Sayfalar

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Pegasus'da kampanya var

Balkanlar yazıma ara vermek istemezdim ama benim gezme dürtümü habire dürten Pegasus'daki kampanyalardan sizi haberdar etmek istedim.19 TL ye yurt içi 29 € ya yurt dışı bilet var. Otobüsten ucuz, gezmek için yeni yerler keşfetmek için bahane... Belki siz de ucuz biletin büyüsüne kapılıp bilet alırsınız ve başka ülkeleri gezdikçe beni anarsınız:)

21 Temmuz 2013 Pazar

Mostar



Saraybosna’dan sonra, Mostar'a gittik. Mostar bu bölgede görülmesi gereken yerlerden. Mostar köprüsünün sağında solunda kafeler var. Zamanınız varsa bence keyif yapmak için güzel yerler. Karnımız tok ve zamanımız az olduğu için biz sadece dondurma yedik. Esnaf çat pat Türkçe konuşuyor. Normalde köprünün üzerinden turistlerden para almak için suya atlayanlar oluyormuş, biz gittiğimizde yoktu. Mostar’da Türk Evi tabelasını görünce hemen görmeye gittik. Bildiğin Türk Mimarisi…Mostar’da sokaklarda biraz gezindikten sonra, yolumuz uzun diye yola çıktık….








Hatırlatmakta fayda var, yollarda 60 km vs hız sınırı var. Yolları bilmediğiniz ve dağlık virajların olduğu düşününce burada 1 saatte aldığınız yolu orada rahat 2 saatte aldığınızı söylemem gerekli. Bir de araba kullanacaklara önemli bilgi: Saraybosna’da araba kullanırken kesinlikle farlarınız açık olmalı, aksi takdirde ceza kesilmesi çok büyük ihtimal. Emniyet kemerini esasında söylemeye bile gerek olmamalı ama maalesef hala emniyet kemeri takmayan kişiler var. Burada da takılması gerekli. Balkanlarda genel izlenimim kurallara çok güzel uyuyorlar ve korna çalmıyorlar…Beklenmedik yerlerde polis çevirmesi olabiliyor. Biz denk gelmedik ama başka yerlerde okuduğum kadarıyla, ceza kestikleri zaman aman paramı ödeyeyim devam edeyim olmuyormuş. Bir devlet binasına gidip işlem yapmak gerekiyormuş. Bu tatilde gereksiz yere harcayacağınız zaman demek. O yüzden aman diyeyim kurallara uyun:)

Yola çıkmadan önce, gece hava kararınca her ne kadar araba kullanmayalım diye düşünsek de ister istemez gece geç saatlerde yol aldık. Buradan eşime de teşekkür ederim. Dünya kadar yol yaptı ve ben yanında mümkün olduğunca harita okuyup, levha takip ettim. Tabi bazı levhaları kaçırınca kriz yaşamadık değil:)

Gece neredeyse saat 23:00’e yakın bir saatte Trebinje’ye vardık. Büyük bir şehir, insanlar sokaklarda, çok güzel binalar var. Akşam internetten Motel Acimovic'i bulduk. Merkeze biraz uzak olsa da odamız çok büyüktü ve çok temizdi. Otel sahibi de sabah kahvaltıyı servis eden kişi de çok güler yüzlüydü. Kahvaltı tatmin edici idi. Hatta yaptıkları omlet enfesti. Oda başına ödediğimiz ücrette çok düşüktü. Buradan memnun bir şekilde ayrıldık. Sırada Karadağ'a var...

Belgrad




Belgrad’a Zvornik sınır kapısından kolayca geçtik. Belgrad’ın gece hayatı çok güzel dense de biz geç bir saatte gidince, direk otel bulup uyuduk. Oteli önceden ayarlamadığımız için, booking.com u açtık, kriterlerimiz merkezi olması ve otoparkının bulunmasıydı… Tash Butik Otel’de kaldık. Butik otel dendiğine aldanmayın, Türkiye’de butik oteller gerçekten güzel. Burasından öyle bir beklentinizin olmaması lazım. Park yeri dediği de otelin önündeki iki arabalık yer, eğer o iki arabalık yerin dışına park ederseniz, cezayı otel karşılıyor. Sabahleyin arabamızda bizi ceza bekliyordu:) Resepsiyondaki kişi cezayı aldı,biz ödeyeceğiz dedi. Herhalde öderler diye düşünüyorum:) Otel temizdi, oda çok küçüktü. Şehir merkezine yakın bir lokasyonda olması ise avantajdı. Beklentisi düşük olanlara tavsiye ederim.

