Konusunu kısaca özetleyecek olursam Oscar Schindler adlı bir iş adamının Polonya'da kurduğu fabrika sayesinde 1100 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Bir cümle ile anlatınca ne kadar basit oldu halbuki... O kadar insan ölürken, filmin sonlarında "1 insan daha" dediği sahneler veya kırmızı paltolu kızın cesedinin yakılması...Her sahneyi izleyişinizde resmen boğazınızda bir düğüm oluşacak... Çok da anlatmak istemiyorum ama ölmeden izlemeniz gereken film listelerinin başında gelmesi gereken bir film....
26 Nisan 2013 Cuma
Schindler's List
Hayatımda izlediğim belki de en güzel film, yıllardır bu film aklımda olmasına ve film zevkine güvendiğim arkadaşlarımın o kadar anlatmasına rağmen daha da merak etsem de ancak fırsat bulup izleyebildim. Film o kadar etkileyici ki çoğu yerde içinizde bir yerlere dokunuyor, o dönem yaşananların gerçek olduğunu düşününce eliniz ayağınız buz oluyor. Ne diyeyim ki film gerçek bir hikayeden alınmış ve çok da güzel bir film olmuş.
Konusunu kısaca özetleyecek olursam Oscar Schindler adlı bir iş adamının Polonya'da kurduğu fabrika sayesinde 1100 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Bir cümle ile anlatınca ne kadar basit oldu halbuki... O kadar insan ölürken, filmin sonlarında "1 insan daha" dediği sahneler veya kırmızı paltolu kızın cesedinin yakılması...Her sahneyi izleyişinizde resmen boğazınızda bir düğüm oluşacak... Çok da anlatmak istemiyorum ama ölmeden izlemeniz gereken film listelerinin başında gelmesi gereken bir film....
Konusunu kısaca özetleyecek olursam Oscar Schindler adlı bir iş adamının Polonya'da kurduğu fabrika sayesinde 1100 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Bir cümle ile anlatınca ne kadar basit oldu halbuki... O kadar insan ölürken, filmin sonlarında "1 insan daha" dediği sahneler veya kırmızı paltolu kızın cesedinin yakılması...Her sahneyi izleyişinizde resmen boğazınızda bir düğüm oluşacak... Çok da anlatmak istemiyorum ama ölmeden izlemeniz gereken film listelerinin başında gelmesi gereken bir film....
Yazinin konusu sunlari icerir
Almanya,
Film,
Film İzle,
İzlediklerim,
Nazi,
Ölmeden Önce İzlenmesi Gerekenler,
Schindler's List,
Yahudi Soykırımı
24 Nisan 2013 Çarşamba
Deli Yengeç
Ankara'da meze yemek için gidilmesini tavsiye edeceğim bir yer Deli Yengeç. Filistin Caddesi'nin başlarına doğru solda kalıyor. Çok büyük bir yer değil, keyifli döşenmiş, samimi bir havası var. Rakı eşliğinde keyifli sohbetlerin bol olacağı bir yer, canlı müzik olmaması da avantaj rakı sofrasında sohbeti tercih edenler için. Yemekler için ise şimdiden uyarıyorum, görsel bir şölen başlıyor, karnı aç olanlar bundan sonrasını okumasın:)
Önce soğuk mezelerle başladık, girit ezmesi çok güzeldi, yeşil salata ise balık restoranları içinde yediğim en güzellerinden biriydi, yeşil salatayı yapmak esasında çok kolay gözükse de sosu, sunumu bir bütündür, burada çok güzel yapmışlar. Mezelerin adını söyleyerek almadık, görerek seçtik bu sebeple isimlerini tek tek yazamayacağım. Bunun haricinde marine edilmiş levrek baya başarılıydı. Şu kapama dolma gibi olan şeyin içinden de kurutulmuş domatesler çıkıyor, sürpriz yumurta gibi:)
Önce soğuk mezelerle başladık, girit ezmesi çok güzeldi, yeşil salata ise balık restoranları içinde yediğim en güzellerinden biriydi, yeşil salatayı yapmak esasında çok kolay gözükse de sosu, sunumu bir bütündür, burada çok güzel yapmışlar. Mezelerin adını söyleyerek almadık, görerek seçtik bu sebeple isimlerini tek tek yazamayacağım. Bunun haricinde marine edilmiş levrek baya başarılıydı. Şu kapama dolma gibi olan şeyin içinden de kurutulmuş domatesler çıkıyor, sürpriz yumurta gibi:)
Gelelim ara sıcaklara...Tarçınlı keçi peyniri, ilk defa yediğim bir şey, yoğun bir tadı var, bu sebeple aşağıdaki tabak dört kişiye rahatlıkla yeter, sıcak tüketilmesi gerekir, peynirli meze sevenlere tavsiyemdir.
