katıldık, hem ekmek konusunda bilgilendik hem de çok keyifli zaman geçirdik. Ekmek nasıl yapılır diye dinledikten sonra sıra bize geldi. Kendi ekmeklerimizi yaptık, tabi ustalar öyle pratikleşmişler ki bizim iki elle saatlerce şekil veremeyeceğimiz hamuru onlar iki elinde ayrı iki hamuru ekmek haline getirdiler.

Bizim önümüze hamur hazır yapılmış hali ile geldi yani bize sadece şekil vermesi kaldı. Ama öyle hiç zannettiğimiz gibi kolay değil, izlerken kesin yaparım diyor insan, ama ele hamuru alınca bir oraya çekiştiriyor bir buraya çekiştiriyor olmuyor :)

Kafes Fırın'ın ekmek konusunda gerçek bir butik ekmek işletmesi. Malzemelerin kalitesi, yasal anlamda belirlenen standartlara uygunluk ve mis gibi ekmekler....

Kafes Fırın yine çok güzel bir ev sahipliği yaptı. Verilen molalarda bize Kafes Fırın'ın minik kurabiyeleri ve kurutulmuş meyveleri ikram edildi, hepsi çok lezizdi. Bizler için hazırlanan önlük ve aşçı kepi günün sonunda bize hatıra verildi.

Ve günün sonunda fırından çıkmış sıcacık ekmeklerden aldık. Günümüz dünyasında market ekmekçisi olmuşuz, böyle mis gibi ekmek kokusunu hissetmeyeli çok uzun zaman olmuş.

Çok keyifli bir gündü, Kafes Fırın'a ve bu etkinliği düzenleyen Kafes Firin Sosyal Medya ekibine çok teşekkürler.