 Belgrad’a daha önceden de gelme fırsatım olmuştu. O zaman da şimdi de düşündüğüm şey aynı…Avrupa havası var ve kadını erkeği çok ama çok güzeller… Bence Rusların güzel diye adı çıkmış, Ruslar'a güzel diyenler bir de Belgrad’ın kızlarını görmeliler:) Sava Kilise’sini gördük, önceden gittiğimde kapalıydı, şimdi içine de girdim, tadilat devam ediyordu. Çok etkileyici bir kilise olduğunu söyleyemem.



 Sonrasında bizim İstiklal gibi meşhur caddesi olan Khez Mihailova Caddesi'ne gittik.Alışveriş yapmak isteyenler için güzel dükkanlar var. Yurt dışı gezilerinde gezmeye geldik, alışverişe değil mantığıyla hareket eden bir çift olduğumuz için, yoldan geçerken vitrinlere göz atmak dışında alışveriş ile bir bağımız olmuyor. Bu cadde boyunca hediyelik eşya satan küçük büfeler var. Mıknatıs, rüzgar gülü, biblo vs. Ben daha önceki gelişimde aldığım için bu sefer buradan almadık. Yemek için de gözünüze güzel gelen bir yere oturabilirsiniz. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi cadde ortasında küçük yuvarlak masalar yanlarında sandalyeler, keyifli gözüküyor. Biz beğendiğimize oturduk ama aklım Vapiano'da kaldı. Belgrad'da var, yemekleri de güzel gözüküyordu. Biz yürüdükten sonra, tekrar Vapiano'ya dönmediğimiz için başka yerde yedik.



 Bu da yolda gördüğümüz bir cafenin vitrini. Çok şirin değil mi?



Orada gözümüze güzel gözüken bir restorana oturduk, yemeğimizi yedik. Bir şehirden keyif almak bence biraz da aceleye getirmeden yol üstünde geleni geçeni izleyebileceğin, havasını koklayabileceğin bir yerde oturmaktır. Yemek için baya oturduk, serinlemek için limonata söyledik. Limonata biraz vasattı. Limonatanın içine nane at, yeşil elma dilimleri at biraz süsle püsle değil mi ya…Bizimki gayet doğaldı, içinde çekirdeği de vardı, şekeri de arzuna göre kendin ekliyorsun. Yemekler ise güzeldi. Eşim özellikle keyifle yedi.




Sonrasında ise Kalemeydan adlı yere gittik. Tepeden manzarası çok güzel.



Hansel ile Gretel Nasıl Olduk?

Dönüş yolunda rotamızı belirledik, garmine de yazdık. Sonrasında bizi bir ara yola soktu. Bildiğin toprak yol, biraz gittik boşver geri dönmeyelim devam edelim dedik. Sonrasında zaten istesek de dönemeyeceğimiz bir yola girmiş olduk. Ev yok, yol yok, ormanın içi, ancak tek bir aracın geçebileceği ve o tek aracın allah bilir daha önce ne zaman geçtiği belli olmayan bir yol, toprak yol bitti, taşlar başladı. Topu topu 10 kilometre belki ama benim için ızdırap yolu oldu. Taşlık yolda lastik patlasa hiçbir şey yapamayız. Veya bizi birisi öldürse, kimse bizi bulamaz, hayatımda bu kadar gerildiğimi bilmiyorum. Bir zaman sonra bir ev gördük. Kocaman bir köpek havlamaya başladı. İki Sırp evden çıktı, ben arabada koltuğa resmen yapışmışım, eşim indi arabadan. İngilizce bilmiyorlar. Artık beden dili ile anlaşma noktasına geldik. İleride yol var mı yok mu vs…Devam edin tarzında bir şeyler dediler. Nereli olduğumuzu sordular. Türk desen bir türlü demesen bir türlü. Eşim Türküz dedi. Eşim sempatik karşıladıklarını düşünüyor, ben pek anlamadım. Neyse devam edin dedikleri yol, asfalt bir yola çıktı sonunda… Resmen Hansel ile Gretel olacaktık. Böyle bir maceramız oldu bizim de:) 


Belgrad  ile ilgili detaylara girmiyorum. Önceden nasıl olsa yazmıştım diye…. İsteyenler buradan ulaşabilir.

Belgrad’dan sonra tekrar Saraybosna’ya döndük. Saraybosna’yı gezdik. Umut tüneline gittik ama gezinin son günlerinde Saraybosna’yı daha kapsamlı gezdiğimiz için, şimdilik Saraybosna’yı burada noktalıyorum. Nasıl olsa devamı gelecek...

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Balkanlar Başlasın....