Aşağıdaki üçleme ise muazzam, kalamar, levrek ve balık köftesi... Sıcacık, tam kıvamında pişmiş, içinin doluluğu, sosu, lezzeti on numara beş yıldız!
Sarılı somonu yememizi Duygu foursquareden önermişti, o an mümkün değil yiyemem yer kalmadı başka sefere desem de masaya önceden sipariş verildiğini öğrenince ve masaya siparişimiz gelince tabi ki tadına baktım, çok güzeldi, bu somonlu sarmayı da başka yerde denememiştim, başarılı tavsiye ederim.
Bunların haricinde diğer ara sıcaklar...
Ve kapanış...Yalı Çapkını... Ne kadar tok olursanız olun hatta dün bana olduğu gibi çok yemekten gözleriniz dolsun ama yine de kapanışı dondurmalı yalı çapkını ile yapmadan gelmeyin...
Yazinin konusu sunlari icerir
Ankara,
Ankara rakı balık,
Balık,
Ege mezeleri,
keyifli akşam yemeği,
Mekanlar,
mezeler,
Rakı balık nerede,
Restaurant,
Restoran
23 Nisan 2013 Salı
Şurdan Burdan Dandiridan....
Hava güzel sanki bugün cumartesi...Güzel bir müzik eşlik ediyor bana...Hafta sonu kurs vs ve hafta içi de yoğun bir işim olduğu için böyle hafta içi bir gün çok iyi geliyor. Bu aralar ne mi yaptım? İş için İstanbul'a gittim, çok kısa da olsa bir Taksim'e uğradım, çok özlemişim güzel şehri...Keşke zamanım olsaydı biraz tadını çıkartsaydım...
Şimdi kapı pencere açık eve temiz hava girsin diye...Kuş sesleri güzel bir huzur veriyor...Birazdan keyifle içeceğim demleme çayımı da koyacağım...Oh mis:) Yalnız itiraf etmeliyim şimdiden ne kadar keyif alsam da yazlıkçıların doluşmadığı güneyde bir sahil kasabasında olup, akşam güneşi yüzünden uykulu uykulu kitap okumayı isterdim. İsteğim yukarıdaki resimken; gerçekliğim alttaki resim...
Oyyy oyy oyy!Tatilim geldi...
Şimdi kapı pencere açık eve temiz hava girsin diye...Kuş sesleri güzel bir huzur veriyor...Birazdan keyifle içeceğim demleme çayımı da koyacağım...Oh mis:) Yalnız itiraf etmeliyim şimdiden ne kadar keyif alsam da yazlıkçıların doluşmadığı güneyde bir sahil kasabasında olup, akşam güneşi yüzünden uykulu uykulu kitap okumayı isterdim. İsteğim yukarıdaki resimken; gerçekliğim alttaki resim...
Oyyy oyy oyy!Tatilim geldi...
9 Nisan 2013 Salı
İşe Alım Mülakatı
Heineken işe alım mülakatları ile ilgili bir video hazırlamış bence çok eğlenceli...Esasında soruların ve cevapların da ne kadar klasik olduğunu gösteriyor...Sence seni neden işe alalım? Tanıdık geldi değil mi bu soru:)
Ben üniversiteden mezun olmadan önce, iş görüşmelerine hazırlık amacıyla sunum hazırlama ve mülakat becerileri dersi almıştım. O zaman da bu tarz sorular soruyorlardı. Şimdi insan kaynaklarında çalışıyorum, evet ben de soruyorum zaman zaman:)
Ben bu videodan keyif aldım, sizin de keyif almanız dileğiyle...
Ben üniversiteden mezun olmadan önce, iş görüşmelerine hazırlık amacıyla sunum hazırlama ve mülakat becerileri dersi almıştım. O zaman da bu tarz sorular soruyorlardı. Şimdi insan kaynaklarında çalışıyorum, evet ben de soruyorum zaman zaman:)
Ben bu videodan keyif aldım, sizin de keyif almanız dileğiyle...
1 Nisan 2013 Pazartesi
Kimler Erdal'ı Hatırlar Acaba?
Bazı insanlar esasında bir albüm yaparlar ve hayat boyu o albüm ile hatırlanırlar, belki bir çok kişi başlığı okuyunca Erdal mı o kim ya diyordur...Bu akşam biraz nostalji akşamı...1989 Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması'ndan Erdal...Gittin Gideli....Eski videolarına bakınca diğer şarkılarını de dinledim, dinleyince anımsadım.. Videolar arasında gezinirken esasında ne güzel günlerdi dedim..
Ve akşam akşam yüzümü güldüren şarkı...Klibi izleyince gülümseyeceksiniz:)
Seytanın Bacağını Kırmak
Her gün içimde bloga yeni yazı yazma hevesim var, adı üstünde heves galiba, çünkü sadece niyetleniyorum ve hayata geçiremiyorum. En son kardeşim konuyu açtı, her sabah bloğuna giriyorum yeni bir yazmış mısındır diye sonra bakıyorum ve hevesim kaçıyor dedi. Bir zahmet yazmaya devam et diye beni gaza getirdi. Bu akşam da bin bir hevesle bloğa girdim, takip ettiğim kişiler neler yazmış diye okudum. Uykum geldi yorgunluktan galiba...Bilgisayarı kapatmaya yeltenirken şeytanın bacağını kır, iki satır bir şey yaz dedim...Öyle işte belki bir başlangıç olur...
Son bir kaç ayda çok az yazıyorum, kendi işimin yoğunluğu, eşimin açtığı yerin yoğunluğu vs...Hafta sonları bildiğiniz gibi kursa yazılmıştım, en büyük azmim şuanda o, oturup ders çalışmadığım için milyon tane Fransızca konu birikse de ben cumartesi-pazar öğlene kadar uyumayı seven, yastık görse uyuyacak biri olan ben hafta sonları erkenden kalkıp kursa gidiyorum. Tabi zorlanıyorum, derste arada kahve, portakal suyu vs ne bulduysam içiyorum. Spor konusunu ise hiç açmayalım, kendimce milattı spora yazılmıştım, evet aferin bana bir kere havuza girdim yetti gari:)
Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi esasında tatile çıkmak istiyorum, biraz uzaklaşmak, bir şeyleri yetiştirme veya bir yerlere yetişme derdi olmadan, sadece o anı yaşadığımı hissedeceğim bir tatil istiyorum...Yazarken bile deniz kokusu duymak istedim...