Geçen aylarda Pegasus'da kampanya olduğunu görünce, hemen nerelere gitsek ne yapsak diye ülke ülke biletlere bakmaya başlamıştım. Saraybosna'ya ucuz bilet olunca, hem görmek istediğimiz yer olması hem de vize istememesi sebebi ile anında biletlerimizi aldım.

Normalde plan yapan, gitmeden araştıran, otel rezervasyonları çok önceden yaptıran biriyim. Bu sefer bu özelliğimi bir kenara bırakıp, kervan yolda düzülür biraz da macera olsun diyerek, çıktık yola. Ne araba kiraladık ne de otel rezervasyonu yaptık. Ve iyi ki de öyle yapmışsız. Farklı ülkelere girip çıkınca, yolun ne kadar süreceğini bilemiyorsun o yüzden geçerken aaa burası ne hoş bir yermiş dediğin yerde kalmak daha güzeli...

Hadi başa dönelim...Geçen pazartesi günü Saraybosna'da inince, havaalanında yer alan araba kiralama şirketlerine gittik. Hertz'den kiraladık. Farklı ülkeleri gezmek istiyorsanız, yeşil bir belgesi olması gerekiyor aracın, araba kiralayacaksanız muhakkak sorgulayın. Pazartesi'den Pazar' a kadar 700 KM'ye yani TL cinsinden 900 TL civarı ödedik. Bu ücrete ek olarak, Garmin navigasyon cihazı aldık. Bir de araç sigortası yaptırdık. Arabamızı alır almaz, havalimanının yakınındaki bir benzinlikçiden detaylı bir yol haritası aldık. Ve sonra ver elini Belgrad olsun dedik.... Ama o kadar kolay olmadı malesef...Garmin'in haritası galiba güncel değilmiş, bizi ana yol yerine bir noktada ormanlık alakasız bir yola soktu. Yeni yerler görmek açısından muhteşem de oldu, öyle güzel yerlerden geçtik ki... Bosna Hersek'den Belgrad'a gidene kadar, çok güzel köyler gördük, doğasına bayıldık, yemyeşil kocaman dağlar, sanki bizim Dogu Karadeniz gibi...Bir de sürekli dağların arasından akan ırmaklar var...Manzara o kadar güzel ki...Gördüğüm görüntüleri beynimde dondurmak istedim.



En başta bütün geziyi tek bir yazıda yazmaya karar vermiştim baktım çok uzun olacak, bölmeye karar verdim. Sırada Belgrad var...

19 Temmuz 2013 Cuma

Pakmaya sosyal medyada hanımların çok yakınında.

Bazen aklınıza bir soru takılıverir, bilen kimse bulamazsınız.
Bazen yeni bir tarif ararsınız, istediğiniz gibisine rastlayamazsınız.
Sizinle aynı zevkleri paylaşan hanımlarla iletişimde olmak, ortak ilgi alanlarında buluşmak gibisi var mı?
Unutmayın, Pakmaya hep yanınızda!
Pakmaya sosyal ağları günün 24 saati, yılın 365 günü tazelenerek, güncellenerek her zaman elinizin altında, yanı başınızda.
Kısacası siz neredeyseniz biz de orada!

Tarifler, Pratik Mutfak, Pakmaya ürünleri, anket ve yarışmalarıyla:
mutfaginyildizi.com

Her gün birbirinden güzel tarifler, paylaşımlar ve 120.000'i aşkın beğeneniyle:
facebook/mutfaginyildizi

Kolay, anlaşılır, iyi sonuç veren uygulamalı tarif videolarıyla:
youtube/user/mutfaginyildizi

Ortak zevkleri paylaşan sizin gibi meraklıların katkılarıyla:
pinterest/mutfaginyildizi

Cıvıl cıvıl, dinamik, güncel ipuçları, önerileriyle:
twitter/mutfaginyildizi

Kurumsal bilgiler, Pakmaya’dan en yeni haberler ve ürünlerle:
pakmaya.com.tr

İnanın bu adresler çok işinize yarayacak.
Bize yazın, sorun, isteyin, katkı yapın. Daha iyisi için size her zaman açığız!
İletişimi hep sürdürelim...

Bir bumads advertorial içeriğidir.

30 Haziran 2013 Pazar

Bu aralar...

Bu aralar uğrayasım yok buralara...Gezi olaylarından sonra, biraz tadım tuzum kalmadı, o dönemde yazasım gelmedi...Bir şekilde devam ediyor hayat, ben de neden yazmıyorsun sorularını sonlandırarak, bir adım atıp yazmak istedim. Yoksa eylemsizlik prensibi gereği yazmadıkça daha çok yazmıyorsun esasında...