Son bir kaç ayda çok az yazıyorum, kendi işimin yoğunluğu, eşimin açtığı yerin yoğunluğu vs...Hafta sonları bildiğiniz gibi kursa yazılmıştım, en büyük azmim şuanda o, oturup ders çalışmadığım için milyon tane Fransızca konu birikse de ben cumartesi-pazar öğlene kadar uyumayı seven, yastık görse uyuyacak biri olan ben hafta sonları erkenden kalkıp kursa gidiyorum. Tabi zorlanıyorum, derste arada kahve, portakal suyu vs ne bulduysam içiyorum. Spor konusunu ise hiç açmayalım, kendimce milattı spora yazılmıştım, evet aferin bana bir kere havuza girdim yetti gari:)
Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi esasında tatile çıkmak istiyorum, biraz uzaklaşmak, bir şeyleri yetiştirme veya bir yerlere yetişme derdi olmadan, sadece o anı yaşadığımı hissedeceğim bir tatil istiyorum...Yazarken bile deniz kokusu duymak istedim...
15 Mart 2013 Cuma
Boteco'muz Açıldı
Sayın izleyiciler, herhalde hiç bir postu bu kadar mutlulukla yapmadım. Şu an Bistro Boteco'da oturmuş, biramı yudumluyorum. Şimdi bütün masalar dolu, kişiler işten çıkmış, yemeklerini yiyerek, içkilerini içiyorlar. Bildiğin mutluyum, çünkü üç gün öncesine kadar, burası kapalı bir yerdi. Hadi hikayenin başına saralım....
Büyük bir çoğunluğun ileride bir yer açmak gibi bir hayali vardır, biz de ne zaman keyifli bir yere gitsek, keşke bizim de kendi yerimiz olsa derdik, ileride muhakkak kendimize ait bir yer olsun diye düşünürdük, galiba gönülden istemişiz. Süreçler öyle hızlı gelişti ki karar vermemiz bir anda hızlandı. Önce Bistro Boteco'nun yerinden bahsetmeliyim, Ankara'yı bilenler bilir, Tunalı Hilmi Caddesi'ne çıkarken, Kebap 49'un olduğu sokakta çok güzel bir dükkan bulduk, biz bulduğumuzda kebapçı idi. Ankara'yı bilmeyenler için İstanbul'dan örnek verecek olursam, İstiklal Caddesi'nde Asmalımescit gibi merkezi bir yer diyebilirim. Kebapçı hali ile görünce, yeri çok güzel olsa da gerisi kişinin hayal gücüne kalıyor :) Biz hemen devir işlemlerini yaptık ve proje çizimleri, inşaat süreci, dekorasyon vs süreci başladı. Evet çok yorucuydu, düşünün ki yeni evlenirken bile, yok evin kaleboduru yok parkesi diye düşünürken, burasını evlenen 2 kişi haricinde, farklı farklı bir sürü kişinin kullanacağı bir yer olacağını düşünecek olursak, haliyle biz de kendimizce en iyisi olması için çabaladık. Bahçe bölümünde yerde bulunan çinilerden tutun da, burada yukarıdan sarkan ampullere kadar...Dekorasyon amacıyla kullanacağımız içkiler için antika pazarlarına gittik, fondü tabağı için bir sürü yer gezdik. İçimize sinene kadar...Yeter ki içimize sinsin dedik:)
Özellikle isim içimize sinene kadar birbirimize karşı en acımasız insanlar olduk. Bir anda insanın aklına mekanın ismi şu olsun diye bir fikir geliyor, tamam işte bu süper kesin herkes beğenir diyorsun, o gazla söylüyorsun, yok o güzel değil diyorlar, bütün moralin bir anda çöküyor. Sonra başka birimiz isim bu olsun diyor, aman efendim onun söylenişi güzel değilmiş vs diyorsun. Tabi işin bir de marka başvurusu süreci var. Gel zaman git zaman sonunda içimize çok sinen bir isim bulduk, tam anlamıyla bütünleşen. Boteco....Brezilyalıların mahalle barlarına verdikleri isim. Orada yaşayanların işten çıktıktan sonra, yemeklerini yedikleri, arkadaşları ile buluşup bir kadeh içki içtikleri, gittikleri zaman tanıdıklarını gördükleri mahalle barı...Bizi daha iyi özetleyemezdi, tam anlamıyla istediğimiz buydu. Gelenler kendilerini rahat hissetsinler, günün stresinden uzaklaşsınlar ve tüm bunlar olurken, güzel müzik eşliğinde güzel yemekler yesinler...
Ve 13 Mart günü açılışımızı yaptık, sadece kendi tanıdıklarımızla, sevdiklerimizle olmak istedik. İyi ki de öyle yapmışız. İçeride adım atacak yer yoktu, sevdiklerimiz bizi çok mutlu etti, bizim hayalimizi gerçekleştirdiğimiz gecede bizleri yalnız bırakmadılar...Benim için bu özel günde blog yazan arkadaşlarım ve sosyal medyadan tanıdığım arkadaşlarım katılımları ile yüzümüzü güldürdüler. Bazen birbirimizi , kişisel özelliklerimizi, özel hayatlarımızı çok az tanısak da, blog yazan kişiler olarak, desteğe en ufak ihtiyaç duyulduğunda, başka bir blog yazan kişinin destek olacağını bilmek çok güzel. Bu açılış gecesi de bunun kanıtıydı. Bu yazı ile aşağıda linklerini paylaşacağım canım arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Bugün ilk cuma günümüz...Ve bu postu yazarken arada bir başımı kaldırıp etrafa bakıyorum ve yüzüm gülüyor. Masalarda sohbetler koyulaşmış, dozunda müzik...Masalara yemekler gidip geliyor, artık içkilere geçilmiş....Galiba hayalimiz gerçek oluyor, Ankara'da yaşayanları veya yolu Ankara'ya düşenleri ağırlamaktan mutluluk duyacağız. Uğramak isterseniz adresimiz Bülten Sok. No:9 (Kebap 49'un bir kaç bina yukarısında, solda)
Ve güzel bir geceye kadeh kaldıran blog yazan/ sosyal medya danışmanı arkadaşlarım :
AliceinShoppingland
BuBenimPartim
İçimdekiKelebekler
GülFatma
HandeNeYapıyor
HayataDairYaşadığımızHerşey
KelebeğinDiyeti
KendinYap
KovaKadınıyımBen
MeyranınGemisi
OradanBuradanHayattan
OzelOytunTürkoğlu
OmerKarapınar
SSDesignButik
ZülalAteş
Sosyal Medyada Bistro Boteco
facebook : @botecoankara
twitter: @botecoankara
instagram: @botecoankara
Büyük bir çoğunluğun ileride bir yer açmak gibi bir hayali vardır, biz de ne zaman keyifli bir yere gitsek, keşke bizim de kendi yerimiz olsa derdik, ileride muhakkak kendimize ait bir yer olsun diye düşünürdük, galiba gönülden istemişiz. Süreçler öyle hızlı gelişti ki karar vermemiz bir anda hızlandı. Önce Bistro Boteco'nun yerinden bahsetmeliyim, Ankara'yı bilenler bilir, Tunalı Hilmi Caddesi'ne çıkarken, Kebap 49'un olduğu sokakta çok güzel bir dükkan bulduk, biz bulduğumuzda kebapçı idi. Ankara'yı bilmeyenler için İstanbul'dan örnek verecek olursam, İstiklal Caddesi'nde Asmalımescit gibi merkezi bir yer diyebilirim. Kebapçı hali ile görünce, yeri çok güzel olsa da gerisi kişinin hayal gücüne kalıyor :) Biz hemen devir işlemlerini yaptık ve proje çizimleri, inşaat süreci, dekorasyon vs süreci başladı. Evet çok yorucuydu, düşünün ki yeni evlenirken bile, yok evin kaleboduru yok parkesi diye düşünürken, burasını evlenen 2 kişi haricinde, farklı farklı bir sürü kişinin kullanacağı bir yer olacağını düşünecek olursak, haliyle biz de kendimizce en iyisi olması için çabaladık. Bahçe bölümünde yerde bulunan çinilerden tutun da, burada yukarıdan sarkan ampullere kadar...Dekorasyon amacıyla kullanacağımız içkiler için antika pazarlarına gittik, fondü tabağı için bir sürü yer gezdik. İçimize sinene kadar...Yeter ki içimize sinsin dedik:)