Yazmadığım sürelerde ne yaptım diye soracak olursanız, kısaca özetleyeyim. En basta hevesle başladığım Fransızca kursunu bıraktım. Esasında çok da iyi devam ediyordum:) Devam etmekten kastım, hafta sonu bütün yorgunluğa rağmen, erken kalkmak ve kursa gitmek. Ama o kadarla kalınca, eve gelip ders çalışmayınca olmuyor işte. İstedim ki vahiy gelsin veya hapı çıksın hapı yutayım ve hemen öğreneyim, işten eve yorgun gelince, kitabın defterin kapağını açmadım. Sonuçta konular ilerleyince kendimi başarısız hissettim ve başarısızlık hissini hiç sevmedim belki Eylül gibi tekrar başlarım.

Bir senedir tatil istiyorum deyip duruyordum, 08 Temmuz günü yola çıkıyoruz. Saraybosna'ya gideceğiz. Tembellik konusu burada da üzerimde. Normalde on kez bütün gezilecek yerlerin listesi çıkarılmış, tüm otel rezervasyonları yapılmış olurdu. Şimdi aylar öncesinden aldığımız bir bilet var ve sadece o kadar. Gidince araba kiralayacağız ve tatil planı yolda oluşacak. Eşim de ben de şu aralar bir şeyin üzerine yoğunlaşıp, ders çalışır gibi çalışmak istemiyoruz. Böylece araba kiralayınca nereyi beğenirsek orada kalacağız. Muhtemelen Saraybosna, Karadağ, Makedonya ve Sırbistan şeklinde bir rotamız olacak yani o kadar genel bir rota ki bu durumumuz vahim:)

Bir de ruh halime gelecek olursak, şu aralar her şeyden sıkıldım. Ege'de küçük bir köyün hayalini kuruyorum. Bazen alıp başımı gidesim var buralardan...Depresyonda da değilim ama bazen amannnn salla gitsin demek istiyorum. Bu da böyle bir yazı işte:)

fotokaynak

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Magnolia

Hayır hayır ne bir film adı Magnolia ne de bir kadın...Tatlı tabağının dibini sıyırabileceğiniz bir tatlı. Bir kaç aşamada yapıldığı için biraz uğraştırsa da herkesin bayıla bayıla yiyeceği bir tatlı. Hemen tarife geçeyim, yaz günleri hem soğuk servis edilmesi hem de içinde çilek olması sebebiyle çok hafif...

Aldınız mı kalemleri kağıtları? Hani annelerimizin tarif defterlerinde yazar ya Nihal'in kurabiyesi, Sevgi'nin böreği...İşte bu tatlı da yıllarca tarif listesinde durabilecek bir tarif...

Malzemeler:

5 yemek kaşığı toz şeker(Ben biraz şekerli severim, az şekerli sevenler 4 kaşık kullanabilir)
2 yumurta sarısı
2,5 su bardağı süt
1 vanilya
3 yemek kaşığı un
1 paket Dr. Oetker pasta kreması (Bu krema için de ilave 1.5 bardak süt kullanılıyor)
1 paket kedi dili (Yaklaşık 10 adet çıkıyor) (Başka tariflerde Eti Burçak bisküvi veya bebe bisküvisi de kullanılıyor, siz hangisini tercih ederseniz)
Yarım paket labne peynir
2 yemek kaşığı krema
15-20 adet çilek


Yapılışı:

İlk önce kedi dillerini rondoda un haline gelinceye kadar küçültün.

Pasta kreması ile 1.5 bardak soğuk sütü bir kapta karıştırın. Karıştırdıkça pasta kreması kıvamını alacaktır. Bir tencereye de şeker, yumurta sarıları, un ve sütü koyarak karıştırın. En başta biraz kaynar ateşte karıştırın, hafif koyulaşmaya başlayınca altını kısın.  Fokur fokur kıvamlı bir muhallebi kıvamına gelince içine labne peyniri atıp karıştırın, sonra da pasta kremasını ve vanilyayı ekleyin. Hepsi iyice birbirini özümsemiş hale gelince, 2 yemek kaşığı kremayı ilave edin ve tekrar karıştırın.

Borcama koyunca, servis ederken dağılıp yampiri yumpiri bir şeye döneceğinden, ben viski bardaklarını tatlı tabağı olarak kullanmaya karar verdim. Viski bardaklarına dolu dolu koyunca, 5 kişilik tatlı çıkmış oldu. En başta biraz magnolia kremasından bardağın dibine koydum, sonra üstüne un haline gelmiş kedi dilini ve çilek parçalarını attım. Yine krema ve yine kedi dili ile çilek koyduktan sonra, son kremayı ilave ettim ve üstünü çileklerle süsledim. Biraz önce yedik, eşim de ben de çok beğendim. Hadi bakalım afiyet olsun!