Özellikle isim içimize sinene kadar birbirimize karşı en acımasız insanlar olduk. Bir anda insanın aklına mekanın ismi şu olsun diye bir fikir geliyor, tamam işte bu süper kesin herkes beğenir diyorsun, o gazla söylüyorsun, yok o güzel değil diyorlar, bütün moralin bir anda çöküyor. Sonra başka birimiz isim bu olsun diyor, aman efendim onun söylenişi güzel değilmiş vs diyorsun. Tabi işin bir de marka başvurusu süreci var. Gel zaman git zaman sonunda içimize çok sinen bir isim bulduk, tam anlamıyla bütünleşen. Boteco....Brezilyalıların mahalle barlarına verdikleri isim. Orada yaşayanların işten çıktıktan sonra, yemeklerini yedikleri, arkadaşları ile buluşup bir kadeh içki içtikleri, gittikleri zaman tanıdıklarını gördükleri mahalle barı...Bizi daha iyi özetleyemezdi, tam anlamıyla istediğimiz buydu. Gelenler kendilerini rahat hissetsinler, günün stresinden uzaklaşsınlar ve tüm bunlar olurken, güzel müzik eşliğinde güzel yemekler yesinler...
Ve 13 Mart günü açılışımızı yaptık, sadece kendi tanıdıklarımızla, sevdiklerimizle olmak istedik. İyi ki de öyle yapmışız. İçeride adım atacak yer yoktu, sevdiklerimiz bizi çok mutlu etti, bizim hayalimizi gerçekleştirdiğimiz gecede bizleri yalnız bırakmadılar...Benim için bu özel günde blog yazan arkadaşlarım ve sosyal medyadan tanıdığım arkadaşlarım katılımları ile yüzümüzü güldürdüler. Bazen birbirimizi , kişisel özelliklerimizi, özel hayatlarımızı çok az tanısak da, blog yazan kişiler olarak, desteğe en ufak ihtiyaç duyulduğunda, başka bir blog yazan kişinin destek olacağını bilmek çok güzel. Bu açılış gecesi de bunun kanıtıydı. Bu yazı ile aşağıda linklerini paylaşacağım canım arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Bugün ilk cuma günümüz...Ve bu postu yazarken arada bir başımı kaldırıp etrafa bakıyorum ve yüzüm gülüyor. Masalarda sohbetler koyulaşmış, dozunda müzik...Masalara yemekler gidip geliyor, artık içkilere geçilmiş....Galiba hayalimiz gerçek oluyor, Ankara'da yaşayanları veya yolu Ankara'ya düşenleri ağırlamaktan mutluluk duyacağız. Uğramak isterseniz adresimiz Bülten Sok. No:9 (Kebap 49'un bir kaç bina yukarısında, solda)
Ve güzel bir geceye kadeh kaldıran blog yazan/ sosyal medya danışmanı arkadaşlarım :
AliceinShoppingland
BuBenimPartim
İçimdekiKelebekler
GülFatma
HandeNeYapıyor
HayataDairYaşadığımızHerşey
KelebeğinDiyeti
KendinYap
KovaKadınıyımBen
MeyranınGemisi
OradanBuradanHayattan
OzelOytunTürkoğlu
OmerKarapınar
SSDesignButik
ZülalAteş
Sosyal Medyada Bistro Boteco
facebook : @botecoankara
twitter: @botecoankara
instagram: @botecoankara
Yazinin konusu sunlari icerir
Ankara Bistro,
Ankara Güzel Yemek,
Bar,
Bistro Boteco,
Boteco Ankara,
Kokteyl,
Restaurant
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















